X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Diyarbakır'da kritik toplantı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Diyarbakır'da kritik toplantı

  • Giriş Tarihi: 6.6.2014 11:46 Güncelleme Tarihi: 6.6.2014 16:38

İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır'da Türkiye'nin Açılan Kilidi: 'Çözüm Süreci' Çalıştayı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Ar-Ge Başkanlığı tarafından Diyarbakır'da düzenlenen 'Gelişen Türkiye İçin, Yeni Türkiye'nin Açılan Kilidi: Çözüm Süreci' çalıştayı devam ediyor. Çalıştayda konuşan İçişleri Bakanı Efkan Ala, 'Kararlı biçimde bu meselenin çözülmesini sadece arzu etmiyoruz, gerçekleşmesi için irade ortaya koyuyoruz. Bu meselede önümüzde daha güzel günler bizi bekliyor. Millet bize desteğini sürdürdükçe biz biliyoruz ki bu sorunu çözeceğiz. Bireyin doğuştan gelen, anasının ak sütü gibi ak olan bireysel haklarını vererek çözeceğiz. Bunu, bir lütuf olarak da görmeyiz' dedi.

AK Parti Ar-Ge Başkanlığı tarafından bugün Diyarbakır'da "Gelişen Türkiye İçin, Yeni Türkiye'nin Açılan Kilidi: Çözüm Süreci' çalıştayı Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, AK Parti Ar-Ge Başkanı Ekrem Erdem, AK Parti Milletvekilleri Ahmet Aydın, Mehmet Metiner, gazeteci yazar ve akademisyenlerin katımıyla gerçekleşti. Çözüm sürecinin başlamasından bugüne kadar yaşanan gelişmelerin ele alındığı çalıştayda, gelecek süreçte yapılacaklar konuşuluyor.

'ESKİ TÜRKİYE'NİN SİSTEMİ SORUN ÇÖZMÜYORDU SORUNDAN BESLENİYORDU'

Çalıştayda bir konuşma yapan İçişleri Bakanı Efkan Ala, çalıştayın eski Türkiye'yi iliklerine kadar yaşamış bir şehir olan Diyarbakır'da yapılıyor olmasını AK Parti'nin meseleyi ne kadar önemsediğini gösterdiğini söyledi. Eski Türkiye'nin paradigmalarıyla, alışkanlıklarıyla, refleksleriyle böyle köklü bir sorunu, hiç bir sorunu köklü bir biçimde çözmenin mümkün olamadığına vurgu yapan Bakan Ala, Türkiye'nin, sorun çözen bir sisteme AK Parti hükümetleri döneminde evrilmeye çalışmakta olduğunu söyledi.

Bakan Ala, 'Eski Türkiye'nin sistemi sorun çözmüyordu, sorundan besleniyordu. Sorundan beslenen kapalı sistemlerin toplumlara milletlere hangi bedelleri ödettiğini Türkiye en iyi yakından bilenlerdendir. Biliyoruz ki, eski Türkiye'nin kodlarıyla ve bu bölgede yaşayan insanlarla pratikte yaşayarak öğrendiler ki biz sorunlarımızı artık çoğalttık, büyüttük erteledik öteledik. Neden böyle yapılıyordu, burada siyaset bilimci eski Türkiye'nin kodları herkesi belirli zamanlarda ihtiyaç duyduğunda öteki olarak tanımlamış düşman olarak tanımlamış kendi varlığını onun üzerinde idame ettirmiştir. Hepimiz bir yönüyle bu sistemin mağduru olmuşuz. Öyleyse bu ismi başlığı önemsemeliyiz. Çünkü Yeni Türkiye'yi inşa etmezsek yeni kodlar paradigmalar üzerinden meselelere yaklaşmazsak sorunlarımızı çözemeyiz. Sadece milli irade denir gider. Meseleyi samimi olarak gerçekten çözme istediğimizin en iyi kanıtıdır. Bu bakımdan umutluyum. Benim umudum da karlar altında değil. İki temel sorun var. Bunlardan biri din ve vicdan sorunu biri de etnik kimlik. 1980 sonrası ortaya çıkan hadise bu iki temel sorunu ve sistemin bunlara yaklaşımını çok açık biçimde ortaya koydu ve bu dönemde 1980 de 2000'lere kadar birlikte yaşadık. 2002'den sonra AK Parti hükümetleri döneminde gerçekten sistemi dönüştürücü siyasal alanda reformlar gerçekleştirici iradeyi ortaya koydu. Bu nedenledir ki meselenin farkına varıldığını anlayan düzen mekanizma derhal kendisini devreye soktu refleksleriyle hareket etmeye başladı. Kaç darbe girişimi, muhtırayı birlikte yaşadık milletin hafızasında yerini korumaktadır. Çünkü biliyorduk ki, eğer düzen sistemi değişir ve sistem sorunu çözülür hale gelirse o zaman önceki mevkiler yerlerini kaybedecekler ve onların yerini vatandaştan yana olan, vatandaşın iradesini, sorunlarını çözmek için değerlendiren yeni bir kadro anlayış olmayacaktır. AB süreci, Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi ve daha sonrada kurumsal yapılara doğru referandumları ve o günden beri bugüne kadar yapılan demokratik açılımları, atılımları dikkate aldığımızda Türkiye 10 yıl sonra iktidarın 10'uncu yılında artık gerçekten meselenin sorun çözen bir sisteme dönüştürülmesi yönünde hatırı sayılır bir mesafe kat ettiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle son 2 yılda da başka girişimler devreye sokuldu. Bu sefer vatandaşın sorunlarını çözebilecek kendi başına inisiyatif alabileceğini görenler bu kez de içeride bir takım girişimlerle önümüzü kesmeye çalıştılar. Bunu ben anlayışla karşılıyorum. Onların işi bu. Ama artık bilinmelidir ki Türkiye artık karar verdi, kendi meselelerini halkıyla çözecek' diye konuştu.

'MİLLET DESTEĞİ SÜRDÜKÇE BİZ BİLİYORUZ Kİ BU SORUNU ÇÖZECEĞİZ'

Kürt sorunu çözümünün AK Parti iktidarı olarak milletin desteğiyle çözüleceğine vurgu yapan Bakan Ala, konuşmasına şöyle devam etti:
'Toplumu bir de devreye soktuk, sistemi dönüştürürken. Gördük ki Türkiye'nin kuzeyinde güneyinde doğusunda batısında işte akil adamlar programı uygulanınca farkına vardık ki vicdanlar aynı dilden konuşuyor. Sonra meseleyi ileriye götürünce anneler devreye girdi, o zaman da gördük ki analar aynı dilde ağlıyor. Biz önemli bir şeyi keşfediyoruz. Burada bize düşen pozitif bir dil kullanmak. Bu meselede Diyarbakırlı arkadaşlarımıza düşen meselesinin sabote edilmesini engellemektir. Her şey olabilir uluslararası hesaplar değişik çözüm çabaları, değişik aktörler. Bizim görevimizi yaptığımız sürece bunların hiç bir kıymeti yoktur. Bu süreçte biz önümüze yol haritamızı koyuyor ve sürekli üzerinde çalışıyoruz. Kararlı biçimde bu meselenin çözülmesini sadece arzu etmiyoruz gerçekleşmesi için irade ortaya koyuyoruz. Bu meselede önümüzde daha güzel günler bizi bekliyor. Milletin bize desteği sürdürdükçe biz biliyoruz ki bu sorunu biz çözeceğiz. Bireyin doğuştan gelen, anasının ak sütü gibi ak olan bireysel haklarını vererek çözeceğiz. Bunu bir lütuf olarak da görmeyiz.'

'KÜRT SORUNU TÜRKİYE İLE BİRLİKTE BÜTÜN ORTADOĞU'YU İLGİLENDİRİYOR'

Bakan Ala'dan sonra söz alan Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Diyarbakır'da farklılıkların hep bir arada barış içinde yaşadığına dikkat çekerek, Kürt sorununun Türkiye ile birlikte bütün Ortadoğu'yu ilgilendiren bir sorun olduğunu dile getirdi. Bakan Eker, 'Tarihsel olarak bu mesele sadece Türkiye'yi Türkiye'de yaşayan Kürtleri ve Türkleri ilgilendirmekle kalmıyor. Türkiye ile birlikte aslında bütün Ortadoğu'yu yakından ilgilendiriyor. Biz bu sorunu çözersek bütün Ortadoğu barışa kavuşur. Ortadoğu'da barış küresel barış demektir. Maalesef çok kısa hemen ortaya çıkabilen bir anahtarı çözümü de yoktur. Basit ama tatbikatı uygulaması zordur. Çünkü bir çok komplikasyon gelişmiş. Biz bu meseleni tabiatından gelen zorlukları da tarihsel özelliğini de yeni komplikasyonlar yaratmayacak tarzda ele alınması gerektiğini de biliyoruz. Örneğin Kürt sorununu çözmeye çalışırken Türkiye'de yeni bir Türk sorunu yaratmamaya özen göstermeliyiz. Meseleyi anlamlı bir o kadarda derinlikli kılan bu buna da dikkat edeceğiz. Süreci elbette ki 1,5 yıllık zaman dilim değerlendirmesi yaparsak, Diyarbakır'ın sokakları ve bölge, barışın lezzetini tattı. 30 yıldır hasret kaldığı, 30 yıldır oldukça kaygılı endişeyle, yaşadığı geceler ve gündüzlerin ardından 1,5 yıldır daha rahat bir süreç var. Bu önemli. Bunu nasıl geliştiririz, nasıl daha iyi bir noktaya taşırız. Bunun için bir araya geldik. Bunu kalıcı hale nasıl getiririz? Bunu daha nasıl geniş katmanlara yayar daha derinlikli bir boyut kazandırır tarihsel bir süreçle bunu nasıl kalıcı bir barışa dönüştürürüz bunun tartışmasını yapıyoruz. Tabii ki, burada sürecin aktörleri var. Birincisi halk. Bu bölgede yaşayan hemşehrilerimiz Kürtler, onlar bu süreci umutla karşıladı, destekledi ve yeni gelişmelerin olmasını bekliyor. Ama siyasal aktörler de var. Sorunun hem bir parçası olan hem de bu zaman içinde maalesef bir takım farklı ideolojik yaklaşımlarla meseleye farklı bir boyutta yaklaşanlar da var. Eğer biz Kürt sorunu çözümünde Kürt kimliği etrafında tartışmalar yapıyorsak, Kürt kimliği meselesini sadece bir soy bağına düzeye indirgersek bunu yanlış yaparız. Bu bize, Türkiye'nin daha önceden yaşadığı ve insanlarının da sonucundan çok mutlu olmadığı gelişmeleri çağrıştırıyor. Kemalizmin başka bir versiyonunu getirir aklımıza. Onun için dikkat etmemiz lazım. Yoksa yeni problemlerle karşı karşıya getirir' ifadelerini kullandı.

'ÇOCUKLARI DAĞA KAÇIRMAK SÜRECİ ZEHİRLEME TEŞEBBÜSÜDÜR'

Bakan Eker, konuşmasında Lice ilçesinde yol kapama eylemi ve çocukları PKK tarafından kaçırılan ailelerin eylemlerine değinerek, şunları söyledi:

'Özerklik tartışmaları bu süre içinde Türkiye'deki siyasi aktörlerin tartıştığı dile getirdiği anlatılan konuşulan konular var. Bir başka husus ise burada şiddeti yöntem olarak besleyen ve bunu bir hak arama aracı olarak meşru gören bir akımın anlayışların da bu barış sürecine zaman zaman zehirleme teşebbüsünde bulunmalarına şahit oluyoruz. Uyuşturucu ekildiği bilinen bölgede yollar kesiliyor. Burada bir akımın komplikasyonlar var. Eğer biz dağdakiler insinler, ovadakiler siyaset yapsınlar diyoruz ama bu ortamda 15 yaşındaki kız çocuklarını dağa kaçırmak bu da bununla açık bir çelişki içindedir. Süreci zehirlenme ve sürece zarar verme teşebbüsüdür. Bunu da halk ibretle izliyor. Bu süreç zarfında kan dökülmedi bu büyük bir kazanım önemini bilmek zorundayız. Büyük bir rahatlama var. Eskiden içe akıtılan gözyaşları şimdi meydanda vicdanlara seslenecek boyutlara kazanmış. Bütün dünyaya annelik çığlığını haykırarak söyleyebiliyor. Ben kızımı evladımı istiyorum diye.'

AK Parti Ar-Ge Başkanı Ekrem Erdem de çalıştayda bir konuşma yaparak, 'Yeni Türkiye'nin açılan kilidi çözüm sürecini bu ay ele aldık. 30 yılı aşkın süredir ülkemizin canını yakan 40 bine yakın insanımızın hayatını mal olan, yüzlerce milyar dolar kaynağının heba olmasına yol açan terörü bitirecek çözüm sürecini konuşacağız' ifadelerini kullandı.

BEŞİR ATALAY: "ÇÖZÜM SÜRECİYLE İLGİLİ YENİ ADIMLAR ATILACAK"


AK Parti Ar-Ge Başkanlığı tarafından Diyarbakır'da 'Gelişen Türkiye İçin, Yeni Türkiye'nin Açılan Kilidi: Çözüm Süreci' çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda konuşan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 'Empati yapmayanlar çözüm süreci yapamazlar. Anlayamazlar çünkü örgütten daha örgütçü olarak çözüm süreci yapamazsın. Biz bugüne kadar kolay gelmedik. Biz hesaplaşmalarla geldik, meydan okumalarla geldik ve nice risklerle geldik. Öyle mesafe almak ülkeli normalleştirmek kolay değil' dedi.

AK Parti Ar-Ge Başkanlığı tarafından Diyarbakır'da düzenlenen 'Gelişen Türkiye İçin, Yeni Türkiye'nin Açılan Kilidi: Çözüm süreci' çalıştayına Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Ar-Ge Başkanı Ekrem Erdem, AK Partili milletvekilleri, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, akademisyen ve uzmanlar katıldı. Çalıştayda, çözüm sürecinde yaşanan gelişmeler ve önümüzdeki sürede atılacak adımlarla ilişkin değerlendirme tartışıldı.

'DEĞİŞİMDEN ÇOK NORMALLEŞME KAVRAMINI ÇOK SEVDİM'

Düzenlenen çalıştayda bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Türkiye'nin normalleşmesi ve sivilleşme konusunda AK Parti'nin ilk hedefleri arasında yer aldığını anlattı. AK Parti iktidarından bu yana yaşanan demokratikleşmenin önemine vurgu yapan Atalay, 'Değişimden çok normalleşme kavramını çok sevdim. Türkiye'yi normalleştirmek, sivilleştirmek, partimizi kurduğumuzdan beri hedefimizdir. İlk kararımız oldu. Türkiye Cumhuriyeti'ni geçmişte yaptıklarıyla hesaplaştırdık. Yapılan yanlışlıklar, haksızlıklar, zulümler yasaklar, korkular, endişeler faili meçhuller, bütün olumsuzlukları tekrar gözler önüne serdik. Şunu hepimiz biliyoruz ki, devletin bütün kesimlerle sorunları vardı. Kiminin diliyle, bir kısmıyla dini inancı sebebiyle, bir kısmıyla kıyafeti nedeniyle, bir kısmıyla çocuğunun ismi nedeniyle ama pek çok vatandaş kesimiyle devletin sorunları var. Türkiye'de büyük bir özgürlükler sorunu vardı. Büyük bir mücadeleyle bunların büyük kısmını çözdük. Her riski aldık. Her cesareti gösterdik. Suçlandık, Yüce Divan'ı gösterenler oldu, halen gösterenler var. Hükümet olarak biz, Türkiye'de büyük bir dönüşümü sağlama mücadelesi veriyoruz. Bütün istediğimiz çoğulcu bir toplum, açık bir toplum, tam demokratik toplum bütün farklılıkları kucaklayan devlet anlayışıdır. Bütün zenginliklerle farklılıklarla renklerle zengin bir ülke bütün istediğimiz bu. Bu süre içinde yine kısa kısa terörün şiddetin kullandığı yolları yok etme çabası gösterdik' diye konuştu.

'SİYASETİN ÖNÜNÜ DAHA DA AÇMAK İÇİN UZUN BİR ÇABA GÖSTERDİK'

AK Parti olarak, sosyal ekonomik rahatsızlıkları şikayetleri, şiddetin bütün zeminin kaldırmak için uğraştıklarını dile getiren Başbakan Yardımcısı Atalay, nice demokratikleşme paketlerini AK Parti olarak çıkardıklarını söyledi. Atalay, 'Siyasetin önünü daha da açmak için uzun bir çaba gösterdik. Başbakanımızın 2005'te bu kentte yaptığı konuşması bir dönüm konuşmasıdır. Büyük sorunlar daima zor çözülür ve çözülürken inişli çıkışlı yollar gösterir. Ancak bu konuda bütün açık gönüllülükle samimiyetle her tür diyaloğu da kurmaya çalıştık. Tabii bu son yıllarda coğrafyamızda değişimler bu süreci çalışmaları çok etkilemiştir ve halen olumsuz etkilemektedir. Sonra çözüm süreci 2012'nin sonunda çok uzun 6 aylık bir mesaide geri plan çalışmalarından sonra çözüm sürecinin başbakanımız tarafından ilanı. Akil insanlar mekanizması önemli bir adımdır. Toplumla bu projeyi buluşturma çalışmasıdır çokta verimli olmuştur. Çözüm sürecinde bu son 1,5 yılda belki en önemli aktör toplumdur ve halen öyle olacaktır. Toplumu daima bu sürecin içinde tuttuk ve tutacağız. Bu süreç şeffaf olacak ve toplum destekli gittiğinde sürecin daha iyi yürüdüğünü gördük ve görüyoruz. Özellikle bu bölgede sürece ne kadar büyük bir destek ve katkı olduğunu biliyoruz. Burada ön aktör toplumdur. Tabii yine, sabote edici provoke edici pek çok gelişme var. Bunun bir kısmı biliniyor bir kısmı bilinmiyor. Türkiye'nin bu projeyi kendi kendine yürütüyor olması dış dünyada önemli bir konu olmuştur. Uluslararası aktörler kullanmadığı için. Yeni bir yol haritası üzerindeyiz. Sürece yeni bir ivme kazandırma çalışması içindeyiz. Yeni bir yol haritası üzerinde çalışma kararı çıktı ve biz şu anda bu çalışmayı yapıyoruz. Diyaloglarımız tabii ki sürüyor. Ama son zamanlarda siyaset kurumunu, siyaset kesimini daha ön planda tutma yönünde de çabalarımız var başarabilirsek. Doğrusu biz siyaset kurumu daima en önemli ayak olarak görüyoruz. Nihai hedefimiz bütün bu sorunlar siyaset kurumu içinde tartışılsın, demokratik siyaset içinde çözülsün. Bu çalıştay vesilesiyle bu sorunlar bir kez daha masaya yatırılıyor. Tabii sizlerin desteğini istiyoruz. Pozitif katkı verici destekler istiyoruz. Biz gerçekçilikten hiç uzak olmayız. Gerçekleri ve gerçekleri gözardı ettiğinizde hedeflerinize ulaşmakta zorlanırsınız. Bütün görüşmeleri yaparken bütün somut adımlar üzerinde çalışırken siyasetin gerçeğini asla gözardı etmemeliyiz ve bölgedeki vatandaşlarımızın desteğine çok ihtiyacımız var. Temel aktör bu defa toplum. Toplumda büyük destek var. Toplum artık özellikle bu bölgede terörle varılacak şiddet varılacak bir yerin olmadığını görüyor' ifadelerini kullandı.

'DİYARBAKIR'DA VE ŞU GÜNLERDE BU ANALARA DEĞİNMEDEN BİR KONUŞMA YAPILAMAZ'

Çocukları PKK tarafından kaçırılan ailelerin çocuklarının geri gelmesi için Diyarbakır'da başlattıkları oturma eylemine de değinen Atalay, annelerin olayı tesadüf olmadığını, gecikmiş toplumsal tepkiler olduğunu vurguladı. Aynı düşünce ikliminin içinden bu tepkilerin geldiğine dikkat çeken Atalay, 'Sorunlarımızı demokratik siyaset içinde çözeceğiz diyor. Biz hükümet olarak parti olarak çözüm sürecinde kararlılığımızı hep ortaya koyduk. Bir kez daha bu kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Sabırlıyız, dikkatliyiz. Bu süreçlerin de sabır ve dikkatle yürütülmesi gerektiğini biliyoruz. Kolay olmadığını büyük emek istediğini özellikle biliyoruz ve büyük bir samimiyet gerektirdiğini biliyoruz. Güven tesisi gerektirdiğini biliyoruz. Samimiyet güven tesisi olmadan mesafe almakta zorlanırsınız. Şimdi tam bugünlerde yani 2 hafta öncesini ifade ediyorum. Çözüm süreciyle ilgili yeni adımlar atılacak daha somut yol haritası üzerinde çalışılıyor diye duyulduğunda bölgede de hareketlilik başladı. Yol kesmeler vesaire bunları anlamakta zorlanıyoruz. Güvenlik birimlerimiz çözüm sürecinin hassasiyeti nedeniyle çok temkinli dikkatli, çünkü bizim talimatımızdır o. Ama bölgede de bu hassasiyetin çok fazla dikkate alınması gerekiyor. Bu sabrın istismar edilmemesi gerekir. Bunları Diyarbakır'da sizlerle paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Diyarbakır'da ve şu günlerde bu analara değinmeden bir konuşma yapılamaz. Öğleden sonrada ziyaret edeceğim. Sivil toplumsal bir inisiyatif olduğu için çok değerli görüyorum. Ama bazen masum samimi bir olay çok fazla tespitleri de getiriyor. Siyasi heyetinin İmralı'dan dönüşünden sonra açıklamalarını önemli ve doğru buluyoruz. Bunlar bizim de düşüncelerimiz ve ifade ettiğim gibi yeni yol haritası sonuca götürücü olacaktır. Yasal düzenlemelerde yapılacak meclise de gidilecek. Bütün boyutlarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ama sürece zarar verici gelişmelere çok dikkat etmek gerekiyor. Yani şimdi sizler hepiniz biliyorsunuz. Olumsuzluğa işaret etmek için bir cümle söylemek istemiyorum. Bugünlerde herkesten istirham ediyorum, pozitif katkı verici cümlelere ihtiyacımız var. Ama sadece bir uyarı olarak dikkat olarak ve bu katılımcılara hatırlatma babında şu anneler oyalıyla ilgili BDP-HDP'nin siyaset kesimin üslubunu bakışını dikkatinize sunuyoruz. Yani çözüm sürecini yürütenler samimiyet sınavından geçiyor bunlar çok önemlidir ve bu doğrusu şaşkına çevirdi. Ezberler bozuldu. Kendi içlerinden anneler diyor ki çocuklarımıza sahip çıkacağız çocuklarımız bizim. Bu bir devrimdir. Ben öyle görüyorum. Ama çok rahatsız oldular çok. Ben oysa gecikmiş bir anne feryadı olarak görüyorum. On binler hayatını kaybetti bu şiddet ortamlarında ve siyasete bakın. Belediye eş başkan bir bayan meydanları dar ediyorlar bu analara. Bir eş başkan anneler para aldığı için oradalar diyor. Başka birisi, örgüte katılmışlar daha ne istiyorsunuz diyorlar. Başka biri zorla götürülmedi kendileri gitti diyor. Bunun hiç birini örgüt söylemiyor. Bunun hepsini siyaset kesimi söylüyor. Ve ben bunu değerli önemli görüyorum. Yani bunu değerlendirmek lazım. Çözüm sürecini yürütenler bunları söyleyemez. Çözüm sürecini yürütenler çok daha dikkatli olmak durumunda. Bu benim için sürpriz. Bu yapıları bilmiyordum anlamında da söylemiyorum. Bir defa daha bunu dikkatinize sunuyorum. Diyarbakır'dan analara yakın bir yerden bunu bir kez daha hatırlatıyorum' dedi.

'BİZ BUGÜNE KADAR KOLAY GELMEDİK'

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, konuşmasında çözüm sürecine de değinerek, şunları söyledi: 'Biz çözüm sürecini yürütüyoruz. Çözüm süreci dürüstlüğü, samimiyeti gerektirir adaletli bakmayı gerektirir. Adaletli olacaksın. Doğruya doğru yanlışa yanlış diyeceksin başka türlü çözemezsiniz. Aklımıza vicdanımızı kullanacağız ve kafamızı gönlümü yeniden gözden geçireceğiz. Çözüm süreci ancak böyle gider. Empati yapmayanlar çözüm süreci yapamazlar. Anlayamazlar çünkü örgütten daha örgütçü olarak çözüm süreci yapamazsın, Biz bugüne kadar kolay gelmedik. Biz hesaplaşmalarla geldik, meydan okumalarla geldik ve nice risklerle geldik. Öyle mesafe almak, ülkeli normalleştirmek kolay değil. Adaletle, vicdanla, empatiyle biz bunu yürütmek zorundayız; yürüteceğiz Allah'ın izniyle. Biz siyaset kurumu yürütsün diyoruz. Biz kararlıyız. Bu süreç bu konular olgunlaşmıştır artık Türkiye'de. Çözüme en yakınız. Biz başaracağız Allah'ın izniyle ve mecburuz. İnsanımız için çözmek sorumluluğumuz var. Tarihimize ve geleceğimize karşı çözme sorumluluğumuz. Eve dönüşler, siyasete hayata dönüşler hepsi var.'
Atalay'ın konuşmasının ardından program basına kapalı devam etti.