X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Türkiye, Yemen'e kayıtsız kalmadı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Türkiye, Yemen'e kayıtsız kalmadı"

  • Giriş Tarihi: 28.1.2014 18:04

İstanbul Aydın Üniversitesi'nin düzenlediği “Türkiye-Yemen İlişkileri ve Arap Baharı Konferansı”nda konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Barış ve Demokrasi Merkezi Başkanı Nobel Barış Ödüllü Kadın Gazeteci Tevekkül Karman, “Türkiye ve Yemen ilişkileri özellikle de Arap Baharı'ndan sonra daha da güçlendi. Türkiye güçlü bir ülke olarak Yemen'de yaşanan değişime kayıtsız kalmadı. Türkiye insanlarla aynı tarafta olmayı, gelecek ile aynı tarafta yer almayı tercih etti.” dedi.

İstanbul Aydın Üniversitesi'nin ev sahipliği yaptığı "Türkiye- Yemen İlişkileri ve Arap Baharı Konferansı" 28 Ocak 2014, Salı günü, saat 10.00'da Florya Yerleşkesinde yapıldı. Konferansa, Nobel Barış Ödülü Sahibi ve aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi Tevekkül Karman Global Barış ve Demokrasi Merkezi Başkanı Tevekkül Karman ve 2012 Yemen Cumhurbaşkanlığı Seçim Gözlemcisi ve Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İsmail Gündoğdu konuşmacı olarak katıldılar. Konferansta ayrıca İstanbul Yemen Fahri Başkonsolosu Muhammed Ahmed Al-Maşrahi ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın da hazır bulundular.

Dr. Mustafa Aydın yaptığı açılış konuşmasında İstanbul Aydın Üniversitesi'nde Kurulu Tevekkül Karman Global Barış ve Demokrasi Merkezi hakkında bilgiler verdi.

Tevekkül Karman ise konuşmasında Yemen Baharı'nda yaşadıkları hakkında bilgiler verdi. Karman, Yemen'de başlayan devrimin; özgürlük, adalet, insan hakları ve halkın onuru için başladığını vurguladı. Yemen'de gerçekleşen devrimin barış devrimi olduğunu belirten Karman, "Türkiye'deki herkes, gençler, kadınlar bizimle aynı hayali paylaştı. Yemen, Tunus, Mısır, Libya ve Suriye için özgürlük, adalet ve barış hayallerini paylaştılar. Arap Baharı yaşayan bu beş ülke de bunları hayal etti ve barışı tek bir araç olarak kullanmaya karar verdiler. Muhteşem devrim için, hayallerine ulaşmak için seçtikleri araç barıştı ve barışçıl eylemlerde bulundular." şeklinde konuştu.

Konuşmasında Türkiye ve Yemen ilişkilerine de değinen Karman, "Türkiye ve Yemen ilişkileri özellikle de Arap Baharı'ndan sonra daha da güçlendi. Türkiye güçlü bir ülke olarak Yemen'de yaşanan değişime kayıtsız kalmadı. Bu çok önemli ve çok zor olan karar, Türkiye gibi bir ülke için çok kolaydı. Türkiye insanlarla aynı tarafta olmayı, gelecekle aynı tarafta yer almayı tercih etti." dedi.

Karman, Mısır'ın ve Suriye'nin de Tunus ve Yemen gibi devrimi kazanacaklarını ve devam ettireceklerini belirtirken, "Suriye'de yaşanan katliam, devrimin çok kötü bir yüzü ve Suriyeliler ne yazık ki bu katliamla yüzleşiyorlar." yorumunda bulundu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap ülkerinde işgalci olarak değerlendirilmesine karşın Yemen'in Türkiye ile güzel bir geçmişi var mı sorusuna ise Karman, "Osmanlı İmparatorluğu bizim tarih kitaplarımızda asla işgalci olarak yer almadı. Yemen'nin Osmanlı kontrolündeki dönem olarak işlendi. Tarihten günümüze Türkiye ile Yemen'in çok ortak yanı var. Öteki Arap ülkelerinde nasıl işlenmiş bilemem ama Yemen, Osmanlı İmparatorluğu'na asla işgalci olarak bakmamıştır." şeklinde cevap verdi.

Yrd. Doç. Dr. İsmail Gündoğdu ise yaptığı konuşmada Yemen ve Türkiye ilişkilerine değindi. Osmanlı'dan beri ortak bir tarihe sahip olduğumuzu vurgulayan Gündoğdu, devrim sırasında Yemen'de yaşadıklarını da anlattı.

Gündoğdu, "Ben Arap Baharı'nın Yemen versiyonu sırasında oradaydım ve bu durumu yoğun bir şekilde yaşadım. Devrimcilerin karargâhı San'a Üniversitesi'nin tam karşısındaydı ve benim de kalmış olduğum lojman sınırda bulunuyordu. Bakkala gitmek için bile direnişçilerin karargâhının içinden geçmem gerekliydi. Tunus'ta ilk devrim başladığında Yemen'de bir heyecan oluşturdu. Bu heyecan bize yavaş bir heyecan olarak geldi. Ben kendi adıma Yemen'de böyle büyük bir topluluğun olabileceğini ve hatta baştaki lideri, baskıcı lideri ya da diktatörü gönderebileceklerine inanamıyordum. Bunun sonunda gerçekleştiğini gördük. Gördüklerimden şunları aktarabilirim; önce üniversitenin önünde bir iki çadırla başladı daha sonra inanılmaz bir şekilde arttı. İnsanlar bu çadırlarda yaşamaya başladılar. Sabah 10.30'dan sonra yürüyüşler yaparak liderlerini protesto ediyorlardı. Tevekkül Karman hanımın da söylediği gibi asla ve asla ellerinde hiçbir silah yoktu. 'Barış barış' ya da 'terk et' diye bağırıyorlardı," şeklinde konuştu.

Konferans, konuşmacılara plaketlerin takdim edilmesinin ardından sona erdi.