X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Evimizi dinlediler bunun adı casusluk'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Evimizi dinlediler bunun adı casusluk'

  • Giriş Tarihi: 6.2.2014

Evinin cihazlarla dinlenmesini "casusluk" olarak nitelendiren Erdoğan "Gereken adımlar atıldı. Başsavcılığa çok gizli kaydıyla bir dosya gönderildi. Bu bile servis edildi" dedi

Başbakan Erdoğan'la 36 saatliğine Berlin'e gidip döndük. Böylesine kısa bir ziyarete bu kadar yoğun bir program sığdırılır mı? Sığdı.
Akşamın geç saatinde Berlin'e iner inmez Almanya'daki Türk toplumunun ve STK'larının temsilcileriyle toplantı... Ertesi sabah Alman Dış Politika Enstitüsü'nde "21'inci Yüzyılda Türkiye, Avrupa ve Dünya" konulu konferans. Ardından Başbakan Merkel'le çalışma yemeği. Onun ardından ortak basın toplantısı. Daha sonra Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ile ikili görüşme. Daha sonra Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve Enerji Bakanı Sigmar Gabriel ile ikili görüşme. Daha daha sonra Türk Demokratlar Birliği tarafından düzenlenen vatandaş toplantısında bir saatten fazla süren konuşma...
Ve biter bitmez soluk soluğa havaalanına koşma...
İşte bu yoğun temponun ardından uçağımızın yolu yarılamasından az sonra Başbakan Erdoğan'la bir araya geldik. Her yolculuk dönüşü yaptığımız, artık gezi klasikleri arasına giren sorulu-cevaplı sohbet için. İşte sorular, işte Erdoğan'ın yanıtları...
* 17 Aralık süreci nasıl gelişecek?
Bundan sonraki süreç, 17 Aralık olaylarını patlatanlara dünyada bakışı değiştirecek. Bu süreçte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Zaten ABD'de FBI onlara karşı girişimlerde, müdahalede bulunmaya başladı.
* 30 Mart yerel seçimlerinin dönüm noktası olacağını vurguluyorsunuz. Ne anlama geliyor?
Saflar artık netleşiyor. 30 Mart'tan sonra bir dönüşüm olabilir. Yeni siyasi aktörler ortaya çıkabilir. 2015 genel seçimleri için yeni partiler, yeni isimler belirebilir. Onun için 30 Mart'ın bir milat olacağını söylüyorum. Ve o nedenle 30 Mart seçimlerinde AK Parti'nin alacağı oyun çok önem taşıyacağını anlatıyorum.
* Gezi'den sonra 17 Aralık darbe girişimini de önlediğinizi söylüyorsunuz. Bu tür girişimlerin arkası gelir mi?
Demokratik ülkelerin hiçbirinde şu sıralar olaysız bir dönem var mı? ABD'ye bakın, Rusya'ya bakın... Avrupa'da da öyle. Yunanistan, Ukrayna, İspanya, Fransa... Almanya'da da Frankfurt'taki olaylar... Birileri hep bir yerleri karıştırma gayretinde.
Türkiye'de ise alternatif olmaları gerekenler sandıkla iktidara gelemeyeceklerini anlayınca birkaç ağacı bahane edip sokağa indiler. Şu sıralar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da da benzer girişimler var. Van belediye başkan adayım. Pırıl pırıl bir insan. Esnaf ziyaretleri yapıyor. Taşlı-sopalı saldırılar, ses bombaları. Guya bunların adı Barış ve Demokrasi Partisi... Böyle barış olur mu, böyle demokrasi olur mu?

'ASKERE SIZMA GAYRETLERİ VAR'

* Normalleşme ne zaman?
Yargı sürecinin noktalanması normalleşmeyi getirecek. Aslında normalleşme sürecine girdiğimizi söyleyebiliriz. Süreç bitince vatandaş "Artık dinlenmiyorum" diyebilecek.
Adli kolluk... Yargının valiye bağlı olması demek. Vali isterse bir yardımcısını görevlendirebilir. Savcının adli kolluk olarak emniyet müdüründen eleman istemesi lazım. Vali, emniyet müdürü güvenilir değil, savcının görev verdiği güvenilir... Böyle devlet olur mu? Ben ayrıca yargıyı valiye bağladım demedim. Savcının adli kolluk olarak emniyet müdüründen eleman istemesi lazım. Biz bunu geçici bir maddeyle yapacağız. Daha sonra asıl düzenleme ile ise Adli Kolluk Kurumu Başkanlığı getireceğiz. Bağımsız olsun. İçişleri veya Adalet Bakanlığı denetiminde bulunsun. Sıfırdan kuralım diyoruz, arkadaşlar çalışmalarını yapıyor.
* Bugüne kadar 'polis ve yargıdaki paralel yapı' diyordunuz. Şimdi 'yargı ve güvenlik güçleri' ifadesini kullanıyorsunuz, askeri mi işaret ediyorsunuz?
Maalesef paralel yapının askere de sızma gayretleri var. Adana'daki olaya polis bölgesinde asker müdahale etmiştir. Oradaki yargı mensubu, jandarma ile bütün ayarlamaları yapmıştır.
* Binlerce Türk vatandaşına hitaben yaptığınız konuşmada, 17 Aralık komplosunun arkasındaki oluşumdan "Bunlarda vatan, millet, devlet sevgisinin zerresi yok" dediniz. Yani dolaylı olarak "Gayrı milli" olmakla suçladınız...
Üçüncü Köprü, Üçüncü Havaalanı projeleri... Bu dev yatırımlardaki müteahhitlerin hepsini ikinci dalgada çağırdılar... Müteşebbislik ruhu zedelendi. Böyle bir ülkede yatırım yapar mısınız?

#Sayfa#

'KILIÇDAROĞLU ÖNCE HESAP VERSİN'


* Kılıçdaroğlu'nun grup konuşmasındaki iddialar için ne diyorsunuz?
O önce SSK Genel Müdürlüğü döneminde yaptıklarının hesabını versin. Tüm akrabalarını SSK kadrolarına aldırdı. Rahşan Ecevit affıyla kurtuldu.
Kızı Vakıfbank'a girmiş. Duyunca, hayırlısı olsun dedik. Sonra o malum ayakkabı kutusundaki para olayının ardından istifa etti. O kutudaki para bağışın yapıldığı vakfın hesabına girdi. Banka hesapları gizlidir. Ama murakıp mı, müfettiş mi birileri o hesaplara ulaştı. Bakın, siyasi partilere bağışlar 20 bin lirayla sınırlıdır. Ama vakıflara yapılan bağışın sınırı yoktur. Şimdi tutturmuş bir TÜRGEV. Peki, bizden önceki dönemlerde Fatih Belediyesi, ÇYDD'ye, İstek Vakfı'na, TEV'e arazi bağışlamadı mı? Çukurambar'da, Çukurbostan'da. O vakıflar suç işledi demiyorum, Kılıçdaroğlu'nun samimiyetsizliğini anlatmak istiyorum. TÜRGEV yeni değil ki; benim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde kuruldu. Oğlum, kızım varmış. Eee, ne olmuş? Vakfın mütevelli heyeti 16 üyeden oluşuyor. TÜRGEV'de 2 bin genç kızımıza hizmet veriliyor.
* 17 Aralık komplosunun sorumluları için ne gibi bir somut suç kavramından söz edilebilir?
Mesela evimin dinlenmesi. Bu, casusluktur. Bununla ilgili atılması gereken adımlar atıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na çok gizli kaydıyla dosya gönderildi. Ama bu bile servis edildi. Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan gizli çıktı, savcılıkta sızdı. Atamaları eleştiriyorlar. 250 bini aşkın polis var. Yanlış yapanlar elbette yer değiştirecek. Zaten yer değiştirmelerin pek çoğu kendi ili içinde yapıldı. Yargıdaki yanlışlara HSYK el koydu. Orada da asıl atama listesi daha sonra gelecek. Dört bakanla ilgili dosyaları savcılık "Muvazaa var" diyerek iade etti. Yeniden incelenecek.

#Sayfa#

"AVRUPA BİRLİĞİ'NDE TÜRKİYE'YE BAKIŞ ÇOK OLUMLU"

* Gerek Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın Türkiye ziyareti, gerekse sizin Almanya gezinizdeki temaslarınız sonrası, AB sürecinde yeni bir ivme beklenebilir mi?
Daha olumlu istikamette gelişmeler olduğunu söyleyebilirim. Gerek Hollande'ın ziyaretindeki, gerekse Almanya Başbakanı Angela Merkel'le görüşmemizden edindiğim izlenimler, gerekse Almanya'daki yeni koalisyon hükümetinin yapısındaki değişiklik sonrası değişen Türkiye'nin AB süreci konusundaki daha olumlu anlayış, iyiye gidişin işaretleri. Bundan sonraki temaslar, koalisyon ortağı SPD yönetimiyle olan hukukumuz, Almanya ile ilişkileri olumlu etkileyecek. Fransa'da da artık Nicolas Sarkozy anlayışı yok. Hollande'ın iki günlük Türkiye ziyareti çok olumlu hava yarattı. Bizden iade-i ziyaretlerle daha da pekişeceğine inanıyorum.
* Son dönemde yoğunlaşan dış temaslar, Türkiye'ye bakışı değiştirdi mi?
AK Parti iktidarı her yerden kopuyor yayınları vardı biliyorsunuz. Brüksel ziyaretimiz çok iyi geçti. AB Komisyonu, AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu kadrolarıyla olumlu görüşmeler yaptık. Sonra dediğim gibi Hollande'ın ziyareti.. Şimdi bizim Almanya ziyaretimiz... Gördüğünüz gibi ilgi, bakış açısı çok olumlu. Ama çok ciddi bir dezenformasyon kampanyası yürütüldüğü de görülüyor.

#Sayfa#

* Berlin temaslarınızda Türkiye'deki son olaylar gündeme geldi mi?
Merkel'le görüşmede biraz Gezi olaylarına değinildi. SPD'nin ise 17 Aralık komplosuna ilgisi vardı, anlattık. Türk kamuoyu HSYK'yı pek bilmiyor. Almanya'da savcıları Adalet Bakanı atıyor, parlamento onaylıyor. Yargıçlar için de aynı prosedür var. Bizde ise Yargıtay atıyor. Muhalefete gelin bunu parlamentonun yetkisine verelim dedik. RTÜK gibi. Her partinin Meclis'teki ağırlığı ölçüsünde adayı olmasını önerdik. Ama ana muhalefet her partiye eşit sayıda kontenjan istedi. O kadar da değil.
* Berlin'deki üç konuşmanızda da entegrasyon ile asimilasyon ayırımı üstünde uzun uzun durdunuz... Niye önemsiyorsunuz?
Biz "Entegrasyona evet, asimilasyona hayır" diyoruz. Başta "Bild" gazetesi olmak üzere Alman basını konuyu yıllarca saptırdılar, aynı kefeye koydular. Oysa entegrasyon köklerini yitirmeden yaşadığın toplumla bütünleşmek demek. Asimilasyon ise bireyi ve bireylerden oluşan o toplumu dönüştürmek demek. Bana göre, asimilasyon, insanlık suçudur.
* Suriye konusunda Almanya destek vaadinde bulundu mu?
AB'deki çeşitli platformlarda belki farklı bir şekilde gündeme getirmeleri beklenebilir. Yakın bir gelecekte Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ülkemizi ziyaret edecek. Ona Suriyeli mültecilerin barındırıldığı kampları gezdireceğiz. Herhalde etkisi olur.