X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşkence fotoğrafları Esad'ı köşeye sıkıştıracak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşkence fotoğrafları Esad'ı köşeye sıkıştıracak

  • Giriş Tarihi: 22.1.2014 15:03 Güncelleme Tarihi: 22.1.2014 16:33

SETA Başkanı Taha Özhan, Ali Değermenci'nin Suriye sorunu ve dünya gündemine oturan işkence fotoğraflarıyla ilgili sorularını cevapladı.

Bütün dünya kamuoyu Suriye'den elde edilen fotoğrafları görüntüleri tartışıyor. Suriye 3 yıldan beri devam eden bir savaş ve katliam var. Sizce bu fotoğraflar nasıl bir etki yapar?

Şimdi öncelikle görüntülerin ortaya çıkışı maalesef tüm dünyanın bildiği bir sır olan Suriye'deki katliamların ete kemiğe bürünmüş olmasıdır. Başka bir anlamı olmamaktadır. Bu fotoğraflarla yaklaşık 3 senedir devam eden katliamların bir kez daha net görülmesi sağlandı. 21 Ağustos 2013 tarihinde Esad rejimi kimyasal silah kullanmıştı. 21 Ağustos 2012 tarihinde Obama yönetimi kimyasal silah kullanılmasını kendileri açısından Suriye meselesinde kırmızı çizgi olduğunu söylemişti. Ama tam bir yıl sonra bu kimyasal silahlar kullanıldıktan sonra Obama yönetiminin süreci nereye getirdiğini hep beraber gördük.


ESAD KATLİAMI BİR ANDA EL-KAİDE'YE DÖNDÜ

Yaşanan şu oldu; Suriye'de 3 yıldır katliamlara maruz kalan sivil halk ve muhalefetin meselesi de bir El-Kaide terör sorununa dönüştürülmeye çalışıldı. Bu anlamda zaten birbirine kaydırıldı. Krizin başlangıcından beri Esad rejiminin dile getirdiği El Kaide Terör argümanları kısmen ismi konulmadan uluslararası kamuoyu tarafından da içselleştirilmeye başlandı ve Suriye'deki muhalefet ve sivil halk tam anlamıyla yalnızlığa itilmiş oldu. Dolayısı ile bu ortaya çıkan katliamları, sadece Baas rejimindeki sorumluların katliamları olarak görmek mümkün değil. Aksine 3 yıldır bu katliamların farklı şekillerde hayata geçmesine sebep olan paydaşlarla ve doğrudan aktörler ile düşünmek lazım. Aslında Suriye'deki isyan ortaya çıktığı andan itibaren Mart 2011'den itibaren kısa bir süre içerisinde Suriye'nin rejiminin hem azınlık yapısından dolayı hem de geçmişteki cürümlerinden dolayı çok yalnız kaldığını ve bir yıl içinde anlamsızlaştığını gördük.

Suriye den dünyanın kanını donduran işkence fotoğrafları


SURİYE REJİMİNİN PAYDAŞLARI RUSYA, İRAN VE IRAK'TIR

Suriye rejimini bir şekilde ayakta tutan Baas rejiminin varlığını sürdürmesinde yol açan ana unsur Rusya'nın önce sağladığı silah desteği ardından İran'ın doğrudan sahaya inmesi zaman içerisinde de Hizbullah'ın ve Malik'in yönetiminin de doğrudan meseleye müdâhil olması yol açmıştır. Rusya; Suriye krizinin ilk iki senesinde doğrudan destek verdi. Daha sonra bu desteğini de artırarak uluslararası alanda ABD'nin gel-git politikasının boşluğunu doldurarak uluslararası korumada sağlamış oldu. Dolayısı ile ortaya çıkan fotoğraflar ortaya çıkan katliamın büyüklüğü ve son 3 yıl içerisinde iki yüz bine yaklaşan insanın hayatını kaybetmiş olması, milyonlarca insanın mülteci konumuna gelmesi ve Suriye'nin neredeyse bütün şehirlerinin harap olmasını paydaşlarını bu şekilde okumak lazım.


Ya işte Baas Rejimİ neden yıkılmadı?

200 bine yakın insanı öldürüyorsunuz, milyonlarca kişi mülteci konumuna geliyor ama bunları hayata geçirmek için silah ve para desteği hatta insan gücü desteği almaya devam ediyorsunuz. Uluslararası alanda sizi koruyan aktörler var. Zaten bir küresel dengesizlik halinde tıkanmış olan uluslararası sistem içerisinde sizlere doğrudan arka çıkan aktörler var. Yetmiyormuş gibi bu meselede tartışmanın boyutunu değiştirecek ve olayın gidişatını değiştirecek ABD, Avrupa gibi aktörlerde aslında ismi konulmamış bir pasifizimle sizin bu katliamların devam etmesine sebep oluyorlar. Kriz'in şeklini şemalini değiştirip sizin gücünüzü korumanıza yol açıyorlar. Dolayısı ile burada Baas Rejimi çok güçlü olduğu ya da bir desteği olduğundan değil halk içerisinde. Aksine bölgesel ve uluslararası korumanın kendisine doğrudan veya dolaylı bir şekilde sağlanmasından kaynaklanıyor.

Fotoğrafların yayınlanmış olmasından sonra bir değişiklik olur mu artık? Bir kırılma noktası diyebilir miyiz buna?

Bizim açımızdan bu işin kırılma noktası çok erken vakitlerdeydi. Yani bu katliamların ortaya çıkmasına biz şaşırmıyoruz. Yani her şey herkesin gözü önünde oluyor. Dolayısı ile bu bilinmeyen gerçek bir faş olmuş değil. Ne oldu, rakamlarla ifade edilen ispatı en azından ahlakı ve medyatik olarak çok mümkün olmayan bazıları açısından bir mesele faş olmuş oldu. Kimyasal silahların kullanılması ve ardından da katliamın yaşanması, dünyanın birçok ülkesinin başkanı, başkanı dış işleri bakanı düzeyinde kabul edildi. Ardında BM heyeti oraya gitti. BM heyeti de bu katliamların kimyasal silah ile yapıldığını söylediler. ABD, Avrupalı aktörler kabul etti. Türkiye zaten başından beri bunu dillendiriyordu. Dolayısı ile burada bu fotoğrafların oluşturacağı katliamların belgelenmiş olması bir baskı olduğu aşikâr.


ABD'NİN ORTA DOĞU POLİTİKASININ BELİRSİZLİĞİ

Ama son tahlilde Suriye meselesinde ABD çok daha geniş bir perspektiften Ortadoğu'dan geleceğinin ne olacağına dair bir perspektif ortaya koymadığı sürece Suriye meselesi Amerika'nın ve bölge ülkelerinin de çok ucuz kısa vadeli hesaplarına kurban olmaya devam edebilir. Olursa da Esad rejimin muhataplığından ziyade uluslararası kamuoyunun Rusya ile muhatap olması gerekiyor. Çünkü bu işin ana aktörü şu an Rusya.
Suriye Baas Rejimi Rusya ve İran'ın vekâleti ile bir savaş yürütüyor. Dolaylı olarak katılan bu vekâletin bir yerinde İsrail var. Çok dolaylı olarak bu vekâletin bir yerinde batılı aktörler var.

Burada asıl muhatap işin asıl sahibi olan ve bu krizin bu kadar ana hale gelmesini sağlayan en başından beri Çeçenistan modelini Baas rejimine tavsiye eden. Bunun hayata geçmesi için gerekli araçları ve finansal desteği sağlayan. Yine aynı şeklide Irak'taki kaos ortamını Baas rejime tavsiye eden ve bunun hayata geçmesi için gerekli destekleri artık teolojik düzeyde bile motive ederek sağlayan İran muhataptır. Bunlar üzerinden eğer bir şey yapıla bilecekse yapılacak. Aksi takdirde Baas rejimini muhatap almanın bize getirebileceği hiçbir şey olmadı. Son üç sene içerisinde açıkça ortaya çıktı.

Önümüzdeki dönemde yine tır krizi veya benzeri durumlar yaşayacak mıyız?

Tır krizleri bizim birazda içimizdeki bir sorun. Yani batı kamuoyuna El Kaide'yi satmanın sağladığı konforlu bir alan oluşturma ahlaksızlığına yıllardır yatırım yapan aktörlerin bizim içimizdeki bir sıkıntısı, bu başka bir sorun ama bu ahlaksızlığın uluslararası ve bölgesel anlamda bir karşılığı var mı? Muhakkak var. Doğrudan bir ilişki var mıdır ben bilmem ama doğrudan bir ilişki olmasına gerek yok sonuçları itibarı ile uluslararası ve ülke içerisinde aktarımın ortaya çıkardığı Türkiye manzarası birbirine benzer.

ABD'nin Ortadoğu projesi belli olmadan daha doğrusu belirlemeden bu işin çözümü sanki zor dediniz. ABD ne düşünüyor. Yâda bu belli olmadığı sürece çözümsüzlük devam eder mi?

Ortadoğu'ya dair çok ciddi bir şekilde ABD çekimserliği ve karamsarlığı var. Bu ikisi de birbirinden ayrı şeyler veya ikisi beraber yürüyor. Hem çekimser bu işlere fazla bulaşmakta istemiyor. Ama bunun daha ötesinde bu çekimserliklerini sağlayan şey Ortadoğu ve Amerika'nın büyük ölçüde Arap Baharı sonrası kaybetmiş olması. Bunda tabi ki diğer bir unsurda İsrail-Filistin meselesinde neredeyse artık 10 yılı aşan bir tıkanmışlığın devam ediyor olması. Bu kriz orada donmuş ve kangren hale gelmişken diğer taraftan Arap Baharı patladı. 2010 senesinin sonunda. O Arap Baharı'na Amerika bir cevap veremedi adeta ne yapacağını şaşırdı. ABD'nin Arap Baharına verdiği tek cevap Mısır' da darbe girişimine dolaylı bir şekilde verdiği destek oldu. O günden beride ABD statüko'yu geri getirmeye çok fazla inanmasa da statükonun yeniden canlanıyor gibi gözükmesine aslında yatırım yapıyor. Bunun üzerinden zaman kazanabileceğini düşünüyor.

Cenevre konferansından bir şey bekliyor musunuz?

Bu aşamadan sonra Cenevre toplantısının bir öneminin kaldığını düşünmüyorum. Yani; Cenevre konferansında bu yaşanan şeylerin ortaya çıkmasından Baas rejiminin zaten anlamsız bir aktöre dönüşmüş olması lazım. Hal böyleyken Baas rejimi hala normal konuşulabilir meşru ya da bir adım atması beklenebilir aktör halüsinasyonun peşinden gidilerse olacak bir şey yok. Zaten başından beri böyleydi. En başta söylediğimi tekrar edeyim Baas rejimi Suriye'de Rusya ve İran adına doğrudan başka aktörler adına da dolaylı vekâlet savaşı sürdüren anlamsız bir aktör. Dolayısı ile Baas rejiminin kendisinden Esad'ın kendisinden kaynaklı bir çözüm veya ilerleme süreci yaşanması mümkün değil. Burada önemli olan şey ABD'nin tavrı ne olacak. Rusya bu desteği vermeye devam edecek mi etmeyecek mi?