X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Adeta kuş katliamı yapılmak istendi'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Adeta kuş katliamı yapılmak istendi'

  • Giriş Tarihi: 5.1.2014

Başbakan Erdoğan 17 Aralık komplosunda "Bir taşla kuş katliamı yapılmak istendiğini" belirterek asıl hedefin ise "milli iradeye suikast" olduğunu söyledi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık komplosuyla örgüt içi hiyerarşi gözetilerek Türkiye'de bir yargı darbesi yapılmak istendiğini söyledi. 14 ay boyunca gizlenen ve sonra Yolsuzluk kisvesi altında yapılan operasyonunun "asla masum, rutin bir hukuk işlemi" olmadığını belirten Erdoğan, "Hukuki operasyon görünümlü bir paketin içine birbirinden çok farklı hedefler konulmuş, bir taşla birkaç kuş vurmak değil, adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir" dedi. Erdoğan, 47 gazeteci, yazar, sivil toplum temsilcisi ve akademisyenle dün Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde kahvaltıda bir araya geldi. Erdoğan, özetle şunları söyledi:
30 MART'TA AÇIK FARK OLACAK: 30 Mart seçimlerine giden sürecin son derece meşakkatli ve zorlu olacağını ifade etmiştik. 30 Mart seçimlerinin sonucuna ilişkin tereddütümüz yok. Partimizin bugüne kadar elde ettiği başarılar, milletimizin artan ilgi ve teveccühü, 30 Mart seçimlerinin sonuçlarını şimdiden kestirebilmemizi sağlıyor. 30 Mart'ta yine biz, diğer partilere göre açık ara farkla ipi göğüsleyebileceğimizi şimdiden söyleyebilirim.
BELLİ ÇEVRELER RAHATSIZ OLDU: Partimize ve hükümetimize yönelik ilgi ve teveccühün sürekli yükselmesi belli çevreleri içerde ve dışarıda rahatsız ediyor. Bu belli çevreler kavramını kimleri kapsadığını sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Türkiye'nin istikrar ve huzur içinde büyümesi kimi rahatsız ediyorsa, kimin çıkarına dokunuyorsa onlar bu süreci durdurmanın gayreti içine girdiler. Aktif dış politikamız, bölgemizde ve dünyada artan gücümüz, menfaatleri zedelenen bu çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Büyüyen ekonomimizin, artan enerji ihtiyacımızı karşılamak için attığımız adımlar rahatsızlık yarattı. Dış ticaretimizdeki artış, dünya pazarından aldığımız paydaki yükseliş, yeni pazarlara yönelmemiz rahatsızlık oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz reformlar, çözüm sürecinin başarıyla yürümesi, demokratikleşme adımları, hem içerde hem dışarıda istikrarsızlıktan çıkar sağlayan kesimleri rahatsız etti. Çıkarları zedelenenler Türkiye'yi ve hükümetimizi hedef aldı.
BİR TAŞLA KUŞ KATLİAMI: 14 ay boyunca gizlenen, 17 Aralık'ta da tüm emniyet ve adalet hiyerarşisi atlanarak yapılan bir operasyon. Yolsuzluk kisvesi altında, ama aslında çok farklı boyutları olan bu operasyon asla masum, rutin bir hukuk işlemi değildir. Hukuki operasyon görünümlü bir paketin içine birbirinden çok farklı hedefler konulmuş, bir taşla birkaç kuş vurmak değil, adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir. Nitekim operasyon daha ilk anından itibaren ulusal ve uluslararası medya eşliğinde ilerlemeye başladı. Dosyaların üzerinde gizlilik kaydı olmasına rağmen, yargının buna uymaması, bunları servis etmesi çok anlamlıdır. Operasyona konulan isim de manidar: "Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu." Yapılan iş tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu olanak sunuldu. Sabah saatlerinden itibaren yazılı, görsel, sosyal medyada bu tabirler sıkça kullanıldı ve bir algı oluşturuldu. Ardından yine hukuksuz şekilde, yasal olarak gizli tutulması gereken belgeler, bilgiler, fotoğraflar basına sızdırılmaya başlandı. Buna paralel olarak adeta bir merkezden düğmeye basılmışçasına muhalefet partileri topa girdi. Akşam sorgu ve mahkeme süreci bitti, adeta infaz sürecine gelindi. Birkaç saatte medya yoluyla tüm zanlılar suçlu ilan edildi.
EFENDİNİZ GELSİN DE SİZİ KURTARSIN: Bir savcının, zanlı olarak çağırılan kişiye, eli cebinde söylediği şu: "İki dakika süren var, anlat ve çık'. Böyle bir mantık olabilir mi? Böyle bir sorgulama, yargı anlayışı olabilir mi? Ne yazık ki ülkemiz bunları yaşadı, yaşıyor. Tarihte bunlar yaşandı, biliyoruz. Şu anda da böyle bir süreç işliyor. Daha da ileri. 'Efendilerinizin bundan haberi var. Gelsin şimdi efendileriniz sizi kurtarsın.' Zanlı olarak davet edilen insanlara böyle bir şey yöneltilebilir mi? Bunlar zaman içinde çok daha farklı bir şekilde medya ile paylaşılacak, bu insanlar yaşadıklarını medyayla paylaşacaklar.
EVLADIM OLSA BİLE... : Operasyon hukuka aykırı bir şekilde başladığı gibi hukuka aykırı şekilde masumiyet karinesi çiğnenerek yürütüldü. Böyle bir operasyonda, önce yargı mensuplarının hukuka uyması şarttır. Yargının dışında olan eğer bir hukuksuzluk yapmışsa gereği neyse bu yapılır. Kim olursa olsun yapılır. Evladım da olsa aynı şekilde biz korumaya değil, hukukun arkasında durmaya gayret ederiz, bunu teyit ederiz. Ama hedefin bir yolsuzluk operasyonu olmadığı, hedefin bir milli irade suikastı olduğu aşikardır.
NELER YAPABİLECEKLERİNİ GÖRDÜK: Yolsuzluk iddia ve ithamlarını elbette ciddiye aldık ve gereğini yaptık. Ama yolsuzluğun sadece kılıf olduğunu görerek, daha kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle önlemlerimizi süratle devreye koyduk. Bu olayın eğer olumlu bir yönü varsa, o da devlet içine sızmış paralel devlet olma heveslisi bir örgütün neler yapabileceğinin tüm millet tarafından açıkça görülmesi oldu. Savcının açıklaması ardından HSYK açıklaması tehdidin boyutunu gözler önüne serdi. Yargı, üst yargı, diğerleri 'Sayın Başbakan bu noktada biraz üst perdede konuşuyor' diyor. Siz üst perdede bu tür yargılamalar yaptığınız zaman bu ülkede yürütmenin başında olan insanların da herhalde söyleyeceği bir şeyler olacaktır. Çünkü biz de milletin iradesiyle geliyoruz. Siz milletin iradesiyle gelmediniz, atamayla geldiniz.
ERKEN ORTAYA ÇIKTI: Ben hamdediyorum, bu operasyon erken ortaya çıktı. Bu operasyonu da inşallah bizler hayırlısıyla atlatacağız.

#Sayfa#

Küresel suikast

Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır, bu ülkemin bekasına yönelik atılmış bir adımdır. Burada çok ciddi ülkemin büyümesine yönelik bir suikast vardır. Birçok dev yatırımlara, büyük yatırımlara girmiş ve girmekte olan girişimciler, haklarında dosya açılmak suretiyle, daha henüz işlemler başlamadığı halde, medyaya bunlar verilmek suretiyle, bu insanlar lekelenmiştir. Peki bu insanlar bugüne kadar milyarlarca dolarlık bu ülkede iş bitirmiş insanlar, bizim hükümetimiz döneminde değil, daha önceki dönemlerde de iş bitirmiş insanlar, bundan sonra atacakları adımlarda acaba yatırımlarla ilgili kredi noktasında durumları ne olacak? Birçok banka bu kredibilite lekelendi anlayışıyla yaklaşırlarsa, temenni ederim ki böyle bir şey olmaz, bu yatırımlar ne olacak? Bu bir suikast değil mi? Yıllık kapasitesi 100 milyonun üzerinde olan üçüncü havalimanını alan müteahhit firmaların adını verdiler. Bunların dışında aynı şekilde üçüncü köprüyle ilgili. Yani malum muhalefetin siyasi mücadeleyle yapamadığını, bunlar şimdi farklı yollarla yapmanın gayreti içine giriyorlar. Dolayısıyla bu bir küresel suikasttır.

Ancak millet götürür


Demokrasilerde hükümetler millet eliyle işbaşına gelir, millet eliyle görevden alınırlar. 1946'dan beri demokratikleşmeye çalışan ülkemizde ne yazık ki hükümetlerin millet iradesiyle değil milli irade dışı güçler tarafından tayin edildiği pek çok dönem oldu. En son 28 Şubat'ta sadece silahlı güç değil, bazı sivil toplum kuruluşları, bazı medya kuruluşları, bazı sermaye grupları ittifak halinde dönemin siyasetini millete rağmen istedikleri gibi dizayn etti. Bu sorunlu dönem AK Parti'nin iktidarıyla sona erdi. Biz milli iradenin güçlenmesi, vesayetlerin ortadan kaldırılması için 11 yıl boyunca büyük mücadele verdik. Cumhuriyet tarihinin en cesur adımlarını da attık. Çok sayıda reform yaptık. Elbette dirençlerle karşılaştık. Çok sayıda komploya maruz kaldık. Hepsinin de üstesinden geldik, geliyoruz. Önümüz kesildi, hızımızı kesmek istediler. Son adımlar da hep buna yöneliktir. Ama biz vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. 17 Aralık komplosunun, 30 Mart seçimleri öncesinde, reform kararlılığımızı kırmaya, Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmaya yönelik bir hamle olduğu konusunda en küçük şüphemiz yok.

Yargı darbesi yapılmak istendi

Örgüt içi hiyerarşi gözetilerek Türkiye'de bir yargı darbesi yapılmak istendi. Biz bunu gördük. Egemenlik milletten alınıp yargıya devredilmeye çalışıldı. Türkiye'de hükümetler sadece sandıkla göreve gelirler, sandıkla da giderler. Millet iradesi dışında hiçbir gücün hükümet değiştirmesine biz asla izin vermeyeceğiz. ürkiye'nin istikrarını, istiklalini, istikbalini ciddi şekilde tehdit eden bir hadisedir. Türkiye'nin geleceğinin karartılmasına, bağımsızlığının yıpratılmasına ve istikrarının bozulmasına izin vermeyeceğiz.