İsrail’in hukuk tanımazlığı IŞİD gibi örgütlere yarıyor

Giriş Tarihi: 25.7.2014
İsrail'in Filistin'e yönelik katliamında son tablo şöyledir; İsrail uluslararası hukuk kurallarını çiğnemektedir. Suçludur. Fakat başta ABD ve diğer büyük devletlerin hiç biri bu konuda İsrail'e karşı tavır almamaktadır ya da alamamaktadır. Hatta İsrail'in son katliamını destekleyip, Hamas'ı suçlamaktadırlar. Uluslararası diye tanımlayacağız kurum, kuruluş ve uygulamalar İsrail konusunda anlamsızlaşıyor ya da işlevsizleşiyor. Uluslararası hukuk konusunda ciddi çalışmaları bulunan, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Hazar Stratejik Enstitüsü Başkanlığı da yapan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşin ile İsrail'in hukuk tanımaz tavrını konuştuk. Caşin'in "Avrupa Birliği Savunma ve Dış Politikası", "Rus İmparatorluk Stratejisi", "Uluslararası Terörizm" ve "Avrupa Birliği'nin Siyasal ve Ekonomik Temelleri", ''Modern Uluslararası Hukuk''ve ''II. Dünya Savaşı Tarihi'' gibi kitapları olan Prof. Dr. M. Hakkı Caşin'e göre; Rusya ve Çin kilit ülke olarak İsrail'e karşı tavır alabilir fakat bugün alamıyorlar diyor.

Uluslararası hukuka dayanarak İsrail'e yönelik ne yapılabilir?

Öncelikle masada iki husus var. Bunlardan bir tanesi İsrail'in uğradığı saldırı meselesi. Uluslararası hukuka göre Hamas'ın yaptığı da yanlıştır. Sınır ihlalinde 3 kişinin öldürülmesi o kavmin ateşin altında tutulması tartışmalı ama saldırı olarak nitelendirilebilir.

MEŞRU MÜDAFA DEĞİL AŞIRI GÜÇ KULLANIMI VAR

Meşru Müdafa mı yoksa aşırı güç kullanımı?


Burada tabii İsrail'in meşru müdafaası her egemen devlet gibi mevcut. Ancak meşru müdafaanın içinde vazgeçilmez unsurları var. Bunlardan bir tanesi de ''gereklilik ve orantılık'' meselesi. Dolayısıyla İsrail'in burada meşru müdafaa hakkını kullanırken aşırı kuvvet kullanma ve orantısızlığa gittiğini görüyoruz. Nitekim bu hadise daha önce de tekrar edildi. Malumunuz 8 Ocak 2009'daki harekâttı. Bunun adına '' dökme kurşun'' dendi. Yine bize dönük karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını ifade etmişti. Ancak Birleşik Milletler İnsan Hakları Konseyi Richard Goldstone liderliğinde bir komisyon kurdu. Bu komisyon literatürde Goldstone Raporu olarak geçiyor.

İSRAİL ULUSLARARASI SUÇ İŞLİYOR AMA…

İsrail sivil halkı hedef alıp vurmuyor mu?

El- Aksa Şehitleri Hastanesi'nin vurulması, camilerin ve okulların bombardıman edilmesi uluslararası hukuka göre suç… Cenevre sözleşmesine göre suç. Çünkü hukuk bunu söylüyor. Dolayısıyla burada sözleşmenin ön gördüğü sağlık ve din personelinin, hastane personelinin ve bunların araç ve gereçlerinin bunlar uçaklar ve gemiler sivil halkın yaşamı için zaruri olan nesneler ile camii ibadet ve kültür yerlerini sinagoglar da dahil vurulması uluslararası hukuk açısından sakıncalıdır. Bu olayda, bireysel ceza sorumluk ve komuta katında verilecek sorumluk vardır.

İDDİAYI İSRAİL İSPATLAMIYOR

İsrail iddialarını ispatlamak zorunda değil mi?


Öte yandan en baştan İsrail ordusunun da ileri sürdüğü aynı iddiayı Netanyahu tekrar nitelendiriyor; ''Hastane, camii ve okulların altında tüneller var ve terörist maksatlı olarak bulunmaktadır'' diyor. Aslında bu iddia doğruysa, bu bir suçtur. Ancak bunun ispatı yine İsrail tarafına düşüyor. İsrail'in kendini korumak için ne gerekirse yapacağını ve bunu bir hak değil görev olduğunu ifade ediyor.

İSRAİL ULUSLARARASI HUKUKU HEP İHLAL ETTİ

Peki uluslararası hukuk ne diyor?


Baktığımızda hukuk iki yaptırım öngörüyor. Bunlardan bir tanesi iç hukukta yargılama, ikincisi özel bir mahkemenin kurulması. Buna da karar vermesi gereken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'dir. Şimdi yine o rapordan hareketle yola çıktığımızda El- Kudüs hastanesi yine vurulmuştu. Harakat üç hafta sürmüştü. İsrail ordusu yine hava, deniz, karadan saldırdığında 1414 kişi hayatını kaybetmişti. 5300 yaralı tespit etmişti konsey. Goldstone Raporu'ndaki bu 1414 kişinin 313 de çocuktur. Buradaki raporda bilinen husus Cenevre Sözleşmesi 1 nolu ek protokolün 51 numaralı 2. Fırkası ''sivil hedeflerin ayrım gözetmeksizin vurulmasıdır''. 4 nolu Cenevre Sözleşmesi'nin 1 nolu ek protokolün 10. Maddesi ile 49 Cenevre Sözleşmesi ortak 3. Maddesi yine ek 4 nolu protokolün 17,18.19 ve 20. maddeleri, 1 nolu protokolde de 15 ve 21. maddelerde öne sürüldüğü ''üzere yaralı ve hastalara insanca muamelede eksik kalındığı, tıbbi bakım merkezinden yeteri kadar ilgi görülmediği, sivil hastanelerin hiçbir saatte vurulmaması gerektiği halde sağlık personeli ve araçların korunmadığı, yaralara acil müdahale için tedbir alınmadığına'' sorumlu tutmuştur.
4 nolu protokol çok önemli. Hukukla savaşanların topluca gözaltına alınması 1. madde ve toplu cezayla kadınlara kötü muamelede Gold Stone raporunda yer verilmişti. Ancak yine burada uluslararası ceza mahkemesi Roma statüsüne göre bunun savaş suçu sayılabilmesi için Birleşik Milletler Genel Konseyi'nin karar alması gerekiyor.

ADB açık bir şekilde İsrail'in arkasında yer alıyor.

Bugün baktığımızda Amerikan Devlet Başkanı'nın tutumunun İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunduğunu söylüyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Hamas'ı roket saldırılarında kınadığını, İsrail'e saldırdığını, aynı iddiadan hareketle okul, hastane ve askerilerin askeri maksatla kullanılmaması gerektiğine vurgu yapmıştır Sayın Ban Ki Mun.

ORANTISIZ SAVAŞ; 600 FİLİSTİNLİ, 30 İSRAİLLİ ÖLMÜŞ
Yani en yetkili Genel Sekreter buna hayır diyor. Peki, ölü sayısına baktığımız zaman 600 ölüye 3000 yaralı var. 2000'den fazla ev yıkılmış vaziyette. İsrail tarafında ise 30 asker kaybı var.

BM, ABD ve diğer önde gelen ülkeler İsrail'i açık destekliyor.

Tabii burada son cümlesi dikkat edersek Sayın Ban Ki Mun "Savaşı durdurun, şiddete başvurmayın". Tabii burada en önemlisi John Kerry'nin Mısır'dan yaptığı açıklamada '' iki tarafın da çoktan döküldüğü ve insani krizin daha kötüye gittiğini'' söylüyor. Şimdi bunlar destek. Demek ki hukuken harekete geçirilmesi için uluslararası ceza mahkemesinin harekete geçmesi gerekiyor. Bu resen de olabilir, Genel Sekreterin emriyle de olabilir. Ancak gördüğümüz kadarıyla duruşu Birleşmiş Milletlerin İsrail tarafında değil. İkincisi diğer daimi üye Fransa ve İngiltere'nin de meşru müdafaa hakkını vurguladığını söylemesi. İsrail tarafında aşırı kuvvet kullanıldığını ifade eden Londra da var.

İSRAİL'İ ÇİN VE RUSYA DURDURABİLİR

Çin ve Rusya neden sessiz kalıyorlar?


Buraya geriye iki tane devlet kalıyor. Çin ve Rusya ikisinden de herhangi bir açıklama gelmedi. Malumunuz Rusya Ukrayna'da düşen Malezya uçağıyla sıkıştırılıyor şuanda ve Putin ciddi şekilde eleştiriliyor. Bu durumda Rusya'nın da sessiz kalması halinde ki "sessizlik de bir kabuldür". Bu durumda hukuken şuanda bir çözüm yok.

Ortadoğu'da bu gibi hiç dengeli olmayan bir savaşta, bir gerilimde belirli örgütlerin ortaya çıkmasında neden olunuyor. Uluslararası hukuken hiçbir şey yapılmayınca IŞİD gibi bir örgütlerin ortaya çıkmasına neden olmaz mı?

Mısır'da da egemen gücün cumhurbaşkanı olması ve Müslüman kardeşlerin intikale uğratılması İsrail'e büyük bir güç boşluğu doldurttu. Bir başka tehlike daha var.

IŞİD acaba nedir, kimdir? İki tarafı bilinmeyen bir denklem midir?

Hayır. Buradaki Maliki yönetiminin tek taraflı yönetimine bir başkaldırıdır. Nitekim liderlerinin büyük bir kısmının El-Kaide ve Saddam'ın subaylarına teşekkür ettiğini biliyoruz. Buraya kim silah yardımı kim para birikimi yapıyor ve emri kimden alıyorlar?

TÜRKİYE'Yİ PETROL DENKLEMİNDE İSTEMEYENLER VAR

Türk diplomatlarına karşı neden bir harekât düzenlediler?


Türkiye'nin petroldeki oynamak istediği oyunu bozmak isteyenler var. Fransa ve Almanya 2003 harekâtına karşı çıktı. Çünkü 1441 BM kararı iki gerekçesi vardı. Bir teröristim ikincisi ise ki orada terörizm yoktu. İkincisi ciddi mal silahları mevcudiyetiydi. Burada ciddi kitle imha silahlarının olmadığını vurgulanmıştı ve BM Genel Konseyi'nde yapılan konuşmalarda da eğer Amerika Irak'ı vurursa binlerce terörist olacaktır denilmişti. Şuanda binlerce terörist Irak'ta cirit atıyor. Suriye'de PKK ile işbirliği yapıyor.

IŞİD'İ DESTEKLEYENLERİ VURABİLİR

Dolayısıyla burada IŞİD'in rüzgârına yön verenlerin yarın İsrail'e dönmeyeceğini kimse garanti edemez. Başka devletlere dikkat ederseniz El-Kaide'yi de destekleyenler de büyük devletlerdi. Büyük devletlere zarar verdiler. Dolayısıyla şunu söyleyelim rüzgar esen kasırga biçer. Bu terör örgütlerini besleyenlerin elinde bir gün patlayacaktı?
ARKADAŞINA GÖNDER
İsrail’in hukuk tanımazlığı IŞİD gibi örgütlere yarıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz