X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "İsrail çocukları bilerek vuruyor"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"İsrail çocukları bilerek vuruyor"

  • Giriş Tarihi: 21.7.2014 09:45 Güncelleme Tarihi: 21.7.2014 09:59

Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirterek, "Ben Gazze'nin hiçbir noktasının görmeden vurulduğu kanaattinde değilim. Üzerindeki uydu sistemleri, açıkta bekleyen gemiler, Gazze'de her şeyi görerek vururlar, çocukları da görerek vururlar, vurdular" dedi.

Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk, TV Net televizyonundaki "Ramazan Mübarek" programında soruları yanıtladı.

Ramazanın nasıl geçtiğinin sorulması üzerine Öztürk, zor bir ramazanın geçtiğini ifade etti. Bunun oruç tutmaktan kaynaklanmadığını vurgulayan Öztürk, şunları söyledi:

"Maalesef İslam coğrafyasının tamamında bir sıkıntı, hüzün, savaş, ölüm var. Bu nedenle ben biraz zor geçiriyorum işin gerçeği. Her sabah Anadolu Ajansı'nın Editör Masası'nı 9.30 -10.00'da topluyoruz. Editör Masası'na Gazze de Kabil de Erbil de Afrika da bağlanıyor. Dolayısıyla biz her sabah oruçlu halde dünyanın en sıkıntılı bölgesi olarak gördüğümüz İslam coğrafyasından çok sıkıntılı raporlar alıyoruz. Kaç kişi öldü, nasıl terör saldırısı oldu, ne yaşandı diye. Bunları her gün duymak kolay bir şey değil. Ben şahsım adına söyleyeyim benim psikolojim bunları çok kolay kaldırmıyor. Dolayısıyla ben biraz zorlanıyorum ramazanda. Sanırım moral bozukluğunun fiziksel olarak da etkisi var, ben bu ramazan zorlandım işin gerçeği."

İsrail'in saldırılarına devam ettiği Gazze'deki son duruma yönelik soruya Öztürk, "Bizim rakamlarımıza göre, her gün düzenli olarak Gazze'deki Sağlık Bakanlığı ve Kızılhaç yetkililerinin bir kısmında bu raporları alıyoruz, şu ana kadar operasyon başladığı günden bugüne 425 Filistinli kardeşimizi kaybettik. Bunlardan 41'i kadın 112'si çocuk" karşılığını verdi.

Hayatını kaybeden çocukların sayısının yüksek olduğunu vurgulayan Öztürk, "Biz daha önceki operasyonları da takip ettik. Bu kadar yüksek çocuk ölümleri olmuyordu. Fakat bu sefer çok yüksek çocuk ölümleri var. 3 bin 8 civarı yaralı var. Bunların da çoğu Şifa Hastanesi'ne getiriliyor. Biz oradan, Şifa Hastanesi'nden de canlı yayın yapıyoruz. 135 bin kişi evini terk etmek zorunda kalmış, Gazze içinde, zaten çıkamıyorlar. Bu rakam da çok yüksek" ifadesini kullandı.


"HAYATIMIN İKİ TRAVMASI..."

Kendisinin Gazze'nin her yerine gittiğini dile getiren Öztürk, "Geçen sene yine bombardıman altındayken ajans adına oradaydım, gazetecilik adına. Gazze içinde 135 bin kişinin yer değiştirmesi çok büyük bir olay. Yer değiştirmek şu demek; Daha çok bombanın atıldığı mahalleden daha az bombanın atıldığı yere geliyorlar. Güvenli alan diye bir şey yok. İstediği noktayı vurabilecek bir sisteme sahip İsrail" dedi.

Ajansın Gazze'deki ofisinin de koordinatlarının kendilerinden istendiğini belirten Öztürk, "Vuralım diye mi vurmayalım diye mi" denilmesi üzerine şunları kaydetti:

"Onu bilemiyoruz, sonuçta göreceğiz onu. Biz koordinatlarımızı büyükelçiliğimiz aracılığıyla diplomatik kaynaklardan ulaştırdık. Bugün yaşanan, Şucaiyye bölgesi denilen doğu Gazze bölgesinde bir yer var orada çok büyük bir dram var. Onun tam algılandığı kanaatinde değilim. O bölgede yoğun top atışı, uçak bombardımanı yapılıyor. Oradaki insanlar yoğun bombardımandan dışarı çıkamıyorlar. Yaralananları almak için giden ambulanslar vuruluyor. Ambulansların o bölgeye ulaşmaması için yolun kenarındaki evler vuruluyor ki yol kapansın. Bu çok tahammül edilebilir bir şey değil. Kumsalda oynayan çocuk vurmak, her insan yapamaz bunu. Herkesin yapabileceği bir şey değil. O çocuk görmeden vurulmaz. Ben Gazze'nin hiçbir noktasının görmeden vurulduğu kanaatinde değilim. Üzerindeki uydu sistemleri, açıkta bekleyen gemiler, Gazze'de her şeyi görerek vururlar, çocukları da görerek vururlar, vurdular. 112 çocuk kabul edilemez bir rakam. İsrail'in sürekli açıklama yaptığı 'Savunma hakkımızı kullanıyoruz' dediği şey, 112 çocuk mu, 41 kadın mı? Sivil yerleşim yerlerini, sahilde oynayan çocuğu vurmak ne demek?"

Kendisinin 20 senedir gazetecilik yaptığını belirten Öztürk, "Hayatımın iki travması vardır; Biri Bosna biri de Filistin'dir. Ben de çok derin izleri var. İkisinde de savaş muhabirliği yaptım. İkisinde de karşılaştığım tablolar insanlığımdan utandıracak tablolardır. Fakat şimdi Gazze hepsinin ötesine geçti. Dramatik olan şu, kuşatma altında bir toplum" diye konuştu.


"GAZZE'DE BİZ CANLI YAYINA BAŞLAMASAK BAŞKALARI VERMEYEBİLİRDİ"

Taraf Gazetesi'nin "İktidarın tetikçisi" başlığıyla verdiği haberin sorulduğu Öztürk, gazetenin daha önce AA aleyhine kaleme aldığı haberlerin olduğunu belirtti. Bunlara ilişkin yine aynı gazetede yayımlanan tekzip metinlerini gösteren Öztürk, "Bunlar, Taraf gazetesinin yalan ve iftira attığını gösteren mahkeme kararlarının aynı gazetede yayınlanan nüshalarıdır. Bunlar Taraf'ın yalancılığını belgeleyen nüshalardır" dedi.

Tüm haberlere ilişkin mahkeme kararlarını Basın İlan Kurumu'na götürdüklerini belirten Öztürk, şöyle konuştu:

"İki mahkeme kararıyla Taraf gazetesinin yalancılığı tescillenince bizim hukukçularımız bu mahkeme kararlarıyla Basın İlan Kurumu'na başvurdu. Şikayetçi konumda olduğum için ben o gün Basın İlan Kurumunun yönetim kuruluna katılmadım. Yönetim kurulu da kendi arasında karar verdi ve başvurularımızın dokuzunda haklı olduğumuza, basın ahlak ilkelerinin ihlal edildiğine karar verdi. Aynı gün başka gazeteler için de kararlar verildi. Burada başka bir şey var. Ne zaman biz uluslararası etki yaratan ajans konumuna geldik, ne zaman Türkiye'de dengeleri etkileyen bir ajans konumuna geldik, bizim aleyhimize...

Önceden Türkiye'nin yurt dışına haber servisi yapan kurumu yoktu. Şimdi öyle değil. 8 dilde 'Doğru öyle değil, böyle' diyebilen bir kurum var artık. Ne oluyor? Dengeyi etkilemeye başlıyorsunuz. Suriye'de insanlığa karşı işlenen suçların fotoğraflarını dünyada yayınlayan 3 kurumdan biriyiz. Denge değişiyor. Gazze'de biz canlı yayına başlamasak başkaları vermeyebilirdi. Rabia Meydanı'nı hatırlayın. Tüm televizyonlar Sisi'ye destek oluyor diye Tahrir Meydanı'ndan yayın yaptı. Siz artık Türk medyasında istediğiniz gibi at koşturamıyorsunuz, dünyada da koşturamıyorsunuz."
Medya ile ilgisi bulunmayan bir tarihçi köşe yazarının, köşesinde "AA neden CNN ile kapışıyor, neden rekabet ediyor. Onun işi değil" yazdığını dile getiren Öztürk, "Burada başka bir şey var. Demek ki bu insanın da ilişkili olduğu bir yerlerin ayaklarına basmışız" diye konuştu.


"BU TOPRAKLARIN BESLEDİĞİ ÇOCUKLAR DEĞİL BUNLAR"

Taraf gazetesinin Türkiye'nin tüm stratejik kurumlarına savaş açmış, sahibi belli olmayan, karanlık bir odağın tetikçisi olduğunu ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:

"Kim sahibi? Kimler yönetiyor? Bu gazetenin saldırdığı kurumlara bakın. Türk ordusu, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet, Türk Hava Yolları, Maliye Bakanlığı, TİKA, Anadolu Ajansı. Türkiye'nin uluslararası operasyon yapabilen tüm kurumlarına savaş açmış bir gazete bu. 'TİKA sen niye gidip Amerika'daki Kızılderililere yardım ettin' diye manşet yaptı. Ziraat Bankası sen niye Bosna'da karşılıksız kredi verdin diye haber yaptı. Siz hiç Taraf'ta 3 sene öncesine kadar AA haberi gördünüz mü? Görmezsiniz. Diğer kurumlar için de uluslararası bir etki yaratmamışsa, ülkede, dünyada dengeye etki etmiyorsa görmezsiniz zaten. Taraf bunlarla ilgilenmez. Ama ne zaman ki büyük Türkiye hayalinin bir parçası oluyorsanız bu gazete ona saldırıyor. Bu gazete büyük Türkiye hayalinin düşmanıdır, yeni Türkiye'nin, yeni Türkiye aktörlerinin düşmanıdır. Bu ülkeye büyük hayaller kuran insanların düşmanıdır bu gazete. Ben bunun şahidiyim. Mahkeme tarafından da ispatlanmıştır bu gazetenin yalancılığı, iftiracılığı.
Bu gazete mahkeme tarafından tekzip edilen haberle yeniden manşet yapmaya çalışıyor. Elinde başka malzeme yok çünkü. AA'yı karalayacak, kötüleyecek bir malzemesi yok. Sadece iftira atabilir. Neden? Senin ülkenin stratejik kurumunu sen niye karalıyorsun? Siz hiç Agence France-Press'i manşet yapıp, karalayan, kötüleyen, iftira atan bir Fransız gazetesine denk geldiniz mi? Reuters'i manşet yapan bir İngiliz gazetesine denk geldiniz mi? Asla denk gelemezsiniz. İngilizler BBC'yi gözleri gibi korurlar. Vatana ihanettir bu. Bir ülkenin ulusal ajansı manşet yapılıp kötülenmez."

Bir hata olması durumunda, AA'nın Başbakanlık Teftiş Kurulunun başmüfettişleri ve Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü denetçileri tarafından denetlendiğini, ayrıca mahkemelere şikayet de edilebileceğini aktaran Öztürk, "Buralara verirsiniz ama kurumunuzu kötüleyemezsiniz. Ben çok iyi anlıyorum bu insanları. Asla yerli değiller. Bu toprakların beslediği çocuklar değil bunlar. Bunlar başkaları tarafından besleniyorlar. Biz Gazze'ye ağlıyoruz, biz Soma'ya da ağlıyoruz. Biz Bosna'ya ağlarız, biz Van'daki depreme de ağlarız. Van'dan da ben canlı yayın yaptım, gittim orada ajans olarak habercilik yaptım. Soma'da da bulundum. Ama ben Gazze'ye de giderim, Kahire'ye de giderim, Halep'e de giderim. Neden oraya gittim diye ben manşete çekiliyorum? Neden Türkiye orada diye bize saldırılıyor? Çünkü Gazzeli çocuk Çanakkale'de şehit olduğu için ben oradayım. Bunu anlayamaz, bunu bilemez, hissedemez" dedi.