X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Dik durmasaydık darbe hükümeti kuracaklardı'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Dik durmasaydık darbe hükümeti kuracaklardı'

  • Giriş Tarihi: 12.4.2014

Başbakan Erdoğan, 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerine karşı dik durarak, halkın oylarıyla seçilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin devrilmesi planlarını engellediklerini söyledi

Başbakan Tayyip Erdoğan, 17 Aralık'ın "bal gibi bir darbe girişimi" olduğunu belirterek, "Eğer 17 Aralık, 25 Aralık operasyonları karşısında dik durmasaydık, Türkiye Cumhuriyeti'nin halkın oyuyla seçilmiş hükümeti devrilecek, koalisyondan oluşan bir darbe hükümeti iş başına getirilecekti" dedi. Avukatlar Haftası Programı'nda konuşan Erdoğan, şunları kaydetti:
DARBE ÜRÜNÜ MAHKEMELER: Mısır'da şu anda tüm dünyanın yakından izlediği bir süreç yaşanıyor. 529 Mısırlı kardeşimiz için de idam kararı verildi. Vicdanı, cesareti olmayan, darbe ürünü mahkemelerin neler yapabileceğini, ne tür cinayetler işleyebileceğini çok iyi bilen bir siyasetçiyim.
VESAYET DÜZENİ: 27 Mayıs müdahalesinin etkisi asla o dönemle sınırlı kalmamıştır. Bu vesayet düzeninin bir ayağı olarak yargı bürokrasisi kullanılmak istenmiştir. Yargı, adeta yasama ve yürütmenin üzerinde bir erk olarak konumlandırılmıştır. Bunu halen yaşıyoruz. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, HSYK gibi kurumlar çoğu zaman adaletin tecelli etmesini bir kenara bırakmış, siyaseti kendilerince hizaya sokmak gibi bir vazife yüklenmişlerdir.
BAL GİBİ DARBE GİRİŞİMİ: Silahların gölgesinde darbe yapma dönemi kapanınca, vesayet düzeninin aktörleri yargı üzerinde bir kısım müdahalelerde bulunmak istemişlerdir. 17 Aralık operasyonu bal gibi darbe girişimidir. Yargı eliyle yapılmak istenen bir müdahale girişimidir. Yargı, içine sızmış bazı çete mensuplarınca adeta esir alınmış, siyasete, iktidara, halkın oylarıyla iş başına gelmiş hükümete karşı apaçık bir darbe girişiminde bulunmuştur. Operasyonun hazırlık, uygulama safhası tamamen hukuk dışıdır. Hukuksuz dinlemeler yapılmıştır. Sahte deliller oluşturulmuş, ardından da hukuk çiğnenerek belli bir senaryo çerçevesinde hükümete karşı alçakça bir saldırı başlatılmıştır.
DARBE HÜKÜMETİ KURULACAKTI: Eğer, 17 Aralık, 25 Aralık operasyonları karşısında dik durmasaydık, inanın şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin halkın oyuyla seçilmiş hükümeti devrilecek, koalisyondan oluşan bir darbe hükümeti iş başına getirilecekti. Kapalı kapılar ardında her hazırlık yapılmıştı. Kimler ne zaman alınacak, neyle suçlanacak, nasıl etkisiz hale getirilecek, nasıl itibarsız hale getirilecek, hapislerde nasıl hukuksuzca çürütülecek...
BİR FELAKET OLABİLİRDİ: Medyaya belli bir vazife verilmişti. Bunların hangi gruplar olduğunu biliyorsunuz. İşverenlere, işveren örgütlerine vazife verilmişti. Muhalefet partilerine dahi bir rol çizilmişti. Darbe girişimleri karşısında dik durarak, biz çok ince hesaplanmış bu oyunu, bu tuzağı, bu senaryoyu Rabbimin lütfuyla alt üst ettik. Eğer milletimiz bizimle beraber bu senaryoyu alt üst etmede bu rolü üstlenmemiş olsaydı işimiz gerçekten ülke olarak, millet olarak bir felaket olabilirdi.
PARALEL YAPIYI ÇÖKERTİN: Bu ülkenin vicdanı ve cesareti olan yürekli hakim ve savcılarına sesleniyorum. Allah'a olan sevdanızı ortaya koyun, cesaretinizle bu paralel yapının temsilcilerini siz çökertin. Bize düşen neyse biz bunu yapacağız. Çünkü biz bir meşrebin, bir mizacın bu ülkede egemen olmasına asla müsaade edemeyiz.
İRADENİZİ KİRAYA VERMEYİN: Bugüne kadar bu Pensilvanya'nın peşine takılanlara da sesleniyorum. İradenizi kiraya vermeyin. Aklınızı kiraya vermeyin. Bize Allah'a kulluktan başka hiç kimseye kulluk asla emredilmemiştir.

'POLİSİN BÖLÜNMESİNE İZİN VERMEYİZ'

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da önceki akşam da Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 169. yılı nedeniyle Zeytinburnu Polis Eğitim ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen resepsiyona katıldı. Erdoğan, konuşmasında özetle şu mesajları verdi:
Bu mesleğin kaderinde her an malum bir şey var. Bu mesleğe giren, her an ölümle de yani şehadet makamıyla da gazilikle de karşı karşıyadır. Aynı şey silahlı kuvvetlerimiz için de geçerli. Yani burası normal bir alışılmış meslek değil. Zaten bu iki mesleğin de kutsiyeti buradan geliyor.
Bizi yaralayan birliğimizi, beraberliğimizi zedeleyecek adımların atılmasıdır. Çünkü biz onlara sıcak bakamayız. Çünkü buraların birliği, beraberliği bozulursa ülkemizin güvenliği tehdit altındadır. Onun için ulusal güvenliğimizi tehdit edecek her adıma karşı birlikte olmaya, beraber olmaya, bu adımı birlikte atmaya mecburuz. Bu teşkilatın parçalanmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Emniyet teşkilatını her yönüyle güçlendirmeye devam edeceğiz. Madden, manen... Bugüne kadar ne istendiyse gerek örtülüden gerek normal bütçeden her zaman emniyet teşkilatımıza da silahlı kuvvetlerimize de bu desteği vermiş bir Başbakanım.

'PARALEL, TÜRKİYE'DEKİ SON ÇETE'

"Türkiye'deki artık son çete, paralel çetedir. Bunu da tasfiye ederek, Türkiye'nin ayağına takılmış tüm prangaları ortadan kaldırmış olacağız. Bu öyle bir vuku ki adeta vücutta metastas yapmış. Buna artık kemoterapi, radyoterapi bunlar da kâr etmiyor. Bu operasyon çok ciddi, çok kararlı sürmesi gereken bir operasyondur. Bunun temizlenmesi için tüm vatansever yargı mensuplarımızdan destek bekliyoruz, aksiyon bekliyoruz."