Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı kalmamıştır

Giriş Tarihi: 12.5.2014
Türkiye'nin 70 cente muhtaç olduğu dönemler çok geride kaldı ama ama IMF'den gelecek olan 1 milyar doları beklediği yıllar çok uzakta değil. Türkiye bugün dünyanın en büyük 16. ekonomisi, AB'ye üye ülkelerin içinde ise 6. en büyük ekonomi. Evet AB ile müzakereler Türkiye'nin demokratikleşmesine çok büyük katkıda bulundu. Bulunmaya da devam edeceğe benziyor. Bugün AB üyesi olup ta Türkiye'nin ekonomik ve sosyal olarak çok gerisinde olan bir çok ülke var. Türkiye istikrarını koruyabilirse önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmemesi çok zor olmasa gerek.

Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban ile Türkiye ile AB ekonomilerini kıyasladık. Ban, AB üye ülkeleri çok hızlı bir şekilde gerilerken Türkiye çok hızlı bir şekilde yükseliyor dedi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerin 50 yıllık hikâyesi var. AB ile müzakereler de oldukça yavaş ilerliyor. Avrupa Birliği ekonomisi ile Türkiye ekonomisini karşılaştırdığımız zaman nasıl bir kıyaslama yapabiliriz.

Avrupa Birliği, temel olarak siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir topluluktur. Avrupa Birliği dünya ticaretinnin yüzde 14,2'sini gerçekleştiriyor. Nüfus olarak da baktığımız zaman 507 milyonluk bir nüfusu ile dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 7-8'i de birlik içerisinde yaşıyorlar. Ekonomik büyüklük olarak Avrupa Birliği toplamda 16 trilyon dolarlık bir yapıya sahip. Türkiye 840 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük ile dünyada 16. sırada yer alan bir ekonomi. Avrupa Birliği üyesi ülkeleri arasında ise, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya'dan sonra 6. sırada yer almakta. Dolayısıyla bugünkü rakamlar açısından baktığımız zaman İspanya'ya çok yaklaşmış durumda olduğunu görüyoruz. 1 trilyon dolarlık ekonomiye sahip bir Türkiye var artık.

TÜRKİYE MAASTRICHT KRİTERLERİNE UYDU AMA AB ÜYESİ OLUPTA UYMAYAN BİRÇOK ÜLKE VAR

Türkiye borçlarından dolayı çok eleştiriliyordu. Özellikle kamu borcu açısından baktığınız zaman 2001 yılıyla bugüne doğru bir kıyaslama yaparsak, nasıl bir durum ortaya çıkıyor?

Türkiye 1990-2001 yıllarını ne yazık ki düşük ekonomik büyüme, yüksek borç, adaletsiz gelir dağılımı ve yüksek enflasyonla mücadele ederek geçirdi. Öte yandan, 2001 ekonomik kriz sonrası iktidara gelen AK Parti, demokratik ve ekonomik reform programlarına öncelik vererek ülkenin içine düştüğü dar boğazdan çıkardı. Öyle ki bu kriz sürecinde daralan ekonomi 2003 yılında %5,3, 2004 yılında %9,4, 2005 yılında %8,4 ve 2006 yılında %6,9 oranlarında büyüdü.

Benimsenen politikalar ve büyüme eğilimi daha da sürekli hale getirildi. Tüm dünyayı esir alan kriz nedeniyle ekonomide 2009 yılında %4,8'lik bir daralma yaşanmış olsa da 2010 yılında görünüm normale döndü ve %9,2 oranında büyüme ile Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldı. Dahası kişi başına düşen gelirde de çok ciddi yükselişler sağlandı. 2001 yılında 3 bin dolar düzeyinde olan kişi başına gelirimiz 11 yılın ardından 10 bin doların üstüne çıktı. Türkiye hep düşük gelir grubu açısından sınıflandırılıyordu. Artık alt orta gelir grubuna dahil oldu. Yakın zamanda da biliyorsunuz üst yüksek gelir grubuna dahil olma yolunda da hızla ilerliyor. Büyüyen ekonomisi, genç iş gücü, güçlü sanayisi geçmiş yıllardan almış olduğu tecrübeyle değerlendirdiğimizde Türkiye, kamu borcu gayrı safi yurt içi hasılaoranlarında çok düşük seviyelerine hızla çekti. Şuanda Türkiye'nin rakamlarını değerlendirdiğimizde %36,2 rakamlarına ulaşmış durumda. Türkiye, Maastricht kriterleri olarak ifade ettiğimiz bu kriterlerin çok çok altına ulaştı. Biliyorsunuz birçok Avrupa Birliği üyesi ülkeler Maastricht kriterlerine hala karşılayamayacak durumdalar.
ARKADAŞINA GÖNDER
Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı kalmamıştır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz