X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Öcalan'ın mektubu okundu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Öcalan'ın mektubu okundu

  • Giriş Tarihi: 21.3.2014 15:12 Güncelleme Tarihi: 21.3.2014 16:55

Diyarbakır'daki nevruz kutlamalarında İmralı Cezaevi'nde ömür boyu hapse mahkum edilen Abdullah Öcalan'ın, mesajı Türkçe ve Kürtçe okundu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sırrı Süreyya Önder, BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan'ın mesajı Kürtçe okumasının ardından alandakilere Türkçe aktardı.

"Türk-Kürt ilişkileri en kapsamlı demokratik reformlardan geçerek demokratik anayasal bir rejimle komplocu-darbeci mekanizmaları parçalayarak çözümlenecektir" ifadesine yer verilen mesajda, "Yüreği nevruz ateşiyle barış ve özgürlük için tutuşan bütün dostlara merhaba" denildi.

Önder'in aktardığı mesajda şunlar kaydedildi:

"Sizlerin şahsında ülkemin bütün gençlerine ve kadınlarına sevgilerimi gönderiyorum. Yüreğinde barışa bir yer açan, sesimize kulak veren herkesi, tüm Türkiye'yi asırların dayanışma ruhuyla bir olmaya çağırıyorum. Dünya medeniyetler tarihine beşiklik etmiş, kardeş Ortadoğu ve Asya halklarının da bayramını kutluyorum. Hepinize yürek dolusu selamlarımı gönderiyorum. Bizler gencecik fidanları, canları, aşkları, emekleri kül eden savaş ateşini, yine böyle bir günde, geçtiğimiz nevruzda söndürmüş ve barış için büyük bir dirilişin meşalesini yakmıştık."

İŞTE ÖCALAN'IN MEKTUBUNUN TAMAMI



"SEVGİLİ TÜRKİYE HALKI"

"Sevgili Türkiye halkı; tarih bize göstermiştir ki; eğer kararlı bir barış önderliği sergilenmezse, tarihsel sorunlar bildiğini okur ve genellikle çok kayıplı dönüşümlerle cevaplarını üretirler" şeklinde devam edilen mesajda, şu görüşlere yer verildi:

"Önümüzde en yakıcı bir şekilde cevap bekleyen şey, birbirini tekrarlayan darbelerle mi yoksa tam ve radikal bir demokrasiyle mi yola devam edeceğimiz sorusudur. Son nevruzdan bugüne yaşadığımız güncel somut durum tam da çatallaşmaya başlayan bu yol ayrımını ifade etmektedir. Ya son 200 yıllık kapitalist moderniteye dayalı komplocu-darbeci rejim kendini yeniden restore ederek sürdürecektir ya da tarihsel rotasına oturtulmuş Türk-Kürt ilişkileri en kapsamlı demokratik reformlardan geçerek demokratik anayasal bir rejimle komplocu-darbeci mekanizmaları parçalayarak çözümlenecektir."

Önder'in aktardığı mesajda, tüm ara yollar ve geçici biçimlerin artık miyadını doldurduğu işaret edilerek, şu ana kadar yürütülen diyalog sürecinin önemli olduğu vurgulandı.


"İKİ TARAF DA BARIŞ ARAYIŞINDAN KARARLILIKLA ÇIKMIŞTIR"

Bu süreçte iki tarafın birbirlerinin iyi niyetini, gerçekçiliğini, yeterliliğini test ettiği vurgulanan mesajda, şöyle denildi:

"Bu testten hükümetin ağırdan alma, tek taraflı yürütme, yasal temelden kaçınma ve uzatma tutumuna rağmen iki taraf da barış arayışından kararlılıkla çıkmıştır. Gelgelelim diyalog süreçleri önemli olmakla birlikte bir bağlayıcılık içermez. Bundan dolayı da kalıcı bir barış için yeterli güvence oluşturamazlar. Gelinen noktada müzakere sistematiği için yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur. Barış savaştan daha zordur ama her savaşın da mutlaka bir barışı vardır. Biz direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız. Bizim direnişimiz, kardeş halklara karşı değil, hegemonik karakterli, yok sayan, imha eden, inkar eden zulüm düzenine karşı olmuştur. Dolayısıyla barışımız da hükümetler ya da devletler için değil, bu toprakların binlerce yıllık kadim değerlerini özümseyen, dünya kültürel mirasının eşsiz hazırlayıcısı olan Anadolu, Kürdistan ve Mezopotamya halkları içindir. Hükümet ve devlet bu gerçekliğe uygun bir ciddiyet geliştirmekle yükümlüdür."

Sırrı Süreyya Önder'in okuduğu mesajda, "Bizim büyük barış yolculuğumuz Oslo'dan Paris'e, Gever'den Lice'ye, KCK operasyonlarından hasta tutsaklarımıza dönük zalim tutuma varana değin birçok saldırıya maruz kalmıştır. İşte bütün bu kirli oyunları bozan, uluslararası gladyo hakimiyetini sarsan ve boşa çıkaracak olan da bu harekettir; yani sizlersiniz. Bütün bölgedeki vesayet düzenlerinin etkisizleştirilmesinde bizim yürüttüğümüz mücadelenin çok büyük bir payı vardır. Türlü biçimlere bürünerek karşımıza çıkan uluslarası komplolara karşı yeterli dikkati göstermek tarihsel sorumluluğumuzdur" ifadelerine yer verildi.

"Öte yandan sorumlu bir dil ve üslup birçok ırkçı psikolojik harp metodlarını boşa çıkaracağı gibi büyük barışımızın da temel karakteri olacaktır. Bu barış, başta Rojava olmak üzere tüm bölgede ancak demokratik anayasal çözümlerle pekişecektir. Kadınlar, biriktirdikleri büyük özgürlük ve eşitlik potansiyelinin yanında, demokratik toplumsal gelişmeye ekledikleri yeni etik ve estetik değerlerle bu barışın asıl taşıyıcısı olacaklardır" denilen mesajda, şöyle devam edildi:

"Hareketimiz bir gençlik hareketi olarak başlamış ve hep genç kalmıştır. Bu barışa yönelik saldırılara ve provakasyonlara karşı, barışın yılmaz savunucuları da yine gençlik olacaktır. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanına savrulmuş göçmen halkımız, dünyaya barışı ve onurlu özgür yaşamı haykıran sesimiz olacaklardır. Umudun tükenmeye yüz tuttuğu her yerde eşsiz, emsalsiz iradeleriyle hayatını, sağlığını ve özgürlüğünü, gözünü kırpmadan veren bütün yoldaşlarımız, temel dayanağımız olacaklardır. Irkçı, ayrımcı, üsttenci ve kan kokan nefret söylemlerine karşı, bin yıllık kardeşlik serüvenimizle Türkiye halkları en etkili cevap olacaklardır. Bütün inançların, halkların, kültürlerin ve emeğin kendisini özgür hissedeceği bir özgür ve tam demokratik ülkeye olan inancımla ve en devrimci duygularımla hepinizi selamlıyorum. Kendini çağına ve insanlığa karşı sorumlu sayan herkesi büyük barışımızın yapı taşı olmaya çağırıyorum. Selam olsun halkların kardeşliği için sorumluluk üstlenenlere. Yaşasın nevruz."