Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hepsinden hesabını soracağız

Giriş Tarihi: 16.2.2014 14:18 Güncelleme Tarihi: 16.2.2014 17:54

Başbakan Erdoğan, Başakşehir'de İkitelli Şehir Hastanesi'nin temel atma töreninde halka hitap etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "SSK'lı bir işçi olarak geçmişte sağlık sistemindeki köhnemişliğin acısını çeken mağduru olan biriyim. Bu mağduriyeti Türkiye'de hemen her vatandaşım geçmişte yaşadı. Benim vatandaşımı hastanelerde insan yerine koymadılar. Acil servislerde dahi hasta kardeşime yeterince ilgi, şevkat göstermediler. Hastanelere sağlam giren hasta çıktı" dedi.

Erdoğan, Başakşehir'de İkitelli Şehir Hastanesinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, temelini atacakları İkitelli Entegre Sağlık Kampüsünün yani Başakşehir Şehir Hastanesinin İstanbul için hayırlı olması temennisinde bulunarak sözlerine başladı.

Sözleşmesi imzalanan 17 şehir hastanesi projesinden bugün en önemlisini, İstanbul'daki şehir hastanesinin temelini attıklarını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ankara'da Bilkent ve Etlik şehir hastanelerimizin temelini attık. Ardından Adana'da yapacağımız şehir hastanemizin de temelini attık. Şimdi de 17 projenin en büyüğü olan en görkemli hastane kampüsü olan Başakşehir Şehir Hastanesinin temelini atıyoruz. 790 bin metrekare alan üzerine kuracağımız bu büyük hastanede 2 bin 682 adet hasta yatağı olacak. Kampüsün bir bölümünü dev bir teşhis ve tedavi kütlesi ve buna bağlı 6 hastane binası inşa ediyoruz. Kampüsün diğer bölümünde ise psikiyatri hastanesi bulunacak ayrıca buraya bir de spor hastanesi kuruyoruz. Bildiğiniz gibi Olimpiyat Stadı burada, bir spor hastanesi ve yine burada İstanbul Büyükşehir Belediyemizin yapmakta olduğu stat var dolayısıyla büyükşehir spor kulübünün bir stadının da olması tüm bu çevrede tüm illerde böyle bir spor hastanesinin ilk defa yapılacak olması da buraya ayrı bir önem kazandırıyor."


"HAYALİ TEMELLER ATMIYORUZ"

Başbakan Erdoğan, yapılacak spor hastanesinin aynı zamanda Türkiye'nin en büyük spor hastanesi olacağına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Böylece Türkiye genelinde sporumuza da tıbbi anlamda buradan destek sağlayacağız. İnşallah bu büyük proje tamamlandığında sadece İstanbul'a değil, bölge illerimize hatta dünyaya hizmet vereceğiz. Bu dev projenin, bu emsalsiz projenin İstanbul'a, ülkemize, milletimize, tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Şu anda önümde maketi var. Maketiyle bile gördüğünüzde, şuraya baktığınızda Rabbime hamdediyorum, hamdolsun diyorum. Bizim hayalimizdi, o da gerçekleşiyor. Bildiğiniz gibi ben temel atma törenlerine katılmam ama bu projenin farklılığı ister istemez temel atmaya katılmaya da bizleri sevkediyor. Bir diğer yanıyla da tabi biz hayali temeller atmıyoruz."


HASTANE YAPIM SÜRESİ

Bütün bunların bir yerde kamu-özel işbirliğiyle, hizmet alımı şekliyle adeta yapılan yatırımlar olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Müteahhit firmayla, yüklenici firmayla, buradaki ortağımızla adeta süreyi konuşacağız. Sözleşmedeki süre 36 ay, 36 ayda buranın bitmesi gerekiyor. Ama ben biraz daha bu noktada heyecanlıyım diyorum ki özel sektör ortaklarıyla burada bir görüşelim. Kendileriyle süreyi de bir tekrar gündemden geçirelim. Daha kısa zamanda burayı nasıl yaparız? Ben yapacaklarına inanıyorum, kendilerinde o gücü de görüyorum. Dolayısıyla inşallah Başakşehir Şehir Hastanesi daha kısa zamanda tüm halkımıza hizmet vermeye başlar."

Erdoğan, Sağlık Bakanlığına, bu büyük projeyi yürütmekle görevlilere kolaylıklar dileyerek, "Yüklenici firmalara burada çalışacak mimar, mühendis, işçi kardeşlerime hastane tamamlandıktan sonra burada vazife yapacak doktor, hemşire, sağlık memuru tüm kardeşlerime şimdiden başarı temennilerimi iletiyorum" diye konuştu.


"ŞEHİR HASTANELERİ PROJESİ BENİM UZUN SÜREDİR HAYALİMDİ"

Şehir hastaneleri projesinin kendisinin uzun süredir hayali olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Artık neredeyse 11 yıla... Ve 11 yılı Mart 15'te Başbakan olarak dolduruyorum. SSK'lı bir işçi olarak geçmişte sağlık sistemindeki köhnemişliğin acısını çeken mağduru olan biriyim. Bu mağduriyeti Türkiye'de hemen her vatandaşım geçmişte yaşadı. Benim vatandaşımı hastanelerde insan yerine koymadılar. Acil servislerde dahi hasta kardeşime yeterince ilgi, şevkat göstermediler. Hastanelere sağlam giren hasta çıktı. Hastanelere mecburen giren yoksul kardeşim yeri geldi rehin alındı, hastaneden çıkamadı. Ana muhalefetin genel müdürü SSK'nın başındaydı. Onun döneminde de rehin alınıyordu kardeşlerim. Hani bunlar halkçıydı, hani halkın içinden gelmişti. Rehin aldılar rehin, ah ah nice hamile kardeşimiz doğum yaparken yavrusunu kaybetti kendisi rehin alındı. Yeri geldi SSK hastanelerinde ölen vatandaşımı bırakmadılar onu rehin aldılar. Öldü ya öldü. Ölü rehin alınır mı? Bu ülke bunu bile gördü."



"BİZİM, GENÇLİĞİMİZİN KILIĞIYLA KIYAFETİYLE İŞİMİZ YOK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gençlerin kılık kıyafetiyle işlerinin olmadığını belirterek, "Başörtüsünden dolayı kızlarımızı okulların kapısında bıraktılar. Kızlarımızı üniversitelere sokmadılar. Ne oldu? Siz uzaya uydu gönderdiniz de benim kızımın başörtüsü, uydunuzu mu engelledi? Bu, yavrularımıza zulüm değil miydi?" dedi.

Erdoğan, Başakşehir'de İkitelli Şehir Hastanesinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, hastanelerde bir röntgen için 6 ay sonraya gün verildiğini, şimdi böyle bir sıkıntı kalmadığını, ultrasonografi, MR ve tomografinin hepsinin vatandaşın emrinde olduğunu söyledi.

Kar paletli ambulanslarla dörtçeker ambulanslarla, helikopter, uçak ambulanslarla, nerede olursa olsun vatandaşa ulaştıklarını ve onları hastaneye yetiştirdiklerini dile getiren Erdoğan, 17 helikopter ambulansın Türkiye genelinde, 4 jet ambulansın da Türkiye ve Türkiye dışında hizmet verdiğini aktardı. Erdoğan, "Bu sabah bir haber aldık. Bir genç sporcumuz malesef Mısır'da musabaka esnasında kalp krizi geçirerek rahmetli oldu. Allah rahmet etsin. Şimdi jet ambulansımız onu almaya gidiyor, belki de gitti. Bugünler için varız. Sağlığında da ölümünde de halkımız için varız. Bu yola bunun için çıktık. 'Aciz, zavallı bir ülke konumunda olmayacağız' dedik" ifadelerini kullandı.

Milli gelirin 3 bin 400 dolardan 11 bin dolara yükseldiğini, bu yükselişin durup dururken değil, çalışarak gerçekleştiğini, hastanelerdeki dağınıklığa, ilaçtaki adaletsizliğe son verdiklerini vurgulayan Erdoğan, parası olmayanın kapıdan döndüğü o günleri geride bıraktıklarını, Bakan arkadaşlarına, "Başhekimlerimize, hastane müdürlerimize gerekli talimatı verelim. Kapıya hangi hasta gelirse gelsin hemen alacaklar. Gerekli teşhis, tedavi yapılacak" yönünde talimat verdiğini belirtti.

"Vatandaşımızın inancına, düşüncesine göre muamele yok. Kim olursa olsun herkesin ilgi, şefkat göreceği bir sağlık sistemi kurduk" diyen Erdoğan, Aile hekimliğini kurduklarını, herkesin bir doktoru olmasını istediklerini, evlere doktorun gelmesini sağladıklarını, vatandaşın doktora gidememesi durumunda doktorun hastanın ayağına gittiğini ifade etti.

Erdoğan, "Peki bizden öncekiler bunları niye yapmadılar. Onların aklı neredeydi, nereye kiralanmıştı? Dertli olmak gerek dertli. Biz dertliyiz" dedi.

Eğitimde olduğu gibi, sağlıkta da reformlarının hiç bitmeyeceğini, yeni imkanları millete kazandıracaklarını, yeni şartlar ortaya çıktıkça, yeni ihtiyaçlar belirdikçe, bunu milletle buluşturacaklarını, dünyada sağlıkta nereye varılıyorsa kendilerinin de oraya varacaklarını belirten Erdoğan, şehir hastanelerinin böyle bir ihtiyacın, böyle bir hayalin sonunda ortaya çıktığını söyledi.


"MENDERES'E O GÜN YAPILANLAR, ŞİMDİ BİZE YAPILMAK İSTENİYOR"

Erdoğan, hastanenin inşa edileceği bölgenin yemyeşil, temiz, düzenli, çevreci bir kampüs haline gelmesini istediklerini kaydederek, şöyle devam etti:

"Oradan oraya sedye üzerinde koşturulan hastaların olduğu bir ülke değil, tüm işlerini hastanenin, kampüsün içinde hastamız halletsin. Yatacaksa konforlu, temiz, modern odalarda yatsın. Tek yataklı, bilemedin 2, 3 yataklı. Ama tuvaleti banyosu içinde olsun. Eskiden adeta koğuş sistemi gibiydi. 8, 10 yataklı odalar... Koskoca bir katta bir tane tuvalet, banyo bulursun. Sağlam gir, hasta çıkarsın. Eğer refakatçisi varsa, o da mağdur olmasın, o da burada huzurla kalabilsin. İşte şehir hastaneleriyle vatandaşımıza bu kaliteyi getiriyoruz. Ancak ben burada özellikle bir şeyi hatırlatıyorum. Bakın, şehir hastanelerine, aile hekimliğine benzer bir hayali, kısmen benzer yanı var, bizden önce birinin daha kurduğunu, onun da böyle hayalleri olduğunu öğrendik. Kim o biliyor musunuz? Merhum Adnan Menderes… 1950'li yıllarda, halkın kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi için bu hayalleri o kurmuş. Ama o hayalleri, 1960 darbesiyle sükuta uğratmışlar. Senaryo aynı senaryo. Zihniyet aynı zihniyet… Merhum Menderes'i, halkına hizmet ettiği için, halkına insan olduğunu hatırlattığı için, halkına değer verdiği için, o malum çevreler sevmediler. Merhum Menderes'ten, Türkiye'yi büyüttüğü için, Türkiye'nin itibarına itibar kattığı için, Türkiye'nin gücüne güç kattığı için hiç hazzetmediler. En önemlisi de, merhum Menderes'i, milli iradeye sahip çıktığı için rahat bırakmadılar, yaşatmadılar. İşte, Merhum Menderes'e o gün yapılanlar, şimdi bize yapılmak isteniyor. Merhum Menderes'in hayallerini kabullenemeyenler, bizim hayallerimizin de önüne geçmeye çalışıyorlar. Merhum Menderes'e yaptıkları, gibi, Türkiye'yi büyüttüğümüz için bizden de rahatsız oluyorlar. O gün Merhum Menderes'e ne yaptılarsa, medyayla, sermayeyle, siyasetle ne yaptılarsa, bugün de inanın aynısını yapmaya çalışıyorlar."

Erdoğan, geçen hafta İstanbul'a geldiklerini, Kartal'da 15 ilçeyi kapsayan 20 yol ve kavşağın açılışını gerçekleştirdiklerini, ardından Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattının temelini attıklarını, 201 Erguvan otobüsü hizmete aldıklarını belirtti. Başakan Erdoğan, daha sonra Ankara'ya gittiklerini, Batıkent-Sincan Metro Hattını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ile birlikte hizmete açtıklarını bildirdi.

Bu haftasonu yine İstanbul'da olduklarını ve dün önemli açılışlar yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, Şişhane-Yenikapı Metro Hattını açtıklarını, Haliç'e o güzel ve esteik köprüyü kurduklarını ve açılışını yaptıklarını, İstanbul'un metro ağlarını ve Marmaray'ı birbiriyle buluşturduklarını anlattı.

Erdoğan, bugün şehir hastanesinin temelini attıklarını, daha sonra Bakırköy Dr. Sadi Konuk Araştırma Hastanesinde yine önemli bir açılış yapacaklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, bu temponun arasında önemli bir hadisenin daha gerçekleştiğini, Türkiye'nin 4'üncü TÜRKSAT'ına kavuştuğunu belirterek, TÜRKSAT 4A uydusunun Kazakistan'ın Baykonur Uzay Üssü'nden uzaya fırlatıldığını ifade etti.

İki ay önce Japonya'ya gittiklerinde fabrikada uyduyu teslim alma töreni yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, Türk mühendislerinin de çalıştığı uydunun Tokyo'dan Kazakistan'a taşındığını ve önceki gün 23.45'te uzaya fırlatıldığını, artık uydularıyla Afrika'yı da kapsama altına aldıklarını dile getirdi.


"AK PARTİ İKTİDARININ GENÇLİĞİ ELİ SOPALI, MOLOTOFKOKTEYLLİ GENÇLİK OLMAYACAK"

Başbakan Erdoğan, şimdi yeni bir uydu daha yapıldığını, o uydunun da nisan ayında uzaya fırlatılacağını ifade ederek, şunları söyledi:

"Biz bunlarla da yeterli kalmıyoruz. İnşallah, 5'inci uydudan sonra artık uydu üretimini kendi mühendislerimizle Ankara Kazan'da üreteceğiz. Bu millete, gençliğimize bu yakışır. Çünkü AK Parti iktidarının gençliği eli sopalı, molotofkokteylli gençlik olmayacak. Bu gençlik bilgisayarıyla beraber ilmi, düşünceyi ön plana çıkararak bu asırda milletine nasıl hizmetkar olabilir bunun derdinde olacak. Bilimde nasıl ön plana çıkabilir bunun derdinde olacak. Ve gençliğimizi bu şekilde yetiştirmek için göreve geldiğimizde 76 üniversite vardı 94 üniversite ilave ettik. Şimdi Türkiye genelinde 175 üniversite var. 81 vilayetin tamamında var. 205 bin derslik inşa ettik bu arada. Bu, eğitime ne kadar önem verdiğimizi gösteriyor. 45 lira burs veriyorlardı şimdi ise üniversite gençliğinden kim müracaat ederse etsin ayırt etmeksizin ama kredi ama burs, 520 lira Kredi Yurtlar Kurumu'ndan beslenme yardımıyla beraber veriyoruz. Buralara geldik. Ekonomisi güçlü bir Türkiye var artık. Dedikoduları bırakın."


"UZAYA UYDU GÖNDERDİNİZ DE BENİM KIZIMIN BAŞÖRTÜSÜ UYDUNUZU MU ENGELLEDİ"

Başbakan Erdoğan, eğitimde attıkları bu adımlarla beraber gençliği çok farklı bir sürecin içerisinde çok daha farklı bir yerde göreceklerini anlatarak, şunları kaydetti:

"Bizim, gençliğimizin kılığıyla kıyafetiyle işimiz yok. Başörtüsünden dolayı kızlarımızı okulların kapısında bıraktılar. Kızlarımızı üniversitelere sokmadılar. Ne oldu? Siz uzaya uydu gönderdiniz de benim kızımın başörtüsü uydunuzu mu engelledi? Bu, yavrularımıza zulüm değil miydi? Fakat biz, o İlahi emri, 'Oku' emrini yerine getirmek için mücadelemizi sabırla, teenniyle yürüttük. Artık bütün üniversitelere yavrularımız da başörtüsüyle girebiliyor."

Devlet kurumlarında da başörtüsülü kızların çalışabildiğini belirten Erdoğan, "Daha da iyi olacak. Bu ülkenin normalleşmesi lazım. Normalleşmenin önüne geçenler bu ülkeye sevgide kusur edenlerdir. Milletimin birliğine, beraberliğine kastedenlerdir. Eğer seviyorsak milletimizi bırakın başı açık olan başı açık, başı örtülü olan başı örtülü gezsin. El ele, omuz omuza yürüsün. Zaten öyle yürüyorlar. Ama bunu hazmedemiyorlar. 'İlla ayıracağız' diyorlar. Hayır ayıramayacaksınız. İnşallah bir, iri, diri, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız" diye konuştu.



"EY PARALEL YAPININ SAVCISI, SEN BENİM BİLGİM OLMADAN, İZNİM OLMADAN MİT'E MÜDAHALE EDEMEZSİN"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Dün, bir gazete, Adana'da Milli İstihbarat Teşkilatı'nın tırlarına yapılan saldırının görüntülerini yayınladı. Bu ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı'na, işte o paralel, var ya bir paralel yapı, onu öğrendiniz değil mi, iyice kavradık değil mi? Olur ya sizin de kapınızı birileri gelir çalabilir. Bazı bayanlar gelebilir, bazı ablalar gelebilir. Onlara şunu söyleyin; 'biz halimizden memnunuz, biz ülkemizde olanları görüyoruz. Eğer sizin de kendinize güveniniz varsa partinizi kurun da öyle ortaya çıkın' deyin" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Başakşehir'de İkitelli Şehir Hastanesinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, üçüncü köprünün yapıldığını belirterek, muhalefetin bundan rahatsız olduğunu söyledi.

Marmaray'ın yapıldığını hatırlatan Erdoğan, "Rahatsızlar... Şimdi Marmaray'ın biraz da güneyinde otomobillerin geçeceği yine denizin altından bir tüp geçit daha yapılıyor. Önümüzdeki yıl onu da açacağız. Rahatsızlar. İnanın var ya, nasıl şimdi köprüye karşı çıkıyorlar, bilseler denizin altından böyle bir tüp geçit yapılıyor, ona da karşı çıkarlar. Görünmüyor da Allah'tan karşı çıkamıyorlar. Bu muhalefet bu. İnşallah bu civardan biliyorsunuz Kanal İstanbul yapılacak. Onu da yapacağız. Engellemelere rağmen yapacağız. Karşı çıkmalarına rağmen yapacağız. İnşallah İstanbul Boğazımıza alternatif olarak çevreci düşünceyle onu da yapacağız" diye konuştu.


"MİT MENSUPLARINA SİLAH DOĞRULTUYORLAR"

Erdoğan, kendi gündemlerinde demokrasi, milli irade, huzur ve kardeşlik olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Peki onların gündeminde ne var? Onların gündeminde yıkmak var. Onların gündeminde yıpratmak var. Onların gündeminde Türkiye'nin kazanımlarını yok etmek, Türkiye'nin büyük projelerini engellemek, Türkiye'nin itibarını, gücünü zedelemek var. İşte gördünüz, dün, bir gazete, Adana'da Milli İstihbarat Teşkilatı'nın tırlarına yapılan saldırının görüntülerini yayınladı. Bu ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı'na, işte o paralel, var ya bir paralel yapı, onu öğrendiniz değil mi, iyice kavradık değil mi? Olur ya sizin de kapınızı birileri gelir çalabilir. Bazı bayanlar gelebilir, bazı ablalar gelebilir. Onlara şunu söyleyin; 'biz halimizden memnunuz, biz ülkemizde olanları görüyoruz. Eğer sizin de kendinize güveniniz varsa partinizi kurun da öyle ortaya çıkın' deyin. O paralel savcı operasyon yapıyor. MİT mensuplarına silah doğrultuyorlar. Yere yatırıyor, tekmeliyorlar. Kimin talimatıyla oluyor bu biliyor musunuz? Emniyetin, jandarmanın içine sızan paralellerin talimatıyla, yargının içine sızan paralel savcının talimatıyla oluyor. İşte bunlar, yurt dışındaki odaklardan talimat alarak, kendi ülkelerinin istihbarat teşkilatına silah doğrultacak kadar vatana ihanet içindeler. Benim ülkemin istihbarat teşkilatı, Suriye'ye, hem de Suriye'deki Bayır Bucak Türkmenlerine insani yardım taşıyacak, birileri de gelecek, bunu silahla, zorbalıkla, yasa dışı şekilde engelleyecek. Ey paralel yapının savcısı, sen benim bilgim olmadan, iznim olmadan MİT'e müdahale edemezsin. Yasa bunu emrediyor. Bu ne cesaret? Bu millet bunu affetmez. Bu millet bunu unutmaz. Bu ihanetin, bu aşağılık faaliyetin, bu casusluğun hesabını hepsinden soracağız. Kim adına yapıyorlar, bunlar ortaya çıkacak. Bunlara talimat veren elebaşılarından da soracağız. Ama biz sabırlıyız."


"SON MANŞETİ EY MEDYA SİZ ATMAYACAKSINIZ"

Başbakan Erdoğan, bir şeyin altını çizmek istediğini ifade ederek, şu anda, medyada, hem hükümete, hem Türkiye'ye yönelik operasyonu sabırla, ibretle izlediklerini söyleyerek, şunları kaydetti:

"Bir kısım medyanın, manşetleriyle, köşe yazılarıyla, yalan ve iftiralarla, nasıl bir aşağılık operasyonun içinde olduğunu biz de görüyoruz, millet de görüyor. Biz bu operasyonları çok iyi biliriz. Bizim hayatımız, işte bu tür medya operasyonlarıyla mücadele etmekle geçti. 1994'te İstanbul'da seçildiğim andan itibaren bu manşetlerle üzerimize geldiler. 'Muhtar bile olamaz' dediler. Ne oldu? Milletimiz, bırakın muhtarlığı bu kardeşinizi geldi başbakan yaptı. 28 Şubat'ta üzerimize geldiler. Danıştay cinayetinde, partimizi kapatma sürecinde böyle üzerimize geldiler. Buradan açık açık bir kez daha söylüyorum; biz bu manşetlerle çarpışarak büyüdük, bundan sonra da asla boyun eğmeyiz, bu operasyonlar karşısında geri adım atmayız. Ellerinden geleni yapsınlar. Ne becerileri varsa ortaya koysunlar. Hangi manşeti atarlarsa atsınlar. Biz bunlara boyun eğmeyecek, bunlara aldanmayacağız."


"GEZİ OLAYLARI SIRASINDA BAŞÖRTÜLÜLERE YAPILAN SALDIRILARI GÖRMÜYORLAR"

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şimdi bu medya, arkasına belli sermaye çevrelerini alarak, arkasına paralel yapıyı alarak, gündem dayatmaya çalışıyor. Üzerinden aylar geçtikten sonra, Kabataş'taki çirkin saldırının görüntülerini yayınlayıp güya oradaki çirkinliği örtmeye çalışıyorlar. Türkiye genelinde, Gezi olayları sırasında başörtülülere yapılan saldırıları görmüyorlar. Bir mağdurenin beyanlarına itibar etmiyorlar. İfade tutanağına itibar etmiyorlar. Adli Tıp raporuna itibar etmiyorlar. O mağdurenin vücudundaki darp izlerine itibar etmiyorlar. Çıkmışlar bir görüntü üzerinden olayın nasıl olmadığını anlatmaya çalışıyorlar. İşte bu kadar sorumsuzlar. Kadına şiddet konusu gündeme gelince, bunlar aslan kesilirler aslan. Ama söz konusu olan bir dindarsa, bir başörtülüyse, bunların pusulası işte böyle şaşar. Tekrar ediyorum; elinizden geleni yapın. Heybenizde ne kaldıysa hepsini çıkarın. Ne marifetiniz varsa ortaya dökün. Ama şunu da bilin, son manşeti ey medya siz atmayacaksınız, son manşeti benim milletim atacak milletim. 30 Mart'ta sandıkta son manşeti benim milletim yazacak" diye konuştu.



"30 MART, TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN BU KİRLİ OYUNLARIN BOZULACAĞI TARİH OLACAK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "30 Mart, Türkiye üzerine oynanan bu kirli oyunların bozulacağı, inşallah sandıklardan en güzel cevabın verileceği, Türkiye düşmanlarının bir kez daha üzüleceği, heveslerinin kursaklarında kalacağı bir tarih olacak. İşte onun için boş durmayacağız. Bu bir İstiklal mücadelesidir. Bu, MİT'in tırlarına saldıran hainlere karşı bir mücadeledir. Hükümete, milli iradeye, demokrasiye karşı saldıranlarla bir mücadeledir" dedi.

Erdoğan, Başakşehir'de İkitelli Şehir Hastanesinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını belirterek, "demokratik, milli iradenin egemen olduğu bir ülkede, medya ve sermayenin bu kadar pervasız olamayacağını, böyle darbe girişimlerinin içine giremeyeceğini, hiçbir demokratik ülkede böyle darbe girişimlerine göz yumulamayacağını" söyledi.

Başbakan Erdoğan, yargıdaki aklıselim kişilere de seslenmek istediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Yargıdaki aklıselim kardeşlerime de sesleniyorum. Vicdanınızın, iradenizin sesini özellikle dinleyin. Sizin kendi düşünceniz, siyasi anlayışınız ne olursa olsun ama adalet başka bir şey. Burada vicdanınızın sesini, hakkı, hukuku tam anlamıyla tecelli ettirmek suretiyle kararlarınızı verin. Aklınızı kiraya vermeyin. Yargının içinde bir kısımlar var ki akılları ipotek altında. İradeleri ipotek altında. Maalesef bir yerlerden talimat gelmedikçe adım atamıyorlar. İşte o ses kasetleri sosyal medyada yayınlandı. Ne diyor; 'Yargının içinde şu kadar, ordunun içinde şu kadar, emniyette bu kadar, şurada şu kadar burada bu kadar var'. Hale bak. Bunların derdi, Türkiye Cumhuriyeti devleti değil, paralel yapı, paralel bir devlet anlayışı. Bu operasyonların, darbe girişimlerinin hesabı sorulur. Sadece paralel yapıdan değil, o paralel yapının kukla gibi parmağında oynattığı siyasi partilerden, sermayeden, medyadan da bunun hesabı sorulur."


"GELİN HESABINI BERABER SORALIM"

Erdoğan, siyasi partilere, milletvekillerine, gazetecilere, sanatçılara ve iş adamlarına da çağrıda bulunarak, şunları söyledi:

"Bu tehdide boyun eğmeyin. Bu şantaja boyun eğmeyin. Bu kasetçilerin siyaseti dizayn etme çabasına, Türkiye'ye ihanet etmesine ortak olmayın. Eğer bir, beraber olursak bu mücadeleyi beraber yürütürsek bu kaset siyasetini en kısa zamanda toprağa gömeriz, bunun hesabını da birlikte sorarız. Millet adına biz bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz."


"SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE YAPILAN HAKARET, SAYGISIZLIK ORTADA"

Başbakan Erdoğan, paralel yapının, başka devletler ve başka odaklar adına Türkiye'yi karıştırmasına asla izin vermeyeceklerini, kaydederek, şöyle devam etti:

"Bu yapının mensubu kardeşlerime de buradan bir kez daha sesleniyorum: 'Hoca, abi, abla' dedikleriniz, hem size, hem de kendi ülkelerine karşı apaçık bir ihanetin içindeler. Sizin saf ve temiz duygularınızı istismar edip, sizin ülkenize kastetmiş durumdalar. İşte MİT'e yapılan saldırı görüntüleri. İşte savcılara, hakimlere, polislere verilen haince talimatlar. İstismarlar, iftiralar ortada. Sevgili Peygamberimize yapılan hakaret, saygısızlık ortada. Böyle bir şey olabilir mi? Peygamber Efendimiz miraçtan iniyor, bir kamyona bindiriliyor ve bunların da o senaryosundaki divaneler orada koşuyorlar. Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir yaklaşım? Her an görüyorsunuz şecaat arz ederken sirkatini söylüyorlar. Dağıttılar bunlar, dağıttılar. Sevgili Peygamberimiz'i rüyada görüyorlar. Twit atıyorlarmış. Peygamber Efendimiz onlara 'Twitleri 2 kat daha artırın' diyor. Uzaklardan da bir ses geliyor malum 'Doğru, artırın' diyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Şantajlar, tehditler, kirli ilişkiler ortada. Her yolu meşru gören, her yolu mübah gören bu hainlerle aranıza artık lütfen mesafe koyun. Şimdi birileri broşürler bastırmış, bunları dağıtıyorlarmış. 'AK Parti'ye oy vermeyin, orada AK Parti'nin dışında kim daha güçlüyse ona verin'... Bu broşürleri dağıtan kardeşlerime sesleniyorum: Allah aşkına bir dakika durun ve neye hizmet ettiğinizi bir düşünün. Kime hizmet ettiğinizi, kimin çıkarlarına su taşıdığınızı bir düşünün. Sizin o dağıttığınız broşürleri millet zaten yırtıp atıyor; ama siz kendinizi hangi konuma düşürüyorsunuz, bunu lütfen bir düşünün."


"VATANIMIZIN ÜZERİNDE HERHANGİ BİR OPERASYONA, AMELİYATA MÜSAADE ETMEYİZ"

Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abhazasıyla, 36 etnik unsurun bir olacağını söylediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Çünkü yaradılanı Yaradan'dan ötürü seveceğiz dedik. Onun için de Afyonkarahisar'dan yola çıkarken bir şey söyledik, hatırlayın, 'tek millet' dedik. Tek millet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. 'Tek bayrak' dedik. Bu bayrığımızın dışında bayrak tanımıyoruz, rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin sembolü, böyle anlamlı bir bayrağımız var. Böyle anlı şanlı bir bayrağımız var. Bunun dışında bayrak telaffuz edenler, bu ülkenin değerlerine saygısız olanlardır. Onlar bu ülkeyi anlamayamamışlar, bu ülkenin değerlerini anlayamamışlar. Ama bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu anlayışla bir millet olarak bayrağımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. İşte bu ana muhalefet Hakkari'ye gidiyor, orada bir tane Türk bayrağı dalgalandıramıyor çünkü oraya gelenlerle öyle anlaşmış; 'Türk bayrağı dalgalandırmayacağım...'Ben de oraya gittim ama ben Türk bayraklarıyla orada miting yaptım, sen niye dalgalandıramıyorsun? Dert, sevdalı olmak...Millete sevdalı olmak, bu vatana sevdalı olmak. Tek millet, tek bayrak, üçüncüsü tek vatan. 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Biz vatanımızın üzerinde asla herhangi bir operasyona, ameliyata müsaade etmeyiz. 780 bin kilometrekarede 77 milyonla biriz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye'yiz. Dördüncüsü tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti devleti."

Kendi gündemlerinde metro hatları, açılışlar, temel atma törenleri, şehir hastaneleri, hastaneler, milletin sağlık ihtiyaçları, yollar olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre 79 senede bölünmüş yol yapılmış. Bakın bu hesabı iyi yapın, bunu da bütün muhalefete anlatın. 11 senede biz 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Yolsuzlukların olduğu bir ülke bunları başarabilir mi? Yolsuzlukların olduğu bir ülke 205 bin dersliği yapabilir mi? Cumhuriyet tarihinde yapılanın yarısından daha fazla. 81 vilayette 99 üniversite yapılabilir mi? 230 milyar dolar milli gelir, 800 milyar dolara çıkar mı? Bütün bunların yanında devletin borçlanma faizi yüzde 63'ken, 4,60'a kadar düşer mi? Enflasyon yüzde 30'ken, enflasyon tek haneye düşer mi? Devletin borçlanma faizi oranı milli gelire oranla yüzde 73-74'ken yüzde 35'e düşer mi? Tüm bu gerçekler ortadayken bunları göremediler, görmek istemediler. Çünkü bunların gözü var görmez, kulağı var duymaz, dili var hakkı, hakikati konuşamaz. çünkü bunların kalpleri mühürlüdür."


"BU, MİT'İN TIRLARINA SALDIRAN HAİNLERE KARŞI BİR MÜCADELEDİR"

Erdoğan, 30 Mart yerel seçimlerinin son derece önemli olduğunu belirterek, "30 Mart, Türkiye üzerine oynanan bu kirli oyunların bozulacağı tarih olacak. AK Parti'nin adayları içerisinde kimin seçileceğinden öte AK Parti bu seçimlerde yüzde kaçla çıkacak bu önemli. 30 Mart, inşallah sandıklardan en güzel cevabın verileceği bir tarih olacak. 30 Mart, Türkiye düşmanlarının bir kez daha üzüleceği, heveslerinin kursaklarında kalacağı bir tarih olacak. İşte onun için boş durmayacağız. Bu bir İstiklal mücadelsidir. Bu, MİT'in tırlarına saldıran hainlere karşı bir mücadeledir. Hükümete, milli iradeye, demokrasiye saldıranlara karşı bir mücadeledir" diye konuştu.

Temeli atılan Başakşehir Şehir Hastanesinin İstanbul'a, tüm millete hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.

Erdoğan, seçimlere sadece 40 gün kaldığını kaydederek, "40 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız?" diye sordu. Alandakilerden "Evet" cevabı alan Erdoğan, "Durmak yok, yola devam. İnşallah çarşamba günü kamnpanyamızı Ankara'da açıklıyoruz. Muhteşem bir kampanyayla artık tüm eserlerimizi orada sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı.


BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hepsinden hesabını soracağız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz