X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'dan ilk adaylık konuşması
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'dan ilk adaylık konuşması

  • Giriş Tarihi: 1.7.2014 11:56 Güncelleme Tarihi: 1.7.2014 16:27

AK Parti Cumhurbaşkanı Adayı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilk adaylık konuşmasını yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, '10 Ağustos'ta eğer seçilirsek herkes bilsin ki asla bir kesimin, bir partinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olacağız. Bize oy versin ya da vermesin herkesin cumhurbaşkanı olacağımdan hiç kimsenin endişesi olmasın. 10 Ağustosta Ak partililerin, CHP, MHP, HDP'ye gönül verenlerin, meclis içindeki ve dışındaki tüm siyasi görüşlerinin oylarına talip olduğumuzu onların da oylarına alacağıma inanıyorum. Bundan şüphem yok' dedi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN HAYATINI DEĞİŞTİREN HATIRASI




Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da gerçekleştirilen AK Parti Cumhurbaşkanı adayı açıklama toplantısında yaptığı konuşmada, 11 Kasım 1938'de Gazi Mustafa Kemal'in ölümden bir gün sonra askerlerin TBMM'yi kuşattığını, İsmet İnönü'nün askerler tarafında kuşatılmış, tehdit altında bir Meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildiğini anımsattı. Bu konunun çok manidar olduğunu sözlerine ekleyen Başbakan Erdoğan, '1950'de DP'nin iktidara gelmesiyle Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. Ancak bu ilk sivil Cumhurbaşkanını 1960'da derdest ettiler. İdama mahkum ettiler? Yaşı büyük olduğu için idam edemediler. 1961 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde son derece enteresan bir hadise yaşandı. Bilirsiniz Ali Fuat Başgil, dönemin partilerinin telkinleriyle Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Cumhurbaşkanı olmak istedi. İstanbul ve Ankara'da büyük bir kalabalık tarafından karşılanır. Adaylığını açıklayacağı bir sırada Başbakanlığa çağırırlar. Ondan sonrası çok önemli. Başbakanlıkta iki general Ali Fuat Başgil'e 'Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmesini kendisine' söyler. Eğer aday olursa Meclis açılmadan dağıtılacağını, seçimlerin iptal edileceğini askeri idarenin devam edeceğini söylerler. Hatta bir general, cumhurbaşkanlığı için aday olmaya hazırlanan Başgil'e şunları söyler: 'Hoca; bil ki sen Cumhurbaşkanı olursan, ne top atılır, ne tören yapılır. Senin cipin hazır. Koyacaklar seni bir cipe, yukarıda bir yere götürecekler, orada akıbetin meçhul. Belki Etlik'te mezarını bile hazırlamışlardır.' O gün Başgil'in yanında olanlar kendisi için kazılan mezarın gösterildiğini de anlatıyorlar. Bu şekilde tehditle Ali Fuat Başgil'in aday olması önlenir. Yerine 27 Mayıs darbesini yapan Cemal Gürsel aday olur, seçilir ve asker üniformasıyla yemin eder. Tıpkı birilerinin seçildiği gibi ülkemizde, mısırda şurada burada vs. Cumhurbaşkanlığı makamı, siyasi iktidar karşısında devlet iktidarını temsil eden bir konum olarak şekillendirildi' diye konuştu.

'10 AĞUSTOS'TA KARA BİR DÖNEM, VESAYETLER DÖNEMİ KAPANMIŞ OLACAK'

Başbakan Erdoğan, İsmet İnönü'nün, ardından 1960 darbesini yapanların, cumhurbaşkanlığı makamını halkın karşısına ceberru devlet olarak koyduklarını ifade etti. Halk Partisi'nin bu olduğunu ve bunların kendi geçmişlerini bilmediklerini veyahut da akşam başka, sabah başka devam ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

'TBMM'de seçilmiş vekiller olacak, Başbakanlıkta hükümet olacak ama Cumhurbaşkanı onların üzerinde devletin temsil eden en büyük gücü elinde bulunduran konum olacaktı. Türkiye'de hemen her cumhurbaşkanlığı seçimi olay oldu. Her seçim sırasında vesayet ve siyaset karşı karşıya geldi. Maalesef çok azında siyaset kazandı. Sivil siyasetin cumhurbaşkanı seçmesine, sivil siyasetçilerin cumhurbaşkanı olmasına hiçbir zaman hoşgörüyle bakılmadı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında ve sonrasında Özal' yapılanları çok iyi hatırlıyoruz. 2007 seçimlerinde Anayasanın dahi hiçe sayılarak 367 diye bir garabet uydurularak meclis iradesinin nasıl ipotek alındığını bizzat şahit olduk? Biz bunun karşısında dimdik durmasaydık, milletimiz de yüzde 47 oy oranıyla muazzam destek vermemiş olsaydı o zaman yine vesayet kazanacaktı. 10 Ağustosta sadece 12. Cumhurbaşkanı seçilmeyecek.10 Ağustosta cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle aynı zamanda kara bir dönem, vesayetler dönemi de kapanmış olacak. Siyasi iktidarın karşısında duracak halkın karşısında devleti temsil edecek bir cumhurbaşkanı seçmiyoruz, halkın seçtiği halk tarafından bir cumhurbaşkanı göreve gelecek fark bu. Şu anda çatı ne diyor, cumhurbaşkanın siyaset dışı olmasını savunuyor. Cumhurbaşkanın siyaset dışı olmasını savunmak bir defa siyaseti inkar etmektir? Cumhurbaşkanının siyaset dışından olmasını savunmak işte İsmet İnönü'nün, Cemal Gürsel'in yaptığı gibi vesayeti savunmaktır.'

'HALKIN SEÇTİĞİ CUMHURBAŞKANI HERKESİN CUMHURBAŞKANIDIR'

Şu anda eski Türkiye'nin parametreleriyle hareket eden, millet karşısında devleti temsil eden muhalefet partilerinin en başta kendilerini inkar ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan, siyasetin içindeymiş gibi görünüp siyasetin dışında durduklarını söyledi. Siyaset dışı bir Cumhurbaşkanıyla eski Türkiye'nin ruhunu geri çağırabileceklerini düşündüklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı tarafsız olsun derken, esasen Cumhurbaşkanı devletin tarafından milletin karşısında durmasını istiyorlar. Bu dönem artık kapandı. Millet meseleye el koydu. Meclisi seçen, hükümeti belirleyen millet 10 Ağustos'tan itibaren inşallah Cumhurbaşkanını da doğrudan seçecek kendi hür iradesiyle belirleyecek. İnsanını yaşatmayan devlet payidar olamaz. İnsanıyla arasına mesafeler koyan bir devlet adil bir devlet olamaz. Türkiye'de 27 Mayıs 1960 müdahalesinin bir izi daha inşallah siliniyor. Cumhurbaşkanlığının milleti temsil eden bir makam haline dönüşmesiyle Türkiye vesayet zincirinin en önemli halkasından kurtuluyor. Eğer milletim takdir eder ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanlığına bu kardeşinizi getirirse şunu herkesin bilmesini istiyorum; devlet ile milleti kucaklaştıran milletinin çıkarlarını gözeten, milletin ve demokrasinin tarafını tutan bir cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktır. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı herkesin cumhurbaşkanıdır. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı herkesin hakkını hukukunu gözetecek bir cumhurbaşkanıdır. Yetkilerini millete karşı değil, millet için kullanan cumhurbaşkanıdır' diye konuştu.

'HERKESİN CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM BUNDAN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN'

Cumhurbaşkanının, cumhuriyeti, cumhuru ve cumhurun birliğini temsil eden olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

'Kimse kimseyi aldatmasın. Görevi budur. Devletin bütünlüğünü, milletin birliğin sağlamak Cumhurbaşkanının en önemli vazifesidir. Halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanlığına çok daha gül demokratik meşruiyet sağlayacak, Cumhurbaşkanlığı asıl mecrasına gidecek. Erkler arasında daha sağlıklı bir denge kurulacak, daha sağlıklı denetleme imanı hasıl olacak. Kamu kurumları da cumhurbaşkanının bu yeni konumuna uygun hareket edecek Türkiye'nin geleceğin için çok daha verimli çalışacaktır. Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ve halkın seçtiği bir Başbakan her anlamda Türkiye'yi uçuracaktır bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Cumhurbaşkanının dirayetli duruşu, özgürlüklerin ve demokrasinin önünü daha fazla açacağı gibi tehditler karşısında da daha kararlı bir duruşu beraberinde getirecektir. 10 Ağustos'ta eğer seçilirsek herkes bilsin ki asla bir kesimin, bir partinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olacağız. Bize oy versin ya da vermesin herkesin cumhurbaşkanı olacağımdan hiç kimsenin endişesi olmasın. 10 Ağustosta Ak partililerin, CHP, MHP, HDP'ye gönül verenlerin, meclis içindeki ve dışındaki tüm siyasi görüşlerinin oylarına talip olduğumuzu onların da oylarına alacağıma inanıyorum. Bundan şüphem yok.'
Görevi sürecince tek ama tek gayesinin 77 milyona hizmet üretilmesini sağlamak olacağının altını çizen Başbakan Erdoğan, 'Eğer seçilirsek, inşallah farklı bir cumhurbaşkanlığını inşallah ortaya koyacağız. Ekonomiyi büyütmek, demokrasiyi daha ileri standartlara kavuşturmak, AB'ye tam üye olmak, kardeşliği yüceltmek için çok daha fazla çalışacağız. Bugüne kadar Türkiye'ye, aziz milletimize, istiklalimize, istikbalimize yapılan her saldırıya karşı dik durduk, göğüs gerdik, asla taviz vermedik. Bu mücadelenin aynı şekilde, aynı kararlılıkla, hatta daha da güçlü süreceğinden kimsenin endişesi, şüphesi olmasın. Bizim için, cumhurbaşkanlığı makamına çıktığımız zaman orası bir dinlenme makamı asla olamaz,olmayacaktır. Çözüm sürecin bedeli ne olursa olsun sürdüreceğimizi defaatle ifa ettik. Cumhurbaşkanlığmızda da çözüm sürecinin sekteye uğramasına asla müsaaet etmeyiz, edemeyiz. Türkiye'nin çözümden, barıştan ve kardeşlikten başka hiçbir seçeneği yoktur' şeklinde konuştu.

'PARALEL YAPIYLA MÜCADELEYE DEVAM EDİLECEK'

Başbakan Erdoğan, paralel yapıyla mücadeleye devam edeceklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Aynı şekilde paralel devlet yapılanmasıyla mücadele, Cumhurbaşkanlığı dönemimizde çok daha güçlü, çok daha koordineli süreceğini özellikle ifade etmek isterim. Milletin birliğinin yanında, ulusal güvenliğimiz tehdit eden tüm girişimlere karşı cumhurbaşkanının birincil derecede görevi vardır. Paralel devlet yapılanmasına asla müsamaha göstermeyeceğiz. Ülkemizin bağımsızlığını hedef alan bu maşa örgütle en üst düzeyde mücadele etmeye devam edecek, bu mücadeleden zerre kadar taviz vermeyeceğiz? Bu kirli yapıyı hızlıca tasfiye edeceğiz. Devletin bütünlüğü, birliği, milletin istikrarının ve milletin refahının teminatıdır bunu böyle bilmemiz lazım. Türkiye son 12 yılda hemen her alanda çok büyük mesafeler kat etti Şu anda bütün hayallerini tek tek gerçeğe dönüştürüyor. 2023 hedeflerimizi inşallah çok daha mümkün çok daha yakın hale gelecek. Yargıya ilişkin sorunlar çok daha hızlı çok daha sağlıklı çözülecek. Türkiye'nin yeni bir Anayasaya kavuşması, en öncelikli gündem maddelerimiz arasında yerini koruyacak. Türkiye'nin dış politikası, barışçı, yapısı, diyalog yanlısı tavrı daha da güçlenecek. soğuk devlet refleksiyle, bu şeklide hareket eden dengeleri gözeten değil, vicdanıyla karar veren, mazlumların elinden tutan, dünyanın her yerinde zulme karşı sesini yükselten bir Türkiye halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ile daha da güçlenecek bu da böyle biline. Seçilirsek, cumhurbaşkanlığımız devletin ve milletin buluşması, hükümeti ile cumhurbaşkanlığının daha uyumlu çalışmasına imkan sağlayacaktır.'

'ERDOĞAN HER CANLI GİBİ O DA BİR FANİ'

Recep Tayyip Erdoğan'ın her canlı gibi bir fani olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Bizim büyük davamız fani isimler, fani şahsiyetler üzerine değil, baki, hakikatler üzerine inşa edilmiştir, bugüne böyle gelmiştir ve böyle de gidecektir. Recep Tayyip Erdoğan olmadığında, AK Parti'nin olmayacağını düşünen varsa o bu davayı anlayamamıştır. Kendisi olmadan ya da bir başkası olmadan bu davanın yol alamayacağını bu sancağın düşeceğini zannedenler bu davayı anlamamıştır. Bu teşkilat içinde kendisine vazife verildiğinde, dava sancağını canı bilip, en yüksek burçlara doğru göğsünü siper edip gidecek nice kahraman olduğuna ben eminim. AK Parti şahıslarla var olmuş, şahıslarla bugüne gelmiş bir parti değildir. AK Parti bir dava partisidir. Siyaseti tarihim boyunca, vazifeye talip olanlardan değil, vazife verilmesini bekleyenlerden oldum. Tek başına hareket edenlerden değil, birlikte yürüyenlerden oldum. Gözümüz arkadan değil ve olmayacak. Arkada güçlü bir geleneğin olduğunu, bu davayı omuzlayacak kahramanların olduğunu biliyorum. Benlik kavgasına düşmeden fitne ve fesat tuzağına düşmeden AK Parti'yi daha ileri seviyelere götürecek güçlü kadrolarımız olduğuna inanıyorum' dedi.

Başbakan Erdoğan, gençlere güvendiklerini ve gençlerle siyaset yaptıklarını belirterek, 'Daha en başta bu partiyi kurarken 3 dönem kuralını getirdik. 3 dönem vazife yapanlar bir dönem ara versinler, sonra tekrar görev alabilirler. Gayemiz genç dinamik bir yapıyla geleceğe yürümek' dedi.

'AK PARTİ, HİÇ KUŞKUSUZ ŞAHSIMA AİLEM ÇOCUKLARIM TORUNLARIM KADAR YAKIN OLDU'

Gayelerinin koltuğa oturup kalkmayan siyasetçilerin tersine, koltuktan nasıl vazgeçildiğini göstermek olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

'Birileri 25 yaşa indirdiğimizde, sağına bir genç alıyor soluna bir genç, Meclis'te basın toplantısı yapıyor. Parlamentoyu çoluk çocuğa mı teslim edeceğiz diyor. Biz ne diyoruz? Tam aksine 25'e indirdik ama 25 yetmez. 18 yaşa seçmeyi veriyorsak, gelin 18 yaşa seçilmeyi de verelim. Geçenlerde çok enteresandı. Avusturya'nın Dışişleri Bakanı'yla görüşmem olmuştu. Yaş kaç biliyor musunuz? 27. Ondan önce de devlet başkanlığı genel sekreterliğini yapmış bu, daha genç yaşta. Almanya'da Hollanda'da 18 yaşında parlamentoya giriliyor da bizde niye girilmesin? Niye olmasın? Biz 21 yaşında bir karanlık çağı kapatıp, bir aydınlık çağı açan Fatih'in torunlarıyız. Bizde bu niye olmasın? Daha dinamik, ortaya dirayetini koyacak böyle bir parlamento yapısı kimseyi rahatsız etmesin. 3 dönem kuralının AK Parti'de taviz verilmeden muhafaza edileceğine inanıyorum. Mensubu bulunduğum siyasi hareket ve AK Parti, hiç kuşkusuz şahsıma ailem çocuklarım torunlarım kadar yakın oldu. O kadar ki millete hizmet yolunda, kimi zaman ailemi, eşimi, çocuklarımı, torunlarımı dahi ihmal ettiğim dönemler oldu. Onlar beni çok çok iyi anlarlar. Onlar benim bu millet bu vatan bu bayrak için mücadele verdiğimi anladılar ve her an bana destek oldular. Bu anlamlı günde, huzurlarınızda eşime sabrından ötürü teşekkür ediyorum. Çocuklarıma sabırlarından, anlayışlarından, fedakarlıklarından dolayı teşekkür ediyorum.'

'AF DİLİYORUM, HELALLİK DİLİYORUM'

Bir sabah kalktığında yatak odasının kapısında bir pusula gördüğünü anlatan Başbakan Erdoğan, 'Çocuklar okula gidiyor biz de geceleri 1-2 böyle geliyoruz eve. Ve kızım o pusulaya şunu yazmıştı: 'Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın' demişti. Şu anda kızım aramızda. Tabii o sabahtan okula gidiyor. Biz de tabi onu uğurlayamıyorduk. Böyle süren bir hayat oldu. Ben onlardan hep razı oldum, onların da kendilerine yeterince vakit ayıramadığım için beni affetmelerini benden razı olmalarını diliyorum. Teşkilatımız içinde istemeden kırdığımız kardeşlerim varsa onlardan af diliyorum. Teşkilatımızın tüm mensuplarından tüm çalışma arkadaşlarımdan helallik diliyorum. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurduğumuz günden beri birlikte yürüdüğümüz tüm yol arkadaşlarımdan helallik diliyorum. Haklarını helal etmelerini istiyorum' diye konuştu.

'BU BİR VEDA DEĞİL'

Başbakan Erdoğan, 'Bu bir veda değil. Bir ayrılık buluşması, bir veda töreni de değil. Bizim için her an yeni bir başlangıçtır. Her gün yeni bir gündür. Taze bir başlangıçtır. Bugün de birbirimize veda etmiyoruz, yeni bir başlangıcın heyecanını hep birlikte yaşıyoruz' dedi.

10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda grup toplantılarında partililerle bir araya gelemeyeceklerini, AK Parti çatısı altında bir araya gelemeyeceklerinin altını çizdi. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

'Ama bizler ezelden kardeşiz. Ebediyen kardeş olarak hep görüşeceğiz, hasbihal edeceğiz. Birbirimizden kopmayacağız. Özellikle Türkiye'nin istikametini belirlerken, mücadele ederken her aşamada hep birlikte olacağız. Partimizle de hükümetimizle de birlikte hareket edeceğiz. Ne ben sizlerden ayrılıyorum ne siz geride kalıyorsunuz. Bugünlere birlikte geldik, Allah'ın izniyle birlikte yürümeye devam edeceğiz. 10 Ağustos'a kadar birlikte çalışacak, inşallah seçimi kazanıp görevi devraldığımızda, yine istişare ile danışarak, Türkiye'ye hizmet edeceğiz. Bugün Yeni Türkiye'nin ayak seslerinin daha gür sesiyle duyuyoruz. Yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Ekonomisi ile güçlü demokrasisi ile örnek kardeşliği ile muazzam bir Türkiye'ye ilerliyoruz.'

Başbakan Erdoğan'ın konuşmaları sırasında salonda bulunan bazı partililer gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü. Başbakan Erdoğan konuşmasının bir veda konuşması olmadığının altını çizerek, 'Rabbim izin verir, milletim takdir ederse, ülkemiz ve milletimize hizmetkarlıkta artık yeni bir sayfanın kapılarını aralıyoruz. Bir kez daha karar, yetki, söz ve mühür millettedir. Bayrak yarışında, bayrağı teslim etmeye hazırlanırken bir kez daha her birinizden helallik diliyorum. Bu dava uğruna canlarını feda etmiş herkesi rahmetle yad ediyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkemiz milletimiz demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Beni bu kutlu vazifeye aday gösteren tüm milletvekili arkadaşlarıma şükran sunuyorum. Bana sizler gibi yol arkadaşları nasip ettiği için rabbime sonsuz teşekkür ediyorum. Evet bu bir veda değildir, bir kapanış, bir bitiş değildir. Bu, bu ifadeyi çok çok önemsiyorum. Bizim için çok farklı bir an. İşte bu bir hatime değil, inanıyorum ki bir Fatiha'dır, bir açılıştır." Onun için diyorum ki, esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla. Alemlerin rabbi Allah'a hamdoslun, o rahmandır, rahimdir. O ki din gününün sahibidir. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Bizi kendisine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların, sapkınların yoluna değil. Yolumuz bahtımız açık olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum' şeklinde konuştu.