X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eygi: ‘Siyasetin yanındayım’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eygi: ‘Siyasetin yanındayım’

  • Giriş Tarihi: 19.2.2014 09:19 Güncelleme Tarihi: 19.2.2014 10:42

Mehmet Şevket Eygi, 80 yıllık ömrüne 60 yıllık gazetecilik sığdırmış Türk medyasının önemli isimlerinden biri. Bir dönem Zaman Gazetesinin yayın yönetmenliğini de yapan Eygi, Sabah.com.tr’nin son süreçle ilgili sorularına çarpıcı cevaplar verdi.

Mehmet Şevket Eygi Türkiye'de muhafazakar medyanın en tecrübeli isimlerinden biri. Birçok önemli tecrübelerle dolu 80 yılı geride bırakmış bir isim. 60 yıllık yazarlık serüveni darbeler, siyasi müdahaleler, ekonomik krizlerle zaman zaman kesintiye uğramış.

Tam 23 yıldır, haftanın yedi günü, hiç izin kullanmadan Milli Gazete'de köşe yazmaya devam eden Mehmet Şevket Eygi ile çocukluk yıllarından bu güne bir yolculuk yaptık.

Geçmiş yıllardaki cemaat-siyaset kavgalarından da örnekler veren Eygi ile 17 Aralık operasyonunu ve Gülen cemaatinin siyasete müdahalesi konularındaki sorularımıza da çarpıcı cevaplar verdi.


12 YIL BOYUNCA GALATASARAY LİSESİ'NDE YATILI OKUDUM

-Sizin hakkınızda çok şey biliyoruz ama çocukluğunuz ve aileniz hakkında fazla bilgi sahibi değiliz. Ordan başlayalım isterseniz.

1933 yılında Ereğli'de dünyaya geldim. Rahmetli annem ilkokul öğretmeniydi. Babam da Osmanlı döneminde Rüştiye'de okumuş sonra ticaret ve ziraatle uğraşmış.İşleri bozulunca devlet memuriyetine dönmüş bir kişiydi. Babam 1977 de annem 1995'te vefat etti. Allah onlara ve vefat etmiş bütün Müslümanlara rahmet etsin.

-Galatasaray lisesi mezunu olduğunuzu da biliyoruz.

Evet benim eğitimim 12 yıl boyunca, ilkokul birinci sınıftan itibaren lise bitinceye kadar Galatasaray Mektebi'nde devam etti. Onun da hikayesi şudur. Tenha, ücra bir yerde oturuyorduk. Evimize yakın okul yoktu. Rahmetli annem öğretmenliğinden gelen sezgiyle benim okumayacağımdan korktuğu için maddi imkanlarını da zorlayarak beni Galatasaray Mektebi'ne yatılı olarak yazdırdılar.


KADİR GECESİ OLDUĞU İÇİN G.S 50 YIL TÖRENİNE KATILAMADIM

-Galatasaray Lisesi mezunları genelde spor kulubü ile de ilgilenirler. Sizin öyle bir merakınız var mı?

Benim futbolla hiçbir ilgim olmadı. Ancak okul olarak Galatasaray'a minnet ve teşekkür borcum olduğunu hiç hatırımdan çıkarmam.

-Galatasaray Lisesi ile irtibatınızı kopardınız mı?

50. mezuniyet yıldönümüme bile gidemedim. 50. yıl mezunları için tören yapmışlar Ramazan'a rast geliyor. Hatta o gece mübarek Kadir Gecesiydi. Belki içki de içilecekti. Ramazan ayında mübarek gece öyle bir toplantıya katılmayı uygun görmedim.


EVLENMEK BANA KISMET OLMADI

-Hiç evlenmediğinizi de biliyoruz. Özel olacak ama size evliliği düşündürecek biri çıkmadı mı karşınıza?

Bazı evlilik girişimlerim oldu ama kısmet olmadı. Evleneceğim sıralarda yurtdışına çıkmak zorunda kaldım. İki sene sonra pasaportumun müddeti bitti. Kaçak yaşamak zorunda kaldım Avrupa'da. Bu tür nedenlerle hep evlilik planlarımı ertelemek zorunda kaldım ve evlilik kısmet olmadı. Karşıma evlenmeyi düşündürecek birinin çıkıp çıkmadığı sorusunun cevabı da bende kalsın.

-Kariyerinizde hep gazetecilik mi oldu?

İki sene Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Fransızca mütercimlik yaptım. Hikayesi de şöyledir: Ben Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum. Esas benim mesleği hariciyeciliktir. İmtihanlarını da kazandım. Sonra düşündüm ki benim gibi bir zamane dindarı, içki içmez, dans etmez, briç oynamaz. Orada bir geleceğimin olmadığını anladım. 35 yıllık bir hizmetten sonra ancak Bolivya Büyükelçiliği katipliğinden emekli olabilirdim.



DİNDAR OLDUĞUM İÇİN HARİCİYECİ DE KAYMAKAM DA OLAMADIM

-Hariciyeci olamayınca ne yaptınız?

Kaymakamlığa müracat ettim. Oraya da beni almadılar. İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Dilaver Argun isminde bir zat ile görüştüm. Benim dini faaliyetlere karıştığımı ima ederek olmayacağını söyledi. Ben de rahmetli Tevfik İleri Bey'in tavassutuyla iki yıl Diyanet'te memuriyet yaptıktan sonra gazeteciliğe atıldım.

-Gazetecilik maceranız nasıl başladı?

1960 darbesinden sonra oluşan ortamda dine ve dindarlara karşı inanılmaz müdahale vardı. Bir gün rahmetli Mahir İz beni aradı "Sönmez şirketi olarak haftalık bir gazete çıkardık. Gel başına geç" dedi. Ben de memuriyeti bırakarak İstanbul'a geldim.
Önce haftalık Yeni İstiklal gazetesi diye bir gazete çıkardım. Türkiye'nin nüfusu 30 milyon iken bu gazete en son haliyle haftada 35 bin adet net satışı vardı.


MEHMET ZAHİT KOTKU'NUN İSTEĞİYLE GÜNLÜK GAZETE ÇIKARDIK

-Meşhur Bugün gazetesi ne zaman kuruldu?

Şöyle oldu. Bir gün benim olmadığım bir ortamda Mehmet Zahid Kotku hazretlerinin bulunduğu bir toplantı yapılmış. Sohbetin konusu İslami kesimin günlük gazetesinin olmadığıymış. Şeyh Efendi de "benim hesabımdan bin lira verin" demiş. O gece 27 bin lira toplanmış. Böylece gazete işine bulaşmış oldum ve Bugün gazetesi kuruldu.


DARBECİLER GAZETELERİMİZİ KAPATTI VE İFLAS ETTİM

-Kaç yıl devam etti Bugün gazetesi?

O gazete 1966'dan 1971'e kadar devam etti. Nihat Erim iktidarı tarafından haksız yere süresiz olarak kapatılarak batırıldı.
İki tane günlük gazete sahibiydim. Bugün gazetesi o zamanın Türkiyesi'nde 83 bin baskısı vardı. Bir de 10 bin satan Babıali'de Sabah gazetesi benimdi. İki günlük gazetemi kaybettim. Gazeteciliğe sıfırdan başlamıştım. Bıraktığımda sıfırın altında bitirmiş oldum


GÜLEN'İN İSTEĞİ İLE ZAMAN'IN YAYIN YÖNETMENİ OLDUM

-1988 yılında sanırım Zaman gazetesinde genel yayın yönetmeni olarak başladınız

Evet, Fethullah Gülen Hocaefendi Uğur Bey adında yakınlarından birine söylemiş. Benimle görüştüler ve" Zaman gazetesini biz satın aldık, genel yayın yönetmenliğini kabul eder misin" dediler. Ben de kabul ettim. Gazetenin Ankara'dan İstanbul'a gelmesi zordu. Zor şartlar altında çıkardık. Cağaloğlu'nda bir hanın üst katında hazırlanıyor eski bir makinada basılıyordu. Gazete Yenibosna'ya geçtikten sonra da 3 ay daha devam ettim. Daha sonra bırakmak zorunda kaldım.



ERBAKAN HOCA 'MİLLİ GAZETE'DE YAZ' DEDİ, 23 YILDIR YAZIYORUM

-Milli Gazete'de haftanın 7 günü, hiç tatil ve izin kullanmadan 23 yıldır köşe yazıyorsunuz. Bu işten ücret de almıyorsunuz. Milli Gazete'de nasıl yazmaya başladınız?

Bir gün, dönemin İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bana telefon açtı. "Hocamız Ankara'da bir toplantı yapacak, sizinle muhakkak gelmenizi istirham ediyor" dedi. Madem çağırıyorlar gittim. Erbakan Hoca parti binasında büyük bir toplantı yaptı. Bütün cemaatlerden temsilciler vardı. Sonra Erbakan Hoca'nın odasına geçtik. Sohbet esnasında Milli Gazete'yi kalkındırmak lazım dedim. Erbakan Hoca da "buyurun yazın" dedi. "Yazılarıma müdahale kabul etmem" dedim. "Tamam" dedi. Böylelikle Milli Gazete'de yazmaya başladım.


İSKENDERPAŞA CEMAATİ İLE YAPILAN KAVGAYI ERBAKAN KAZANMIŞTI

-Gelelim siyaset-cemaat kavgasına. Önceden asker-yargı vesayetinden bahsederdik. Şimdi cemaatin siyasete müdahalesinden bahsediyoruz. Size de garip geliyor mu?

Aslında bu kavga ilk değil. İskenderpaşa Cemaati Mehmet Zahid Kotku zamanında Türkiye'de birçok önemli hizmete imzasını attı. Şeyh Efendi'nin vefatından sonra birtakım kopukluklar oldu. İskenderpaşa Cemaati ile siyasi iktidar arasında bir sürtüşme oldu. Bu savaşı Erbakan kazandı. Şimdi bu kavganın yeni bir versiyonunu yaşıyoruz…

-Bu kavgayı kim kazanır sizce. Siyaset mi sivil vesayet mi?

Cemaat bir çok işi keşke yapmamış olsaydı. Çünkü başarılı olamadılar. Türkiye'de güçlü olmak istiyorlar. Güçlü olmak iki türlü olur. Birincisi sandıktan çıkarak güçlü olursunuz. Bir de baskı grubu oluşturarak devlet kadrolarına sızar ve güç elde edersiniz. Bence başarısız oldular. Açık konuşmak gerekirse bugün Türkiye'de cemaat tasfiye ediliyor.


BU HALKA SİVİL DARBEYİ KABUL ETTİREMEZSİNİZ

-Sizce bu kavgada siyaset de zarar gördü mü?

Türkiye'de siyasi iktidar çok sabırlı hareket etti. İşin farkına varamadılar. Devletin temel kurumlarında çok büyük kadrolaşmalar oldu. Bu kadrolaşmaya dur denilince savaş başladı. Birkaç defa da sivil darbe teşebbüsü yapıldı. Halk faşist rejimlerden vesayet rejimlerinden, darbelerden çok çekti. Kesinlikle sivil darbeyi kabul etmez.

Türkiye'de olup bitenler, hükümetin kolay düşürülebileceği görüşünü çürütmüştür. Türkiye Hükümeti Gezi hadiselerine direndi. Zannediyorum ki sonunda hükümet kanadı zarar görse de Cemaat'in kaybının çok daha büyük olacağını zannediyorum.


OPUS DEİ TARİKATI DA İSPANYA'DA İKTİDARI ELE GEÇİRMİŞTİ

-Bir yazınızda Avrupa'da siyaseti ele geçirmeye çalışan Opus Dei tarikatından bahsetmiştiniz.

Evet bu tarikatın siyasete müdahalesi günümüze de ışık tutacak niteliktedir. Franco zamanında İspanya'da Opus Dei adında dehşetli bir teşkilat vardı. 27 Bakandan 24'ü bu tarikatın üyesiydi. Siyasi parti değiller. Opus Dei'nin tüzüğün "Bu teşkilat siyasetle meşgul olmaz" yazıyormuş. Ama ülkeyi kontrol altına geçirmişler. Bu tür yapılar zaman zaman siyasetin içine nüfuz edebiliyor.

-Bu kavga Fethullah Gülen'in beddua videosu dönüm noktası oldu. Beddua videosu hakkında ne söylemek istersiniz?

Benim 60 senelik bir İslami kültürüm var. Bu İslami kültürde devlet başkanlarının, hükümet başkanlarının hataları varsa ıslahı için dua edilir. İslamda beddua yoktur.


HZ. PEYGAMBERİ BU TARTIŞMALARA ALET ETMEYİN

-Bir de Hz Peygamber ile ilgili rüyaların Türkçe Olimpiyatlarına, Twitter'a ve dizilere karıştırılması konusu var çok tartışılan.

Rüyalar şerri delillerinden değildir. Dinin delili dörttür. Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas. Sadık rüyalar diye bir delil yoktur. Rüya şayet sadıksa göreni bağlar. Fakat bütün ümmeti bağlamaz ve bundan bir din hükmü çıkarılmaz. Elimde imkan olsa, rica ederim, istirham ederim "Resullullah Efendimizin bu tür film senaryolarında aktör olarak kullanmayın" derim. Çünkü bu iş yaygınlaşırsa ayağa düşer.


SİVİL DARBENİN KARŞISINDA SİYASETİ SAVUNACAĞIM

-Son olarak bu kavganın son bulması adına meselenin taraflarına söyleyeceğiniz bir şey var mı?

Türk halkını yolsuzluklar bahanesiyle ikna edemezsiniz. Başka deliller getirmeleri lazım. Kuvvetli delil getiremediler. Ben çok kötü darbeler gördüm, çok acılar çektim. İki tane günlük gazetem batırıldı. Ben tabiî ki bu sivil darbenin karşısında siyaseti savunacağım. Bu hükümeti beğenmeyen parti kursun ya da bir partiye girsin onu desteklesin. Sandıktan çıksın, sandığın dışında iktidar değişikliği istemiyoruz.