X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Alimlerden Cemaat'e uyarı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Alimlerden Cemaat'e uyarı

  • Giriş Tarihi: 20.1.2014 16:32 Güncelleme Tarihi: 20.1.2014 16:55

Ehl-i Sünnet Alimler Birliği, Türkiye’deki son gelişmelerle ilişkin hazırladığı “Tarihten Ders Almak” başlıklı ilan, bugünkü gazetelerde yer aldı.

Ehl-i Sünnet Alimler Birliği Genel Sekreteri Hüsnü Kılıç, ilanın hissiyatlarının ve düşüncelerini ifade ettiğini belirtti.

İlan kararını verirken, olayların üzerinden zaman geçtiğini ve arka planlarının araştırıldığını anlatan Kılıç, bu süreçte serinkanlı bir şekilde hareket edildiğini kaydetti.

Kılıç, olayları sürekli müzakere ve muhakeme ettiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Ülkemizde son dönemde yaşananlar, Türkiye'nin İslam dünyasındaki itibarını zedelemeye yönelik. Olayların arkasında bulunan irade milli, İslami ve sağduyulu değil. Kanaatlerimizi kamuoyuyla paylaşmak istedik. Bu ilan, son gelişmelerin arka planını farketmeyen halis kardeşlerimize sorumluluğun şahsi olduğunu belirtmek, sorumluluklarını hatırlatmak ve ona göre tavır almalarını isteyen bir ilandır. Hissiyatımızı, düşüncelerimizi ifade eden bir beyandır. İlan, inanmış ve ülke menfaatlerini düşünen kişilerin birlik içerisinde millet, ümmet bilinciyle hareket etmesi gerektiğini kamuoyuna duyuruyor. Birdenbire bir tepki değildir."


İLANDAN

Bugün bazı gazetelerde tam sayfa halinde yer alan "Tarihten Ders Almak" başlıklı ilanda, şunlar kaydedildi:

"Tam da eski Türkiye'nin tasfiyesi ve yeni Türkiye'nin inşası sürecinde 'yeniden doğuş'un milletçe varoluşumuzun büyük ümit ve heyecanını yaşadığımız son yıllarda, ülkemiz ve insanımız, hatta bütün ehl-i sünnet dünyası bir süredir beklenmedik bir tehdit taarruz ve ihanetle karşı karşıyadır."

Bugün batıdan doğuya bütün İslam coğrafyasını yangın yerine çeviren "küresel şer ittifakı" ile içiçe entegre bir savaş yürütüldüğü belirtilen ilanda, şu ifadelere yer verildi:

"Gezi olayları, zaman ayarlı, toptancı yolsuzluk operasyonları alelade hadiseler değil, küresel şer ittifakının taşeronları marifetiyle ülkemizde yürüttükleri çok yönlü sosyal, siyasal, ekonomik ve stratejik operasyonlardır.

Hiçbir tevile yer bırakmayacak gerçeklikten ibaret bu 'küresel stratejik eylem planı'nda bizi büyük üzüntü ve inkisara sevk eden, maalesef belli bir cemaat ve hizmet topluluğunun bu plana alet edilmesi ve uygulanmasına vasıta kılınmasıdır."

Birlik olarak Müslüman bir topluluğun "taammüden" böyle bir rol üstlenmiş olabileceğine inanılmadığı bildirilen ilanda, "Uluslararası aktör haline gelmek, küresel güçlerin tesir alanında, onlarla işbirliği içinde bulunmak, zaruret ve zaafını doğurabileceği gibi cemaat bünyesini yabancı unsurların ve şer güçlerin nüfuzuna da maruz bırakmış olması muhtemeldir. Birgün yaptıklarından mutlaka hesaba çekileceğinin şuurunda olan hiçbir mümin böyle bir taammüdün içinde olamaz" değerlendirmesi yer aldı.


"ARTIK KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOKTUR"

"Yolsuzluk ve suistimallere asla müsamaha gösterilemeyeceği gibi, insanların haysiyet ve itibarlarını ilzam edici iddia ve ithamlarda da asla önyargılı davranılamaz. Hiç şüphesiz, adaletsiz adalet en büyük yolsuzluktur. Toplumda huzur ve barışın teminatı adalettir" ifadelerinin kullanıldığı ilanda, şunlar kaydedildi:

"Ümidimiz odur ki küresel şer ittifakının kıskacında bir algı travması yaşayan halis çevreler, takiyeci siyasetten, paralel yapılanma ve gölge iktidar arayışlarından arınıp; samimiyetle, ümmet birliğini ve tevhit bilincini güçlendirecek asli hizmetlerine sahip çıkacaklardır. Osmanlı'yı ve Ulu Hakan Abdülhamid'i tasfiye eden zamanın küresel şer ittifakının sehven yanında olan halis Müslümanlar'ın yaşadıkları hüsran ve pişmanlıklar, bizim için unutulmaması gereken kıymetli bir örnektir. 'Mümin iki kere aynı yanlışa düşmez', düşmemelidir. Son olarak, bir asır öncesinden beri kaybettiklerimizi yeniden kazanabileceğimiz, bizimle birlikte bütün İslam dünyasının da kazanacağına inandığımız maddi-manevi imkan ve şartların kemal derecesine erişeceğimiz Yeni Türkiye sürecinde artık kaybetmeye tahammülümüz yoktur. Yeniden kaybetmemek ve tarihteki varoluşumuzu yeni dünyada gerçekleştirmek için, misyon sahibi liderinin şahsında ülkemiz ve insanımız üzerinden ümmet değerlerinin tasfiyesine memur küresel şer ittifakı operasyonlarına, kaos tüccarlarına hep birlikte 'dur' demeliyiz. Bu siyasi bir vazife olduğu kadar, tarihi bir mükellefiyet ve dini bir vecibedir. Bu konudaki görüş ve tavrımızı aziz milletimizle paylaşıyor, ülkemizin ve Alem-i İslam'ın birlik, barış ve huzur için duaya davet ediyoruz."