X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O ödülü seve seve size iade edeceğiz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O ödülü seve seve size iade edeceğiz

  • Giriş Tarihi: 30.7.2014

Cesaret Ödülü'nü geri isteyen Kongre'ye gönderilen mektupta, "Memnuniyet duyacağız. Gazze'deki işgal ve ablukayı kabul etmemiz beklenmesin. Amerikan Yahudi Kongresi, İsrail vahşeti konusunda yanlı ve duyarsız" denildi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Cesaret Ödülü'nü iade etmesini isteyen Amerikan Yahudi Kongresi'ne mektupla cevap verdi. "Ödülü iade etmekten memnuniyet duyacağız" ifadesine yer verilen mektupta, "Başbakan Erdoğan, bu ödül olmadan da terörizme karşı tavizsiz şekilde mücadele etmeye, Filistin sorununun barışçıl yollardan çözümüne katkı sunmaya ve Türkiye Musevi cemaatinin can ve mal güvenliğini korumaya devam edecektir" denildi. Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç tarafından Yahudi kuruluşuna hem mail hem de faxs yoluyla pazartesi günü iletilen mektupta, Amerikan Yahudi Kongresi'nin (AJC) İsrail'in işgal politikasında yanlı ve duyarsız olduğu vurgulandı. Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla gönderilen mektupta, "ödülü iade etmekten duyulacak memnuniyet" özellikle dile getirildi. Büyükelçi Serdar Kılıç'ın gönderdiği mektupta şu ifadelerle Yahudi kongresine cevap verildi:

* YANLI VE DUYARSIZSINIZ: Bahsi geçen ödülün iadesini istemeniz, İsrail hükümetinin izlediği işgal ve vahşet politikaları konusunda AJC'nin mevcut liderliğinin yanlı ve duyarsız bir noktada bulunduğunun talihsiz bir göstergesidir. Başbakan Erdoğan, dün olduğu gibi bugün de terörizmle mücadele, aşırılığın önlenmesi, Filistin sorununun barışçıl yollar izlenerek iki-devletli çözüm formülünün hayata geçirilmesi ve Türk Musevi cemaatinin can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda tam bir kararlılık içerisindedir. Sayın Başbakan bu konularda birçok somut girişimin öncülüğünü yaptığı gibi yapıcı adımları da aktif bir şekilde bizzat desteklemiştir ve desteklemeye devam edecektir.

* İŞGALİ KABUL ETMEMİZİ BEKLEMEYİN: Sayın Başbakan'ın İsrail hükümetinin Batı Şeria ve Gazze'de Filistin halkına karşı uyguladığı işgal, abluka ve yıkım politikalarını kabul etmesi ve bunları göz ardı etmesi beklenmemelidir. Hiç bir ayrım yapmaksızın, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 1000'den fazla sivilin öldürülmesi, hastanelerin ve BM okullarının bombalanması, uluslararası hukuka aykırı olduğu gibi en temel insani değerlere de aykırıdır. Bu bağlamda, Gazze'ye yönelik saldırılarda savaş suçu işlenmiş olma ihtimalini incelemek üzere BM İnsan Hakları Konseyi'nin bir komisyon kurulmasına karar verdiğini de hatırlatıyoruz.

* ÇÖZÜM, İŞGALİN SONA ERMESİ: İsrail, maalesef uluslararası hukukun gereklerine göre hareket etmek yerine, işgal ve imha politikalarına devam etmektedir. Başbakan Erdoğan'ın ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin her zaman ifade ettiği gibi İsrail-Filistin ihtilafının tek çözümü; işgalin derhal sona erdirilmesi, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış planı çerçevesinde bağımsız Filistin devletinin kurulmasıdır.

*AÇIK BİR ÇARPITMA: Başbakan Erdoğan'ın, İsrail hükümetinin sivil halka yönelik saldırılarına yönelttiği meşru eleştirileri, anti- Semitizm gibi yansıtmaya çalışmak, açık bir çarpıtmadır ve İsrail hükümetinin tarihi hatalarını örtbas etmeye yönelik bir girişimdir. Başbakan Erdoğan, anti-Semitizmin bir insanlık suçu olduğunu bütün dünyaya ilan etmiş bir liderdir. Türkiye Musevi cemaati ile yakın ilişkiler geliştiren Başbakan Erdoğan, Musevi vatandaşlarımızı ve dünya Musevilerini İsrail'in politikalarından ayrı tuttuğunu her fırsatta dile getirmektedir. Ülkemizin zengin kültürel mirasının vazgeçilmez bir parçasını oluşturan Türkiye Musevi cemaatinin can ve mal güvenliği, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının teminatı altındadır. Nitekim, Türkiye'de, İsrail hükümetinin masum sivillere yönelik saldırılarına duyulan öfkeye rağmen Musevi vatandaşlarımıza karşı herhangi bir hadise yaşanmamış olması, bu teminatın bir tezahürüdür. Öte yandan Türkiye Musevi cemaati de, Filistin'de yaşanan katliama duyarsız kalmamıştır. Bu bağlamda, Türkiye Musevi cemaatinin, AJC'nin takdim ettiği ödülü geri istemesini kınayan bir mesaj yayınladığını hatırlatmaya değer görüyoruz. Dünya Musevi topluluğunun huzurunu bozan ve dönem dönem ırkçı ve anti-Semitik saldırıların hedefi haline getiren, İsrail hükümetinin izlediği işgal ve zulüm politikalarıdır. Şiddetle kınadığımız anti-Semitik eylem ve söylemlerin yükselişe geçtiği dönemlerin, İsrail hükümetinin Filistin halkına saldırdığı dönemler olması bir tesadüf değildir.

* İADE ETMEKTEN MEMNUNİYET DUYACAĞIZ: İfade edilen görüşler ve AJC'nin mevcut liderliğinin Gazze'deki masum sivillere yönelik saldırılara karşı takındığı tutum sebebiyle Başbakan Erdoğan'a, 2004'te takdim ettiğiniz ödülü iade etmekten memnuniyet duyacağız. Başbakan Erdoğan, bu ödül olmadan da terörizme karşı tavizsiz bir şekilde mücadele etmeye, Filistin sorununun barışçıl yollardan çözümüne katkı sunmaya ve Türkiye Musevi cemaatinin can ve mal güvenliğini korumaya devam edecektir. Öte yandan, adalet, akıl ve vicdan adına sizi, küresel kamuoyunda büyük infiale yol açan ve aralarında sayısız Musevi'nin de bulunduğu, yüzbinlerce kişinin meydanlarda protesto ettiği İsrail hükümetinin politikalarını açıkça ve kamuoyu önünde kınamaya davet ediyoruz. Böyle bir tavır almanız, ilkelerinize daha iyi hizmet etmenize vesile olacaktır.