X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 31 Mart'ta Yeni Türkiye doğdu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

31 Mart'ta Yeni Türkiye doğdu

  • Giriş Tarihi: 14.4.2014

17 ve 25 Aralık operasyonları yapıldığı anda televizyona çıkıp bu bir darbe girişimidir dedi Radikal Gazetesi Yazarı Oral Çalışlar. Tıpkı 28 Şubat gibi olduğunu açıkladı.

Evet, Türkiye büyük bir eşikten geçti ve ikinci, üçüncü eşikten geçmeye hazırlanıyor. Oral Çalışlar'a göre; 30 Mart en büyük eşikti ve başarılı bir şekilde geçildi. 31 Mart sabahı Yeni Türkiye'ye başladık diyor. 17 Aralık'tan 30 Mart'a Cumhuriyet'in en uzun 4 aylık seçim tarihini yaşadık ve bu süreci Radikal Gazetesi Yazarı Oral Çalışlar ile Ali Değermenci konuştu.

Önceki gün makalenizde 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları eğer başarılı olmuş olsaydı o zaman başka denklemden söz ediyor olacaktık dediniz. 17 Aralık ve 25 Aralık başarılı olsaydı bugün ne olurdu?

28 Şubat'ta ne oldu mesela önce onu bir konuşalım. 28 Şubat'ta bir iktidar devrildi, iktidarın devrilmesiyle birlikte, Türkiye'de yeniden otoriter bir kültür egemen oldu insanlar hakkında soruşturmalar açıldı, ekonomi bozuldu, uluslararası ilişkiler bozuldu, Avrupa Birliği temposu durduruldu. Muhtemelen benzer gelişmeler burada da olacaktı. Çünkü sonuç olarak biliyoruz ki, bu cephe bir yönüyle karşı cephe; milliyetçi cephe. Yani üç tane milliyetçi güç, cemaat, CHP ve MHP ittifak yaptılar. Aynı malzemeleri kullandılar. 17 ve 25 Aralık operasyonları başarılı olsaydı milliyetçi cephe hükümeti kurulacaktı Türkiye'de. Milliyetçi cephe hükümetinin de ne anlama geldiğini biliyoruz. Ekonomi tabii çok kötü olacaktı.

Başbakan bu operasyonlar açık bir darbe girişimidir dedi.

25 Aralık operasyonu olduğunda bana bir televizyonlarda bana bu olayı sordular. Bu bir darbe girişimidir, 28 Şubat'tan daha tehlikeli bir darbe girişimidir dedim. Bir defa çok önemli kritik bir süreci ele alıyor Türkiye terörü durdurmuş ve barış iklimi yaratılmış. Bu barış iklimi de hedef alan bir girişim vardı. Bu 30 Mart'ta tehlikeli süreci atlattık diye düşünüyorum.


30 MART'TA KRİTİK EŞİK AŞILDI, 31 MART'TA YENİ TÜRKİYE DOĞDU

Atlattık mı? Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var ve Anayasa Mahkemesi üzerinden yine gerilimler tartışmalar devam ediyor. Bu süreç Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar nasıl gidecek?

Gerilim Türkiye'nin kaderi, bizim kaderimiz bu... Ama bence bazı kritik noktalar var. 17 Aralık ve 25 Aralık kritik bir eşikti. Ktirik eşiği 30 Mart'ta aştık. Ben esas büyük bir şeyin aşıldığını düşünüyorum ve 31 Mart sabahı yeni bir Türkiye'nin doğduğunu düşünüyorum. Tabii ki bir gerilim var. Cumhurbaşkanlığı seçimi kıran kırana geçecek, genel seçimlerde problemler yaşanacak ama 30 Mart günü olan şey Türkiye'nin kaderiyle ilgiliydi ve Türkiye'nin nereye yöneldiğiyle ilgiliydi. 31 Mart sabahı bence yeni bir Türkiye doğdu, siyasi katliam atlatmış oldu.

#Sayfa#


HANİ ERDOĞAN BİTMİŞTİ

Gerilimler olacak ama 30 Mart eşiği geçti diyorsunuz…

30 Mart öncesi yazılan bazı yazılara bakın gazeteci arkadaşlarımız tırnak içinde ''öldü'','' idam edilecek'' "bitti artık'' ''bu bir kadavradır, siyaseten cenazedir'' gibi insanı öfkelendiren yorumlar yaptı. Peki o yorumları yapanlar şimdi hangi yorumları yapıyorlar diye baktığınız zaman. Cumhurbaşkanlığını da garantiledi Tayyip Erdoğan. Ya kardeşim hani ölmüştü hani yok olmuştu? Acaba Başbakan kim olacak tartışmasının içine girdiler. Sonra kendilerine yeni bir pozisyon arıyorlar ama sonuç olarak ciddi bir eşiği atlattığımızı, bizzat o yazıları yazan gazetecilerin içlerindeki ruh haline baktığımızda anlamak mümkün.

Fetullah Gülen Örgütü ile Cumhuriyet Halk Partisi'yle de ittifak oldu. Ama nihai olarak ileriye dönük şöyle bir projeden söz ediliyordu. Tıpkı Vladimir Lenin'in Almanya'dan kalkıp 17 Ekim devriminin öncesinde Rusya'ya gelmiş olması, Ruhullah Humeyni'nin Fransa'dan kalkıp Paris'den İran'a gelmesi gibi. Böyle bir olay mı tasarlanıyordu?

Öyle olduğunu düşünenler var. Öyle olması ihtimali var. Ama yüzde 100 emin olamayız.


SİYASETİ FETULLAH GÜLEN DİZAYN EDECEKTİ

Böyle bir şey tasarlamış olsaydı Cumhurbaşkanlığını kim belirlemiş olacaktı o zaman?

Şöyle düşünüyorlardı; Tayyip Erdoğan'a kelepçeyi takacağız, kelepçe takılınca AK Parti cemaatin önünde diz çökecekti. Diz çöktüğü zamanda partinin başına şu geçsin, cumhurbaşkanı şu olsun bunları takdir edebilecek gücü elinde tutmuş olan Fetullah Gülen siyaseti dizayn edecekti.

#Sayfa#


YA ÜLKEYİ ELE GEÇİRECEKLERDİ YA DA BAŞKA ÜLKE ADINA ÇALIŞTILAR

Yani Fetullah Gülen arkasında bir güç olan ve siyaseti yöneten duruma gelecekti.

Evet. Yani herhalde onu planlıyorlardı. Başka kendilerini niye bu kadar feda ettiler ki. Yahut da başka bir ülkeyle işbirliği uğruna kendilerini feda ettiler. Ya Türkiye'deki iktidarı ele geçirmeyi hesaplıyorlardı yahut da başka bir ülkenin Türkiye'nin içinden bir karışıklık çıkartmak isteyen projelerine yataklık ettiler.


CHP'YE DEĞİŞEN TÜRKİYE'Yİ ANLATMAK GEREKİYOR

SETA konferansında dediniz ki; Tayyip Erdoğan ve AK Parti'yi muhalefet sandıkta yenemiyor. Muhalefet sandıktan umudunu kesip, demokrasi dışı yollara sapabilir. Sandıkla biz iktidar olamayacağız ümidinin başladığını ve siyaseten çok tehlikeli olduğunu söylediniz. Böyle bir risk var ve ne yapılması gerekiyor?

Yani CHP'lilere değişen Türkiye'yi anlamaya davet etmek gerekiyor. Gerçekten bugün CHP'nin tabanına baktığımız zaman da ciddi bir değişim içinde yaşıyorlar, biraz konuştuğunuz zaman anlıyorlar. Çok sert ve katı olmayan ciddi bir kesim de var. En azından bu kesimlere hitap etmek gerekiyor. Mesela biz CHP'lilere değişim diye çağrı yaptığımız zaman karşı taraftan bizimle alay eden yorumlar yapılıyor. Ama sonuçta %25 oy alan bir partinin de bu kadar katı ve gelecekten umutsuz siyaset yapmasını da hoş karşılamak mümkün değil. Yani mutlaka bu siyasi bakış açısının bu dünyayı kavrama ilişkilerinin değişmesi gerekiyor. Onların da bir yön tahliline ihtiyaç var. Entelektüellerin o kesimin okur yazarlarının bu konuya teşvik eden bir yol izlemelerini öneririm. Mesela şimdi bazı arkadaşlarımıza bakıyorum ne korkunç şeyler söylüyorlar. Halk ahlaksızdır, halk hırsızdır, halk da hırsızlığı destekliyor, halk da hırsızdır. Şimdi bu yorum CHP'yi de çok çaresizleştiren ikincisi demokratik olmayan yollara başvuran bir tahlil… Hele Türkiye'de okumuş, yazmış, aydın diye tanımlanan insanlardan geliyorsa bu tahliller çok tehlikeli. Bu arkadaşlarımızın hiç olmazsa bunu yapmamaları gerekiyor.

#Sayfa#


SOL KRİTİK AŞAMADA ASLINA DÖNDÜ

Sol içerisinde bugüne kadar çok büyük destek vermiş olan kesimler oldu ama ''Yüzde 40'ın üstünde oy alırsa o zaman demokrasiyle değil demokrasi dışı bütün yöntemleri kullanırız'' diyen sol entelektüeller çıktı bu dönemde. Sol kimliği içerisinde demokrat solcularda bu dönemde ciddi bir ayrışmaya gidiyor mu?

Şimdi çok ciddi parçalanmalar yaşandı. Önce başörtüsü mücadelesiyle yaşandı sol orada bir bölündü. Sonra "yetmez ama evet" Anayasa referandumun da bir parçalanma yaşandı. Şimdi bu cemaat yani paralel yapıyla hükümet arasındaki mücadele sırasında da yeni bir saflaşma yaşandı. Bütün bu saflaşmalar yeni kırılmaları, yeni kavrayışları getiriyor. Bütün bunlar sırasında sol bölündü zaten. Yani ilginç bir süreç yaşadık. 2002'den itibaren Türkiye'nin demokrat, eski solcu, ilerici bazı aydınları bazı entelektüelleri önemli bir ağırlık oluşturdular. Kürt meselesinde hem de bu AK Parti'ye yönelik ötekileştirici siyasete karşı mücadele ettiler. Önemli de bir rol oynadılar bence fakat kritik aşamalara gelince asıllarına geri döndüler.


ERDOĞAN GÜL ÇATIŞMASI OLMAZ

Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir gerilim ya da bir çatışma olur mu?

Çatışma olmaz. 2007 darbe olayında biliyorsunuz. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmak istiyordu fakat koşullar el vermedi ve çok da Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığını istemediğini tahmin edebiliyoruz ama sonunda bir uzlaşma gerçekleşti. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına Tayyip Erdoğan da evet dedi. Abdullah Gül cumhurbaşkanı oldu. Tabi burada ben görebildiğim kadar Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olacak, başbakan ve AK Parti Genel Başkanı kim olacak sorusunun tartışması yapılıyor. Burada Tayyip Erdoğan'ın çok Abdullah Gül taraflısı olmadığını hissediyoruz. Tabii sonunda tek başına Tayyip Erdoğan her şeyin kararını veremeyebilir. Teşkilatı var kısa süre sonra göreceğiz.