X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Batı, yeni Türkiye ile aynı göz hızasında olmayı hazmedemiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Batı, yeni Türkiye ile aynı göz hızasında olmayı hazmedemiyor

  • Giriş Tarihi: 26.5.2014

Muhteşem yüzyıl bitmiş, batı karşısında gerilemeye başlamış Osmanlı, batı üstünlüğünü tahakkümcü bir bakış ile Türkiye toplumuna baktı. Bu tahakkümcü, emir verici, alaycı bakış 150 yıl devam etti. Belkide Türkiye 150 yıl sonra batıya karşı özgüven ile bakmaya başladı. Güçlendi, gelişti. Ekonomik refah, demokratik ve özgürlük alandaki gelişmeler bu özgüveni verdi. Fakat batı bu yeni duruma pek alışamadı ve hatta kabullenemek istemedi. Bugün mesele AK Parti yada Recep Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını anlıyoruz. Batı'nın oryantalist, emredici, aşağılayıcı, alaycı tavrından artık uzaklaşması gerektiği anlaşılıyor. 1milyar dolar borç almak için el etek öpme dönemleri geride kaldı. Dünyanın en büyük havalimanını, üçüncü köprüyü, tüp geçiti inşa eden, dünyanın en büyük 16., AB üyeleri arasında 6. Büyük ekonomiye sahip olan Türkiye 1 trilyon dolara erişen bir ülke oldu.
Başbakan'ın Almanya gezisini ve gezi öncesinde Alman medyasında çıkan ağır ithamları Avrupa Parlementosu milletvekili, AB nezdinde Büyükelçilik Özel Danışman olan Ozan Ceyhun ile konuştu.


Başbakanın Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ilk büyük mitingini Almanya' da yaptı. Almanya basınında son bir iki hafta içerisinde çok ciddi tepkiler hatta hakarete varan haberler çıkmasını siz neye yoruyorsunuz?

Ben bir operasyon olduğuna inanıyorum. Çünkü Almanya Cumhurbaşkanı Gauck Türkiye'ye gelmeden önce bunlar başladı. Alman medyasının neredeyse tek bir adresden servis edildiği ve yorumları aynı şekilde kullandığı operasyonlar, Gauck'un Türkiye ziyareti sonrasında da devam etti. Başbakanımız gelmeden önce "Başbakanın gelmesini istemiyoruz" kampanyasına dönüştürüldü. Yani oldukça sistematik bir operasyonla muhatap oldu.

Peki, sizce Almanya neden böyle bir tavır ya da operasyon içerisine girdi?

Bütün olarak bakacak olursak Almanya'da herkesi bu operasyonun içinde görmek yanlış olur. Ama her şartta Hristiyan Demokrat kesimler özellikle son zamanlarda Merkel'in iktidara geldiği tarihlerden itibaren Türkiye politikalarında bir değişikliğe gitme ihtiyacı duydular. Türkiye'nin güçlenmesi nedeniyle Türkiye'yi rakip ülke görüyorlar. Bundan dolayı politikalarını değiştirdiler. Erdoğan hükümetinin güçlenmesi, bulunduğu coğrafyada güçlü bir lider olması ve hiçbir şekilde Almanya'ya ihtiyaç duymadan var olması ki; bu eskiden öyle değildi, bu Almanya'yı çok rahatsız etti…

Dünyanın en bük havaalanlarından birisinin Türkiye'de İstanbul'da yapılmasının Almanya açısından rahatsızlığı bununla paralel midir?

Asıl sorun bence havaalanı yapılması değil, Alman ortaklığında olmaması sorun olsa gerek. Türkiye'de son dönemde büyük yatırımlar dikkat ederseniz Almanya'sız yapılıyor. Almanya'nın eskiye kıyasla Türkiye'de büyük rol oynayamadığı ve Alman teknolojisinin içinde olduğu yatırımlardan, Almanların dışarda kalması daha fazla rahatsız edici bir husus diye düşünüyorum.

TÜRKİYE İLE AYNI GÖZ HIZASINDA OLMAYI HAZMEDEMİYORLAR


Önceki akşamki Almanya toplantısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başbakan "bize parmak sallayarak bize istikamet çizemezsiniz '' diye. Parmak sallama bir Fransız mürebbiyesi nitelemesini de çağrıştırıyor.

Tabii. O anlamda söylenmiş bir kelime zaten. O gün Başbakanımızı havaalanından aldık. Otelde sivil toplum kuruluşlarıyla toplantılar yapıldı. Hatta Almanya'nın eski Dışişleri Bakanlarından biri geldi Başbakanı ziyaret etti, görüşme yaptı başka görüşmeler de oldu ve peşinden de salona geçildi. Şu kadarını söyleyeyim salon muhteşimdi. O salonda hiç yoksa 20-23 bin arası insan vardı. Gerçekten büyük çoşkulu bir kalabalık Başbakana sahip çıktı. Almanya'da yaşayan Türkler Başbakana nasıl bir sempati duyduklarını ona nasıl güvendiklerini, nasıl sahip çıktıklarını gösterdiler. Bu açıdan da Başbakanın Almanya'da söylediği sözler Alman politikası için çok anlamlı. Yani bir mürebbiye parmağına Türkiye'nin gerçekten ihtiyacı yok. Türkiye partner bir ülke. Başbakan bunu sayın Merkel'e ilettiği sözlerle de açık ve net bir şekilde ifade etti. Türkiye partner, dost bir ülke olarak aynı göz hizasındadır dedi.


Tam 150 yıldan beri Türkiye ile Batı arasında eşitsiz bir diyolog görüşme vardı. İlk defa son yıllarda Batı ile Türkiye arasında eşitler arasında diyaloglar var. Asıl tartışma bundan dolayı mıdır? Almanya'da Avrupa'nın kalbinde Batı'ya seslenmiş olarak kabul edebilir miyiz Tayyip Erdoğan'ın bu konuşmasını?

Evet bir diyolog var. Ben bunu bizzat 1998-2004 yılları arasında Avrupa Parlementosu'nda bizzat yaşamış bir insanım. Yani Türkiye'yi 2002 yılı öncesi temsil edenler, o dönemin politikacıları, bakanları, başbakanları hep çeket ilikleyenler, Avrupa'lıların sert sözlerine karşı pek fazla direnemeyen şahsiyetlerdi. Türkiye'de o dönemlerde işkenceler oluyor, ekonomi berbattı. Yani orada Türkiye'nin ayıpları dizildiğinde savunulması güç olduğu bir dönemdi ve bundan dolayı büyük sorunlar yaşanıyordu. Eski Başbakan Türkiye vatandaşlığı yasaklayacaksın, biz istemiyoruz bunu dediğinde Türkiye'nin pek fazla diyecek bir lafı olamamıştı. Bunun altında eziliyorlardı, Türk vatandaşı olmak sorun haline gemişti.

BATI YENİ TÜRKİYE'YE AYAK UYDURMAKTA ZORLUK ÇEKİYOR

Tabi şimdi şartlar değişti. Türkiye'yi temsil edenler Mevlüt Çalışoğlu, Çağayay, Kılıç olsun Emrullah, Abullah Gül, Ahmet Davutoğlu olsun illa Recep Tayyip Erdoğan demek gerekmiyor yani… Güçlü bir ülkeyi temsil eden konumda davrandıklarından karşılarındakiler birden şaşırdılar. Yani yeni Türkiye'ye ayak uydurmakta çok şaşırdılar. Örneğin Merkel' in Kıbrıs'a gittiğinde danışmanlarının bizzat kendi aralarında sohbet ederken, ''…askerlerin Türkiyesi daha rahattı biz bu Türkiye ile zorluk çekiyoruz'' diye aralarında konuşularak anlatıldığını dinledim. Bunun doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü sadece Almanya değil bir çok AB ülkesi de yeni Türkiye'ye ayak uydurmakta zorluk çekiyor. Çünkü yeni Türkiye'ye ayak uydurmak demek Türkiye'yi bu haliyle kabul etmek demektir. Türkiye ile aynı göz hizasındayken aynı masada oturup bir partnerle oturduğunun bilincine varmak gerekiyor.

Siz Başbakan Erdoğan'ın 10 Ağustos'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacağını düşünüyor musunuz? İlk turda seçim sonuçlanır mı?

Başbakan aday olur mu sorusuna yorum yapmak güç ama aday olacak isimler arasında en yakın isim onun olacağı inancındayım. Şunu biliyorum Avrupa'daki seçmenlerine soracak olursanız karşılarına Recep Tayyip Erdoğan çıkarsa size garanti ediyorum politikada bol keseden konuşulan laflar vardır bu öyle değil yani kamuoyu yoklamalarıyla kanıtlanmış bir gerçek %70 civarında yurtdışından Türklerin oyunu alacaktır. %70'i aşabilir hatta ama tedbirli konuşmak istiyorum. Yani bu derece Avrupada'ki Türklerin güvenine sahip Erdoğan. Türkiyede' de aynı şekilde büyük bir desteği var bundan şüphem yok. Eğer aday Recep Tayyip Erdoğan olursa ben birinci turu aşacağına inanıyorum.

AK PARTİ'NİN ANAP OLMASINI İSTİYORLAR

Almanya Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını istemiyor diyebilir miyiz?

Aslında Almanya Recep Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasından ziyade Almanya'daki Türkiye'den sorumlu kesimler Erdoğan'sız bir AK Parti'yi istiyorlar. Bu tabii Recep Tayyip Erdoğan'ın değerini ve gücünü kanıtlamakta. Yani asıl sorunları Ak Parti değil Recep Tayyip Erdoğan ve onların bakış açısıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın olmadığı AK Parti'yi geçmişte Anap gibi olsun istiyorlar. Onu kontrol etmek veya başa çıkmak o kadar sorun değil diye düşünüyorlar.