X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aynı senaryo aynı kumpas
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aynı senaryo aynı kumpas

  • Giriş Tarihi: 28.2.2014

28 Şubat 1997'de hükümetin devrilmesiyle sonuçlanan darbeyi yapan aktörler, 17 yıl sonra aynı kirli ittifakı kurdu. Aynı güçler bugün de Türkiye'nin geleceğini karartmak için güç birliği yaptı

Bugün Türk demokrasi tarihine en karanlık günlerden biri olarak geçen 28 Şubat darbesinin yıldönümü. Türk siyaseti, bugün tıpkı 17 yıl öncesinde olduğu gibi bir kumpasla karşı karşıya. Geçen zaman içinde Türkiye'de hiç bir şey değişmedi. Uluslararası karanlık odaklarla içerdeki işbirlikcileri, Türkiye'nin geleceğini karatmak için aynı senaryoyu sahneye koydu. Oyuncular ve yürütülen taktikler aynı. Gülen Örgütü eliyle sergilenen kirli ittifak, milli iradenin tercihini bu kez medya, siyaset ve holding patronlarının kumpasıyla yıkmaya çalışıyor.

Darbecilere selam ZAMAN'ı
28 Şubat 1997'de Milli Güvenlik Kurulu'ndan Refah Partisi'nin kapatılmasına kadar geçen 14 aylık süre içinde Fethullah Gülen açıklamalarıyla, yayın organlarıyla darbeyi meşru kılan tavırlar sergiledi. 28 Şubat kararları sonrası Refahyol hükümetinin devrilmesi sonrası 1 Temmuz 1997'de Mesut Yılmaz başkanlığında 55. hükümetin kurulmasını Gülen örgütünün yayın organı Zaman, "Hayırlı Olsun" manşetiyle duyurdu. 29 Mart tarihinde de cemaatin televizyonu Samanyolu TV'ye konuk olan Fethullah Gülen, "Asker daha demokrat" sözleriyle tarihe geçti. 18 Nisan 1997 tarihli başta Hürriyet olmak üzere süreci destekleyen gazeteler de Fethullah Gülen'in "Beceremediniz bırakın" çağrısını manşetlerine taşıdı. Gülen, 16 Nisan 1997'de katıldığı bir TV programında da hükümeti devirmeye yönelik Milli Güvenlik Kurulu kararları için "İslami usullere göre değerlendirildiğinde bu bir içtihattır" demekten bile kaçınmamış; hatta aynı konuşmada askerler için "Hata yapsalar bile bir sevap alırlar" demişti.
YÖNTEMLER AYNI

28 Şubat'ta en küçük olay Refah iktidarına mal edilerek aynı bugün olduğu gibi ateşe her cepheden odun taşındı. Refah-Yol hükümetinin düşürülmesiyle birlikte binlerce kişi fişlendi. İş çevreleri başta olmak üzere çok sayıda kişi uydurma suçlamalarla evlerinden alındı. Batırılan bankalarla yüz milyarlarca dolar buharlaştı. Ülke ekonomisi adeta batırıldı.

TEZGÂHIN ASIL HEDEFİ TÜRKİYE

İşte 17 yıl önceki 28 Şubat'ta, bugün Türkiye'nin geleceğini yok etmeye yönelik hazırlanan kumpasın inanılmaz benzer yönleri:

DARBECİLERİN İLK HEDEFİ EKONOMİ
28 Şubat'ta:
İlk kez denk bütçe açıklandı. Asgari ücrette yüzde 101 artış sağlandı. Refah seviyesinin yükselmesi yönünde ciddi adımlar atıldı. İslam ülkeleri işbirliği anlaşması D-8 imzalandı. Dünyada ilk kez İslam ülkeleri kendi aralarında siyasi birlik için adım attı. Bu, Türkiye üzerine planları olan küresel lobileri ürküttü.

Bugün:

11 yıllık AK Parti iktidarı döneminde kişi başı gelir 3 bin dolardan 10 bin doların üzerine çıktı. IMF'e borç kapandı. Türkiye model oldu. Dev projelere imza atıldı. Bu, küresel lobilerin Türkiye'ye karşı harekete geçmesine neden oldu.

KİRLİ ALGI, DEMOKRASİYİ HEDEF ALDI
28 Şubat'ta:
Erbakan, Kürt meselesini çözmek için kararlı adımlar attı. PKK ile diyalog süreci başlatıldı. Öcalan, yıllar sonra 28 Şubat öncesinde Erbakan'dan mektup aldığını açıkladı. Küresel güçler ve yerli işbirlikleri, bazı simgesel görüntülerle kamuoyunda yürütülen algı operasyonuyla "Laiklik elden gidiyor" kampanyası yürütüldü. Erbakan ve arkadaşları yolsuzluk ve usulsüzlükle suçlandı, 'Kayıp Trilyon' davasıyla 2 yıl 4 ay hapse mahkum edildi. 68 yönetici ise 1 yıl ceza aldı.

Bugün:

Güneydoğu'da kanı durduran barış süreci büyük aşama kaydetti. 30 yıl sonra silahlar sustu. İki yıldır kan dökülmüyor. İrtica tehdidi ve ekonomik tabloyla AK Parti'yi indiremeyeceklerini çok iyi bilen paralel yapı, iktidarın en hassas olduğu "yolsuzluk ve rüşvet" kumpasına başvurdu. 28 Şubat'ta kritik anlardaki tavırlarıyla hükümetin düşmesinde etkili olan Fethullah Gülen, "kritik aktör" sıfatıyla boy gösterdiği o günlerden "ana aktör' olarak 17 Aralık'ta ortaya çıktı. Gülen örgütü, 28 Şubat'ın "asker medya" ortaklığını, "medya- siyaset-iş dünyası" çatısında kirli ittifağa dönüştürdü. "Laiklik" paranoyası ise yerini "diktatörlük" kampanyasına bıraktı.

MEDYANIN TAVRI HİÇ DEĞİŞMEDİ
28 Şubat'ta:
Medya, Türkiye'ye karşı yürütülen operasyonun borazanlığını yaptı. Zaman, RP alaşağı edilip atanmış hükümet göreve geldiğinde "Hayırlı olsun" manşetiyle çıktı.

Bugün:

Yasakçı zihniyet Gülen örgütüne bağlı medya ile işbirliği yapıyor. Yöntem aynı.

DARBEYE ÇAĞIRDILAR
Fethullah Gülen, o dönemdeki röportajlarıyla darbeye onay verdiğini ortaya koydu. Dönemin "kartel medyası" da oluşturulan karalama kampanyaları ve psikolojik baskılarla siyaseti yönlendirdi. Asker direktifleriyle oluşturulan kirli algı oyunuyla darbeye zemin hazırlandı. Anti demokratik cepheyi, o zamanki Saba h da manşetleriyle destekledi. Saba h, 7 yıldan bu yana demokrasinin, milli iradenin yanında, yeni Türkiye'ye tuzak kuranları deşifre ediyor.

YARIN: Fadime Şahin olayı neydi? Yıllar sonra ortaya çıkan gerçekler.