X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cemaat elimizdekine bile göz dikti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cemaat elimizdekine bile göz dikti

  • Giriş Tarihi: 8.3.2014 09:36

Paralel yapının illegal yollarla dinlediği isimlerden Yazar Mustafa İslamoğlu: Mahremiyetimize kulak uzattılar. Diğer müslümanların bir lokmasına bile göz diktiler. Öncelikleri ümmet değil kendileri. Asıl tehdit paralel din anlayışı.

Paralel çetenin, 'Selam Terör Örgütü' bahanesiyle ailesi ve yakın dostlarını teknik ve fiziki takibe aldığı Türkiye'nin önemli kanaat önderlerinden İlahiyatçı Yazar Mustafa İslamoğlu, yapının çirkin yüzünü örnekleriyle ortaya koydu. Üretilmiş delillerle insanların hayatlarının nasıl karartıldığını anlatan İslamoğlu en büyük korkusunun ise 'Parelel devlet' değil 'Paralel din' olduğunu söyledi. Fethullah Gülen ile görüşmesini ve ilişkisini de anlatan Mustafa İslamoğlu, bir süre önce 'Cemaatin menfaat grubu gibi hareket ettiği' yönünde eleştiride bulunduğunu söyleyerek "Bu uyarı sonrası başıma gelmeyen kalmadı" dedi. İslamoğlu, Gülen Cemaati'nin diğer cemaatlerin elindeki lokmaya dahi göz diktiğini, önceliğinin de ümmet olmadığını kaydetti. Star gazetesinin haberien göre; İslamoğlu paralel yapının kendisine kurduğu tuzağı deşifre etti. İlahiyatçı Yazar Mustafa İslamoğlu şu çarpıcı açıklamalarda bulundu:


MAHREMİYETE KULAK UZANDI

"Dinlenildiğimi öğrendiğimde hem yüreğim incindi hem kırıldım hem de bütün bu ülkede yaşayan insanlar gibi endişelendim. Mahremiyetinize bir kulak uzanıyor. Bizi her halimizle dinlemek ve izlemek için Allah'ın yettiğini düşünüyorum ve buna inanıyorum. Semi olan O, Her şeyi işiten O, Her şeyi gören O, O'nun kamerası O'nun mikrofonu yeter diye düşünüyorum. Dolayısıyla Allah dışında bir kul tarafının her halimin gecemin gündüzümün izlenmesini dinlenmesini her kul gibi ben de istemem. İnsanın üçüncü şahıslara açmayacağı meşru olan, helal olan ama açmaması gereken bir sürü hali vardır. Sadece ben dinlenmemişim oğlum da kızımda dinlenmiş, sadece cep telefonum dinlenmemiş ev telefonumda dinlenmiş. Üç yıllık bu dinleme eğer montajcıların eline geçerse binlerce kelimelerden neler çıkarılmaz? Ne senaryolar yazılmaz? Ondan da öte sadece ben değil benim üzerimden derslerimi verdiğim talebelerimi yetiştirdiğim AKABE Vakfı'ndan 60 kişi dinlenmiş. Vakfın genel müdüründen, yönetim kurulu başkanından çaysına kadar, şoförüm ve sekreterim de dinlenmiş."


ÖNCE KURGU YAPILMIŞ

"Dinlenmedik kimse bırakılmamış. Peki, 'ne aranıyor' diye soruyor insan kendi kendine bu dinleyenler ne arıyorlar? Önce kurgu hazırlanmış sonra malzeme bulunmaya çalışılıyor. Selam Terör Örgütü kulağa da çok tanıdık geliyor. Ne değişti de bu gün Selam gibi sözüm ona sabıkalı geçmişte zihinlerde bir takım çağrışımlar yaptıracak.Uydurma bir ihbar mektubu üzerinden yola çıkılıyor, ondan sonra da birbiri ile hiç alakası olmayan yüzlerce binlerce insan bu çuvala doldurulup üzerine Selam Terör Örgütü yazılarla dinleniyor."


TAKİYYE KONUSUNDA ŞİA'YI GEÇTİLER

"Hakikaten benim de tebessümle karşıladığım, Selam Terör Örgütü olarak hayal bir örgüt kuracaksınız İran'la bizi suçlayacaksınız. Ben ümmetin geleceğini her şeyden önce görürüm, mezhepçi holiganlığına karşı çıkmışımdır, Şiiliğin ve Sünniliğin de. Cemaat Şia konusunda çok bölücü ama takkiye konusunda Şia cemaatin eline su dökemez. Ben diyorum ki sizinle karşılaştığımda kendimi neden güvende hissetmiyorum diyorum, taa bu olaydan yıllar önce. Neden benden bir şeyler saklıyorsunuz ya da benden bir şey alıyorsunuz izlenimi veriyorsunuz, neden diplomatça ilişkiler kuruyorsunuz?Bu anlamda Şia'nın takkiye konusunda eline su dökemez. Mesela Bediuzzaman, Şia ile ortkalık kurmak için bir şeyler yaptı. Mesela cevşen, celcelutiye falan Şia ile gelir, Şiilik'te yer alan unsurları Sünnilik ile buluşturdu. Bu güzel bir şey aslında. Birilerini İrancılıkla suçlayıp bunu yapıyorsun ama boynunda Şia unsuru cevşen var."


ARAŞTIRDIK PARALEL YAPI ÇIKTI

"AKABE çatısı altında bir yöneticimizin bir Bağ-Kur davası var, kendi de mağdur. Bağ-Kur memuru primleri topluyor, yiyor, yolsuzluk yapıyor. Dava açılıyor, bu arkadaşlar borcunu ödemiyor deniliyor. Ama derdest ediliyor, zorla getiriliyor. Kayseri'de, Muş'ta, Van'da bir gece kalacak, öyle gidiyor. Paralel yapının işleyişi böyle. Biz çok uğraştık, hakim, savcı, bakan telefon etti. Arkasını kazıyınca paralel yapı çıktı. Şaşırdık. Yine AKABE çatısı altında vergiden muaf olmaları için, yardım kuruluşu var, Ankara'ya gittik, olumlu izlenim aldık ama bir müdür, 'Size olumlu rapor vermem siz cemaati eleştiriyorsunuz' dedi.

Bu esasında güç ve nüfuzun tek elde tutulması isteğinden başka bir şey değil."


PEYGAMBERİMİZ İSTİSMAR EDİLİYOR

Asıl tehdit paralel din

"İslam; kitabı Kur'an olan bir din ve kuralları bellidir. Bu dinin en temel kuralı tevhittir. 'Aracısız kulluk' Kur'an sürekli muhatabının aklını kullanmasını ister, iradesini güçlendirir, onu bir kişilik olarak bir şahsiyet olarak görmek ister. Paralel dinden korkuyorum ben paralel devletten değil! Paralel devletten korkması gereken devlet olsun onun çaresi var. Ben bir ilim adamı olarak paralel dinden korkuyorum. Bu paralele din meselesi sadece adı geçen yapı ile ilgili bir şey değil malesef bu toplumda. Düşünün ki Sevgili Peygamberimiz'le birilerinin görüştüğü, gece gündüz hem de bunların onun emri olduğu gibi garabet bir durumla karşılaşıyoruz."

Başımıza gelmeyen iş kalmadı

"Yıllar öncesinden beri ben cemaate yönelik eleştirilerimi iyi niyetimle ifade ettim. Benim oralara gitmeme, Hocaefendi'yle görüşmeme gerek yoktu. Ben dedikoduya dönüşmesini bunun hoşgörmedim. Ben bizatihi hocamıza söylemek istedim. Bunu bir iman borcum olarak gördüm. Birincisi 'Cemaat obez bir abiye dönüştü. Bugünün dünyasında ümmet annesiz ve babasız bir yetime benziyor' dedim. 'Kardeşler içinde iri bir kardeş var fakat bu kardeş küçük kardeşlerine bakacağı yerde onların paylarını da alıyor' dedim. '99 koyunu var, diğer kardeşlerinin 1 koyununu alıyor' dedim. 'Cemaat Allah'ın arslan yarattığını dişi tırnağıyla kuzulaştırıyor. Cemaat insanları akıl ve iradeden muaf hale getiriyor. Dördüncüsü burada cemaatin menfaat grubu gibi hareket ettiğini ve böyle bir izlenim olduğunu' söyledim. Elindeki imkanlarla güç ve nüfuza yatırım yaptığı kanaatimi paylaştım. Bunu ben söylemiştim diye bir mektupla da pekiştirdim. Hocaefendi'ye verildi, iyi ve güzel karşıladı bunu. Ama ondan sonra başımıza gelmeyen iş kalmadı."

Kaynak:Star