X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Balyoz sanıklarıyla ilgili flaş karar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Balyoz sanıklarıyla ilgili flaş karar

  • Giriş Tarihi: 24.1.2014 11:24 Güncelleme Tarihi: 24.1.2014 12:52

Balyoz davasının yeniden görülmesi konusunda yapılan başvuru reddedildi.

Balyoz davasında yeniden yargılanma talebi, mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Kararda, yargılanmanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş olması nedeniyle kabule değer görülmediği belirtildi.

Balyoz davası kapsamında haklarında hüküm verilen 206 sanığın yeniden yargılanma talebi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Kararda Balyoz davasını hükme bağlayan hakimlerin imzasının olmadığı görüldü. Yeni oluşturulan heyet tarafından verilen kararda Başkan olarak Aytekin Özanlı, üye hakim olarak ise Savaş Çelik ile Adem Ceylan'ın yer aldığı görüldü.

Balyoz davasında yargılamanın yenilenmesi istemi, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş olması nedeniyle kabule değer görülmeyerek reddedildi. Karar metninde hüküm kesinleştikten sonra, hatta hükmün infazı tamamlandıktan sonra dahi yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna başvurmak suretiyle suçun yeniden yargılanmasının mümkün olabileceği belirtildi. Yargılamanın yenilenmesinin maddi gerçeğe ulaşılmasına katkı sağladığı gibi adalet sistemine güvenin ve toplumsal barışın korunmasına da yardımcı olduğuna yer verildi.

Ayrıca yargılamanın yenilenmesi istemi reddedildiğinde yeni bir sebeple tekrar yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmanın mümkün olduğu hatırlatıldı. Ayrıca kararın 'gereği düşünüldü' kısmında hakimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verdikleri kaydedildi. Hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat, genelge, tavsiyede bulunamayacağı belirtildi.

Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir davanın hükümlü lehine yeniden görülmesinin şartlarının yer aldığı karar metninde şu ifadelere yer verildi: 'Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından inandırıcı bulunmadığı için değerlendirme dışı tutularak dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delinin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan, dikkate alınmayan ya da değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamında değerlendirilmektedir. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olan içerikteki yeniliktir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Aleyhe yargılamanın yenilenme nedenleri CMK m.314'te düzenlenmiştir. Sahte belge kullanılması, hakimin suç işlemesi ve sanığın beraat ettikten sonra hakimin önünde suça ilişkin güvenilir ikrarının bulunması yargılamanın aleyhe yenilenme sebepleridir. CMK m.318'e göre Yargılamanın yenilenmesi talebi, kanunda belirtilen şekilde yapılmamışsa veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek hiçbir yasal neden gösterilememişse ya da yargılamanın yenilenmesi sebeplerini doğrulayacak deliller açıklanmamışsa, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.'

Başbakan'ın danışmanlarından Yalçın Akdoğan'ın da sözlerine kararda yer verildi. Kararda, Akdoğan'ın, 'Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi bilir' şeklindeki açıklaması ve 31 Aralık 2013 tarihindeki yazısında ''Bizim ifadelerimizde spesifik olarak bir dava veya soruşturmaya yönelik bir iddia ve farklı bir bilgi bulunmamaktadır. Kamu vicdanını yaralayan bir durum varsa, bir istifham, soru işareti, şüphe varsa müdafilere düşen meseleyi başka yerlere çekmek değil, bu iddiaları somut delilleriyle ortaya koymak olmalıdır. Siyasetçiye düşen ise kamu vicdanını ve efkarının tercümanı olmaktır. Siyaset algıları yorumlayabilir, ancak hukuk olgularla hareket eder'' şeklindeki ifadeleri nedeniyle mahkemece dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı ifade edildi.

Sanıkların aleyhlerine çok kuvvetli deliller bulunduğu belirtilen kararda, 'Yargılamanın başından beri, yargılamanın konusunu darbeye teşebbüs suçundan başka alanlara çekmeye çalışmaları ve bunun için de en güçlü delillerle kanıtlanan hususlarda bile komplo iddialarını ısrarla gündeme getirmeleri göz önüne alındığında, yakalanmaları halinde kullanılmak üzere bizzat sanıklar tarafından bilerek yapıldığı ihtimalini de ortaya koymaktadır. Bu nedenle sanıkların, kendilerince hazırlanan bir darbe çalışmasında şu veya bu şekilde, bilerek veya bilmeyerek yaptıkları yanlışlar ve çelişkiler, tüm dosya göz önüne alındığında teşebbüs edilen darbe suçunun sübutunu etkilememektedir'' denildi.

Tüm bu nedenlerden dolayı, bu iddiaların sanıkların ve müdafilerinin, yargılamanın başından beri ısrarla sürdürdükleri ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına değil de suçtan kurtulmaya yönelik davranışları kapsamında değerlendirildiği ifade edildi. Son dönemlerde kamuoyunda yapılan hükümlüler ve müdafilerinin taleplerine dayanak olarak gösterilen diğer açıklamaların, beyan ve değerlendirmelerin, CMK'nın 311. maddesinde belirtilen mahkemece yeniden yargılamanın yapılmasını sağlayacak şartları içermemeleri nedeniyle kabul edilebilir nitelikte görülmediği ifade edildi.

Kararda, 'Netice olarak yargılamanın yenilenmesi isteminin, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş olması nedeniyle CMK'nın 318 ve 319. maddeleri uyarınca kabule değer görülmeyerek reddine oy birliği ile karar verildi' denildi.