X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Yazıcıoğlu yaşasa milli iradeyi savunurdu"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Yazıcıoğlu yaşasa milli iradeyi savunurdu"

  • Giriş Tarihi: 28.1.2014 13:20 Güncelleme Tarihi: 28.1.2014 13:27

17 Aralık operasyonunun ardından yaşanan siyasi krizde Cemaat’in yanında yeralan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’ye tepki, partinin eski genel başkanı Yalçın Topçu’dan geldi.

İsa Tatlıcan- Sabah.com.tr

AK Parti'den ayrılan milletvekillerinin Büyük Birlik Partisi'ne geçişinin gündeme gelmesi ile birlikte Cemaat-BBP yakınlaşması konuşulmaya başlandı.

Pazar günü İstanbul'da gerçekleştirilen BBP aday tanıtım toplantısında, siyasi bir krize dönüşen 17 Aralık operasyonunda cemaatin yanında tavır alan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'ye ilk tepki partinin eski genel başkanı Yalçın Topçu'dan geldi.

Sabah.com.tr'ye açıklama yapan Yalçın Topçu Büyük Birlik Partisi'nin siyasi geçmişinde milli iradeye saygı, her türlü darbe, vesayet ve siyaset dışı organizasyona karşı dik bir duruş olduğunun altını çizdi.


17 ARALIK OPERASYONUNUN HEDEFİ ERDOĞAN'DIR!

Topçu 17 Aralık operasyonu ve perde arkası hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.

"17 Aralık'tan bu yana yaşananlara bakınca, işin yolsuzlukları ortaya çıkarma ötesine taşınmış, bizzat siyaseti şekillendirme ve seçilmiş hükümeti alaşağı etme gayesi taşıdığına inanmamak için çok saf olmak gerekir. Hedef Erdoğan'dır. Görünen o ki uluslararası bir hesap da var bu işte. Sayın Başbakan'ın medeniyet dünyamızdaki imajı ortada. Türkiye'nin yükselişi de hissediliyor. Mevcut durumdan Türkiye düşmanlarının faydalandığını, hükümeti yıkmak için fırsat yakalamış olduklarını görüyorum. Devlet-i ebed milleti esas anlayışı gereği, milli iradenin, sandık sonucunun yanında konum almak gerektiğini düşünüyorum. Aynı durumda ben de olabilirdim. Bana da benzer şeyler yapılabilirdi. Millet Erdoğan'ı Başbakan yaptı bugün bu operasyonlarla o karşı karşıya kalıyor. Yani biraz empati yapması lazım bütün siyasetçilerin. Çünkü esas olan milli iradedir, sandıktır."


BU ORTAM BANA DARBE DÖNEMLERİNİ HATIRLATIYOR

17 Aralık operasyonundan sonra vesayetin değil sivil siyasetin yanında yeraldığını söyleyen Yalçın Topçu, Gülen Cemaati'ne de bazı uyarılarda bulundu:

"Devlet düzeninde her türlü yapılanma ve gizli birlikteliklere karşı iktidarların tavır almasını normal karşılıyorum ama burada da sap ile samanın karışmamasına azami gayret gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Her iktidar kendi çalışacağı bürokratları seçme hakkına sahiptir. Nasıl ki görevlendirdiyse, öyle de görevden alabilir. Bunu normal karşılıyorum. Bu kaos ortamından ne elde edilmek isteniyor? Bu kaos kime yarayacak? Böyle kaos ortamları bana ne yazık ki darbe öncesi günleri hatırlatıyor. Darbe riskinin bir ihtimal olarak önümüzde durduğuna halen inanıyorum. Ayrıca bu gerilimden faydalananlar var. Yani bir taşla iki kuş vurma derdinde olanlar var. Bu savaş sonunda hem cemaatin hem de Ak Parti'nin tasfiye edildiği bir döneme girersek şaşmamak lazım. "


ERTUĞRUL GÜNAY, YAZICIOĞLU'NUN MEZARINA BİLE TAHAMMÜL EDEMEMİŞTİ!

AK Parti'den ayrılan Ertuğrul Günay'ın BBP'ye geçeceği yönündeki haberlere de tepki gösteren Yalçın Topçu, Günay ile ilgili bir hatırlatmada bulundu:

"Ertuğrul Günay'ın BBP'ye geçişini çok inandırıcı bulmuyorum. Siyasette her şey olur kabilinden yaklaşacak olursak bu kadarına da pes dedirtecek bir gelişme olur diye düşünüyorum. Ertuğrul Günay, merhum Muhsin Başkanımızın mezar yerine bile tahammül edemedi. Ben o zaman genel sekreterdim. Bu şahısla ne kavgalar verdiğimi gayet iyi hatırlıyorum. Neyse ki sağ olsun Sayın Başbakan Erdoğan devreye girdi de Muhsin Başkan'ın Tacettin Dergahı'na gömülmesine Bakanlar Kurulu onay verdi."


YAZICIOĞLU HAYATTA OLSAYDI 'MİLLİ İRADE'NİN YANINDA OLURDU

Büyük Birlik Partisi-Cemaat yakınlaşmasına da tepki gösteren Topçu, parti yöneticilerine bir hatırlatmada bulundu:

"Ben kurucusu olmadığım hiçbir siyasi stratejinin içinde olmam. Şimdi de siyasi manzaraya bakınca Muhsin Başkan'ın 28 Şubat dönemindeki duruşu aklıma geliyor. O gün ben Partinin Başkanlık Divanı üyesiydim. Her türlü baskıya rağmen, her türlü vaade rağmen sandığın sonucu, milletin iradesidir diyerek Refahyol Hükümetine destek olmuştuk. Bugün de yaşasaydı milli iradenin tecelli ettiği yere bakar, milletten yana olurdu. Fakat cemaati de kötülemez, küçümsemez, kınamaz belki de sulh için arabulucu olurdu. Fakat tekrar söylüyorum siyaset alanında söz sahibi olarak sadece siyasetçileri görmek gerekir."