X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Yağışlar 15 günlük su ihtiyacını karşıladı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Yağışlar 15 günlük su ihtiyacını karşıladı"

  • Giriş Tarihi: 8.8.2014 19:16 Güncelleme Tarihi: 8.8.2014 19:18

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, barajların doluluk oranından cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar bir çok konuda merak edilen sorulara cevap verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile birlikte Feshane Kültür Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası Rumeli Balkan Trakya Kültür Günleri'ne katıldı. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Başkan Kadir Topbaş, küresel iklim değişiklikleri yaşandığını ve mevsimsel yağışların düzenli olmadığını belirterek, "Bu değişimlere her gün değişimlere tanıklık etmekteyiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık, tedbirlerimizi aldık" dedi.

YAĞIŞLAR AFET ÖLÇEĞİNDE…

Geçen hafta başlayan ve ara ara devam eden yağışların afet ölçeğinde olduğuna dikkat çeken Kadir Topbaş, yapılan dere ıslahları ve çevre yatırımları sayesinde eskisi kadar olmasa da yer yer sıkıntılar yaşandığını söyledi. İzmir ve Sakarya'da yaşanan selde iki vatandaşın hayatını kaybettiğini ve yağışların Türkiye ölçeğinde de kendini hissettirdiğini, maddi hasarlara neden olduğunu ifade eden Başkan Topbaş, şöyle konuştu;
"İstanbul'da çok ciddi dere ıslahları yaptığımız için maddi sıkıntılar o kadar fazla değil. Ancak, kısa zamanda o kadar fazla yağış düşmekte ki bunun önüne geçilmesi çok zor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 3 bin kişi ve 1200 aracımızla şehrin sıkıntı yaşanabilecek bölgelerine konuşlandık. Arkadaşlarımız AKOM'un koordinatörlüğünde 24 saat esaslı çalışma yürütüyor."

BARAJLARIN DOLULUK ORANI YÜZDE 18,56…


Dünden itibaren Atatürk Havalimanı'ndaki uçuşlarda dahi sıkıntılar yaşandığının altı çizen Topbaş, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun da programa gelirken hava koşulları nedeniyle uçakta türbülans yaşadığını aktardı. "Yani mevsim ortalamalarının çok dışında tahmin edilemeyecek ölçekte sıkıntılar yaşanmakta" diyen Topbaş, yağışların önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin belirtildiğini kaydetti.

Geçen günlerde yağan yağmurlarda İstanbul'un 10 günlük su ihtiyacının karşılandığını, dünden beri devam eden yağmurla şehrin 15 günlük su ihtiyacının karşılandığını dile getiren Topbaş, barajlardaki doluluk oranının ise 18,56 olduğunu söyledi.

TOPBAŞ'TAN TOPLU TAŞIMAYI KULLANIN RİCASI…

Dün yağan yağmurda Büyükçekmece Havzası'nda metrekareye 75 kilogram yağış düştüğüne dikkat çeken Topbaş, "Yağışlar sadece İstanbul'da değil, su alınan Melen, Istırancalar ve Sakarya bölgesindeki su seviyesini yükseltti. Bizim de bu bölgelerden aldığımız su güçlendi. Daha fazla pompa çalıştırarak daha fazla su alıyoruz. İstanbul'daki günlük su tüketiminin yarısından fazlasını bu bölgelerden temin ediyoruz. Yağışlar nedeniyle buharlaşma azaldığı için barajlardaki su kaybı da önlenmiş oluyor. İstanbul'da inşallah bir sıkıntı yok, su problemi olmayacak. Yağışlar günlük yaşamı etkiliyor. Ulaşım konusunda da ciddi teyakkuz halindeyiz. Vatandaşlarımızdan toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini rica ediyoruz" diye konuştu.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Pazar günü sandık başına gidiyoruz. Milletçe bir tarihe tanıklık ediyoruz. Bir milat. Bunu bizler yaşayacağız. Sandığa giden, oy kullanan herkes gelecekte gelecek kuşaklara bahsedecek. 'Evet ilk seçimde biz vardık ve milli iradenin Çankaya'ya, devletin başına yansımasının kararını verdik' diyecek.

Bir siyasi partiye mensup belediye başkanı olarak değil bir yurttaş olarak açık ve net bir şekilde şunu söylemek istiyorum ki; beraberce yaşadığımız bu şehirde ve ülkede geçmiş yıllara baktığımız zaman ülkemizin hak etmediği sıkıntıları bugün geride kaldığını görmekteyiz. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İstanbul'da susuzluk bir kader değilmiş ama biz sanki kadermiş gibi yaşadık. Hatta şu bile söylendi, Roma döneminden, Bizans döneminden, Osmanlı döneminden beri İstanbul'un su problemi çözülmedi ki bugün çözülsün dendi. Ama bugün çok şükür 15 milyon insana rağmen su problemi yaşamıyoruz. Demek ki kader değilmiş. Yani burada büyük bir çalışma yapıldı.

40 YILLIK SİYASİ ARKADAŞI OLARAK SÖYLÜYORUM

Özellikle sayın Başbakanımızın 40 yılı aşkın siyasi arkadaşı olarak, kendisinin azmi, vizyonu, vatana millete olan hassasiyeti, insana olan sevgisinin yerel yönetimdeki yansımasının da arkasından Türkiye Cumhuriyeti yönetiminde de 16 aylık hükümetler dönemi gibi değil 12 yıllık çabasıyla enflasyondan tutunuz da her türlü yatırıma kadar değişimi yaşadık.

Şunu hatırlarız hep beraberce; Başbakan olduğunda 3 yıl benden bir şey beklemeyin 3 yılın sonunda cebinizdeki paranın erimediğini göreceksiniz demişti. Bir kehanet değildi, o bir çalışmaydı ve güveniyordu ve başardı. Şimdi de inanıyorum ki inşallah milletimizin sandıktaki vereceği kararla sayın başbakanımızın bu azmi, gayreti, vizyonuyla cumhurbaşkanlığı koltuğuna geçtiği takdirde inanıyorum ki Türkiye'nin geleceği çok daha farklı olacak. Çünkü dünyada artık milletler topluluğu sadece kendi yakın coğrafyasında yaşamıyor. Bütün dünyayı etkileyen bir gelişim var. Hemen yanımızda sıcak bir ortam mevcut. İnsanlar hayatlarını kaybediyor. Bombalardan bahsediyoruz. İnsanın insanlığın yok edildiği bir süreç yaşamaktayız. Türkiye'nin güçlenmesi gelişmesi gelecek kuşaklarımızın bu ülkede yaşamaktan gurur duyduğu bir ülkeyi sağlamış olunacak.

Geçmişte 50'li yıllarda, İstanbul'dan başta olmak üzere Türkiye'den Avrupa'ya işçi gönderdik. Hatta birçok insan kuyruğa girdi gitmek istedi. O gitmek isteyen insanları muayeneden geçirirken dişlerine dahi baktılar. Her noktasında kendilerini ciddi anlamda kontrolden geçirerek aldılar. Bu esasında çok kırıcı bir usuldü. İnsanların dişlerine dahi bakarak seçerek işçi alıyorlardı. Şuna inanıyorum ki bugün serbest dolaşım çıksa Türkiye'den kimse kalkıp Avrupa'ya gidip kalmak istemez. Ordakiler Türkiye'ye gelmek istiyorlar, neden Türkiye bunu başardı ve gelişti.

İnanıyorum ki gelecekte Türkiye biz, bizden sonraki kuşaklar, yeni jenerasyon güçlü bir Türkiye'nin dünyadaki etkinliğini ve adalet konusundaki hassasiyetini dünyada hissettirecek bir ülke oluşturacağız. Bu da bir noktada bizim kendi elimizle kaderlerimizi tayin etmemiz demek. Demokratik rejimde oy vermek demek geleceğin tayin edilmesi demek. Burada özellikle şahıslar önemli değil. Önemli olan devletin bekası ve geleceğidir. İnanıyorum ki vatandaşlarımız da bu hassasiyetle bu başarılara imza atmış olan böyle bir kadronun liderliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan'ın da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasını arzu edeceklerdir. Bunun da doğru olduğunu düşünüyorum.