X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Metiner: Süreci sabote edebilecek bir dilden uzak durulmalı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Metiner: Süreci sabote edebilecek bir dilden uzak durulmalı

  • Giriş Tarihi: 7.6.2014 15:12

A Haber'de yayınlanan Gece Ajansı'na katılan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Diyarbakır'da gerçekleştirilen Çözüm Çalıştayı'na yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Çalıştay'da hükümetin çözüm sürecindeki kararlılığını gösterdiğini dile getiren Metiner, Silahın hiçbir şeyin çözümü olamayacağını vurguladı. Çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçildiğini de söyleyen Mehmet Metiner, bu aşamada süreci sabote edebilecek bir dilden uzak durmanın önemine de dikkat çekti.

ÇALIŞTAY'DA HÜKÜMET ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ KARARLILIĞINI GÖSTERDİ

Diyarbakır bizim yürek coğrafyamızın başkentlerinden biridir Türklerle Kürtlerin kardeşliğini simgeleyen şehirlerimizden biridir. İnşallah kalıcı barışı gerçekleştirdiğimizde Diyarbakır çok daha güzel çok daha anlamlı, tarihteki misyonuna uygun bir biçimde kendini bütün ihtişamı ile gösteren bir kent olacaktır. Artık acıdan ve gözyaşından kurtulacaktır. Çalıştay'ın 1. gününde çok anlamlı bir çerçeve çizildi. Çok önemli sunumlar yapıldı. Bu toplantının Diyarbakır'da yapılıyor olması ve çözüm süreci konusunda hükümetimizin kararlılığının ilan edilmesi ve dağdakileri, artık topyekun aşağıya indirecek o sürecin kritik eşiğinin artık geçilmiş olduğunu orada söylemiş olmamızdır.

Bölge halkı Türkiye bizden barış istiyor, Türkiye bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Dağda evladı bulunan Kürt anneler O yürekli anneler bizden artık bizden artık o sorunu çözmemizi istiyor. Bugün orada o mesaj verildi. Önemli olan bu. Çok anlamlı, çok görkemli olduğu kanaatindeyim. Hükümetimizin kararlılığı çok somut bir biçimde Diyarbakır'da dile getirildi. Burada hem bir umudu diri tutmamızı gerekiyor, hem de bugünden yarına bir şeyin gerçekleşmeyeceğini bizim hesaba katmamız gerekiyor. Yani umutsuzluk ne kadar kötüyse, bir umut üzerinden umudu tüketmek de o kadar kötü.

YENİ TÜRKİYE'NİN AÇILAN KİLİDİ ÇÖZÜM SÜRECİDİR

Çözüm sürecinin nihai amacı Diyarbakır'da deklare edilmiştir. Dağdakilerin topyekun aşağıya indirildiği, silahlı mücadelenin tasfiye edilip siyasal mücadelenin önünün açıldığı ve herkesin yeniden kendi topraklarıyla buluşabildiği, özgür vatanda herkesin kendi kimliği ile yaşayabildiği ve kendi siyasal talepleri üzerinden özgürce siyaset yapabildiği bir Türkiye'yi birlikte inşa etme çağrısıydı bugün Diyarbakır'da yapılanlar. Orada biz bütün bir bölge halkına, bu sorundan şu ya da bu şekilde etkilenen bölge halkına şöyle bir çağrıda bulunduk; gelin bu ülke bizim, bu devlet bizim, bu vatan bizim, bu topraklarda her birimizin özgüre yaşayabileceği, her birimizin temel hak ve özgürlüklerde eşit olabileceği demokratik cumhuriyeti, yeni Türkiye'yi birlikte inşa edelim. Yeni Türkiye'nin açılan kilidi de çözüm sürecidir. Eğer bu sorunu çözmezsek, Türkiye'nin büyümesini güçlenmesini istemeyen güç odaklarının değirmenine su taşımış oluruz. Bu sorunu çözersek yeni Türkiye'yi birlikte inşa edebilirsek hep birlikte kazanacağız. Dolayısıyla yeniden çatışmalı bir ortama bizi sürüklemek isteyen içerideki ve dışarıdaki çevrelerin oyununa gelmeden bu sorunu çözerek hep birlikte kazanacağımız, hep birlikte güçleneceğimiz yeni Türkiye'nin inşa süreci için ben Diyarbakır çalıştayının çok önemli olduğuna inanıyorum. Sırf bu mesajın verilmiş olması, sırf bu umudun bir kez daha Diyarbakır'da yeşertilmiş olmasının çok anlamlı ve değerli olduğunu söylemek isterim.

SİLAH HİÇBİR ŞEYİN ÇÖZÜMÜ OLAMAZ

Provokasyonlar olacak, engellemeler olacak bunlar sürecin doğasında var. ama bunları çok fazla abartmaya gerek yok. Bence birbirimizi suçlamadan, kırmadan dökmeden bu sorunu birlikte nasıl çözebileceğimizi konuşmalıyız. Zaten bu sürecin bir diğer adı da diyalog ve müzakere sürecidir. Ortaya herhangi bir sorum çıktığında bunun tekrar müzakere yoluyla tekrar nasıl aşılabileceğini de göstereceğimiz bir sürecin adıdır. Silah hiçbir şeyin çözümü değildi. Eğer silah bir şeylerin çözümü olsaydı 30 yılın sonunda ya PKK amaçlarına ulaşmış olurdu ya da PKK silahlı bir yöntemle tasfiye edilmiş olurdu. PKK silahlı yolla nasıl tasfiye edilemediyse, elindeki silahlarla amacına da ulaşamadı. Bir 30 yıl daha Her iki tarafa ve herkese kaybettirecek silahlı mücadele yöntemlerinin tamamen devre dışı bırakılması gerekiyor. Tabi bir takım provokasyonların, bir takın engellemelerin olabileceğini hesaba katmamız gerekiyor. PKK'nın içinde de bu olabilir, Kandil'in içinde de bu olabilir, devletin içinde de, ülke dışında da bu olabilir. Burada bize düşen o derin sağduyuyu kuşanmamız. Diyalog ve müzakere kanallarını açık tutmamız

ÇÖZÜM SÜRECİNDE İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİLDİ

Çözüm sürecinde ikinci aşamaya geçmiş bulunuyoruz. Bu saten sonra siyaset kurumu bu sorunu çözmek için devreye girmiş bulunuyor. Şimdiye kadar İmralı ile Milli İstihbarat Teşkilatı'nın hükümet tarafından görevlendirilen mensupları görüşüyordu, bu görüşmeler devam ediyor. Siyaset kurumu yani, BDP, HDP, AK Parti, bakanlarımız bir bütün olarak siyaset kurumu tekrar bu meseleye diyalog ve müzakere çerçevesinde el atmış bulunuyor. Siyaseten çözülebilir bir sorun, siyaset kurumu tarafından çözülebilir bir sorun haline dönüşüyor. Çözüm sürecinin ikinci aşaması bu. Eğer BDP ve HDP sağduyulu davranırsa, bir takım provokasyonlar konusunda önleyici tedbirler alırsa hükümet de üstüne düşeni fazlasıyla yapacak.

SÜRECİ SABOTE EDEBİLECEK BİR DİLDEN UZAK DURULMALI

HDP'lilerin yol kesme, adam kaçırma, hatta askerlere tacizde bulunma eylemlerine rağmen hükümet gerekli sağduyuyu elden bırakmıyor. Aynı yöntemlerle karşılık verilmiş olsa yeniden bir çatışmalı ortama doğru sürüklenebiliriz. Ama sayın başbakanımızın hükümetimizin çözüm sürecindeki samimiyeti, kararlı duruşu tüm bu provokasyonları boşa çıkarmayı beraberinde getiriyor. O yüzden ben HDP'li, BDP'li arkadaşlara da buradan sesleniyorum. Kırılgan bir süreç, güvensizliklerin henüz bütünüyle aşılamadığı bir süreç, ama annelerin lütfen bu sorunu çözün dediği bir süreç. Hepimizin her zamankinden fazla sorumlu bir dil kullanması gerekiyor. Sorumluluğumuzu kuşanarak sağduyulu davranmamız gerekiyor. Süreci sabote edebilecek bir dil, süreci sabote edebilecek bir eylemsellik hattından hızla uzaklaşmamız gerekiyor. Diyarbakır'da tüm bunların mesajı verildi.