X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bakan Atalay net konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bakan Atalay net konuştu

  • Giriş Tarihi: 5.8.2014 16:03 Güncelleme Tarihi: 5.8.2014 16:04

Emniyette ''paralel yapı'' operasyonu kapsamında 33 kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Atalay, bu gözaltıların daha önce başladığını, bunun da onun bir devamı olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''2010 referandumundan sonra organize bir paralel yapı oluşumu HSYK'ya hakim olmuş. Bunun devam edip etmeyeceği, oranın değişip değişmeyeceği konusu bu seçimde önem kazanıyor. Orada büyük bir rahatsızlık var'' dedi.

Atalay, A Haber'de katıldığı bir programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Emniyette ''paralel yapı'' operasyonu kapsamında 33 kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Atalay, bu gözaltıların daha önce başladığını, bunun da onun bir devamı olduğunu söyledi.

Bu işin en önemli ayağının emniyet görevlileri olduğunu belirten Atalay, ''Bizim beklentimiz bunun devam etmesidir. Tahminimiz de bunun daha artacağıdır, artarak devam edecektir. Bu devam etmelidir'' diye konuştu. Atalay, bu operasyonları çok anlamlı, önemli ve olumlu bulduğunu ifade etti.

''Gözaltına alınanların genelde düşük rütbeli olması yönünde yorumlar var. Sizin bu konuda görüşünüz nedir?'' sorusu üzerine Atalay, ''Hayır, daha öncekilerde öyle değildi. İşin teknik yönünü bilemiyorum bu adli bir olaydır. 'Şimdi onlar olur, daha sonra bunların ifadeleriyle başka kesimler de bunlara katılır' diye bakmak lazım'' dedi.

Atalay, ''Yapının sadece yargı ve emniyet ayakları mı var?'' sorusu üzerine, bu hareketin geniş bir hareket olduğunu, bürokraside, iş hayatında olduğunu ifade etti. Atalay, ''Paralel yapı' dediğinizde devlet içinde yoğunlaşma, emniyet ve yargıda. Bu diğer kurumlarda yok anlamına gelmiyor'' diye konuştu. Atalay, dosyalar olgunlaştıkça bu konunun yeni yerlere doğru gideceğini de belirtti.

''SİYASİ MESAJLAR VERİYOR''


''Fethullah Gülen'in basına yansıyan bir bedduası var. Siz nasıl karşıladınız bunu?'' sorusu üzerine Atalay, şöyle konuştu:

''Bu kavramlar üzerinde ben doğrusu tam neyi kastettiğini bilmiyorum. İşte böyle bir beddua, dua. Orada daha çok cumhurbaşkanı seçimine dönük işaretler var. O duasında, bedduasında Ekmeleddin İhsanoğlu'na atıfta bulunduğu yönünde şeyler var, ki öyle görünüyor. Bunları şöyle değerlendirmek lazım, bizim şuana kadar bildiğimiz daha çok dini lider, din adamı, saygın, açıklamalarında bu manada daha çok muhteva bulunan bir kişi. Daha çok siyasi görüntüler içinde şu anda ve siyasi mesajlar veriyor. Daha çok bu yönünü belki ben dikkate değer buluyorum.''

Atalay, ''Bütün bu yaşananlardan sonra Fethullah Gülen Türkiye'ye döner mi?'' sorusuna karşılık, ''Sanki dönmez gibi. Dönmesini arzu ederiz. O yönde çağrımız da vardı, daha önce de vardı. Bu gelişmelerden sonra Türkiye'ye yakın zamanda döneceğini düşünmüyorum'' dedi.

''BÜTÜN KESİMLERİN RAHATSIZLIĞI VAR''


HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici'nin açıklamalarının sorulması üzerine Atalay, Eylül ayında HSYK üyelerinin süresinin sona ereceğini, yeni bir seçim olacağını hatırlattı.

Bu seçimde HSYK'nın yapısının nasıl şekilleneceğinin gündemdeki en önemli konulardan birisi olduğunu ifade eden Atalay, bugün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın bu konuda bir toplantısı olduğunu ve kendisinin katılamadığını söyledi.

Atalay, ''Bu seçim, şu açıdan çok önemli. HSYK'daki sorunu herkes biliyor. Orada 2010 referandumundan sonra organize bir paralel yapı oluşumu HSYK'ya hakim olmuş, organize çalışılmış. Bunun devam edip etmeyeceği, oranın değişip değişmeyeceği konusu bu seçimde önem kazanıyor. Adalet Bakanımız bu konu üzerinde yoğun çalışıyor. Orada büyük bir rahatsızlık var. Bütün kesimlerin rahatsızlığı var'' diye konuştu.

''VATANDAŞIN EN AZ GÜVENDİĞİ KURUM YARGI''


Yargı içinde böyle bir yapılanmanın riskinin çok yüksek olduğunu ifade eden Atalay, Türkiye'de kurumlara güven araştırmaları yaptırdıklarını, şu anda yargının vatandaşın en az güvendiği kurumlardan birisi olduğunu söyledi.

Atalay, ''Bu çok vahim. Bir ülkede yargıya güven, bırakın yüzde 50'nin altına düşmeyi, yüzde 90 bile olsa, bu iyi değildir. Çünkü orada vatandaşın yüzde 10'u 'yargı adaletli davranmıyor, taraflı davranıyor' diyerek yargıya müthiş bir güvensizlik var. Bu giderek artıyor. Bu kutuplaşmalar oldukça yargıya vatandaş nasıl güvensin?'' dedi.

Yargıyla ilgili konuların eskiden beri ''Ya tuz da koktuysa'' diye değerlendirildiğini ifade eden Atalay, ''Yargı tuz olarak, ya tuz da koktuysa o toplumsal hayat çok zordur. Çünkü vatandaşın haksızlıkları, sorunları götüreceği yer yargıdır. Oradan adalet bekler. Şu anda vatandaş oradan adaletin çıktığına inanmıyor. Bu yüzde 40 civarında. Bu bir felakettir bir ülke için'' diye konuştu.

''SEÇİM ÇOK HAYATİ''


Seçimlerin ötesinde yargıya güvenin tesisi gerektiğini belirten Atalay, bütün yargı mensuplarına çok iş düştüğünü, bir grubun elinde HSYK'nın olmaması gerektiğine dikkat çekti.

Atalay, ''Yargı içinde bir küçük grup, isterse yüzde 10'u teşkil etsin. Organize olursa işte şuanda olduğu gib bütün HSYK'ya hakim oluyor. Çıkıyor HSYK'nın başkanvekili bu açıklamayı yapıyor. Adalet Bakanının endişesi var. Adalet Bakanı, 'bu seçimler artık daha sorunsuz olsun' diye çalışıyor ama HSYK'nın içindeki grup ise Adalet Bakanı ile karşılıklı şey içinde'' dedi.

Adalet Bakanına karşı demeç vermenin kabul edilebilir olmadığını ifade eden Atalay, ''İnşallah hakimler, savcılar bu durumu seçimde düzeltirler. Aklı başında olanlar biraraya gelirler'' diye konuştu.

Yargının bir erk olduğunu vurgulayan Atalay, ''Yargının kararları çok önemlidir. Şimdi eğer HSYK öyle olur, yargıyı da dizayn ederse geçmişte şikayet ettiğimiz, üzerinde çalışılan yapı daha da güçlenerek devam eder. O zaman haksızlıklar, adaletsizlikler devam eder'' dedi. Atalay, seçimin çok hayati olduğunu ifade etti.

''YOL HARİTASINI ÇALIŞIYORUZ''


Atalay, Paralel yapı "kırmızı kitap"a bir tehdit olarak girmeli mi yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Biliyorsunuz bu kitap yenileniyor sürekli. O kitaba girip girmeyeceğini şuanda bilemiyorum ama Başbakanımız kendisi bizzat ifade etti, bu konu Türkiye'nin ulusal güvenlik meseledir. Bu sebeple son iki toplantıda Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemine gelmiş ve bizzat bildiriye de yansımıştı. Dolayısıyla herhalde bütün bunlardan oluşan bir şeydir. Ulusal güvenlikle ilgili konular girer zaten kırmızı kitaba, bunun da şu süreçte girmesi gerekir diye düşünülmesi gerekir"

İmralı Cezaevi'nde ömür boyu hapse mahkum edilen Abdullah Öcalan'ın bugün bazı basın organlarına yansıyan açıklamalarının hatırlatılması üzerine Atalay, Çözüm Sürecinin hassasiyetle yürütüldüğünü belirterek, kendilerinin konuşmalarına çok dikkat ettiklerini söyledi.

İlgili kurumların İmralı ile sağlıklı bir görüşme içerisinde olduğunu ifade eden Atalay, şunları kaydetti:

"Çözüm Süreciyle ilgili bildiğiniz gibi Meclis'te bir yasa çıktı. Bu çerçeve yasa çok olumlu karşılandı. Bütün tarafları bağlayan, bu konudaki kararlılığı da tam ortaya koyan bir belgedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organı yüzde 80 destekle, üç partinin desteğiyle yasalaştı. Burada ana muhalefet partisinin desteğini de çok önemli görüyorum. Bundan sonra süreç daha rahat ve daha kolay olacaktır. Biz bu şemsiye altında bu işin bir eylem planını ve yol haritasını çalışıyoruz. Yani yaz sürecinde bunun tamamlanabileceğini de düşünüyoruz. Bu çalışma karşılıklı gidip gelmelerle de görüşülüyor. Söz konusu açıklamaları bugün ben de gördüm. Bir avukatın açıklaması. Bunlar bizim politikamızı veya süreçle ilgili kararlarımızı belirleyen şeyler değil. Sağlıklı diyaloglar ve direkt diyalogları biz daha önemli görüyoruz. Bu süreç en olumlu dönemini yaşıyor. Hepimiz için bu böyle. Bu yasanın çıkması ve bu yasanın getirdiği memnuniyet. Hem içeride hem uluslararası alanda."

Çözüm Süreci konusunda herkeste umut ve beklentinin arttığını dile getiren Atalay, "Adeta artık bu iş sona doğru gidiyor, görüntüsü ve umudu var. Bende de bu var. Bu yasa bir anlamda devleti de bağladı, bütün kurumlarımız daha rahat çalışacak. Bu işi yürüten insanlar daha güvencede, bu güvenceyi de getirdik" dedi.

Atalay, Çözüm Sürecinde asıl sorumluluğunun hükümet üzerinde olduğunu, hükümetin bu konuda bütün kurumlara görev vereceğini, o görevlerin de ivedilikle yerine getirileceğini belirterek, bu görevi yerine getirdiği için hiçbir kurumun ya da yetkilinin soruşturmaya tabi tutulmayacağını söyledi.

Çözüm Sürecinde Terör örgütü PKK'nın atması gereken adımların ne olması gerektiği yönündeki soru üzerine ise Atalay, Elazığ'da AK Parti'nin kazandığı iki beldede başkanlara baskı ve tehditlerin söz konusu olduğunu dikkati çekerek, "Bu tür şeylerin olmaması lazım. Çözüm Sürecinin en önemli kısmı tarafların birbirine güven vermesidir. Hükümet bu konuda güven verici her adımı atıyor. Biz örgütten de, bu işlerle ilgili taraflardan da yani o bölgedeki asayişte yanlış tutumlarla ilgili daha çok dikkat bekleriz" cevabını verdi.

Kandil ile direkt temasın söz konusu olamadığını, görüşmelerin bu kısmını HDP'nin yürüttüğünü ifade eden Atalay, "Bu sürecin gelişmesi ve bu yol haritası içerisinde onlar da olabilir, onlar da öngörülebilir. Olması da normaldir. Orada ben bir sakınca görmüyorum. Herkes birbiriyle görüşerek ve ikna olarak bu konuları yürütürlerse daha sağlıklı olur, daha mesafe alınır" dedi.

TBMM GENEL KURULU'NDA YAŞANAN KAVGA


Atalay, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan kavgaya ilişkin, Meclis içinde ya da dışındaki her türlü kavgayı yanlış bulduklarını ve onaylamadıklarını söyledi.

Sorunların kelimelerle ifade edilmesinin önemine değinen Atalay, kaba kuvvet kullanılmasının hiçbir yerde onaylanmasının mümkün olmadığını ifade etti.

MHP'YE ELEŞTİRİ


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Ramazan Bayramı'nın ilk günü yaptığı konuşmaya değinen Atalay, "O konuşma, bayram konuşması değil. Bayram sevgidir, hoşgörüdür. İyi, pozitif mesajlar verilir. Bahçeli, geleneğimizde, töremizde, dinimizde hiç olmayan kin, nefret ve hakaret konuşması yaptı. Daha bayramın birinci günü. Kime? Başbakanımıza, partimize, hükümetimize. MHP, bu sert tavrını sürdürüyor" değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKMENLERE YAPILAN YARDIMLAR

Türkmenlere yeterince yardım yapılmadığı yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine Atalay, yardımların çok organize bir şekilde yürütüldüğünü anlattı.

Atalay, Dohuk civarında sadece Türkmenlere has yeni bir çadır kent kurduklarına dikkati çekerek, çadır kentin 20 bin kişilik olacağını ama gerekirse sayının artırılabileceğini söyledi.

Gazzelilere ve Türkmenlere yapılacak yardımların, şu anda Türkiye'nin en önemli hassasiyeti olduğunu vurgulayan Atalay, "Bunu aslında MHP'li arkadaşlar çok iyi biliyorlar. Türkmenler, Osmanlı İmparatorluğu zamanında özel olarak yerleştirilmiştir Türkiye'den gönderilmiş ve bulundukları yerler çok stratejik konumdadır" şeklinde konuştu.

IŞİD'e katılan binden fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bulunduğunun sorulması üzerine Atalay, rakamı bilmediğini ancak mutlaka katılanların olduğunu ifade etti.

Atalay, Türkmenlerin içinde de Şii ve Sünni olanların bulunduğuna işaret ederek, Türkmenlerin orada bir bütünlük içinde politika izlemelerini arzu ettiklerini anlattı.

Bölgenin iyi tahlil edilmediğini vurgulayan Atalay, Türkiye'nin, Türkmenler arasındaki mezhebi ayrımları önlemek ve bütünlüğü korumak için çok uğraştığını aktardı.

GÜL'ÜN VEDA ZİYARETLERİ


Görev süresi 28 Ağustos'ta sona eren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün veda ziyaretlerinde bulunduğunun hatırlatılması üzerine Atalay, şöyle konuştu:

"Abdullah Bey, çok yakın arkadaşımız. Partimizin kurucularından ve bu hareketin en önemli isimlerinden birisidir. Geri dönmesini ve devam etmesini arzu ediyoruz. Tabi ki kendi takdiridir. Kendisinin bu konuda kararını tam olarak biliyor değiliz. Hepimiz açıkladık, Başbakanımız da ifade etti. Abdullah Bey'in mevcudiyeti, varlığı partimiz içinde herkese memnuniyet verir. Abdullah Bey, partimiz içinde çok sevilen biridir ve bir değerdir. Türkiye'nin yetiştirdiği büyük bir devlet adamıdır. Bu konular iyi istişarelerle çözülecektir... Partimiz içinde bunlar hiç sorun olmaz. En rahat şekilde çözülür. Bizde iyi bir istişare vardır. İstişarede hepimiz düşüncemizi söyleriz. Ama bir karar alınca da hepimiz o karar etrafında kenetleniriz. Yine öyle olacaktır."