X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Fuat Uğur’dan Ricciardone’ye...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Fuat Uğur’dan Ricciardone’ye...

  • Giriş Tarihi: 8.4.2014 13:22

Çocukluk arkadaşım fena dert yanıyordu geçenlerde. Evine yine hırsız girmişti "Kaçıncı kez unuttum vallahi. Her defasında pencere kilidi ve kapı anahtarı değiştirmekten bıktım" diyordu ağlamaklı. Tesadüf, kayınpederim yanımdaydı.

"Hırsızı bulmak istiyorsan anahtarcını takip et. Evine bir daha hırsız girmesini istemiyorsan da anahtarcını değiştir."
Kayınpederimin
pat diye söyleyiverdiği bu sözler üzerine arkadaşım dondu kaldı. Sonra
aniden fırlayıp gitti. Kapıyı çarpıp çıkarken "sonra görüşürüz" dediğini işittik.
Olay taze ama hatırlamamın başka sebebi var.
ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin Cansu Çamlıbel'e verdiği röportaj.
Okuduğumda bir tuhaf oldum doğrusu.
Ricciardone aynen şöyle demiş uzun söyleşinin bir yerinde:
"ABD olarak Türkiye'ye, vatandaşların ifade özgürlüğü zedelenmeden devlet sırları nasıl korunacak sorunsalını aşabilmeleri için yardım önerdik."
Sayın Ricciardone gücenmesin. Türkçeyi iyi konuştuğu için şu deyimden haberdardır muhakkak:
"Teşbihte hata olmaz."
İşin
ilginç yanı, Türkiye'de yaşayan vatandaşlar olarak bizler çok iyi
biliyoruz ki başımıza son bir yıldır ne geliyorsa, sebeplerden biri;
belki de en önemlisi, Hakan Fidan'ın başında olduğu MİT'i "hakikaten millî" yapma niyeti ve "Kediye ciğer teslim etmekten" vazgeçmesi.
Yine biliyoruz ki Türkiye siyasi tarihine adını Duayen olarak yazdırmış ender isimlerden biri olan rahmetli Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'in ünlü "CIA altımızı oymuş da haberimiz olmamış" lafı, millet olarak ortak hafızamızdaki mutena yerini çoktan aldı.
Dolayısıyla bu ülkenin teklifinizi kabul edebilmesi için Birleşik Devletler'in "Biz düşüncelerinizi bile kayda alacak üst teknolojiye sahibiz" mesajı veren uygulamalardan vazgeçmesi, bir dost ülke olarak önce Türkiye'nin kişilik haklarına da saygılı olması gerek.
Francis
Ricciardone'nin sosyal medyanın kuruluş ve kullanılış biçimi
konusundaki sözleri ise tek kelimeyle kırıcı. Bu sözler adeta aklımızla alay etmek anlamını taşımıyor mu?
Röportajı yapan Cansu Çamlıbel sormuyor ama, daha geçen hafta Associated Press Ajansı ABD'nin Küba'daki rejimi devirmek için bir sosyal paylaşım sitesi kurduğunu ortaya çıkarmadı mı? İşin ilginç yanı Washington da bu tezgâhı yarım ağız da olsa kabullenmedi mi?
Sayın Büyükelçi Twitter ve You Tube
konusunda asıl sorunsalı es geçiyor. Gerçi o kadar da eleştiremiyorum
bu konuda kendisini. Sonuçta Ricciardone Amerikan şirketleri olan You Tube, Twitter ve Google'ın çıkarlarını kollamakla yükümlü. Dahası sadece o değil bizim Cumhurbaşkanımız ve Anayasa Mahkememiz bile es geçmekte bireysel hak özgürlükler meselesinin bir ticari kuruluştan daha mühim olduğunu.
Bir de bir ABD şehrinde ikamet eden Fethullah Gülen konusu var röportajda. Diyor ki Sayın Elçi:
"Ülkemizde
yaşayan Türk vatandaşlarının sizin iç siyasi tartışmalarınızda aktif
olduğu doğru. Ama bu, hayatın bir gerçeği. Komplocu bakış açısının devam
etmesinin sebebi bu."
Komplocu bakış açısı ha! Evet,
safız biz. Yurt dışı tanıtımımızda bu konuyu ihmal etmemeliyiz.
İçimizdeki Ricciardone bile bizi böyle görüp konuştuktan sonra.
Yoksa pekâlâ Türkiye dostu Sevgili Ricciardone'ye "İç
siyasette aktif olma biçiminin şantaj kasetleri, pornografik ilgi
alanlarıyla, casusluk dinlemeleri yoluyla gerçekleştiğini" anlatma imkânı bulabilirdik. Bu konuda eksiğimiz var.
ABD dışındaki Amerikan vatandaşları bu tarzda "siyasi tartışmalara aktif biçimde" katılsa ne olur? Bu soruyu sormuyoruz bile.
Sayın Ricciardone! Hülasa, Gülen ve örgütü üzerine söylediğiniz; lafa tur attıran her cümleniz, bize bir hakikatin itirafı olarak göründü. Belki şu "Check ve balance" meselesini bir konuşmak lâzım. Bu lafı ne hoş bir rastlantı; Cumhurbaşkanımız da pek seviyor.
Neyse…
Türkiye'nin mevcut Ergenekon yapısı içinde bir hücre olarak ulusalcı-"solcu" kadroyu tasfiye eden ve kendini onların yerine ikame eden Yeni-Gladyosu bundan sonra açılacak davaların sanığı olacağa benziyor.
Umarız
ABD ve Türkiye elçileri bu durumu anlayışla karşılar. Hani kedi-ciğer
ikileminden, ikliminden kurtulmak için değerli bir fırsat bu.
Amerikalılar fırsatları kullanmayı severler.

Kaynak: Türkiye Gazetesi