X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Erdoğan Sarıgül ile ilgili belgeleri açıkladı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Erdoğan Sarıgül ile ilgili belgeleri açıkladı

  • Giriş Tarihi: 26.1.2014 15:29 Güncelleme Tarihi: 26.1.2014 17:49

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk nedeniyle CHP'den atılan birinin neden İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı yapıldığının açıklanmasını istedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen, İstanbul Belediye Başkan Adayları tanıtım törenine katıldı. Başbakan Erdoğan burada Sarıgül ile ilgili belgeleri açıkladı.

- Geçen gün CHP'nin genel müdürüne çağrıda bulundum. İstanbul adayınızın belgelerini açıklayın dedim. Hala çıt yok. Benim elimde gerçek belgeler var. Ben CHP genel müdürü gibi sahte belgelerle konuşmuyorum. Elimde CHP'nin Şişli Belediyesi'ne ait araştırma komisyonunun raporu var. Altında da kendi elemanlarının imzası var. Bu çalışma neticesinde 57 sayfalık raporda CHP adayıyla ilgili iddialar tüm belgeleriyle ortaya konuyor.

- İkincisi yapı ruhsatı. Üzerinde çok sayıda yolsuzluk ve usülsüz oynama yapılmıştır. Yüzlerce milyon lira usülsüzlük yapılmış. Bu belgeler orijinal. Ben belediyecilikten geliyorum. Bunların hangi fırıldağı çevirdiğini çok iyi biliyorum. Aldıkları parayı da borç olarak aldığını söylüyorlar.

- Şişli Belediyesi'nde başta başkan olmak üzere kaçak inşaat yapımına sürekli göz yumulmuş hatta yardımcı olunmuş.

- CHP'nin Şişli Belediye Başkan adayı inşaat mafyasıyla işbirliği yapmış, elimde belgeler var. CHP'nin araştırma komisyonunun hazırladığı raporun ardından Şişli Belediye Başkanı partiden ihraç edildi.

- O gün yolsuzluk yapan bu kişiyi ne oldu da bugün aday yapıyorsun? Hani sen temizdin? Öyle ise niye ihraç ettiniz? TMSF'ye yeni bir belge ibraz edildiği için Sarıgül ile ilgili böyle bir adım atıldı.

- Şişli Belediye Başkanı ve arkadaşları Bank Ekspress'ten kredi alıyorlar. Usulsüzlük diz boyu. TMSF'ye şu geçtiğimiz Kasım ayında bankanın eski sahibi bir belge ulaştırıyor. İki aylık bir olay. Gelen bu yeni belge ile birlikte TMSF de el koyuyor. Rakibimizle illegal yollardan değil siyaset yoluyla, hukuk yoluyla mücadele ederiz. Seçime 2 ay kala kimseye şantaj yapmayız. Yolsuzluk iftirası atanlar hırsız görmek istiyorlarsa aynaya baksınlar. Varsa elinizde bir belge çıkıp bunu açıklayın. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. CHP Genel Müdürü, yolsuzluk nedeniyle CHP'den atılan birini neden İstanbul'a aday yapıyor bunu açıklamalı. Tehditle şantajla değil kendi kendilerine bunu yapıyorlarsa CHP seçmenine yazık ediyor.

- CHP'nin ananasçı örgütle ittifakı da aklı selim değildir. Eğer bir tehdit ve şantaj varsa bunu bilelim. Oğlum Bilal'e ve damadıma yakıştırılmak istenen yafta birer iftiradır. Asla haramda elleri ve gözleri yoktur.
- Yargının içinde bir örgüt kuruluyor. Bunlar millet adına değil, örgüt çıkarları adına karar veriyor.

-Bize lobiler emir veremez. Biz sadece halkımızdan aldığımız emirle hareket ederiz. İş adamlarına, medyaya, siyasi partilere sesleniyorum. Bugün bize yapılan yarın dönecek size yapılacak, bunu unutmayın. İş dünyası tehdit ve şantajla baskı altına alınıyor, bunlar ortaya çıkacak. Sadece bu örgütle değil, bu örgütü maşa gibi kullananlarla da mücadele edeceğiz. Bizim büyük projelerimizi hiç kimse yavaşlatamayacak. bu yürüyüş kutlu bir yürüyüştür.

"BİZ, ASIRLARDIR DEVAM EDEN BİR YÜRÜYÜŞÜN MİRASINI DEVRALDIK"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz, asırlardır devam eden bir yürüyüşün mirasını devraldık. İnşallah, asırlarca devam edecek bir kutlu yürüyüşün sahipleri olarak, hiç bitmeyen, hiç tükenmeyen, asla ara vermeyen bir hizmet yarışında, son nefesimize kadar ülkemize, milletimize, şehirlerimize hizmet üreteceğiz" dedi.

Erdoğan, partisinin Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen İstanbul belediye başkan adayları tanıtım töreninde kürsüye çıkarken, salonda "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde slogan atıldı. Erdoğan, bu slogana, "Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Biz enerjimizi sizlerden alıyoruz, sizlerle yola çıktık, sizlerle yürüyoruz, sizlerle yürüyeceğiz" diyerek karşılık verdi.

Bugün açıklayacakları ve kamuoyuna tanıtacakları ilçe belediye başkan adaylarının, İstanbul'a hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Yeniden aday olan arkadaşlarımıza, ilk kez aday olan arkadaşlarımıza, seçim sürecinde ve vazifeyi devraldıktan sonraki 5 yıllık süreçte başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.

İstanbul'un "çok farklı bir bahara" hazırlandığını kaydeden Erdoğan, "İstanbul, 30 Mart akşamı başlayacak ve 5 yıl boyunca inşallah hiç sona ermeyecek yeni bir baharın, yeni bir ilkbaharın coşkusunu yaşıyor. Salon buna şahit, Türkiye'nin en büyük salonu buna şahit. Büyükşehiriyle, ilçeleriyle, İstanbul, yeni ve yeniden bir fethi mübinin heyecanını yüreğinde taşıyor. Şunu unutmayın sevgili kardeşlerim: Bizim için her gün, yeni bir gündür. Bizim için her başlangıç, yeni bir başlangıçtır. Yunus Emre'nin söylediği gibi, 'Biz, her dem yeniden doğan gönül neferleri, gönül fatihleriyiz'. Biz, asırlardır devam eden bir yürüyüşün mirasını devraldık, inşallah, asırlarca devam edecek bir kutlu yürüyüşün sahipleri olarak, hiç bitmeyen, hiç tükenmeyen, asla ara vermeyen bir hizmet yarışında, son nefesimize kadar ülkemize, milletimize, şehirlerimize hizmet üreteceğiz. Biz bu millete, efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bu hizmetimize devam edeceğiz" diye konuştu.

İstanbul'un sadece bir şehir olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul sadece bir şehir değildir. İstanbul, hakikati olan bir şehirdir. İstanbul, felsefesi olan, tarzı olan, kimliği olan bir şehirdir. İstanbul, medeniyetler inşa edecek birikimi olan, hazineleri olan, insanlığa istikamet gösteren bir şehirdir. Hiç kuşkunuz olmasın, İstanbul, gönüllerin başkenti, dünyanın incisi, şehirlerin annesidir. İstanbul'a hizmet etmek için İstanbul'u anlamak gerekir. İstanbul'a hizmetkar olmak öyle büyük bir makamdır ki, bu yüce makama ulaşmak için İstanbul'un ruhunu, özünü, felsefesini teneffüs etmek gerekir. Fethi ve Fatih'i anlamayanlar İstanbul'a hizmet edemezler. Bir gönül yapmanın, bir gönüle girmenin, gönüller fatihi olmanın ne anlama geldiğini bilmeyenler İstanbul'a hizmetkar olamazlar. İstanbul'un minarelerini, o minarelerden okunan ezanları, İstanbul'un türbelerini, makamlarını, camilerini, İstanbul'un makberlerini bilmeyenler, İstanbul'un surlarının anlattığı asırlık öyküleri dinlemeyenler, İstanbul'un sokaklarının konuştuğu dili anlamayanlar, İstanbul'a hizmetkar olma şerefine nail olamazlar. Bu şehrin dünya bilimine, sanatına, siyasetine yaptığı katkıları göremeyenler, bu şehrin adının Mekke ile Medine ile Kudüs ile Şam ile aynı hizaya yazıldığını idrak edemeyenler bu şehre hizmet üretemezler. Kur'an-ı Mübin, Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu ama İstanbul'da yazıldı. Bir Kur'an şehri olan İstanbul'un sayfalarını açıp okuyamayanlar, okumayanlar, İstanbul'un harfleriyle, İstanbul'un mürekkebiyle, İstanbul'un hatlarıyla gönül bağı kuramayanlar İstanbul için hizmetkar olma bahtiyarlığına erişemezler. İstanbul'dan sadece Batı'ya bakanlar yanılır; İstanbul'dan sadece Doğu'ya bakanlar yanılır; İstanbul'da tarih ile modern, dün ile yarın arasında tercih yapanlar; geçmiş ile geleceğin irtibat köprüsünü kuramayanlar, İstanbul'dan yalnızca bir kesime hitap edenler yalnız kalır. İstanbul, kucaklayan şehirdir, kuşatan şehirdir, İstanbul tüm sakinlerine eşit mesafede durabilen bir şehirdir. İşte onun için, hoşgörüsü, şefkati, nezaketi olmayanlar gönül bağı kuramazlar. İstanbul, buraya gelenlerin değiştirdiği değil, buraya gelenlerin değiştiği, İstanbullu olduğu, değiştiren ve dönüştüren bir şehirdir."

İstanbul'un "karma", "melez", "toplama", "yapay" bir şehir olmadığını vurgulayan Erdoğan, "İstanbul medeniyetlerin bir potada eridiği değil, medeniyetler inşa eden şehirdir. Yani İstanbul, omurgalıdır. İstanbul dik duran bir şehirdir. İstanbul etkilenen değil, etkileyen şehirdir. İstanbul, her rüzgar karşısında eğilen değil, rüzgarlara yön veren, gerektiğinde fırtınaları söndüren, gerektiğinde fırtınalar oluşturan şehirdir. İşte bu şehrin hizmetkarı, bu şehrin taşını toprağını olduğu kadar, havasını suyunu olduğu kadar, sokağını, ruhunu, özünü, anlamış, bunlara nüfuz etmiş, bunları içselleştirmiş olmak zorundadır" ifadelerini kullandı.


"ZAMAN ZAMAN ALELADE HİZMETKARLAR DA SEÇİLDİ"


İstanbul'a zaman zaman "alelade hizmetkarlar" da seçildiğini kaydeden Erdoğan, "İstanbul, zaman zaman, İstanbul'un ruhunu anlamayan, tanımayan başkanlara şahit oldu. İstanbul'un o dönemlerde nasıl eza ve cefa çektiğini, İstanbul'un o dönemlerde nasıl haksız muameleye, nasıl zulme uğradığını sizler de gördünüz, sizler de yaşadınız. Artık o dönemler geride kaldı. O dönemler, milletin derin hafızasında yer etti ama artık tarihte kaldı. İstanbul, AK Parti yönetiminde, şanına yaraşır, büyüklüğüne yaraşır, ihtişamına yaraşır şekilde hizmetle buluştu. Küçük ya da büyük, irili ufaklı nice projeyle, İstanbul'un çehresi değişti. Bizim idaremizde, İstanbul'un sadece çehresi değil, talihi değişti, mecrası değişti, geleceği, istikbali şekillendi" ifadelerini kullandı.



"BİRİLERİ, BİZDEN ÖNCE CHP'Lİ YEREL YÖNETİCİ, GÜYA BULUTLARA YAĞMUR BULUTLARI ATARAK SU GETİRECEKTİ, GELMEDİ"


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri, bizden önce CHP'li yerel yönetici, güya bulutlara yağmur bulutları atarak su getirecekti, gelmedi. Yalova'dan tankerlerle su taşıyacaklardı, olmadı. Çünkü CHP zihniyetinin olduğu yer kuraktır. O zihniyetin olduğu yer kirlidir. O zihniyetin olduğu yerde bereket yoktur, bunu böyle biliniz" dedi.

Erdoğan, partisinin Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen İstanbul belediye başkan adayları tanıtım törenindeki konuşmasında, kendisinin İstanbul'u CHP yönetiminden devraldığını hatırlatarak, ana muhalefet partisine yüklendi. İstanbul'a dair yapılan yatırımlara ilişkin görüntülerin hemen hepsinin 1994 yılı sonrasında yapılan yatırımlar olduğunu ve CHP'nin çakılı çivisi olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte bu kardeşiniz İstanbul'u Cumhuriyet Halk Partisi'nin o aciz, o zavallı gaflet dolu yerel yönetiminden devralmıştı. Hatırlayın o günleri... İstanbul, susuzdu. İstanbul, hava kirliliğinden geçilmiyordu. İstanbul, çöp dağlarıyla maalesef kirliydi ve aynı zamanda İSKİ yolsuzluklarıyla da CHP zihniyeti, yolsuzlukların, rüşvetin tescil edildiği bir CHP iktidarıyla baş başaydı. Kardeşlerim; biz geldik, İstanbul'a temizlik geldi. Biz geldik İstanbul hava kirliliğinden temizlendi. Biz geldik İstanbul yeşillendi. Biz geldik, çöp dağlarından, İstanbul'u tertemiz hale getirdik. Öyle ki, Habitat 2 toplantısında, dünyanın en temiz şehirlerinden bir tanesi olarak İstanbul ilan edildi. Buna ulaştık. Susuz İstanbul suya kavuştu ve üstelik bir taraftan denizin altından, bir taraftan 180 kilometreden, Istranca dağlarından, dağları delerek İstanbulumuz'a suyu getirdik. Birileri, bizden önce CHP'li yerel yönetici, güya bulutlara yağmur bulutları atarak su getirecekti, gelmedi. Yalova'dan tankerlerle su taşıyacaklardı, olmadı. Çünkü CHP zihniyetinin olduğu yer kuraktır. O zihniyetin olduğu yer kirlidir. O zihniyetin olduğu yerde bereket yoktur, bunu böyle biliniz."

"İstanbul'un, 80 vilayetin ona baktığı, ona yöneldiği bir şehir" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Hamd olsun, Rabbime hamd olsun, İstanbul'a bu şekilde hizmet etmeyi bize nasip etti. Biz CHP zihniyetinden devraldıktan sonra, İstanbul halkı, tüm İstanbullular, bir daha bizden başkasına İstanbul'u teslim etmedi. Çünkü onlara inanmıyordu, onlara güvenmiyordu. Biliyordu ki İstanbul ancak bu zihniyetle daha ileriye gider, daha modern bir şehir olur. Hele hele yerel yönetimle, merkezi yönetim bütünleştikten sonra, konuşmaya gerek yok. Eserleri gördünüz, eserleri yaşıyorsunuz. Toplu taşımda gördünüz, çevrecilikte yeşillendirmede gördünüz. Kardeşlerim 153 yıllık hatırayı, gerçekleştiren iktidarımızı gördünüz. Boğaz'ın 62 metre derinliğinden, Marmaray'ı geçiren, günde ortalama 150 bin kişinin taşındığı İstanbul'un Marmaray'ını gördünüz. Acaba bizden öncekiler bunu niye yapamadı? Ayaklarına pranga mı vurmuşlardı? Elleri kolları bağlı mıydı?" diye konuştu. ,

İstanbul'a yapılan raylı sistem yatırımlarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnşallah, 400 kilometrelik bir hafif metro ağıyla, raylı sistemlerle güçlenen bir İstanbul. İnşallah bu 720 kilometreye kadar uzanacak. Bu ağların yanı sıra metrobüslerle çok farklı bir İstanbul'u yaşıyoruz. Artık bu duraklarda, onbinlerce İstanbullu, hamd olsun, her geçen gün toplu taşımacılık kültürünü yaşamaya başladı. Bütün bunlar İstanbul ulaşımına rahat nefes aldırabilmek içindi. Fakat burada sıkıntılar yaşıyoruz, bunu inkar etmemiz mümkün değil. Bu biraz da lüksün artmasından kaynaklanıyor. Artık düşünün ki bir kapıcı, bir odacı, rahatlıkla otomobil alabilir duruma geldi. Bu da bir refah düzeyinin ifadesidir. Dün akşam bir misafirliğe gittim. Orada bana ev sahibi şunu söyledi: Yanımda çalışanlar, verdiğim ücret şu, ama buna rağmen otomobil alıyor. 'Oğlum daire alsana, niye otomobil alıyorsun?' dediğimde, 'Olur mu efendim, herkes arabaya binerken, benim de arabaya binmem lazım' diyor. Böyle bir yapı var. İnşallah bu güzelliklerle her geçen gün daha güzel olan bir İstanbul."


ULAŞIM


Marmaray'ın güneyinde otomobillerin kullanacağı bir tüp geçit yaptıklarını, gelecek yıl bunun da açılışının yapılacağını, ayrıca Yavuz Sultan Selim Köprüsünün yapımına başlandığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çoğu gitti azı kaldı, inşallah 2015'te Yavuz Sultan Selim Köprüsünü de açacağız. Böylece ağır vasıtalar şehir merkezine giremeyecek. Ağır vasıtalar oradan gidecekler. Otomobiller de oradan gidebilirler. Bir özeliği daha var 4 gidiş, 4 geliş. Ortasından, onun da bir raylı sistem geçiriyoruz. Orada da bir toplu taşıma olayını ayrıca yaşayacağız. Kardeşlerim, bütün bunları yaparken, burada bir kararlılık var. Nedir o? Bugüne kadar, memuruna işçisine, bizden önce maaşını veremeyen iktidarlar vardı. Biz şimdi bu yatırımları yapabiliyoruz. Bir sıkıntımız yok. Üçüncü köprüde, devletin kasasından, kesesinden para çıkmadan bunu yaptırıyoruz. Bedeli ne? 2.5 milyar dolar. Önümüzdeki yıl açıyoruz. Bitmedi, çok daha önemli bir şey var. Üçüncü havalimanını yapıyoruz. Çünkü, artık Sabiha Gökçen, Atatürk havalimanları yetmiyor. İhtiyacımızı karşılamıyor. Artık havada yarım saat, 45 dakika, uçaklar inemiyorlar. Dolayısıyla kalkışta, tehirler var. Sonunda dedik ki biz çok daha büyük bir havalimanını yapalım, dünyada ilklerin arasına girsin. 100 milyon yıl/yolcu kapasiteli bir havalimanı yapalım dedik. 100 milyonun üzerinde olacak. Maliyeti ne biliyor musunuz? 42 milyar dolar. Yine biz, cebimizden para vermiyoruz. Tamamıyla para, yüklenici firmalardan çıkıyor. Diyoruz ki al sana 20 yıl. 20 yıl burayı çalıştır, 20 yıl çalıştırdıktan sonra bu tesisler ne olacak? Ya tekrar devlete teslim veyahut da yeniden oturacağız, anlaşacağız ve bedelini alacağız ve yola devam edecekler. Kardeşlerim, bu anlayış, bunlarda olmadı. Neden? Çünkü bunların kafa yapısında ülkeye hizmet yok. İnsanına hizmet yok. Bunların derdi başka. Bunlar sadece çamur atarlar. Tutmasa da iz bıraksın diye. Eğer İstanbul'u bir dünya başkenti yapacaksan, bu eserlere ihtiyaç var. Bakın şimdi, önümüzde Kanal İstanbul var. Kanal İstanbul bunları rahatsız ediyor. Kanal İstanbul ile beraber 42 kilometre bir kanal açıyoruz, Karadeniz'i Marmara'ya bağlıyoruz."


GEZİ OLAYLARI


Biz popülizmle işi idare edenlerden olmadık, olmayacağız. Biz ilkesiz, ufuksuz, plan ve projesiz söyleme başvuranlardan olmayacağız. İstanbul ve Türkiye'nin değiştiğini görenler bunu durdurmak için gayret gösteriyorlar. İstanbul'u İstanbul'un hasımları da çok yakından izliyor.

Kadıköy'de Gezi olayları sırasında yazılan o yazıyı sakın unutmayın. Ne yazıyordu orada : Zulüm 1453'te başladı yazıyordu. İşte bunların zihniyetine bunlar yakışır. Bu zihniyetin bu şehre vereceği hiçbir şey yoktur. Ben bu haince sloganın üzerinde durmayacağım. Ama şunu bilin o eylem sırasında bir şeyin hesapları görülmek istendi.

Gezi olaylarında da, 17 Aralık operasyonunda da bir şeyin hesabı görülmek istendi. Yargı ve Emniyet'teki benim memurumu kullanmak istediler. Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonu arasında temek bir benzerlik var. Gezi'de başaramadıklarını 17 Aralık'ta yapmak istediler. Patronlar aynı,. Bunlara istikamet gösterenler aynı. Gezi olaylarında ve 17 Aralık'ta neden milli çıkarlar hedef alındı?

Milli değerlere bir andan saldıranlar asla milli değildir.

Bir ülkenin en önemli kuruluşu istihbarat örgütüdür. MİT'i tehdit eden zihniyet CHP zihniyetidir. MİT araçlarına polisle operasyonu yapamayınca Jandar ayaklarıyla işi yürütmeye kalktılar.

Bir savcının benim iznim olmadan arama yapma yetkisi yoktur. CHP'nin Genel Müdürü 'MİT silah kaçakçılığı yapıyor' dedi. Bu ihanetten başka şekilde izah edilemez.

Rahşan Affı ile kurtuldun, kasetle geldin ve genel başkan oldun. Seni bu millet tanıyor.

Elinizde ne varsa açıklayın açıklamıyorsanız namertsiniz. Abdestimden de namazımdan da şüphem yok.

- Artık bu oyunu görmeniz lazım. Devlet dairelerindekileri yönlendirenlere karşı artık tavır koyma zamanı gelmiştir. Kula kulluk yok sadece Allah'a kulluk var.

- Biz kavga için gelmedik. Bizim hareketin temelinde her türlü hırsızlık ve yolsuzluk kötüdür. En büyük hırsızlık ve yolsuzluk milli irade hırsızlığı ve yolsuzluğudur. Milli iradeyi çalan ve çalmaya kasteden asıl hırsız ve yolsuzdur. 11 yıl boyunca milli iradenin çalınmasına izin vermedik. Bundan böyle de milli iradeye uzanan her el karşısında bizi bulacaktır.

- Milli gelirimiz 230 milyar dolardan 800 milyar doların üzerine çıktı.

- Malum örgüt yolsuzluk iddiaları üzerinden bize saldırıyor.

- Haliç geçişinin inşallah 15 Şubat'ta açılışını gerçekleştireceğiz.