X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Davutoğlu'ndan tazminat açıklaması
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Davutoğlu'ndan tazminat açıklaması

  • Giriş Tarihi: 9.2.2014 14:32 Güncelleme Tarihi: 9.2.2014 14:57

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Karaman'da A Haber Ankara temsilcisi Murat Akgün'ün gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Türkiye İsrail İlişkilerinin Mavi Marmara Baskını sonrasında normalleşmeye en yakın noktada olduğunu dile getiren Davutoğlu; tazminat konusunda da ciddi mesafe alındığını söyledi. Yeni internet düzenlemesi ile ilgili de konuşan Davutoğlu; kişisel olarak basın ve internet üzerine gelebilecek her tür kısıtlamanın karşısında olduğunu, düzenlemenin yasaklama olmadığını dile getirdi. Yasanın temelinde; insan hakları konusunda kişisel hak ihlallerinin önlenmesi olduğu belirten Davutoğlu gezi olayları sırasında evinin adresinin internet ortamında paylaşıldığına da dikkat çekerek; "internet ortamında o provokatörlerin baskın yapmaları yolunda çağrıda bulunuldu." Dedi. Suriye'nin El Kaide'yi desteklediğini söyleyen Bakan Davutoğlu; İşid ile Suriye arasındaki bağlantıya dikkat çekerek "Suriye muhalefeti şu anda bir taraftan İşid ile savaşıyor bir taraftan devletle savaşıyor" şeklinde konuştu.



AHMET DAVUTOĞLU: MAVİ MARMARA'DAN SONRA NORMALLEŞMEYE YAKINIZ

Türkiye, İsrail konusunda son derece ilkeli bir tutum sergiledi ve sergilemeye devam ediyor. mavi Marmara o ayı sonrasında benim BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığım toplantıda zikrettiğimiz bazı talepler vardı. Bunlar 7-8 talepti. Bir çoğu o süre içerisinde yerine getirildi. Geriye üç temel talebimiz kalmıştı. Özür tazminat ve Gazze ve Filistin'e dönük kısıtlamaların kaldırılması. Geçen sene mart ayında bildiğiniz gibi sayın Obama'nın da girişimiyle bir şart yerine getirildi, özür dilendi. Yıllarca Türkiye'de özür dilenmez diye bekleyen ve bunu eleştiren kesimler de bu konuda Türkiye'nin kararlı tutumunun neticesini görmüş oldular. O günden bu yana tazminat için görüşmeler belli aralıklarla ama hep sürdü.Son dönemde bu görüşmelerde hem bir ivme hem de belli bir yakınlaşma söz konusu. Son görüşmelerde aradaki görüş ayrılıklarının azaldığını söyleyebiliriz. Bizim şimdi bir rakam zikretmemiz doğru olmaz ama tazminat bizim için maddi değeri bağlamında değil vatandaşlarımızın hukuklarının korunması ve bu anlamda bir bedel ödetilmesi anlamında önemlidir. Olumlu bazı gelişmeler bu çerçevede var. Bu tip konularda bir süre vermek doğru olmaz ama son görüşmelerde ciddi mesafe alındığını ifade edebilirim. Özür ile birlikte tarihi bir adım atıldı. Şimdi tazminatla da bir ikinci adım atılacak. Mavi Marmara'dan sonra ilişkilerin normalleşmeye en yakın olduğu dönemi yaşıyoruz.


GEZİ OLAYLARI ESNASINDA İNTERNETTEN BASKIN İÇİN EVİMİN ADRESİ VERİLDİ


Türkiye Avrupa birliği ilişkilerinde bazen farklı bir psikoloji egemen oluyor. Türkiye'de üzerinde çalışılan veya yasalaştırılan bir husus tam anlamıyla anlaşılmadan ve Avrupa'daki örneklerle karşılaştırmadan bir hükme varılıyor. Bu doğru bir şey değil. Bir bakan ya da siyasi bir kişilik olarak değil, bir aydın olarak da basın üzerine hiçbir kısıtlamanın gelmesinin doğru olduğu kanaatinde değilim. Buna internet de dahildir. Ama aynı zamanda bir basın etiği var, İnternet etiği de oluşmalı. Basın etiğinde söz konusu olan hususlar internet etiğine de yansıyabilmeli. Öyle oylalar yaşadık ve yaşıyoruz ki; internet ortamının sana ortamın hiçbir ahlaki kayıt olmadan kullanılması sanki doğal bir hakmış gibi görünüyor. Yazılı basında çıktığın da tepki doğuran bir husus internette rahatlıkla paylaşılabiliyor. Kendi tecrübelerimden hareketle; Benim seneler evvel tekzip ettiğim bir haber 2-3 sene sonra tekrar gündeme getirildi.. Ben o gün o gün gazete ile ilgili mahkeme üzerinden bir durdurma kararı alabildim. Hem hukuki bir suçlama var hem de etik olarak bir suçlama var. Hiçbir zemini yok. Hem daha önce bu konu ile ilgili bir karar var. Bu durdurulabildi ve tekrar tekzip yayınlanmasını kararlaştırıldı. İnternet ortamında kişilik haklarını yok eden küfürlere varan olağanüstü hakaretler içeren metinler rahatlıkla dolaşabiliyor. İnsan haklarının basın özgürlüğü ve etik temellerle bir yerde sentez edilmesi lazım. Bir kişinin bir görüşü beyan edebilmesi nasıl bir insan hakkıysa, başka bir insanın da kendi kişisel hukukuna ve kendi kişiliğine yönelik saldırılarla ilgili bir talepte bulunabilmesi de bir hukuki haktır. O da bir insan hakları ihlalidir. Gezi olayları esnasında evimin adresi verilen internet ortamında o provokatörlerin baskın yapmaları yolunda çağrıda bulunuldu. Düşünebiliyor musunuz? Bir adres gösteriliyor ve deniliyor ki şimdi hep beraber şuraya gidip basacağız. Gazetede olsa böyle bir şey suç, bir toplantıda söyleseniz suç. İnternet ortamında twit ortamında bunu söylediğinizde sanki serbestmiş gibi. Dedikodunun veya toplum içinde dar bir kesimde konuşulduğunu önünü açmak gibi. bu dar da değil.. sanal alemde bir mesele. Bu yasanın arka planında esas itibariyle insan hakları konusunda kişisel hakların ihlal edilenleri bu ihlallerin önlenmesi çabası var. bir düzenleme çabası var bir yasaklama değil.



İŞİD İLE SURİYE ARASINDA İRTİBAT VAR

son dönemde maalesef basınımızda da hassasiyet kaybı oldu, muhalefette de, bir çok kesimde de . Bakın bu metnin İngilizcesini biz getirttik. Haber ilk anda öyle bir verildi ki; Türkiye sanki kara listeye alındı , Amerika Türkiye'yi El Kaideye yardım eden bir ülke konumuna getirecek. Bu o kadar ağır bir suçlama ki; bu suçlamayı basının haberine taşıyabilmesi için önce 50 kere düşünmesi lazım. Vatandaşı olduğu bir ülkeye böyle bir suçlama yöneltildiği iddiası. o haber düştüğünde bütün ilgili birimlere, bunu tetkik edin bu ortaya çıkmadan ben bu gece uyumayacağım. O gece biz metni elde ettik. Metinde söylenen şey şu; Türkiye'den sadece bir kişinin adı geçiyor, op bir kişi Türkiye'yi temsil edemez. Ola ki suçludur, o tetkike muhtaç, o la ki büyük bir cürüm içindedir, bunun da cezalandırmasını herkesten önce Türkiye yapar. metnin bütününe baktığınızda da esas amaç; Suriye'deki El Kaide'ye karşı olduğunu iddia eden bazı ülkelerin El Kaide bağlantılarını ortaya çıkran bir rapor. Ve bu bağlantılar içerisinde de bir tek Türk vatandaşının adı geçiyor. Burada Türkiye'ye bir suçlama geldiği iddiası nasıl yapılabilir. Şimdi burada olan mesele tam da bizim tezlerimizi destekleyen bir mesele. Biz diyoruz ki El Kaide'yi rejim destekliyor, Suriye rejimi ile İşid arasında doğrudan irtibat var diyoruz. Raporun esası da Suriye rejimine destek veren bazı çevrelerle El Kaide arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Rapor; Türkiye'ye yöneltilen bazı suçlamaların ne kadar temelsiz olduğunu, Suriye muhalefetini El Kaide ile özleştirenlerin ne kadar yanlış düşündüklerini, Suriye muhalefetinin El Kaide bağlantısının olmadığını aksine El Kaide'ye karşı mücadele ettiğini, rejimin ise doğrudan bu gruplarla ilişkili olduğunu söyleyen bir rapor. Bu rapor El Kaide bağlantılı derken kastettiği şey İşid. İşid ile rejim arasında bir irtibat var. biz zaten aylardır bunu söylüyoruz. Niye işid ile rejim hiç savaşmıyor, niye rejim ılımlı muhalefeti, Suriye halkını temsil eden muhalefeti bombalıyor onun çekildiği yerlere İşid giriyor. Suriye muhalefeti şu anda bir taraftan işid ile savaşıyor bir taraftan devletle savaşıyor.