X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Erdoğan'dan önemli açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Erdoğan'dan önemli açıklamalar

  • Giriş Tarihi: 29.12.2013 11:55 Güncelleme Tarihi: 29.12.2013 14:27

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Manisa Akhisar'da konuşma yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'de eskiden beri sadece bir avuç insandan oluşan bir sermaye yapılanması, aynı şekilde bu sermayenin kontrol ettiği bir medya yapılanması var. Türkiye'de kendi tabanının, seçmeninin değil bir avuç mutlu azınlığın kontrolüne giren siyasi yapılar var. Bu mutlu azınlık, geçmişte yurt dışındaki işbirlikçileriyle, tamamen kendi keyiflerine, çıkarlarına göre hükümetlerinin iş başına gelmesini ya da sürekli iş başında kalmasını istediler" dedi.

Başbakan Erdoğan, Manisa'nın Akhisar ilçesinde belediye önünde düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, yaklaşık 2 milyon liralık özel sektör, 25 milyon liralık da kamu yatırımının resmi açılışını yapacaklarını belirterek, eser, hizmet ve yatırımların ilçeye hayırlı olmasını diledi.

Akhisar'a yatırımların sürdüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, Akhisarspor'un başarısını ilgi ve takdirle izlediklerini, ilçede 12 bin seyirci kapasiteli stadyumun temelinin atıldığını, maliyeti 55 milyon lira olan stadyumun 2015'te tamamlanmasının planladığını aktardı. Erdoğan, "Bu arada İstanbul'un Kasımpaşasını gelip, Kasımpaşa'da bizi de 4-2 yenmek, o da bizi biraz üzmedi değil. Bu iş berabere de bitebilirdi. Neyse, 'iyi olan kazansın, iyi oynayan kazansın' diyoruz. Kazandıkları için de tebrik ediyoruz" diye konuştu.

12 Haziran seçimleri öncesinde Manisa'yı büyükşehir statüsüne kavuşturacaklarına dair söz verdiklerini ve bunu yerine getirdiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, Meclis'e büyükşehir belediyeleriyle ilgili tasarıyı getirdiklerinde CHP'nin karşı çıktığını söyledi. Erdoğan, "Çünkü bunlar anlamaz bu işten, bilmezler bu işi. Ben İstanbul'un büyükşehir belediye başkanlığını yaptım, bunun nasıl yapılacağını bilirim. Şu anda İstanbul, Kocaeli mülki idare sınırlarıyla belediyecilik yapıyor ve oluyor. Bu güzel örnekleri gördük. Çünkü oralarda AK Parti belediyeciliği var" dedi.

Valiliklerin ücra köylere kadar ulaşamadığını, muhtarların köylere hizmet götürecek imkanı olmadığını belirten Erdoğan, artık köylere, ilçe belediyelerinin bütün hizmetleri götüreceğini anlattı. Büyükşehir belediyelerinin de oluşturacakları içme suyu ve kanalizasyon idareleriyle köylere ulaşacaklarını, köylerdeki foseptik çukurlarının yerini kanalizasyonların alacağını anlatan Erdoğan, Manisa'nın mülki idare sınırlarının tüm hizmetleri alacağını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, Manisa'da doğalgaz kullanımının her geçen gün yaygınlaştığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"İstiyorum ki kömürün zehir kokusunu benim vatandaşım teneffüs etmesin. İstiyorum ki benim vatandaşım, benim Ayşe bacım, Fatma bacım, kömür atıklarını, küllerini artık teneffüs etmesin. Evlerde sadece bir odanın değil bütün dairenin ısındığı günleri hep birlikte yaşayalım. Kombinin düğmesine basıldığında tüm daire ısınsın, gönüllerin sıcaklığıyla bütünleşsin. Ben hep anacığımı hatırlarım. O da inerdi, evin beş kat altından, bodrumdan kömürü taşır, ondan sonra da bir de atıklarını temizler. Böyle bir hayat sürdüler. Artık bu hayatı anneler yaşamasın, bizler de yaşamayalım."

"MİLLİ İRADEYİ GASP ETMEK İSTEYENLERLE AMANSIZ BİR MÜCADELENİN İÇİNDE OLDUK"

"Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik" diyerek yola çıktıklarını anımsatan Başbakan Erdoğan, "Hizmete devam edeceğiz. Bunun için de sizden yetki istedik, siz bize yetki verdiniz" dedi.

Her geçen seçimde AK Parti'nin oy trendinin yükseldiğini, son seçimde de Türkiye'de iki seçmenden birinin AK Parti'ye oy verdiğini vurgulayan Erdoğan, bunların hepsinin birer güvenoylaması olduğunu söyledi. Birilerinin milli iradenin güçlenmesini, demokrasinin Türkiye'de güç kazanmasını hazmedemediğini, demokrasinin ileri standartlara taşınmasına tahammül edemediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Milli iradeyi gasp etmek, demokrasiyi rafa kaldırmak isteyen çevrelere, örgütlere, çetele karşı amansız bir mücadelenin içinde olduk. Türkiye'ye, sadece ve sadece sizin yani milletin istikamet çizmesini sağlamak için elimizden geleni yaptık" ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte kardeş olacağız" dediklerine işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Türkiye'de eskiden beri sadece bir avuç insandan oluşan bir sermaye yapılanması var. Aynı şekilde bu sermayenin kontrol ettiği bir medya yapılanması var. Türkiye'de kendi tabanının, seçmeninin değil bir avuç mutlu azınlığın kontrolüne giren siyasi yapılar var. Bu mutlu azınlık, geçmişte yurt dışındaki işbirlikçileriyle, tamamen kendi keyiflerine, çıkarlarına göre hükümetlerinin iş başına gelmesini ya da sürekli iş başında kalmasını istediler. Millet bunlara 'artık yeter' dedi. Ne zaman onların çıkarları zedelendiyse görevdeki hükümete, ellerindeki sermayeyle, kontrolleri altındaki medyayla, dışarıdaki işbirlikçileriyle saldırılar düzenlediler. Hükümetleri yıprattılar, ülkeyi yönetemez hale getirdiler. Siyaseti, her seferinde istedikleri gibi dizayn ettiler, tasarladılar. Bunlar milleti hiçbir zaman adam yerine koymadılar.

Bu CHP, benim vatandaşıma, milletime 'bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adamlar, bunlar anlamaz' dedi. CHP zihniyeti bu. CHP bu ülkede, kaymak takımının partisidir. 'Millet karar veremez, anlamaz, millet kim ki Türkiye'ye istikamet çizecek' diyorlar. Vah, vah, vah. Bunlara işte o lobiler, o örgütler, o çeteler destek veriyor. Onlarla yürüyorlar. AK Parti ile bu kirli oyun, bu kirli düzen çöktü. Bundan rahatsız oluyorlar."

"YOLSUZLUKLARIN OLDUĞU BİR İKTİDAR BUNU YAPABİLİR MİYDİ?"

AK Parti ile içeride ve dışarıda yeni bir dönemin başladığına, hesapların alt üst olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eskisi gibi kazanamaz, yüksek faizden yüksek gelir elde edemez oldular. Göreve geldiğimizde sadece faize ödenen para neydi biliyor musunuz? Yüzde 45. Şimdi yüzde 13. Bunun karşılığı 10 yılda 642 katrilyon. Bunlar memnun olurlar mı? Şimdi para kaybettiler, memnun olurlar mı?

Soruyorum sizlere, yolsuzlukların olduğu bir hükümet olsa bu hükümet milli gelir 230 milyar dolardan 800 milyar dolara çıkar mıydı? Soruyorum sizlere, Allah aşkına, 79 senede bu ülkede 6 bin kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz ise 10 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunu yapabilir miydi? Sadece cumhuriyet tarihinde yapılan okul ve dersliklerin yarıdan fazlasını biz 10 yıla sığdırdık. 205 bin derslik yaptık. Çocuklarımıza okuması için kitap bulamıyorduk değil mi? Şimdi ise biz, kitapları sıraların üzerine koyuyor muyuz? Ücretsiz olarak yavrularımız kitaplarını alıyor mu?"

"İŞTE GEZİ DEDİLER, CAM ÇERÇEVE İNDİRDİLER ŞİMDİ DE YOLSUZLUK ŞU BU DEDİLER GENE CAM ÇERÇEVE İNDİRMEYE GAYRET EDİYORLAR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " İşte gezi dediler, cam çerçeve indirdiler şimdi de yolsuzluk şu bu dediler gene cam çerçeve indirmeye gayret ediyorlar. Tutmayacak bu oyunlar" dedi.

Başbakan Erdoğan, Manisa'nın Akhisar ilçesinde yapımı tamamlanan bazı eserlerin toplu açılışı dolayısıyla düzenlenen törende, halka hitap etti.

"Biz yola çıkarken bir şey dedik; bu ülkede Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abhaza'sıyla, Boşnak'ıyla, Azeri'siyle, Arnavut'uyla ne olursa olsun, biz yarat yaratandan ötürü seviyoruz" diyen Erdoğan, "Bizde ayrımcılık yok. Biz yola çıkarken bir şey söyledik; etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik. Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik ve dinsel milliyetçilik de yapmayacağız dedik. Etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik, çünkü yarat yaratandan ötürü seviyoruz. Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik. batıda ne varsa doğuda da olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak dedik. 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları modern bir Türkiye olacak dedik" diye konuştu.

Dinsel milliyetçilik de yapmayacaklarını söylediklerini anımsatan Erdoğan, "Ne demek bu? Her inanç grubuna eşit mesafedeyiz. İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Musevi, ne olursa olsun, hepsinin inancı bizim güvencemiz altındadır dedik. Böyle çıktık yola. Bunların hangisinde bir eksiğimiz var, kim söyleyebilir" şeklinde konuştu.

"HÜKÜMETLERİ SİZ BELİRLİYORSUNUZ YA, BUNDAN RAHATSIZ OLUYORLAR"

"Tek millet" ifadesini de yineleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birisi çıkıyor Türk milliyetçiliği yapıyor, birisi çıkıyor Kürt milliyetçiliği yapıyor, birisi çıkıyor ben kumsalların partisiyim diyor. Biz ne Türk'ün, ne Kürt'ün, ne Laz'ın, ne Çerkez'in, ne Gürcü'nün, ne Roman'ın, ne Boşnak'ın, tüm milletin partisiyiz, 76 milyonun partisiyiz. Bizim farkımız bu. Tek bayrak, dedik. Tek bayrak. Bizim bayrağımızın rengi şehidimizin kanının rengidir. Hilalimiz, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldızımız, şehidimizin simgesidir. Şair diyor ya 'bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' Onun için tek vatan, diyoruz. Ve Rabia... Tek devlet, demek ki tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. İşte Türkiye. Bunlar, bundan rahatsız oluyorlar. Sizden rahatsız oluyorlar. Hükümetleri siz belirliyorsunuz ya, bundan rahatsız oluyorlar."

Başbakan Erdoğan, daha önce başörtülü öğrencilerin eğitimde yaşadıkları sıkıntıları hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Bu ülkede başörtülü yavrularımızı okullara sokmadılar. Okulların kapısından geri çevirdiler. Dediler ki, size kat sayısı koyacağız, kat sayısı engeliyle karşı karşıya bıraktılar. Yetmedi. 'Senin başın örtülü giremezsin' dediler, 'sen mürtecisin' dediler, giremezsin, 'siz bölücüsünüz, giremezsiniz'. Sabır, sabır, sabır... En sonunda hamdolsun, gün geldi, bu işler çözüldü ve şimdi başörtülü kızlarımız okullara giriyor mu? Şimdi başörtülü, başı açık hep birlikte kardeşçe normalleşen bir Türkiye'nin okullarında okuyor mu? Şunu söyleyeyim, hala bazı kendini bilmez öğretmen veya müdürler bunu gene engellemeye çalışıyor. Ama bize ihbarlar geldikçe gereğini yapıyoruz, onu da söyleyeyim, yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü bu normalleşmenin önüne dikilenler karşısında bizi bulurlar, bunu biliniz. Şu anda katsayısı diye bir şey var mı? Yok. Bütün öğrencilerimiz ister başı açık olsun, ister kapalı olsun hiçbir engele takılmadan, başarılıysa istediği üniversiteye girebiliyor mu? İşte normalleşme bu. Demek ki bu ülke bölünmedi. Ülke parçalanmadı. Hani bölünecekti, hani parçalanacaktı? Sevgi bu ya, saygı bu ya, şimdi bakın aynı aileyi bölmüşlerdi, şimdi bütünleşiyor. Bırakın, uğraşmayın, şekillerle uğraşmayın, ne giydiğine bakmayın, bırakın. İşte bunu hallettik biz. Kamuda, başörtülü başı açık beraber çalışıyor mu şimdi? Ne oldu, parçalandık mı, bölündük mü? Onlar da hak sahibi değil miydi bu ülkede? Okudular, yetiştiler, 'kamuya sen giremezsin.' Niye? Başın örtülü. Yıllarca bu zulmü yaptılar. Şuraya girersin, buraya giremezsin yıllarca bu zulmü yaptılar ya. Onlar bu ülkenin evladı, vatandaşı değil mi?"

"ARAMIZA FİTNE SOKMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ"

"Hamdolsun normalleşen bir Türkiye var, güçlenen bir Türkiye var" diyen Erdoğan, "El ele vereceğiz. Omuz omuza vereceğiz. Ama kardeş olacağız. Kardeşliğimize halel getirmek isteyenlere, aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz" ifadesini kullandı.

30 Mart'ın bir milat olmasını isteyen Erdoğan, "Buna var mıyız? Türkiye'nin inşası için bir başlangıç olsun, buna var mıyız? Ama çok çalışacağız. Hanım kardeşlerimden, özellikle ricam, çok çalışacağız. İnşallah bu gidişi siz değiştireceksiniz, buna inanıyorum. Gençler siz değiştireceksiniz, buna inanıyorum. Tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, siz değiştireceksiniz. Hep birlikte çalışacağız" diye konuştu.

"TUTMAYACAK BU OYUNLAR"

Farklı bir Türkiye'yi, özgürlük, demokrasi, yeni Türkiye'yi kalkınma noktasında hep birlikte inşa edeceklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelmeden önce, Türkiye'de enflasyon yüzde 30'du. Şimdi yüzde 6-7. Bunu kıskanıyorlar. Devletin ödediği borçlanma faizi yüzde 63'tü. Bunu kıskanıyorlar. Ah benim kardeşlerim, şu MHP, şu CHP'nin yavrusu DSP, yok öyle bir parti artık da, bunlar IMF'ye borçlandılar. Ne kadar? 23,5 milyar dolar. Ya yolsuzlukların içinde olan bir hükümet, bu parayı nasıl ödeyecekti? Bu parayı biz ödedik, biz. Onlar borçlandı, biz ödedik biz. Ah kardeşlerim yolsuzluklar içinde olan bir hükümet, soruyorum, başka örneğe gerek yok, milli bankamız, milliyetçiyiz diyorlar, sevsinler sizin gibi milliyetçiyi. Merkez Bankasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi ne var, 136 milyar dolar. Ya yolsuzlukların içinde olan bir hükümet bunu yapabilir mi? Ne bu CHP bu işten anlar ne MHP'si anlar, diğerlerini konuşmamıza gerek yok. Yeter ki biz el ele verelim. Bunların hepsi geçer. İşte gezi dediler, cam çerçeve indirdiler şimdi de yolsuzluk şu bu dediler gene cam çerçeve indirmeye gayret ediyorlar. Tutmayacak bu oyunlar. Biz 30 Mart'ta bunlara sandıkta gereken cevabı vereceğiz, sandıkta. Hep beraber. Buna hazır olduktan sonra mesele yok."

"17 ARALIK'TAN BU YANA 120 MİLYAR DOLAR MAALESEF ZARAR VAR. YAZIK DEĞİL Mİ, BUNU NASIL YAPARSINIZ?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "17 Aralık'tan bu yana 120 milyar dolar maalesef zarar var. Yazık değil mi, bunu nasıl yaparsınız? Böyle bir kampanyayı nasıl başlatırsınız? Bu bir çete olayıdır, bu bir örgüt olayıdır. Maalesef ana muhalefet de, yavru muhalefet de ele ele şu anda bu işi yapıyorlar" dedi.

Başbakan Erdoğan, Manisa'nın Akhisar ilçesinde belediye önünde düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirerek, şunları kaydetti:

"Sen Sosyal Güvenlik Kurumunun genel müdürlüğünü yaptın güya. Senin döneminde biz ilaç bulamıyorduk, ilaç. Yolsuzluklara gömüldün. 'Rahşan affı' ile çıktın kurtardın işini. Şu anda sen burada değildin. Bitmedi. Sen CHP'nin genel başkanlığına maharetinle gelmedin. Sen kendi genel başkanına bir skandal olan kasetle genel başkan oldun. Sen kaset genel başkanısın, kaset."

Kılıçdaroğlu'nun hukukun "beraat-ı zimmet asıldır" kaidesini bir kenara koyarak açıklamalarda bulunduğunu belirten Erdoğan, "AK Parti yolsuzluklarla mücadele ede ede bugüne geldi. Babamın oğlu olsa, evladım olsa, kim olursa olsun biz yolsuzlukla mücadeleden prim vermeyiz. Fakat şunu da söylemek zorundayım. Yolsuzluklara bulaşmamış insanları adeta yolsuzluğun içerisinde gibi gösterme gayretine girenleri de affetmeyiz. Çünkü o insanlar bu ülkede emeğini, gayretini ortaya koyuyorlar. Siz onları lekelemek suretiyle iftira at, tutmazsa iz bırakır mantığıyla o insanları lekelemeye hakkınız yok. Ve çok enteresan kimin kimle işbirliği içerisinde olduğunu gün ola harman ola, bunları da deşifre edeceğiz, bunları da ortaya koyacağız" diye konuştu:

"SAVCI MARJİNAL ÖRGÜTLERİN MİLİTANLARI GİBİ BİLDİRİ DAĞITIYOR"

Erdoğan, yargı sürecinin devam etmesine rağmen bir savcının soruşturmayla ilgili bazı belgeleri medyayla paylaştığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Başsavcının açıklamalarını gördünüz. Ne diyor savcı, için bir kısım medyayı da yanın alarak, böyle bir adli takip olabilir mi? Bunu yapıyor. Bu savcı kimin savcısı? Ondan sonra da bizim öğrencilik yıllarımızda olduğu gibi o uç örgütlerin, marjinal örgütlerin militanları gibi çıkıp adalet sarayının önünde bildiri dağıtıyor. Bir savcı böyle bir şey yapabilir mi? Ne zaman görüldü böyle bir şey? Bunlar nasıl adalet dağıtacak. Bunlar adil olabilir mi? Şimdi biz bu tür insanların, tabii ben düzgün, dürüst yargı mensuplarını tenzih ederim, asla bunlarla karıştırmam, bugüne kadar onların hepsini savundum. Ancak ben CHP zihniyetine mensup olan savcıların mağduruyum. Onların meşrebine, onların mizacına mensup olanların da mağduruyum, onu da söylüyorum. Bunların genlerinden ne var bunu da iyi bilirim. Çünkü şu andaki Başbakanınız, milli eğitimin kitaplarında olan bir şiiri okumak suretiyle içeri girdi. Ne oldu? Kimdi mahkum eden? İşte CHP zihniyetine mensup, şu andaki genel başkanın meşrebinden, mizacından olan kişilerin mağduruyum. Bu kadar açık konuşuyorum."

"RAHŞAN HANIM'A DUA ET. MERHUM ECEVİT'E DUA ET. ONLARIN AFFIYLA İŞİ YIRTTIN"

Kendisini mahkum edenlere "Hani siz fikir ve düşünce hürriyetine karşı değildiniz" diyerek seslenen Erdoğan, "Ziya Gökalp'e ait şiiri okudum. Bundan dolayı içeri girdi. Bunu yaşadım bu ülkede. Şu anda elinde silah olmayan insanlara terör örgütü mensubu demek kimin haddine ya. Ve utanmadan, sıkılmadan CHP'nin başındaki zat, dün kalkıyor yine aynı hezeyanları kusuyor. Delille konuş delille. Bilmeden konuşma, böyle leke atmakla, iftira atmakla bir yere varamazsın. Ama senin karakterin bunu gerektiriyor. Onun için bunları yapıyorsun, ve bununla bir şey elde edeceğini zannediyorsun. Dürüstsen belgeyle konuşursun. Ama unutma SGK genel müdürüyken yaptıkların hiçbir zaman silinmeyecek. Kimlere hangi tür ihaleler biliniyor. Rahşan Hanım'a dua et. Merhum Ecevit'e dua et. Onların affıyla işi yırttın" dedi.

"GEREK ANA MUHALEFET, GEREK YAVRU MUHALEFET VATANA İHANET İÇİNDE"

Tüm eleştirilere rağmen kendilerinin işlerine bakacaklarını vurgulayan Erdoğan, bir kesimin 17 bin kilometre bölünmüş yol ve Marmaray'ın yapılması ile üçüncü havalimanın yapılıyor olmasını hazmedemediğini dile getirdi.

Erdoğan, söz konusu projelerin ihaleleri alan firmaların 20-30 yıldır Türkiye'de iş yapan firmalar olduğunu ve kendi iktidarları döneminde ortaya çıkmadığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Şu anda bu işadamlarına atılan iftiralarla bu insanlar, soruyorum sizlere, yarın kredi alacaklar, bu krediyi nasıl temin edecekler. Bu tür saldırılar olursa bu tür lekeleme karalama olursa, bu insanlar geçmişine, bugününe bunlar bizim dönemimizde ortaya çıkmış müteahhit firmalar değil. Bu ülkede 20 yıldır, 30 yıldır bu işi yapan insanlar. Şimdi siz bunları lekeledikçe yurt içi yurt dışı bankalardan kredi almakta zorlanmayacaklar mı? Bunlar vatana ihanet içerisindeler değerli kardeşlerim. Gerek ana muhalefet, gerek yavru muhalefet vatana ihanet içindedir. Zira 642 milyar, eski rakamla 642 katrilyon bu ülkede devletin kasasında kaldı. Ama bak 17 Aralık'tan bu yana 120 milyar dolar maalesef zarar var. Yazık değil mi, bunu nasıl yaparsınız? Böyle bir kampanyayı nasıl başlatırsınız? Bu bir çete olayıdır, bu bir örgüt olayıdır. Maalesef ana muhalefet de, yavru muhalefet de ele ele şu andan bu işi yapıyorlar. Bunların derdi yolsuzluk filan değil. Hepsi bu işin içindeler kendileri. Bunların derdi hukuk değil, adalet değil. Bunların tek bir derdi var bu milletin hükümetini yıpratmak. Yeniden o eski Türkiye'ye dönmek."

"TÜRKİYE'NİN ALIN TERİNİ YURT DIŞINDAKİ İŞBİRLİKÇİLERE PEŞKEŞ ÇEKİYORLARDI"

Eski Türkiye'nin millet için kötü ama bir grup mutlu azınlık için güzel bir Türkiye olduğunu ifade eden Erdoğan, "İstedikleri gibi kazanıyorlardı. Millet çalışıyor, milletin alın terini onlar faiz yoluyla cebe indiriyorlardı. Çalıyor, çırpıyor mahkeme önüne bile çıkmıyorlardı. Millet ne derse desin dinlemiyor, kendileri ne isterse onu yapıyorlardı. Ülkeye o şekilde istikamet çiziyorlardı. Türkiye'nin enerjisini, Türkiye'nin kaynaklarını, Türkiye'nin alın terini yurt dışındaki işbirlikçilere peşkeş çekiyorlardı" dedi.

TÖRENDEN NOTLAR

Akhisar'a gelen Başbakan Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan helikopter Akhisar Şehir Stadyumuna iniş yaptı. Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'la törenin gerçekleştirileceği meydana gelişinde platforma çıkarak vatandaşları selamladı.

Erdoğan'ın konuşması sırasında Akhisar Belediyespor Başkanı Hüseyin Eryüksel, platforma çıkarak Erdoğan'ın boynuna Akhisar Belediyespor atkısı astı. Konuşma sonrasında platforma çıkan ve adının Hatice Çeri olduğu öğrenilen ninenin elini öpen Başbakan Erdoğan, bir süre sohbet ederek fotoğraf çektirdi.

Erdoğan, daha sonra yapımı tamamlanan tüm eserlerin hayırlı olmasını dileyerek, beraberindeki bakan ve milletvekilleriyle eserlerin toplu açılışını gerçekleştirdi.

Törenin düzenlendiği meydan sabah erken saatlerde dolmaya başlarken tören alanında "Giden gitsin sen bize yetersin", "Karanlık Türkiye'yi aydınlatan, kötü oyunları bozan adam, adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan", "Kefenini giyip çıktığın bu yolda mezarımızı kazıp da çıktık yola", "Dedelerimiz Menderes'le, babalarımız Özal'la biz de Erdoğan'la yürüyoruz" şeklinde pankartlar dikkat çekti.

Törene, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Güldal Akşit, milletvekilleri ve TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel de katıldı.