X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kılıçdaroğlu o teklifi doğruladı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kılıçdaroğlu o teklifi doğruladı

  • Giriş Tarihi: 25.3.2014 15:34

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP'nin yerel seçimlerde işbirliği teklifine ilişkin, "Doğru öyle bir teklif geldi ve biz bu teklifi uygun görmedik. Geldiler işbirliği önerdiler kabul etmedik. 'Bize zarar verir' dedik bu. Aynı düşüncemi bugün de söylüyorum zaten. Bugün HDP, AKP ile işbirliği yapıyor" dedi.


Kılıçdaroğlu, Kral FM'de "Mehmet'in Gezegeni"ne konuk oldu. Bazı yerel televizyon kanallarından da yayınlanan programda Kılıçdaroğlu, vakit buldukça müzik dinlediğini söyledi.

"Türkiye'nin 7 bölgesi var, CHP Türkiye'nin 5 bölgesinde çalışıyor. İki bölgesini adeta görmüyor, nasıl Türkiye'nin partisi olacak eleştirileri var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Yo hayır oralara da gidiyorum, gittim. Ama fazla yoğunluk vermedim oralara. Arkadaşların yaptığı bir programdı bu, programa uygun çalışıyorum. 81 ile kısa sürede gitme şansım yok, diğer arkadaşlarımızın hepsi gitti" yanıtını verdi.

HDP Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in, "Biz seçim döneminde en başlarında 30 Mart seçimlerine beraber girelim teklifinde bulunduk, Sayın Kılıçdaroğlu'na, kendisi kabul etmedi. Pensilvanya Sayın Kılıçdaroğlu'nu Başbakan yapacak zannediyor" dediğinin hatırlatılarak, "Böyle bir teklif geldi mi?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Doğru öyle bir teklif geldi ve biz bu teklifi uygun görmedik. Ben siyasete atıldığım zaman şunu söyledim; halka doğruları söyleyeceğim. Geldiler işbirliği önerdiler kabul etmedik. 'Bize zarar verir' dedik bu. Aynı düşüncemi bugün de söylüyorum, zaten. Bugün HDP, AKP ile işbirliği yapıyor. Onu gayet iyi biliyoruz zaten. Çünkü sadece bizi eleştirerek, siyaset yapıyorlar. Yolsuzluğu, AKP'yi, diğer partileri eleştirmek konusunda bir çabaları yok. Eleştirebilirler, benim her partiye saygım var. Bizi Pensilvanya'yla beraber tutmalarını, ellerinde varsa bir bilgi, belge varsa getirsinler öğrenelim, nasıl bir işbirliği kurmuşuz acaba. Eğer bu ülkede kul hakkı yiyenleri eleştirmekse, bunu Pensilvanya'yla ne ilgisi var. Bir Başbakanın oğlunun evinde 30 milyon avro çıkacak da ben bunu eleştirmeyecek miyim? Rıza Sarraf dört bakanı satın alacak parayla, ben bunu eleştirmeyecek miyim? Bunun ne ilgisi var Pensilvanya ile. Baktığınız zaman ben bu ülkenin insanlarının çıkarlarını savunuyorum."

-"Cemaat ile ilgili görüşünüz nedir?"-

Kılıçdaroğlu, "Cemaat ile ilgili görüşünüz nedir?" yönündeki bir soru üzerine ise "Görüşüm şu, CHP'nin bakışı şu: İnsanlar belli bir inanç çerçevesinde bir araya gelebilirler, bunun adı cemaat, tarikat olur... Biz bunlara saygı gösteririz. Hiç kimsenin inancına karışmayız. Allah'la kul arasına birinin girmesi zaten inancımızda da yoktur. O zaman olması gereken şudur; herkesin inancına saygılıyız, cemaatse cemaat, tarikatsa tarikat, buna karışmayız ama siyasete karışmamak kaydıyla. Dinin siyasete girmesini istemeyiz" diye konuştu.

Ergenekon operasyonuna atıfta bulunarak, "Bu delillerin cemaat tarafından toplanıp hükümete verildiği, bu kumpasın cemaat tarafından yapıldığına inanıyor musunuz?" sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, muhataplarının hükümet olduğunu söyledi.

"Bu davaların savcılığını üstlenen kimdi?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Recep Tayyip Erdoğan. 'Ben bu davanın savcısıyım' dedi. Geçen gün bir istihbarat şefi televizyonlara çıktı, 'Ben 35-40 kez Başbakanla görüştüm, makamında görüştüm' dedi. Bir ülkenin Başbakanı, istihbarat şefiyle 35-40 kez değil, bir kez bile görüşmez. Eğer iş o noktaya gelmişse zaten işbirliği vardır orada. O davaların tamamen göstermelik olduğunu, masum insanların hapse atıldığını defalarca söyledik. Ben bunu söylediğimde 'Ergenekoncu' diye suçluyorlardı. Şimdi kendisi suçluyor. Ama ben hiç bir zaman o davaların savcısıyım demedim" ifadesini kullandı.

Genelkurmay Başkanının "terör örgütü lideri" diyerek tutuklandığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi:

"Allah aşkına buna kim inanır? İnsanda biraz da vicdan olur. Eğer samimi olsaydı onun için hemen bir yasa getirirdi. MİT Müsteşarı için getirdi, 24 saat içinde Meclis'ten çıkardı. Peki Genelkurmay Başkanı için niye getirmedi? Yüce Divan'da yargılanması için yasa bile getirmediler onun için tamamen göstermelik, yani timsah göz yaşları. Şimdi timsah gözyaşları döküyor, 'orduya kumpas kurdular' diye. İyi de bu ülkenin başbakanı kimdi, demek ki kendisi bu ülkeyi yönetmiyordu. Eğer gerçekten kendisi yönetmiyorsa, başkaları yönetiyorsa bu milletten özür dileyip, görevi bırakması lazım. 'Haremimize girdiler' diyor. Senin haremine girmişlerse sen bu ülkede nasıl başbakanlık yapacaksın, elini vicdanına koyması lazım her yurttaşın. Bir Başbakan bu duruma düştüyse o koltuktan ayrılması lazım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir tablo yoktur."

Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili başka bir soruyu yanıtlarken de "CHP'nin Genel Başkanı olarak söylüyorum; eğer bir ülkede anamulafet partisinin genel başkanı olarak, Başbakan'a kumpas yapıldıysa o kumpasa önce biz karşı çıkarız" dedi.

-"Özel hayatla ilgili dinlemeler dünyanın her tarafında suçtur"-

Başbakan'a "TİB kayıtlarını yayınla" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili bazı sorular yönelttiğini belirterek, bu sorularını yineledi.

Dinlemeleri mahkeme kararıyla polislerin yaptığını değerlendiren Kılıçdaroğlu, kendilerinin dinlemeler konusunda daha önce defalarca hükümeti eleştirdiğini bildirdi. Hükümet kanadından bu eleştirilerine karşılık, TBMM'de "verilmeyecek hesabınız yoksa rahat rahat konuşun" dendiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Özel hayatla ilgili dinlemeler dünyanın her tarafında suçtur ve bende asla kabul etmem. Ama toplumu ilgilendiren dinlemeler hiç bir zaman suç değildir. Yasa dışı olsa bile suç değildir, çünkü bunlar toplumu ilgilendirir" açıklamasını yaptı.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine şunları kaydetti:

"17 Aralık Operasyonu'nu devletin vicdanı yapmıştır, bu devlet sahipsiz değildir. Olay devleti koruma iç güdüsüyle yapılan bir şeydir. Rıza Sarraf devletin dört bakanını satın almıştır ve devletin sırlarını satmaktadır. İşin özünde bu vardır. Devlet buna tepki göstermeyecek mi? Türkiye Cumhuriyeti gelenekleri olan bir devlettir, biz bin yıllık devletiz. Devletin kendi vicdanı kendini korur. Başbakan geldi diye, her istediğini yapacağım diye bir kural yoktur. Devletin örfü, kuralları vardır."

"Bu operasyonlar neden dershane tartışmalarından sonra başladı?" sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Hayır, Kapıkule'de 202 kilogram eroinin bulmasıyla başlamıştır süreç. Olay büyümüştür, MİT raporunu vermiştir, mahkeme dinleme kararı almıştır, asıl failleri bulmak için. Operasyon çok önce başlamıştır ama düğmeye basılma ne zaman olmuştur kendilerinin takip edildiğini öğrendikleri andan itibaren" değerlendirmesini yaptı.

Twitter'a tedbir amaçlı erişim engelinin hatırlatılarak, "Türkiye'nin mahkemelerini twitter neden tanımaz?" sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, şu açıklamalarda bulundu:

"Keşke Erdoğan burada olsaydı da söyleseydik, demiyor muydu 'ben dünya lideriyim...' 'Twitter merkezi bile seni tanımıyor' Neden? Asıl sorulması gereken soru bu. Çünkü bu ülkede demokrasinin olmadığını dünyanın her tarafı biliyor. Erdoğan'ın yargıya nasıl müdahale ettiğini, herkes izliyor. Hiç bir zaman özel hayatla ilgili bir olayın twitter veya başka bir şey olur, yayınlanmasına karşıyız. Hiç bir zaman benim ağzımdan bir şey çıkmadı. Pek çok milletvekiliyle de ilgili özel şey çıktı, bir şey demedim. Kim girdi buna Erdoğan girdi. Baykal dolayısıyla. 'O özel değil, o geneldir, genel' dedi. Allah büyüktür ya şimdi o'nun başına geliyor. Büyük lokma yutabilirsin ama büyük laf etmeyeceksin. Öyle büyük laflar etti ki şimdi başına geliyor."

Kılıçdaroğlu, tapeleri yayınlarken özel hayat olan bölümleri de hep çıkardığını savundu.

Yaptığı konuşmalarda Türkiye'nin Suriye ile savaşa sokulmak istendiğini ileri sürmesi hatırlatılarak, TSK tarafından düşürülen Suriye uçağının sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Bütün bu olayları örtmek için 'Suriye ile savaşırsam, ben kahraman olurum, bu olaylar örtülür, yolsuzluklar unutulur' diye düşüncesi var. Daha önce söyledim, 'hırsızdan kahraman olmaz.' Bizim itiraz ettiğimiz nokta, Genelkurmayın açıklamasından önce Erdoğan'ın bunu miting meydanında açıklaması. Savaş, miting meydanlarında açıklanmaz, savaş acıdır, göz yaşıdır. Siz burdan nema toplamaya çalışıyorsunuz. Kendisini kahraman ilan ettirmeye çalışıyor, hırsızdan kahraman olmaz, şaibeli bir kişiden kahraman çıkmaz" ifadelerini kullandı.

Adım adım iktidara yürüdüklerini ve bunu meydanlarda gördüklerini savunan Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine ise "Başörtüsünü siyaset ortamından çıkardık, her tarafa gidiyoruz, her inanca saygılıyız, 53 kadın başkan adayımız var bunlardan bazıları başörtülü" dedi.

Kılıçdaroğlu, Mustafa Sarıgül'e dönük yolsuzluk iddialarına ilişkin olarak da ''evet yolsuzluk dosyaları iddiasıyla suçlanıyordu, araştırdım zaten bir kısmını İçişleri Bakanlığını doğru değil diye işleme koymamış, bir kısmını savcılık 'bunlar soruşturulamaz' diye karar vermiş, bir dosyası dolayısıyla davası devam ediyordu o dosyadan da nihai beraat kararı çıktı ve partiye geldi'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Sarıgül'ün İstanbul'dan aday gösterilmesinin "O'ndan kurtulma operasyonu" olarak değerlendirildiği yönündeki soru üzerine ise bunun gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

-''Bozkurt işaretiyle jest yaptım''

Ankara'daki seçim turu sırasında yaptığı "Bozkurt" işaretinin hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, "Bana bir ülkücü kardeşim bozkurt işareti yaparak, 'ben ülkücüyüm oyumu size vereceğim, Mansur Başkana vereceğim' dedi ben de bozkurt işaretiyle jest yaptım'' ifadesini kullandı.

''Peki, Rabia işareti yapar mısınız?'' şeklindeki soru üzerine de Kılıçdaroğlu, ''Rabia'yı yapıyorum tabi '4 bakan, bir başçalan' şeklinde" diye konuştu.

-Cumhurbaşkanlığı seçimleri-

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, kendisinin bir kadın Cumhurbaşkanı düşüncesi olduğunu hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, bir ismin olup olmadığının sorulması üzerine, ''İsim yok, kadın olmasını şunun için istedim. Kadınlar bu ülkede gerçekten siyaset açısından baktığınızda çok daha başarılı olabiliyorlar, geçmişte bunun örnekleri de var. Bir cumhurbaşkanlığına da yabancı dili çok iyi olan iyi eğitim almış, siyasi kimliği çok öne çıkmamış , bir kişinin cumhurbaşkanı olmasını isterim" yanıtını verdi.

Halkın talebi olması durumunda İlker Başbuğ'un Cumhurbaşkanı olmasına sıcak bakıp bakmayacağı yönünde bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, ''Elbette halkın nabzını tutarsınız, İlker Başbuğ çok saygıdeğer bir insandır, mağdur edilmiştir. Devletin bütün sırlarına vakıf bir kişiye terörist muamelesi yapılmıştır. Ben beraat edeceğine inanıyorum ama bugünden insanların isimlerini telaffuz edip onları yıpratmayı doğru bulmuyorum doğrusunu isterseniz. Ama zaman ne gösterir önümüzdeki süreçte göreceğiz'' açıklamasını yaptı.