X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Arınç: Açıkça bir casusluk var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Arınç: Açıkça bir casusluk var

  • Giriş Tarihi: 28.3.2014 10:08 Güncelleme Tarihi: 28.3.2014 13:34

Arınç, internete sızdırılan Suriye konulu gizli toplantının ses kayıtlarıyla ilgili, ''Bugün devlete bir ihanet var, açıkça bir casusluk var. Bu olay kimin işine yarar. Kimin işine yaradığını bilirseniz bu işleri kimlerin tezgahladığını bulabilirsiniz. Bunun yayına verilmesinden sadece Suriye faydalanır'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanlığındaki toplantının ortam dinlemesi kayıtlarının yayına verilmesinden sadece Suriye Rejimi, El Kaide ve IŞİD'in istifade edeceğini belirterek, "Olay olduğu zaman çok kısa mantıkla düşüneceksiniz. Kimin işine yarar? Kimin işine yaradığını bilirseniz kimin yaptığını aynı adreste bulabilirsiniz" dedi.

Bursa'da gazetecilerle buluşan Arınç, gündemi değerlendirdi. Bugüne kadar Başbakan, bakanlar ve kişilerin hedef alındığını hatırlatan Arınç, "Bugüne kadar olan buydu. Bugün devlete bir ihanet var. Açıkça casusluk var, en gizli kalması gereken bilgi. Türk bayrağının dalgalandığı uluslararası anlaşmalarla korunan Türk toprağına tecavüzün nasıl önleneceği konuşulurken, ortam dinlemesiyle bu görüşme dinleniyor. Hangi ülke veya istihbarat grubu yaptıysa alçaktır. Şu anda adres verecek durumda değilim. Youtube yasaklandı. RTÜK Kanunu'ndaki yetkimi kullandım. Milli güvenliği ihlal eden durum karşısında geçici yasak getiriliyor. Bu yürürlüğe girdi. Bazı köşe yazarları, milletini seven gerçekten doğru şeyler yazmış ve söylemiş. Ana muhalefet lideri ve bazıları, söz konusu Suriye olunca Esad'a bağlılıklarını ceplerine koymuşlar, onun adına konuşuyorlar. Buradaki konuşma gerçekse, bundan ve bunun erişime sokulmasından yayına verilmesinden sadece Suriye istifade eder, rejim, El Kaide, IŞİD istifade eder. İçeriğini bildiğim için söylüyorum. Mahir Kaynak eski bir istihbaratçıdır. 'Bir olay olduğu zaman çok kısa mantıkla düşüneceksiniz, kimin işine yarar?' demiştir. Kimin işine yaradığını bilirseniz kimin yaptığını aynı adresle bulabilirsiniz. Bu işleri kimlerin tezgahladığını açıkça bulabilirsiniz. Suriye, uçağımızı düşürdü. Top mermileriyle, balistik füzelerle Viranşehir, Akçakale, Ceylanpınar'ı bombaladı. Onlarca insan öldü. Angajman kurallarını değiştirip cevap verdik. Önce helikopter uçaklarını düşürdük. Bütün bunları uluslararası hukuk çerçevesinde yaptık. Bu konuşma bizim planlarımızı deşifre eder. Seçenekleri deşifre eder, rejimin istifade edeceği açıklama haline gelir" ifadelerini kullandı.

Bu tür konuların Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç'ın meselesi değil, devletin beka meselesi olduğunu kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her şeyi bir tarafa atarak, 'Devletin güvenliğine aykırı yayın yapmak suçtur, alçaklık ve cinayettir' demesi gerekenler, 'Youtube'a neden erişim engellendi? Bırakın herkes bilsin' demektedir. Bu hangi akla ve mantığa sığar? Takdirlerinize bırakıyorum. Bu seçimlerde adaylar ve projeleri elbette konuşuldu ama biraz gölgede kaldı. Hükümet ölçeğinde veya ana muhalefet siyasi partiler arasında küfür yarışına döndü, hakaret yarışına döndü. Halkın kafası karıştı. Herkes nedir, nedendir, bunları araştırmaya başladı. Önümüzdeki seçim elbette arzu ettiklerine kavuşamayacaklar. 'Bu Başbakan itibar kaybetmeli, sendelemeli, hükümet gitmeli' diyorlar. Başarısız olurlarsa Cumhurbaşkanı seçimini yaptırmayız. 2015 seçimlerinde bu hükümetten kurtulmuş oluruz. Yalan dolan iftira ile bugüne kadar usulleri boşa çıktığı için, yapmakla erişemediklerine bu yöntemle ulaşacaklarını zannediyorlar. Halkın sağduyusu, Başbakana sevgisi meydanlara tüm Türkiye'de yansımıştır."

"ORTAM DİNLEMESİ FEVKALADE KARIŞIK BİR MESELE, BURADAKİLERİN AKLI YETECEK GİBİ DEĞİL"

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Dışişleri Bakanlığındaki ortam dinlemesinin fevkalade karışık bir mesele olduğunu belirterek, "Buna buradakilerin aklı yetecek gibi değil. Bu tür konuşmaları duvarları izole edilmiş, yerin dört kat altında herhangi bir odada mı yapacağız? Yoksa başbakan, bakanlar, genelkurmay başkanı, MİT müsteşarı işaret diliyle mi konuşacak, yazarak mı konuşacaklar" dedi. Arınç, görüşmelerin içeriden sızdırılma ihtimalinin komplo teorisi ve akla zarar iddialar olduğunu kaydederken, sorumluların bulunacağını belirtti.
Bursa'da yerel ve ulusal medya temsilcileriyle kahvaltıda buluşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ortam dinlemesinin çok büyük alçaklık olduğunu ifade ederek, "Ortam dinlemesi denen şey teknik olarak mümkün. Dışişleri Bakanlığının, başbakanın odası, bakan odası veya toplantılar için seçilmiş odalarda dinlenmeye karşı tedbirlerin alınmış olması gerekir. Bunları da aşacak teknoloji kullanılabilir mi? Bu tür konuşmalarımızı duvarları izole edilmiş, yerin dört kat altında, herhangi bir odada mı yapacağız? Bir bakan odası güvenlikli sayılmayacak mı? Başbakan, genelkurmay başkanı, MİT müsteşarının odasında konuşmayacak mı? İşaret diliyle mi konuşacak? 'Bir bakanlığın içindeyken bile dinlenebiliriz. Yazarak konuşalım' mı diyeceğiz? Çok aşırı güvenlik gerektiren bir konu, mutlaka özel bazı odalarda, usullerde yapılıyor olabilir. Kriptolu telefonların bile bir şekilde dinlendiği, bunları kullanan insanların olduğu gerçek. Normal ve geçerli usullerle yapılmış toplantı ne kadar samimi, doğru ise bunu bir şekilde dinlemek ve kendi adına istifade etmek büyük alçaklıktır. "Hırsızın hiç mi kabahati yok?" sözünü hatırlayalım. Konuşanlara, "Aman ha, gelin yer altına inelim. Jammerlerin olduğu yerde hafif sesle konuşalım' mı diyeceksiniz? Utanç verici olmaz mı? Dünyanın geldiği noktada, teknolojinin böcekler kadar küçük cihazların olduğu ortamda, bütün bunları yapanlara karşı daha caydırıcı tedbirler alınması gerekir. Bu kadar ders bize yeter. Güvenli alanlarımızı daha iyi seçmeliyiz diye düşünebiliriz" dedi.

Bir gazetecinin, dinlemenin MİT içinden sızdırıldığı yönündeki haberleri hatırlatması üzerine Arınç, "Bu da komplo teorilerinden birisi olabilir. MİT müsteşarı da o konuşmanın içerisinde. MİT müsteşarının konuşmasını MİT'in sızdırması akla zarar. Hayal hanesi çok geniş olabilir insanların. Bir kısmı da gerçek olabilir" karşılığını verdi.

"BUNA BURADAKİLERİN AKLI YETECEK GİBİ DEĞİL"

Arınç, bir balıkçı lokantasında kafayı bulan insanların konuşmasının dinlenmediğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ortam dinlemesi bu. Fevkalade karmaşık bir mesele. Buna buradakilerin aklı yetecek gibi değil. Dışişleri Bakanlığının en önemli merkezinde bir konuşmayı ortam dinlemesi ile teknik imkanları da kullanarak, eğer içeride casus kullanmamışlarsa dışarıdan yapılmışsa teknoloji bakımından tarifini iyi yapmak lazım. Nereye kadar uzanıyor, kim yapmış olabilir? İstihbarat ve güvenlik güçleriyle çözmeye çalışacağız. Telefon dinlemelerine alışmıştık, ortam dinlemelerine biliyorduk. Buraya kadar MGK toplantılarının izlendiği, dinlediği varsayılacaksa, tamamen ülkenin iç dış güvenlik meselesini öyle bir zamanda ortaya çıkarırım ki, ortalık toz duman olur. isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Bir balıkçı lokantasında balık yerken kafayı bulan insanların konuşmasını dinlemiyorlar. Devletin üst güvenliğini gerektiren yerdeki konuşmayı dinliyorlar. Sorumlular bulunacaktır. Hangi kaynaktan ne amaçla yaptığı ortaya çıkacaktır. Kimin yaptığını bilsem bile söylemem doğru değil. Bilinmiyor. Bütün bunların bir amacı mutlaka var. Amacı ve ortak hedefi AK Parti hükümetini düşürüp Başbakanı itibarsızlaştırmak. Onlar ellerinden gelen kötülüğü yapacak, biz de halkımızla bu oyunları bozacağız."

"NİSAN, MAYIS, HAZİRAN AYINDA VURMADAN KIRMADAN DÖKMEDEN HUKUK İÇİNDEKİ FİİLLERİN YARGILAMASI YAPILIR"

17 ve 25 Aralık operasyonlarının perde arkasında hükümetin itibarsızlaştırılması olduğunu ve bunun seçim malzemesi haline getirildiğini hatırlatan Arınç, "Biz kendimiz bakanlarımız hakkında Meclis soruşturması verdik. Bu operasyonların ardından Başbakanın 'paralel yapı' olarak nitelendirdiği organizasyon yapısı çıktı. Adli ve idari soruşturmalar sürüyor. Bunlar emniyet, yargı ve kısmen TİB ve TÜBİTAK içinde yapılanmışlar. Soruşturmalar sürecek. Önümüzdeki süreçte bu yapının ne yapmak istediği, neyi nasıl yapmak istediği ortaya çıkacak. Bazılarına yeni akıl sır erdirmeye çalışılıyor. Seçim sonunda, nisan, mayıs, haziran ayında vurmadan, kırmadan, dökmeden hukuk içerisinde, hukuka göre suç sayılan fiiller varsa bunların yargılaması yapılır" diye konuştu.

"HİZMET HAREKETİNİN BAŞBAKANI DEVİRMEK İÇİN İÇERİDE VE DIŞARIDA İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLDUĞUNU GÖRDÜK"

Hizmet hareketini 1976 yılından beri bildiğini, birçok şeyi paylaştığını hatırlatan Arınç, "Ben geçen sene mayıs ayında Amerika ziyaretimizde bizzat giderek görüştüm. Daha önce görüşmelerim oldu. Telefonla görüşmelerimiz oldu. Türkiye'deki bazı arkadaşlardan pek çok insanla zaman zaman bir araya geldik. Bunlardan dolayı bugün karşılaştığımız olaylara, böyle bir olayın olacağını, böyle karşımıza çıkacaklarını, AK Parti'yi devirmek için bu tür eylemler ve beraberlikler içinde olacağını söyleseler inanmazdım. Biz hep hizmet okulları gördük, Türkiye'de insanlara yapılan faydalı işleri gördük. Siyasi amaçlı bugüne kadar bir şey görmedim. ABD ziyaretinden döndüğümde bu ziyarete ait program yaptık. Orada, 'Hocaefendinin partiler üstü bir insan olduğunu, Türkiye hükümetimiz için dua ettiğini, bizim AK Partili Fethullah Gülen beklemediğimizi, onun bütün partiler üzerinde hizmet karakteri olduğunu' ifade etmiştim. O gruba mensup olduğunu bildiğimiz grupların siyasi amaçlar taşıdığını, Başbakanı devirmek için bir şeyler yaptığını, içeride ve dışarıda bazı mahfillerle iş birliği içinde olduğunu gördük. Bugün yapılan her şeyin bu beraberlikle ilgisi olabilir. Son olayla ilgili olarak belli kesimi suçlamıyorum ama bunu yapan kimse, kimlerse hangi amaçla yapmışlarsa, lanetli bir iş olduğunu söylemek istiyorum. Koskoca camianın içinde şu kadar kişi, siyasi amaçlarla bir parti kurmaktan bahsediyor. Bu seçimde CHP veya MHP'ye oy vereceklerini söylüyorlar. CHP ve MHP için kapı kapı dolaşarak herkesin 70 kişiyi partilere yönlendireceğini ifade ediyorlar. Bunları gördükten sonra hizmetin siyasi harekete dönüştüğünü görmek hayır olacaktır. Biz de onlarla siyasetçi diliyle konuşacağız. Partilerden bir parti gibi göreceğiz. 76 parti var. İsmini bundan sonra bileceğiz. Artık onlara Allah rızası için hizmet grubu olarak değil, partilerden parti olarak bakacağız" diye konuştu.

"BUGÜNE KADAR, 'ALLAH RIZASI' DİYENLER ANTALYA'DA NASIL MUSTAFA AKAYDIN'A OY VEREBİLECEK?"

Cemaatin hangi illerde hangi partiye oy verileceğini sitelerinde yayınladığını kaydeden Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bize kızmış olabilirler, haksızlık yapıldığını düşünebilirler. Buna hak vermek mümkün. 'Bu seçimde oy kullanmayacağız' diyebilirler. 'Siyasi tavır koymayacağım' demek onlara düşen görevdir ama şunu söylerlerse, siyasi aktör olurlarsa, 'Ben seçimde CHP, MHP, SP hatta BDP'ye oy kullanacağım. AK Parti kazanmasın ama en güçlü rakibine oy verelim' derlerse, bu bir siyasi tavırdır. 'Ben bu seçimde oy kullanmayacağım. Küstüm. AK Parti'ye verecektim ama vermeyeceğim' denseydi ne kadar güzel bir şey olurdu. Helal olsun. 'Bu seçimde AK Parti'yi mağlup etmek için onun dışında her partiye oy kullanırım' dersen olmaz. Hava gazı fabrikasında gaza gelip toplantı yapmışlar, "Parti kurabiliriz" demişler. Partinizi kurun, karşı karşıya gelelim. Sizi parti olarak kabul edip ona göre davranalım. Herkesin düşündüğü gerçek ortaya çıksın. Siz siyasi hareket misiniz? Allah rızası için Uganda'ya giderken, 135 ülkeden gelenlerle Türkçe Olimpiyatı yaparken, her işinize gözyaşı dökmüş, elinizden tutmuş insanlar, aldanmış olduğumuzu kabul edip siyasette yarışalım. Bundan sonra böyle olacak. Bunda da bir hayır var. Bugüne kadar Allah rızası, memleket, Kur'an, kitap, sahabe hayatı diyenler, Antalya'da Mustafa Akaydın'a oy verebilecekler. Sizin inancınız, sizin dünya görüşünüz, sizin yaptığınız hizmetler bunun içine nasıl sığacak? 'AK Parti'yi mahvetmek benim görevim' diyorsanız, Allah istemedikçe hiçbir şey yapamazsınız. CHP'ye oy vermek suç değil ama siz cemaat, camia, hizmet diyerek bu noktaya geldiniz. Cemaatin içinde siyasi parti olmak, siyasi tavır almak yoktur. Biz size burs, kurban yardımı yaparken, okullarınızı ziyaret edip kol kanat gererken siz siyasi parti değildiniz. Öyle olsa size niye yardım edeyim? Bu seçimler kırılma noktası oldu. Kesinlikle arzu etmeyiz. Seçimlerden sonra bugünkü tavırlarını devam ettirirlerse elbette yollarına devam ederler, siyasi parti olarak devam ederler. Kazanırlarsa iktidara gelirler. Kazanamazlarsa siyasi parti çöplüğü haline gelip, üzerine kara örtü konulup sahneden çekilirler. Karar onların."

Arınç, AK Parti hükümetinin interneti desteklediğini kaydederken, 2002'de 20 bin olan geniş band kullanıcısının bugün 34 milyona çıktığını, okullarda 1 milyon bilgisayar olduğunu, 228 bin kilometre fiber ağ döşeneceğini ifade etti. Arınç, Facebook'un kapatılmasının gündemde olmadığını kaydetti.

"ERKEN SEÇİM GÜNDEMDE YOK"

Arınç, erken seçimin gündemde olmadığını, bunun da seçim sonuçlarına bağlı olmadığını vurgulayarak, "Bizim iddiamız, 'Seçimler zamanında yapılır' iddiasıdır. İnşallah bunda da muvaffak oluruz. Mahalli seçimlerdeki trend belli. Hem birinci parti olacağız, belki bazılarınızın tahmin etmediği kadar. Butün bu olayların seçmen tercihlerini nasıl etkilediğini göreceğiz. Bildiğim kadarıyla son anket, 'Allah'a hamdolsun' dedirtecek kadar yüksek bir oydur. Üç dönem kuralıyla ilgili seçimlere bağlı konu değil. O gün geldiğinde Sayın Başbakanımız ve parti MKYK'sı toplanır. Bu kuralın devam edip etmeyeceğine karar verir. Başbakan ve benim de kararım üç dönem kuralının devam etmesi yönündedir. Türkiye'nin şartları bu kararın değiştirilmesini umarım ki gerektirmez" dedi.

"BAŞBAKANIMIZIN MİTİNGDEKİ SESİ YÜREKLER ACISIYDI"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sesinin kısılmasını da değerlendiren Arınç şunları söyledi:
"Mitingdeki hali yürekler acısıydı. Ağzından bir cümleyi bile çıkarmakta zorlanıyordu. Sesi iyice kısılmış, vücudu iyice bitap düşmüştü. Van'dan bir arkadaşım telefon etti. 'Burada hepimiz hüngür hüngür ağlıyoruz' dediler. On binlerce insan onu dinlemek için gelmişti. O da son takati ile bir şeyler konuşmaya çalıştı. Bir şeyler derken bir saate yakın konuştu. Eğer yüzünü görmeseniz sadece radyodan dinleseniz, 'Bu ses ona ait değil' derdiniz. Maalesef gece gündüz çalışmak, konuşmak, televizyonlarda fikirlerini açıklıyor. halkı uyarma görevini yapıyor. Rabb'im acil şifalar versin. Dualar ve sevgi ile en kısa zamanda sağlığına kavuşur. Biz de sesimizi korumak için yeşil çay içiyoruz."