X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sen ne diyorsun ne ya!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sen ne diyorsun ne ya!

  • Giriş Tarihi: 26.7.2014 11:42

Başbakan Erdoğan, Şaron'un İsrail'in başında bulunduğu dönemde bir İsrail ziyareti yaptığını belirterek, şunları kaydetti: "Bu İsrail ziyaretinde konuşuyoruz, hiç unutamıyorum o zaman Ariel Şaron'un şu ifadesi çok manidardı. 'Hayatımda en mutlu olduğum an, Filistin topraklarında tankların üzerinde Filistinlileri öldürmekti' dedi. Şok oldum, dedim 'Ne diyorsun sen ya?' Bununla mutlu olunur mu? Bununla şeref duyulur mu? Ama bak 6-7-8 yıl biliyorsunuz nasıl yaşadı. Çünkü o mazlumların ahı yerde kalmayacaktı."

Erdoğan: O İsrail ziyaretinde konuşuyoruz, hiç unutamıyorum o zaman Ariel Şaron'un şu ifadesi çok manidardı. 'Hayatımda en mutlu olduğum an, Filistin topraklarında tankların üzerinde Filistinlileri öldürmekti' dedi. Şok oldum, dedim 'Ne diyorsun sen ya?' Bununla mutlu olunur mu? Bununla şeref duyulur mu? Ama bak 6-7-8 yıl biliyorsunuz nasıl yaşadı. Çünkü o mazlumların ahı yerde kalmayacaktı."

Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜMSİAD) Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği iftarda konuşan Erdoğan, TÜMSİAD üyelerine yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür etti.

Erdoğan, 12 yıllık başbakanlık döneminin müstesna günlerinden birisini yaşadığını belirterek, "12 yıl içinde sayısız yatırıma, eser ve hizmete imza attık ama bunlardan bazılarının benim nezdimde manası büyüktür. 2009'da açılışını yaptığımız ilk hızlı tren hattı da hem başbakanlık dönemimde hem de hayatımda şahit olduğum eşsiz tablolardan biriydi. İşte bugün de bunun bir benzerini gerçekleştirdik. Yüksek hızlı tren hattını, Eskişehir-İstanbul hattını tamamladık. 3 şehirde yaptığımız törenlerle hizmete açtık. Eskişehir, Bilecik ve İstanbul, bugün gerçekten farklı bir coşkuya tanıklık etti" diye konuştu.

Kendilerinden önce, her an ekonomik kriz beklentisi yaşandığını, siyasete ve siyasetçiye güvenin tarihin en düşük seviyelerine indiği dönemler olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye üzerinde adeta karabasanlar dolaşıyor, yoksulluğun ve yolsuzluğun yanında, kaos ve kriz beklentileri umutları söndürüyordu. 12 yıl önce böyle bir manzara vardı. On yıllar boyunca Türkiye böyle manzaralar yaşadı. Bugün ise son derece farklı bir Türkiye'de yaşıyor, farklı gündemleri konuşuyoruz. Önceden 'olmaz' denilenlerin nasıl olduğunu görüyoruz. Hayal gibi görünenlerin nasıl gerçeğe dönüştüğünü görüyoruz. Uçurumun kenarındaki bir ülkenin, nasıl bir güçlü ekonomiye sahip olduğunu, geleceğe nasıl umutla baktığını görüyoruz. İstikrar ve güven sağlam bir zeminde ilerliyor. Birliğimiz, kardeşliğimiz sağlam bir zeminde ilerliyor. Türkiye yarın ne olacağını bilemez halde iken şu anda 2013, 2053, 2071 diyor. Birçoğumuz yurt dışına gittik. Gelişmiş ülkelerde toplumun sahip olduğu imkanları gördük. Eğitimde, sağlıkta ne büyük bir konfor içinde olduklarını gördük. Yolların, enerjinin, çevrenin standartlarını gördük. Hızlı trenleri gördük. On yıllar boyunca milletimiz buruk bir halde o gelişmişliği izledi. İşte bugün hayranlıkla izlediklerimize biz de sahip olduk, oluyoruz."


YENİ TÜRKİYE

Başbakan Erdoğan, "Yeni Türkiye" dediklerini ve bunun mücadelesini verdiklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Allah'ın izniyle artık yeni, güçlü Türkiye'de yaşamanın gururunu hep beraber taşıyoruz. Her ne yaptıysak birlikte yaptık. Türkiye'yi bu günlere birlikte taşıdık. Türkiye'nin hasretini çektiği kardeşliği, dayanışmayı, hukuk ve demokrasiyi tesis ettik. Çetelerle, vesayetle mücadele ettik, bu başarıları elde ettik. Kazanımlardan taviz vermeyecek, Türkiye'nin geriye gitmesine müsaade etmeyeceğiz. Benim partim bu konuda kararlılığını güçlü bir şekilde muhafaza ediyor ve edecek. Sivil toplum örgütlerimiz, TÜMSİAD gibi derneklerimiz, vakıflarımız bu kazanımlara sahip çıkacaklar. Her şeyden önce milletimiz ve gençliğimiz bu değişime sahip çıkacak, kesintiye uğramasına izin vermeyecek. Gelecek, Türkiye için çok daha aydınlık olacaktır."

Salı günü AK Parti'nin grup toplantısını yaptıklarını ve orada belki de son kez gruba seslendiğini belirten Erdoğan, orada ifade ettiği hususu burada tekrarlamakta fayda gördüğünü vurguladı. Erdoğan, şunları kaydetti:

"1948 yılında Ortadoğu'nun kalbinde İsrail devleti kuruldu. İsrail devleti daha kurulmadan bazı terör örgütleri eliyle Filistinlilere karşı acımasızca katliamlar gerçekleştirdi. Bu katliamlar İsrail'in devlet olmasından sonra da devam etti. Bir yandan adım adım Filistin topraklarını işgal ettiler, bir yandan da kitlesel halde Filistinlileri sürgüne yolladılar ya da katlettiler. Açıkçası dikensiz bir gül bahçesinde ilerlediler. Egemen güçler her zaman arkalarında oldu. İslam dünyası suskun kaldı. Ortadoğu'daki bölünmüşlük, dağılmışlık, iç çatışmalar İsrail'e katliamları için eşsiz bir zemin hazırladı."

Erdoğan, İsrail'in her yaptığı katliamda ödüllendirildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her katliamla özellikle İsrail daha da şımardı, daha da hukuksuz hareket etmeye başladı. Geldiğimiz noktada artık hiçbir uluslararası kuralı tanımayan, hukuk tanımayan, hiçbir tepkiye kulak asmayan, şımarıklığı zirve yapmış bir terör devletiyle karşı karşıyayız. Bizim bunu dile getirmemizden rahatsız oluyorlar. İstiyorlar ki Türkiye de sussun, Türkiye de konuşmasın. İstiyorlar ki Türkiye de bu şımarıklığa, kuralsızlığa boyun eğsin. Bakın Mısır, Sayın Muhammed Mursi yönetiminde Türkiye ile birlikte bu şımarıklığa karşı çıkıyordu."

"Darbe yaptılar sayın Mursi'yi oradan kanlı şekilde uzaklaştırdılar" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sayın Mursi'nin ilk icraatlarından biri Refah Sınır Kapısı'nı açmaktı. Darbecilerin ilk yaptığı ise kapatmak oldu. Türkiye'yi de susturamayınca Mısır'ı susturdular. Hani Sisi Müslümandı. Sen nasıl Müslümansın ya? Müslümansan oradaki Müslüman kardeşlerine insanı yardım için Refah Kapısı'nı nasıl kaparsın? Şu anda ilaç alamıyorlar ilaç. Hastanelerde ameliyatlar için gerekli olan malzeme yok. Bu malzeme olmadığı için o yavruların kolları, elleri kesiliyor. Ey Sisi bunun hesabını nasıl vereceksin."

Başbakan Erdoğan, Gezi olaylarının gayelerinden birisinin de aynen Türkiye'yi susturabilmek olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"17 Aralık-25 Aralık operasyonu, efendisinden aldığı talimatla Pensilvanya'nın Türkiye'yi susturma girişimiydi. Bakın şu anda operasyonlar başladı, senaryolar var. Televizyonlarda, yandaş televizyonlarında dramatik sahneler çiziyorlar. Geçen akşam bir tanesini izledim. 'Ramazan-ı Şerif'te diyor Kur'an hatmediyordum. 5 cüzüm kalmıştı'. 'Şimdi' diyor, 'bunu bitiremeden cezaevine gidiyorum. Bütün dostlarıma sesleniyorum, benim o kalan 5 cüzümü de siz tamamlayın' Şimdi buna verilecek cevap kolay. En rahat yer cezaevi. Giderken yanına bir Kur'an-ı Kerim al. O kalan 5 cüzü de orada tamamlarsın. Bunlar milleti ne zannediyorlar anlamak mümkün değil. En rahat yer orası. Hatta Kur'an-ı Kerim değil meal al. Hem Kur'an'ı oku hem mealini oku. Burası bu noktada çok çok ferasetin de açıldığı bir yerdir. Medresei Yusufiyedir anlayanlar için."


"BİZİ ANTİSEMİTİST GÖSTERME GAYRETLERİ VAR"

Başbakan Erdoğan, "Bakın şu anda dışarıda bizi antisemitist gösterme gayretleri var. Bunu niye yapıyorlar? Bunu biz antisemitist olduğumuz için değil, bu iftira ile bizi sindirmek için yapıyorlar. Antisemitizmin insanlık suçu olduğunu söyleyen belki de dünyada ilk Müslüman başbakanım" diye konuştu.

Batılılara İslamofobia'nın bir insanlık suçu olduğunu Varşova'daki bir uluslararası toplantıda sonuç bildirgesine koydurduklarını ama Batılı'nın hala İslamofobia'yı ne yaşadığını ne de konuştuğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle devam ettirdi:

"Bizim ne olduğumuzu bilen çok iyi biliyor. Biz, İspanya'dan kovulduklarında Musevilere kucak açmış, asırlarca da onlara sahip çıkmış bir ecdadın izindeyiz. Bizde ırkçılık olmaz, bizde soykırım olmaz, bizde farklı dinlere, inançlara tahammülsüzlük olmaz. Milletimizin ve ülkemizin tarihinde antisemitizm hiç olmadı, bugün de yok, yarın da olmayacak. Ama bizi susturmak, sindirmek için bir yandan katliam yapıp, bir yandan da bu iftirayı atmayı sürdürecekler."

Başbakan Erdoğan, Şaron'un İsrail'in başında bulunduğu dönemde bir İsrail ziyareti yaptığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu İsrail ziyaretinde konuşuyoruz, hiç unutamıyorum o zaman Ariel Şaron'un şu ifadesi çok manidardı. 'Hayatımda en mutlu olduğum an, Filistin topraklarında tankların üzerinde Filistinlileri öldürmekti' dedi. Şok oldum, dedim 'Ne diyorsun sen ya?' Bununla mutlu olunur mu? Bununla şeref duyulur mu? Ama bak 6-7-8 yıl biliyorsunuz nasıl yaşadı. Çünkü o mazlumların ahı yerde kalmayacaktı."

Aynı şeyi yine bir başka İsrailli'den dinlediğini vurgulayan Erdoğan, "İsmini onun da ayrıca veremeyeceğim. O da 'tanklarla gireceğiz' dedi. Bunlar aynı kafada çünkü genler aynı, bunların genlerinde ne yazık ki ciddi manada Müslüman düşmanlığı var. Onlar ahlaklarının meşreplerinin gereğini yapıyorlar" diye konuştu.

"Diyorlar ki niye Hitler'e benzetiyorsun" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ben onları Hitler'e benzetmiyorum, Hitler'in yaptıklarını da yadırgıyorum, onun da karşısındayım ama bunların Hitler'i aştığını söylüyorum. Hitler'in zulmünden daha fazlasını yaptığını söylüyorum. Bunların partilerine bakın, malum medyaya özellikle bakın, o malum köşe yazarlarına, yorumcularına bakın. Türkiye'yi kastediyorum. İsrail'in şımarıklığını perdelemek için ne yapmaları gerekiyorsa, dalkavukluğun gereği ne ise onu hakkıyla yapıyorlar. İsrail her gün Gazze'de çocukları öldürüyor. Burada CHP, MHP, Pensilvanya medyası, diğer medya elbette ki bunların adayları, katliamı perdelemek için her türlü çirkinliğe başvuruyorlar. Şimdi CHP'nin genel müdürü çıkmış, 'Türkiye eskiden sözü dinlenen bir ülkeydi' diyor. Gazze'nin yerini sorsanız haritada yerini gösteremez. Zaten tarih derseniz sıfır. Genel müdürlük derseniz sıfır. İşte Okmeydanı'ndaki SSK'nın, Samatya'daki SSK'nın salı günü grup toplantısında biliyorsunuz oraların hallerini gösterdim. 1992-1998 arasında genel müdürdü bu."

Başbakan Erdoğan, söz konusu yerlerin hastaneden başka her şeye benzediğini ifade ederek, "Hijyen diye bir şey kalmamıştı. O kuyruklarda olan vatandaşlarımızın halini, nasıl isyan ettiklerini, ilacını alamadıklarını gösteriyorlardı. O tuvaletlerin halini gösteriyordu. Ey Kılıçdaroğlu, şimdi böyle bir hastane var mı? Sen batırdın, bitirdin ve şu anda size yakın yollarda olan o zamanın Çalışma Bakanı Okuyan ne dedi '5 milyar dolar batırarak gitti, ondan sonra Rahşan affıyla kurtardı'. Bunlar bu. Ben söylemiyorum, Yaşar Okuyan söylüyor."