X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hükümet Programı açıklandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hükümet Programı açıklandı

  • Giriş Tarihi: 1.9.2014 14:21 Güncelleme Tarihi: 1.9.2014 17:02

62. Hükümet programı Meclis'te sunuldu... Ahmet Davutoğlu'nun Başbakanlığı ''2'nci atılım'' dönemi olarak adlandırıldı. Çözüm süreci de programa girdi.

Başbakanlıktan Hükümet Programı ile ilgili bir basın açıklaması yapıldı.Başbakanlıktan Hükümet Programı ile ilgili yapılan basın açıklamasında, "Bugüne kadar büyük bir başarı ile yürütülmekte olan milli birlik ve kardeşlik projesi ile çözüm süreci taviz vermeden sürdürülecektir" ifadesine yer verildi.

62. Hükümet Programı'nın 5 başlığı

İleri Demokrasi

İnsani Kalkınma

Yaşanabilir Mekânlar Çevre

Güçlü Ekonomi

Öncü Ülke

Başbakanlık'tan Hükümet Programı ile ilgili yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

- "Bugüne kadar büyük bir başarı ile yürütülmekte olan milli birlik ve kardeşlik projesi ile çözüm süreci taviz vermeden sürdürülecektir."

- "Devlet otoritesinin parçalanmasına asla izin vermeden ulusal güvenliği tehdit eden tüm unsurlarla sonuna kadar mücadele edilecektir. Bu konuda her ne surette olursa olsun taviz verilmesi söz konusu değildir. Geçmişte milli güvenliğimizi tehdit eden vesayet odaklarına müsaade edilmediği gibi son iki yıldır ortaya çıkan vesayet girişimlerine karşı da millli güvenliğimiz teminat altına alınmıştır."

- "Son 12 yılda yaşanan özgüven devrimi ile dünyada başat aktörlerden biri haline gelen Türkiye bölgesinde ve küresel her sorunda sorunun değil çözümün parçası olarak istikrar üretmeye devam edecektir. Değer odaklı Türk dış politikası artık küresel bir markadır."

YENİ TÜRKİYE YENİ EKONOMİ

62. Hükümetin Programı'nda, uluslararası bir başarı örneği haline gelen ekonomi politikalarının daha da geliştirilerek etkili şekilde uygulanmaya devam edileceği belirtildi.

Programda, ekonomi politikaları "Güçlü Ekonomi" başlığı altında ele alındı.

Hükümetin ekonomi hedefleri anlatılırken, "Yeni Türkiye'nin Güçlü Ekonomisi" alt başlığı kullanılan programında, "62. Hükümet olarak biz, artık uluslararası bir başarı örneği haline gelmiş bulunan ekonomi politikalarımızı daha da geliştirerek etkili bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi. Ekonomide fırsat eşitliği ve adalet sağlanarak hiç kimseye imtiyaz veya ayrıcalık tanınmadığı belirtilen programda, "Yolsuzlukla mücadelede güçlü bir irade gösterdik. Hiçbir yolsuzluğun üzerinin örtülmemesi, her türlü iddianın hassasiyetle incelenmesi, bu konulardaki yargı süreçlerinin sağlıklı olarak çalışabilmesi için yoğun bir gayret ortaya koyduk" değerlendirmesi yapıldı.

ABD ekonomisindeki toparlanmayla ortaya çıkan politika değişikliğinin etkilerini hafifletme yönünde doğru tedbirlerin alındığına işaret edilen programda, 62. Hükümet döneminde de bu ilkelerin esas alınacağı kaydedildi.

Programda, dışa açık ve dünyayla entegre ekonomik yapının, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların ivmelenmesiyle daha da güçleneceği ifade edildi.

Sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ileri demokrasi ve evrensel normlara dayalı olarak işleyen adil hukuk düzeniyle mümkün olacağı vurgulanan programda, yargı reformu başta olmak üzere bu konularda sağlanacak ilerlemenin, bugün itibarıyla önemli bir aşamaya gelen ekonomik dönüşüm sürecini sağlamlaştırmak açısından da kritik rol oynayacağı belirtildi.

Ar-Ge'ye ağırlık verilecek

Programda, 2023 hedefIerine ulaşma yolunda planlı ve programlı şekilde çalışılmaya devam edileceğine, 10. Kalkınma Planı'nın da bu hedeflere ulaşmaya ivme kazandıracağına yer verildi.

Ekonomide yapısal dönüşüm için imalat sanayinin gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payının artırılması gerektiği belirtilen programda, bu çerçevede özel sektör öncülüğünde Ar-Ge'ye daha fazla ağırlık vererek, ihracata dayalı ve rekabetçi üretim yapısı oluşturulacağı bildirildi. Programda,10. Kalkınma Planı'nda belirlenen 25 Öncelikli Dönüşüm Programı'na ait eylem planlarının yıl içinde Yüksek Planlama Kurulu kararı olarak yayımlanacağı ve kararlı şekilde uygulanacağı bildirildi.

Uygun finansman sağlamaya devam

Küresel ekonomide toparlanma süreci devam ederken, dünya ekonomisindeki kırılganlık ve belirsizliğin sürdüğüne değinilen programda, AK Parti iktidarının ekonomide gerçekleştirdiği yapısal dönüşüm ve reformların ekonominin dayanıklılığını artırdığı vurgulandı.

Özellikle 2010-2011 döneminde artan cari açığı düşürmek amacıyla alınan tedbirler sayesinde cari açığın azalma eğilimine girdiğine işaret edilen programda, bu eğilimin 62. Hükümet döneminde de devam etmesi yönünde gerekli yapısal tedbirlerin alınmasına devam edileceği belirtildi.

Yurt içi ve yurt dışındaki talebin bu yıl büyümeye katkı sağlamasının beklediğine yer verilen programda, üretim ve ihracatın artırılması için uygun finansman sağlamaya yönelik çabaların devam edeceğine değinildi. Programda, şunlar kaydedildi:

"Önümüzdeki dönemde temel amacımız, istikrarlı ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak, istihdamı artırmak, cari açığı kontrol altında tutmak, mali dengeleri sağlamlaştırmak, fiyat istikrarını sağlamak ve finansal istikrarı korumaktır. 12 yıllık kazanımlarımızdan hareketle, 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyoruz. Özel sektörümüzü teşvik edecek ve müteşebbislerimizin önünü açacak politikaları uygulamaya devam edeceğiz. Bunun için makroekonomik istikrarın sürdürülmesinin yanında, ekonominin dış etkenlere karşı dayanıklılığını artıracak, mal ve hizmet sektörlerinde rekabet ve verimlilik artışlarını sağlayacak, ucuz finansman kaynaklarına ulaşımı kolaylaştıracak makro ve mikro politikalara öncelik verilecektir.

2023 hedeflerine ulaşma doğrultusunda mali disiplin, enflasyonla mücadele ve istihdam esaslı yüksek ve sürdürülebilir büyüme konusundaki kararlılığımızı sürdüreceğiz. Sermaye hareketlerinin ve ticaretin serbest olmasını savunmaya devam edeceğiz. Yoksulluk ve fakirlikle mücadelede uyguladığımız güçlü sosyal politikalarla başlattığımız sosyal restorasyon sürecine devam edeceğiz. Makro-parasal dengeleri göz önünde bulundururken, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını da dikkate alan uygulamaları sürdüreceğiz."

Popülist politika yok

Türkiye için kamu borcunun risk alanı olmaktan çıktığı vurgulanan programda, borç stoku oranının düşürülmesine ilişkin politikaların devam edeceği belirtildi. Programda, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine rağmen kamu maliyesine yük getirecek herhangi bir popülist politikanın devreye sokulmadığı, 2015 genel seçiminde de bu anlayışın süreceği ifade edildi.

Programda, bu dönemde gelir politikaları açısından temel önceliklerin vergilemede adalet ve etkinliğin artırılması, istihdamın ve yatırımların teşviki, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması, rekabetin geliştirilmesi, tasarruf oranlarının artırılması, şirketlerin öz sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve daha etkin vergi sisteminin oluşturulması olacağı vurgulandı.

Ekonomide atılacak adımlar

Programa göre, ekonomi alanında atılacak bazı adımlar şöyle:

- Vergi mevzuatının sadeleştirilmesi ve anlaşılır kılınması, vergi tabanının genişletilmesi ve vergilemenin daha adil olmasına yönelik çalışmalara devam edilecek.

- Kamu harcamalarının finansmanında doğrudan vergilerin ağırlığının artırılması sağlanacak.

- Genel yönetim sektörü cari harcamalarının 3'er aylık dönemler itibarıyla raporlanmasına ilişkin çalışmalar yapılacak.

- Başta Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi olmak üzere, bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmayı hedefleyen ekonomik ve sosyal altyapı projelerine önem verilecek.

- 2014-2018 döneminde kamu yatırımları 350 milyar doları aşacak.

- Önümüzdeki dönemde ulaşımdan eğitime, sağlıktan enerjiye, tarımdan savunma sanayine kadar başlatılan büyük projeler tamamlanacak ve yeni projelere başlanacak. Projelerin inşasında yüz binlerce kişi istihdam edilecek.

62. Hükümetin Programı'nda kayıtdışılıkla mücadele için yeni bir eylem planı yürürlüğe koyulacak. İlgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla elektronik ortamda bilgi ve veri paylaşımı yapılarak, elde edilen veriler bilişim teknolojileri vasıtasıyla çapraz kontrollere tabi tutulacak.

Ekonomi politikalarının "Güçlü Ekonomi" başlığı altında ele alınan programa göre, kamu ve özel sektördeki engelli kontenjanlarının doldurulmasına yönelik tedbir alınmasına devam edilecek.

İş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılması için iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması ile çalışan ve işverenlerin bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetler sürdürülecek.

En kısa sürede madenIerde Sağlık ve Güvenlik hakkındaki 176 sayılı ILO Sözleşmesi ile İnşaatlarda Sağlık ve Güvenlik hakkındaki 167 sayılı ILO Sözleşmesinin onay işlemleri de tamamlanacak.

TBMM'ye sunulan ve halen görüşmeleri devam eden "İş Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı" ile alt işveren işçilerinin sendikalaşma, toplu sözleşmelerden yararlanma, yıllık izin, maaş güvencesi, kıdem tazminatı ve çalışma sürelerine ilişkin sorunlarını gideren düzenlemeler hayata geçirilecek.

Söz konusu kanunla, yer altı işlerinde çalışan işçiler bir gün bile çalışmış olsalar iş güvencesinden yararlanabilecek. Bu kişilere zorunlu haller dışında fazla çalışma yaptırılamayacak, 4 gün fazla yıllık ücretli izin kullandırılacak, haftalık azami çalışma süresi 36 saat, günlük çalışma süresi 6 saati aşmayacak. Yeraltında çalışanların emeklilik yaş haddini 55'den 50'ye düşürülecek. Yeraltında fiilen çalışmadıkları süreleri de fiili hizmet zammı süresine dahil edilecek.

Belirli bir dönem boyunca çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatına uyduğu tespit edilen, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alan ve kayıtdışı işçi çalıştırmayan işverenler için bu durumlarını gösteren ve ödüllendiren düzenlemeler yapılacak.

Kayıtdışıyla mücadelede yeni eylem planı

Kayıtdışılıkla mücadele için yeni bir eylem planı yürürlüğe koyulacak. İlgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla elektronik ortamda bilgi ve veri paylaşımı yapılarak elde edilen veriler bilişim teknolojileri vasıtasıyla çapraz kontrollere tabi tutulacak. Böylece, denetimlerin etkinliği ve sayısı artırılarak kayıtdışı istihdamla daha kararlı bir şekilde mücadele edilecek.

2015-2018 yıllarını kapsayacak yeni Sanayi Stratejisi hazırlıklarına başlandı. Türkiye'nin, Sanayi Stratejisinde öngörüldüğü üzere 2023 yılında Avrasya'nın üretim üssü olması hedeflenirken, bu amaçla, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payını artırarak imalat sanayisinde dönüşüm gerçekleştirilecek.

Bu dönüşümle, Türkiye'de girişimcilik gücü yüksek, finansal piyasalara kolay erişebilen, yenilikçi, rekabetçi, yüksek katma değer ve istihdam yaratabilen, ortak çalışma kültürünü benimsemiş işletmelerden oluşmuş bir sanayi yapısı hedefleniyor.

Yatırım ortamı iyileştirilecek

Uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik ilgilerini somut yatırımlara dönüştürmek üzere yürütülen yatırım ortamı ve teşvik sistemi tanıtım faaliyetleri sürdürülerek, Türkiye'nin yatırım yapılabilir ülke algısı daha da güçlendirilecek.

Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlarının yanı sıra, girişimcilerin yurt dışında yaptığı yatırımlara da uluslararası hukuk çerçevesinde önemli güvenceler sağlayan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ağının geliştirilmesi için çalışmalar yapılacak.

Bu hedeflere ulaşabilmek için yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesine devam edilecek, rekabet gücünü artıracak şekilde alt yapı güçlendirmeleri sürdürülecek.

Yeni yatırım teşvik sistemi geliştirilerek, uygulamaya devam edecek. Yenilikçi fikirlere dayalı, katma değeri yüksek, markalı ürün ve hizmetlerin üretim ve pazarlama süreçleri desteklenecek. Dış pazar çeşitliliği ve bölgesel üretim kapasitelerinin geliştirilmesiyle istikrarlı yüksek büyüme sağlanacak.

Elektrikli araç teknolojileri desteklenecek

Programa göre, Patent Kanunu'nun yasalaştırılması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde elektrikli araç teknolojileri desteklenmeye devam edilecek. Bu amaçla Hibrit ve Elektrikli Araç Araştırma Merkezi kurulacak.

Dünya piyasalarında yer bulabilen Türk Malı otomobilin üretilebilmesi için gereken destek ve teşvik mekanizmasını harekete geçirecek, Türkiye'nin çeşitli alanlardaki ihtiyacını karşılamak üzere çok amaçlı hava araçlarının üretilmesi desteklenecek.

2015 sonuna kadar 13 adet Organize Sanayi Bölgesi projesi ile 9 adet Küçük Sanayi Sitesi projesinin tamamlanması hedefleniyor.

Bilişim sektöründe ülkeyi Ar-Ge ve inovasyon üssü haline getirecek, 3 milyon metrekare alan üzerine Kocaeli'nde kurulmuş Bilişim Vadisi'nde 2015 yılında Ar-Ge firmalarına yer tahsisine başlanılacak.

Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesinde 2015 yılında yatırımcılara yer tahsisi yapılması hedefleniyor.

KOBİ'lere destek devam edecek

Esnaf, sanatkar ve KOBİ'lere önem verilmeye devam edilecek, kredi ve finansman şartlarının iyileştirilmesi, vergi, istihdam ve diğer yükümlülüklerin azaltılması, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesi, yenilikçilik ve girişimciliğinin geliştirilmesi, altyapı, kümelenme ve ortaklık faaliyetleri desteklenecek.

KOBİ'lere yönelik KOBİ borsalarına açılma faaliyetlerini destekleyecek, Kredi Garanti Fonu'nun kefalet sağladığı KOBİ sayısı artırılacak. Girişim sermayesi fonları yaygınlaştırılacak.

Helal belgelendirme

Dünyadaki helal belgelendirme ihtiyaçlarını karşılamak üzere İslam İşbirliği Teşkilatı-İslam Ülkeleri Standardizasyon ve Metroloji Enstitüsü kapsamındaki uluslararası helal belgelendirme ve akreditasyon faaliyetleri başlatıldı.

Milli işletim sistemi PARDUS'un önümüzdeki dönemde kamu kurumlarında ve özel sektörde kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Ar-Ge harcamaları artacak

Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı 2023 yılında yüzde 3 olacak. Ar-Ge harcamalarının üçte ikisinin özel sektör tarafından yapılması hedeflenecek.

Önümüzdeki dönemde, başta otomotiv, makine ve imalat teknolojileri, bilgi ve iletişim teknolojileri ile sağlık gibi alanlardaki araştırma altyapılarını oluşturmaya ve araştırmacı insan gücünü yetiştirmeye daha da önem verilecek. Bu çerçevede, 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun ile araştırma altyapıları performans esaslı olarak destekleyerek, özel sektörle yakın işbirliği içinde çalışan yapılar haline getirilecek. Ar-Ge ve yenilik projelerini teşvik edecek, araştırma sonuçlarının ticari ürün ve hizmete dönüşümüne öncelik verilecek.

Ülke açısından önem taşıyan enerji, sağlık, havacılık ve uzay, otomotiv ve raylı sistemler ile savunma sektörlerinde uluslararası rekabetçi teknolojik ürün ve markaların ortaya çıkarılmasını ivmelendirmek için Öncelikli Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme Programı uygulamaya geçirilecek. Üniversitelerin, Teknoloji Transfer Ofisi desteklemeleri önümüzdeki dönemde artırılacak.

Kamu-üniversite-sanayi işbirliğini gerçekleştirmek, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği Strateji Belgesi önümüzdeki dönemde yürürlüğe konulacak.

Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme ve Yerli Üretim Programı hayata geçirilecek. Kamu alımları yoluyla teknoloji transferini sağlamak ve yerli üretim yeteneğini artırmak amacıyla Sanayi İşbirliği Programı uygulanacak.

Gelecek yıl Kocaeli ve Kayseri olmak üzere, 2023 yılına kadar 81 ilde bilim merkezi açılacak.

62. Hükümet programında, "Yargı ve güvenlik bürokrasisini ve sivil toplumun çeşitli kesimlerini tesiri altına almaya çalışan yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabalarıyla, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleriyle, milli güvenliği tehdit eden faaliyetleriyle ve artık eski dönemlerde kalması gereken vesayetçi anlayışıyla, milli iradeden aldığımız güçle, hukukun içinde kalarak mücadele etmeye devam edeceğiz" denildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 62. Hükümet programını TBMM Genel Kurulu'na sundu.

Hükümetlerinin bütün gaye ve hedefinin, ülkenin yönetilmesinin ve ülkeyi yöneten iradenin denetlenmesinin, siyaset mekanizmaları yoluyla, milli iradeye dayalı şekilde gerçekleştirilmesi olduğu kaydedilen programda, bu mücadele neticesinde, Türkiye'nin tarihin de hiç olmadığı kadar demokratikleştiği, sorunlarının üzerine cesaretle gider hale gelindiği ve siyaset mekanizmasının önündeki engelleri kaldırılarak siyasi, ekonomik ve demokratik bir istikrara kavuştuğu belirtti.

Türkiye'nin normalleşmesi ve demokratikleşmesi yolunda atılan adımların, bu çerçevede gerçekleştirilen reformların bir yandan toplumun önünü açmaya, halkın yargıya ve adalete güvenini tesis etmeye, diğer yandan da geçmiş dönemlerde olduğu gibi herhangi bir kurumun veya kuruluşun siyasi iradeyi zaafa uğratmasını engellemeye dönük olduğu belirtilen programda, şu ifadelere yer verildi:

"Bu kapsamda, hükümetlerimiz, vesayetçi aktör ve kurumların siyaset üzerindeki nüfuzunu kırmak üzere kararlı bir irade sergilemiş ve siyasal sistemi demokratikleştirme hedefinde ciddi ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak, geleneksel vesayetçi aktör ve kurumlarla yürüttüğü mücadele neticesinde hükümetlerimiz, milli iradeye dayalı demokratik bir siyasal sistemi inşa etme hedefine odaklanmışken, 7 Şubat, 17-25 Aralık hadiseleri ve takip eden gelişmelerle yeni bir vesayet odağının saldırılarına maruz kalmıştır. Yargı ve güvenlik bürokrasisini ve sivil toplumun çeşitli kesimlerini tesiri altına almaya çalışan bu yeni vesayet odağının siyaseti kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabalarıyla, bürokrasi içinde şeffaflığı yok eden gayretleriyle, milli güvenliği tehdit eden faaliyetleriyle ve artık eski dönemlerde kalması gereken vesayetçi anlayışıyla, milli iradeden aldığımız güçle, hukukun içinde kalarak mücadele etmeye devam edeceğiz. Ne amaçla olursa olsun, hiç bir çeteleşmeye müsaade etmeyeceğiz. Bu yeni vesayet odağının, toplumu, siyaseti ve devleti baskı altına almasına ve ulusal güvenliğimizi tehdit etmesine izin vermeyeceğiz."

"Ulusal güvenlik sorununa dönüştü"


Uluslararası bağlantıların da değerlendirildiğinde, bu yapılanmaların sadece AK Parti hükümetlerine yönelmiş bir tehdit olarak değil, devletin varlığına kast eden, onun yapısını çökertmeyi hedefleyen bir ulusal güvenlik sorununa dönüştüğü belirten programda, "Bu tür teşebbüsleri, geçmişteki vesayet odaklarının oluşturdukları kadar tehdit olarak görüyor ve her türlü vesayete karşı mücadelemiz çerçevesinde ele alıyoruz. Bu konuda kararlı ve dirayetli duracağımız konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın" denildi.

Güvenlik hizmetlerinin, ileri bir demokrasi hedefine ulaşmak amacıyla temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz bir biçimde kullanılabilmesi ve garanti altına alınabilmesi için ihtiyaç duyulan temel kamu hizmeti" olarak tanımlandığı programda, AK Parti iktidarları döneminde güvenlik hizmetinin bütüncül bir yaklaşımı içeren stratejik bir anlayışla ele alındığı ifade edildi. 62. Hükümet programında, AK Parti iktidarlarında çok yönlü güvenlik politikalarının uygulamaya konulduğu vurgulandı.

"Toplumsal barışı ve huzuru geliştirmenin gayreti içinde olduk"

Hükümet programında, güvenlik hizmetini toplum desteğini içeren bir zihniyetle yeniden tasarlayıp, hizmetlerin sunumunda insan odaklı bir yaklaşım benimsendiğine işaret edilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Kaygılar ve korkularda şekillenen güvenlik yaklaşımını vatandaşa güven temelinde yeniden ele alarak, devlet-toplum-fert ilişkisini güçlendirecek bir yaklaşımı öne çıkardık. Asayiş olaylarından terörle mücadeleye kadar her alanda daha etkin ve sonuç alıcı güvenlik politikalarını hayata geçirerek, hem ülkemizin güvenliğini en üst düzeyde tesis etmenin, hem de toplumsal barışı ve huzuru geliştirmenin gayreti içinde olduk."

AK Parti hükümetlerinin güvenlik hizmeti alanındaki geçmişte yaptığı çalışmaları ve yasal düzenlemeleri hakkında bilgi verilen programda, "Uluslararası ve bölgesel teröre destek veren çevre ve odaklarla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla mücadele edeceğiz. Coğrafyamızda hangi nedene dayanırsa dayansın ve kimden gelirse gelsin terörün karşısında ilkeli duruşumuzu sürdüreceğiz" denildi.

Suçla mücadelede temel politikaların suçları işlenmeden önce önleyebilmek olduğu belirtilen programda, önleyici kolluk hizmetlerine büyük önem ve öncelik verildiği ifade edildi.

AK Parti hükümetlerinin uyguladıkları politikalarla, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSTAT) tarafından yayınlanan verilere göre Türkiye'nin, Avrupa'nın suç oranı en düşük ülkeleri arasında yer aldığı belirtilerek, suç aydınlatma oranları açısından da Avrupa'nın önde gelen ülkeleri arasında olduğu vurgulandı.

Uyuşturucu ile mücadeleye yönelik güvenlik önlemleri artırılarak, bu alandaki suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla gidileceğinin aktarıldığı programda "Uyuşturucu maddelerin yasadışı imal, ticaret ve kullanımıyla mücadelede personel ve teknik kapasite güçlendirilecektir. Uyuşturucu ile mücadelede faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki koordinasyon geliştirilecek, çevre ülkelerle ve uluslararası alandaki işbirliği artırılacaktır. Bu kapsamda yeni ortaya çıkan zararlı maddeler hızla tespit edilecek ve hukuki açıdan suç tanımına dahil edilip etkin tedbirler alınacaktır" ifadeleri yer aldı.

"Profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının kurulması için çalışmaları sürdürüyoruz"

Sınır güvenliği alanında çalışan birimlerin idari ve teknik kapasitelerini arttırmaya yönelik Avrupa Birliği katkısıyla çeşitli projeler yürütüldüğü aktarılan hükümet programında, "Sınırlarımızın korunmasından sorumlu olacak yeni, profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının kurulması için çalışmaları sürdürüyoruz. AK Parti iktidarı, güvenlik alanında organize suç örgütleriyle, çetelerle, illegal yapılarla etkin bir mücadele yürütmüştür. Ülkemizde, geçmişte görülen mafya ve çete örgütlenmeleri önemli ölçüde çökertilmiştir" denildi.

Programda şu değerlendirmeler yer aldı:

"Hükümet olarak demokratik hukuk devletinde asla kabul edilemez olan insan hakları ihlallerinin üzerine şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük bir kararlılıkla gidilecektir. Hükümetimizin esas aldığı, işkenceye sıfır tolerans ilkesi kararlılıkla uygulanmaktadır. Artık Türkiye işkence ile anılan bir ülke olmaktan çıkmıştır. Bütün polis merkezleri ve jandarma karakolları gerçek anlam da modernize edilmiş, şeffaf hale getirilmiştir. Bu merkezlerin, güvenlik birimlerimizin topluma açılan pencereleri olduğu gerçeği ile bütün personel yeniden eğitilmiş, gelen vatandaşa nasıl davranılacağı yeniden tanımlanmış, bütün nezarethaneler evrensel insan hakları standartlarına uygun hale getirilmiştir. Uyguladığımız başarılı güvenlik politikaları sonucu gelinen nokta, vatandaşlarımız tarafından da takdirle karşılanmaktadır. 2013 yılında TÜİK tarafından yapılan Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, kamu hizmetleri sıralamasında vatandaşlarımızın en fazla memnun olduğu asayiş hizmetleri olmuştur ve yüzde 79,4 ile birinci sırada yer almıştır. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da bireylerin, kurumların ve mülkiyetin güvenliğini, özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengeyi dikkate alarak, insan haklarını ve evrensel değerleri esas alan bir asayiş ve güvenlik ortamının sağlanması temel amacımızdır. Özellikle mafya, çeteler ve organize suç örgütleri ile başarılı mücadelemiz sürecektir. Vatandaşlarımız için baskı ve tehdit oluşturabilecek bütün yapıların üzerine kararlı bir şekilde gidilecektir."

62. hükümet programında terörizm, örgütlü suçlar, siber suçlar, narkotik suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede ulusal ve uluslararası kuruluşlar arasında ki işbirliğinin güçlendirileceği, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu suçlarla ilgili kararlı mücadelenin devam edeceği belirtildi. "Önleyici ve koruyucu güvenlik hizmetlerine öncelik verilecek ve risk yönetimine geçilerek, vatandaşla kolluk güçleri arasındaki ilişki güven esasına dayalı olacaktır" denilen programda, güvenlik kuruluşlarının personelinin nitelik ve nicelik bakımından iyileştirilerek verimliliğin artırılacağı kaydedildi, vatandaşın kamu güvenliğine duyarlılığı artırılarak, toplum destekli kolluk yaklaşımının geliştirileceği bildirildi.

"Kolluk teşkilatlarının fonksiyonları gözden geçirilecek"

Güvenlik hizmetlerinde şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirliği artıracak mekanizmaların etkili bir şekilde kullanılacağının da yer aldığı programda "Kolluk teşkilatlarının fonksiyonları gözden geçirilecek, kamu yararı ve kolluğun asıl misyonu gözetilerek yeniden düzenlenecektir. Bu bağlamda, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, özellikle kadın, çocuk, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın güvenlik hizmetlerine erişimini kolaylaştıran politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz" denildi.

Yolsuzluklara karşı sıfır toleranslı Türkiye

AK Parti hükümetlerinin içe kapalı, halka tepeden bakan ve sorun üreten değil, halktan aldığı yetki ve güçle halkın taleplerine dayalı olarak sorun çözen bir anlayışı benimsediğine işaret eden programda, vatandaşların hayatını kolaylaştırmayı, temel hak ve özgürlüklerin kullanımının önündeki engelleri kaldırmayı kamu yönetiminin ana misyonu olduğu vurgulandı.

Programda, "Her alanda olduğu gibi yönetim konusunda da güven kavramına büyük önem veriyoruz. Yönetimde keyfiliğe, her türlü ayrımcılığa ve adaletsizliğe karşıyız. Yönetimde şeffaflıktan, hesap verebilirlikten, öngörülebilirlikten ve her kademede katılımcılıktan yanayız" ifadelerine yer verildi.

Vatandaş ve sonuç odaklı yönetim anlayışının gelecek dönemde de hız kesmeden devam edeceğini kaydeden programda, "İdarenin bütünlüğü ilkesinden hareketle, bir yandan yerel yönetimleri hizmet odaklı bir anlayışla daha da güçlendirirken, diğer yandan merkezi idarenin strateji geliştirme, standart koyma, izleme ve denetleme fonksiyonlarını geliştireceğiz. Merkezi idare reformlarımızda temel aldığımız ilke, merkezin görev ve yetkilerini tarif etmek, kalan bütün konularda yerel yönetimleri yetkilendirmektir. Yerel düzeyde ise değişik hizmet birimleri arasında tamamlayıcılık esas olacaktır" değerlendirmesinde bulunuldu.

"Yolsuzlukla mücadele temel gayelerden birini teşkil etmektedir"

Geçen dönemde yolsuzlukla kararlılıkla mücadele edildiği ve bu alanda önemli uluslararası sözleşmeye taraf olunduğu ifade edilen programda, şu ifadelere yer verildi:

"Yine, siyasal hesap verebilirlik, şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele, demokrasi ve siyasal mücadelemizin temel gayelerinden birini teşkil etmektedir. Bu aynı zamanda Türkiye'nin geçtiğimiz 12 yılda kat ettiği ekonomik kalkınmanın sürdürülmesinin olmazsa olmaz koşullarından birini oluşturmaktadır. Bizden önceki dört hükümetimiz döneminde Türkiye'nin ekonomik kalkınma ve refah alanında sınıf atlaması ancak şeffaftaşma ile yolsuzlukla mücadele konusunda hükümetlerimizin ortaya koyduğu kararlılık ve dirayet sonucunda gerçekleşmiştir. Türkiye, Uluslararası Saydamlık Örgütü tarafından yayınlanan Yolsuzluk Algılama Endeksinde 2003 yılında 133 ülke arasında 77'inci sırada yer alırken, 2013 yılında 50'inci sıraya yükselmiştir. Bu yöndeki çabalarımız 62. Hükümet döneminde de kapsamlı bir strateji çerçevesinde, kararlılıkla ve kesintisiz devam edecektir. Hükümetimiz, Türkiye'nin 2023 yılında amaçladığı ekonomik ve siyasal açıdan öngörülebilir, şeffaf, demokratik manada tahkim edilmiş ve yolsuzluklara karşı sıfır toleranslı Türkiye hedefine yönelik mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir."

"E-devlet büyük oranda tamamlanacak"

Büyüme ve istihdam odaklı hazırlanan 2014-2018 dönemini kapsayan yeni Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı'nın hayata geçirileceği, bilgi toplumuna dönüşüm alanındaki yatırımlara daha da ağırlık verileceği ifade edilen programda, bu hükümet döneminde kamunun e-dönüşümünün (e-devlet) büyük oranda tamamlanacağı bildirildi.

62. hükümet programında, şunlar kaydedildi:

"Tüm vatandaşlarımıza Elektronik Kimlik Kartı dağıtımını gerçekleştireceğiz. Elektronik Kimlik Kartı, kamu hizmetlerinin sunumunda kimlik doğrulama işlemleri için kullanılacak; vatandaşlarımız kamu hizmetlerine 7 gün 24 saat evlerinden ve işyerlerinden ulaşabilecektir. Bu uygulama ile aynı zamanda kamu hizmetlerinde ve harcamalarında daha şeffaf bir yapı oluşturacağız. 2015 yılında, en gelişmiş güvenlik öğelerini içinde barındıran kimlik kartlarını üretip en kısa zamanda vatandaşlarımıza dağıtımını yapacağız."

Programda, ülke genelinde kısa sürede ortak bir standarda kavuşturulmuş coğrafi bilgi sistemi altlığını hazır hale getirileceği, kamuda "kağıtsız ofis" döneminin başlayacağı ifade edildi.

"Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında sağlıklı bir işbirliği ve koordinasyon"

62. Hükümetin yerel yönetimlere yönelik bakışının da aktarıldığı programda, şu değerlendirmeler yer aldı:

"Türkiye'nin merkezi üniter devlet yapısını vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruyan bir yapı olarak görüyoruz. Merkezi devlet ile çelişmeyecek ve onu tamamlayacak bir yerel yönetim sistemini aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve kamu hizmet sunumunda etkinliği sağlamanın bir aracı olarak görmekteyiz. Bu kapsamda hükümetimiz merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında sağlıklı bir işbirliği ve koordinasyonu esas almakta, yerel nitelikteki her türlü kamu hizmet sunumunun asıl sunucusunun da yerel yönetimler olması gerektiğini düşünmektedir. Yerel yönetimlerde insan ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışına sahibiz. Partimizin programında yer aldığı üzere, daha önceki dört AK Parti hükümetinde olduğu gibi, bu hükümet döneminde de çağımızın bir gereği ve ileri demokrasinin temel şartı olan yerelleşme ve yerel yönetimlerin devlet yapısı içerisindeki ağırlığını artırmaya yönelik faaliyet ve çabalarımız aynen devam edecektir.

Ulusal öncelikler ile yerel farklılıklar barıştırılarak kamu hizmetlerinin yerinden karşılanması temel ilke olmaya devam edecek, merkezi yönetim tarafından yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetler yerel yönetimlere devredilecektir. Yerel tercihler dikkate alınarak sağlık, eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma, turizm, çevre köy hizmetleri, tarım, hayvancılık, imar ve ulaşım hizmetlerinde yerel yönetimlerin etkinliğinin artırılmasına yönelik çabalarımız devam edecektir."

Mahalli idarelerin daha etkin, hızlı ve nitelikli hizmet sunabilen, katılımcı, şeffaf, çevreye duyarlı, dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçlarını gözeten ve mali sürdürülebilirliği sağlamış bir yapıya kavuşturulması amacıyla düzenlemeler yapılacağı aktaran programda, yerel yönetimlerin başta öz gelirleri olmak üzere finansman ve hizmet imkanlarını kuvvetlendirileceği bildirildi.

Programda hazırlıkları büyük oranda tamamlanan Köy Kanunu'nun da bu dönemde yenileneceği, köy yönetimleri güçlendirilerek köy yerleşim yerlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanacağı kaydedildi.

"Dezavantajlı grupların, hizmetlere eşit ve adil ulaşımını savunmaya devam edeceğiz"

AK Parti'nin kapsamlı ve insani bir kalkınma anlayışına sahip olduğunun altı çizilen programda, yeni hükümetin önündeki hedefin en üst kategori olan çok yüksek insani gelişme eşiğini aşmak olduğu belirtildi.

Programda, gelişmiş ülkelerde toplumun ancak bir kısmının satın alabildiği hizmetlerin, Yeni Türkiye'de halkın tamamına büyük ölçüde bedelsiz sunulduğuna işaret edilerek, "Hükümetimiz, dezavantajlı grupların, hizmetlere eşit ve adil bir şekilde ulaşımını bir demokratikleşme şiarı olarak savunmaya devam edecektir" denildi.

Hükümetin insana yatırıma temel önceliği vereceği, bu alanda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağı, eğitim sisteminin okul öncesinden yükseköğretime, her kademede erişim ve süre bakımından geliştirmesinin yanı sıra, eğitimin çok boyutlu olarak kalitesini artırma çabasının süreceği belirtilen programda, şöyle devam edildi:

"Yeni Türkiye'de fikirlerini özgürce ifade eden, inancını özgürce yaşayan, başkasının fikrine ve inancına saygı gösteren bireyler, bilgi toplumu şartlarında teknolojik gelişimi ve yeniliği üreten insanlar olacaklardır. Sosyal adalet, fırsat eşitliği, dayanışma gibi değerler çerçevesinde, toplumun her kesimini kapsayan bir kalkınma süreci hayata geçirilecektir. Bu kapsamda özellikle kadınlarımızın ve genç nesillerin kalkınma sürecine çok daha yoğun katılımı için çaba sarf edilecektir."

"Ezber bozan yaklaşım bundan sonra da devam edecek"

Türkiye'ni Avrupa, Asya ve Afrika bağlantılı eşsiz coğrafyası ile kıtaların, ticaret ve enerji yollarının, kültürel etkileşimlerin kavşağında olduğuna işaret edilen programda, "Ulaşım ve enerji sistemlerinin entegrasyonu, kurumsal ve yasal altyapının geliştirilmesi ile bu coğrafi konum, daha fazla katma değere ve nitelikli bir kalkınma sürecine dönüştürülecektir. Bugüne kadar izlediğimiz ezber bozan yaklaşım bundan sonra da devam edecek ve doğal coğrafi havzamız ile çok boyutlu ve katmanlı ilişkiler geliştirilecektir. Esas itibarıyla normalleşme süreci devam edecektir. Belli bir bölge veya ülke ile geliştirdiğimiz ilişki diğerinin alternatifi olarak görülmeyecek, sinerji oluşturan tamamlayıcı ilişkiler güçlendirilecektir" değerlendirmesinde bulunuldu.

Bölgede yaşanan siyasi dönüşüm ve çatışma süreçlerinin er veya geç yerini yeni bir ortama bırakacağına işaret eden 62. Hükümet programında, şu ifadelere yer verildi:

"Bu süreçte hükümetimiz insani, ahlaki ve uluslararası hukuka dayalı duruşunu devam ettirirken, sorunların en kısa sürede ve kalıcı çözümü için gerçekçi politikalar geliştirme çabasını sürdürecektir. Dış politikamız da esasen bu temele dayanmaktadır. Bölgemizde yaşanan birçok sorunun temelinde yönetim krizleri, etnik veya mezhebi çatışmalar rol oynamaktadır. Kendi içinde insani kalkınmasını hızlandırmış, değişik dinlerden, mezheplerden ve etnik yapıdan insanları demokratik hukuk devleti çerçevesinde bir arada yaşatabilen yeni Türkiye, bölgemiz için her bakımdan örnek bir ülke olacaktır. Siyasi sınırlara saygı duyarak, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda sınırları geçişken kılan politikalarımız, bölgesel ve küresel barışa hizmet edecek, ülkemizin ve coğrafyamızın refahını artıracaktır. İçinde bulunduğu coğrafyada tarihi bağları ve ağırlığı olan bir ülke olarak Türkiye, kalkınma sürecini coğrafyasına yayacak ve aynı coğrafyanın enerjisinden istifade edecektir."

Tamamlayıcı emeklilik sistemi

62. Hükümet Programı'nda, çalışanların emekli olduklarında oluşabilecek gelir kayıplarını en aza indirmek amacıyla tamamlayıcı emeklilik sistemini kurup yaygınlaştıracakları ifade edildi.

TBMM Genel Kurulu'nda Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sunumunu yaptığı , 62. Hükümet Programı'nda sosyal güvenlik alanında, Kasım 2002'de hükümet olarak söz verdikleri tüm nüfusu ve tüm riskleri güvence altına alan ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturma hedeflerini gerçekleştirdikleri bildirildi.

Bu alanda yapılan reformların anlatıldığı programda, yeni dönemde sosyal güvenlik sisteminin nüfusun tamamını kapsayacak bir yapıya kavuşturulmasının temel hedefleri olduğunu belirtildi.

Sosyal güvenlik ve sağlık politikalarını ekonomi, istihdam ve sosyal yardım politikalarıyla uyumlu şekilde yürütmeye devam edeceklerinin kaydedildiği programda, "Çalışanların emekli olduklarında oluşabilecek gelir kayıplarını en aza indirmek amacıyla tamamlayıcı emeklilik sistemini kurup yaygınlaşmasını sağlayacağız" ifadesi kullanıldı.

Hükümetin sosyal politika ve yoksullukla mücadeleye özel önem verdiği vurgulanan programda, dar gelirli ailelere ve bireylere el uzattıklarını, sosyal yardımlarla yılda yaklaşık 3 milyon haneye ulaştıklarını, 100 milyar liralık sosyal yardım harcaması yapıldığı belirtildi.

Sosyal Konut Programı ile 2010 yılından bu yana 20 bin yoksul vatandaşı ev sahibi yaptıkları, barınma yardımları ile her yıl 7 bin kişiyi destekleyerek insan onuruna yaraşır mekanlar temin ettikleri ifade edildi.

"65 doların altında bir gelirde yaşamak zorunda olan vatandaşımız kalmayacaktır"

AK Parti iktidarı döneminde uyguladıkları sosyal politikalar sonucunda gelir dağılımının düzeltilmesi konusunda çok önemli mesafeler kat ettikleri belirtilen programda şunlar kaydedildi:

"2002 yılında kişi başına aylık 30 doların altında bir gelire sahip 136 bin kişi varken, 2012 yılında 30 doların altında bir gelire sahip nüfus kalmamıştır. Aylık 65 doların altında bir gelirde yaşayan nüfus 2002 yılında 2,1 milyon kişi iken, 2012 yılında 46 bin kişiye düşürülmüştür. 129 doların altında bir gelirde mutlak yoksulluk düzeyinde yaşamak zorunda kalan kişi sayısı 2002'de 20,7 milyon iken, bu sayıyı 2012 yılında 1,7 milyona indirdik. 2012 yılında, kayıtlı çalışan yoksul vatandaşları da sosyal yardımlarla desteklemeye başladık. Sosyal Yardım Kartı ile 2 milyon vatandaşımıza ulaşarak bankamatik kartları ile yardım almaları ve alışveriş yapmalarını sağladık. 600 bin vatandaşımızı, sosyal yardım ödemelerine ilişkin kısa mesaj servisi ile düzenli olarak bilgilendirdik. Yardım alma kuyruklarını ortadan kaldırdık Konutunda sosyal yardım ve emekli maaşı ödenmesini talep eden vatandaşlarımıza evlerinde ödeme yapmaya başladık.

2015 yılına kadar aylık 65 doların altında bir gelirde yaşamak zorunda olan vatandaşımız kalmayacaktır. 2023 için temel hedefimiz; hak ve sorumluluk temelli aileyi merkeze alan bütüncül sosyal politikalarla mutlak yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaktır. Sosyal destek ve hizmet alanında Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) modeli çerçevesinde sağlık, istihdam ve eğitim hizmetlerini aile odaklı bir sistemle ele alacağız. ASDEP modeli ile hizmete ulaşamayan vatandaşlarımızın sorunları hane ziyaretleri ile tespit edilecek ve çözülecektir. Aile yapımız, bizim diğer toplumlardan en büyük fark ve üstünlüklerimizden birisidir. Önümüzdeki dönemde ailenin korunması ve güçlendirilmesi sosyal politikalarımızın merkezinde olacaktır. Bu kapsamda, genç nüfus yapımızın korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve aile refahının artırılmasına yönelik eylemler hayata geçirilecektir.

Engelliler, yaşlılar, korunmaya muhtaç çocuklar, şehit aileleri, gazi ve malullerimiz AK Parti iktidarlarının özel önem atfettiği kesimlerdir. Bu kesimlerimizi anayasal ve yasal güvenceye kavuşturarak her türlü sağlık, rehabilitasyon, eğitim ve bakım hizmetlerini sağladık; insanca yaşayabilmeleri için gelir ve öncelikli olarak iş ve meslek sahibi olmaları ve kendilerini asla kimsesiz ve desteksiz hissetmemelerini temin ettik. Bundan sonra da desteğimizi artırarak sürdüreceğiz. Özel ilgi bekleyen kesimleri toplumun saygın, aktif ve üretken unsurları haline getirmek hükümetimizin başlıca hedefidir. Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi sosyal hizmet alanında evrensel yaklaşımlarla model ülke haline getireceğiz. Tüm yaşlılarımıza evlerinden ve sosyal çevrelerinden ayrılmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri sosyal ve ekonomik şartları oluşturmak temel hedefimizdir."

"Sosyal dışlanmışlık duygusundan kurtulacaklar"

Engelli vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırmak için kentlerimizin fiziki çevrelerini engellilere uygun hale getirmek amacıyla çeşitli projeler yürütüldüğü anlatılan programda, " Uygun büyüklükteki yerel yönetimlerin özel durumdaki engellilerin taşınması için donanımlı araç bulundurmalarını sağlayacağız. Kamu hizmet binalarıyla kültürel ve sosyal tesislerin engelli kullanımına uygun projelendirilmesini sağlayacağız. Engellilerin sosyal dışlanmışlık duygusundan kurtulduğu bir Türkiye hedefliyoruz" değerlendirmesinde bulunuldu.

Kadının bireysel ve toplumsal olarak daha da güçlenmesi için hayata geçirdikleri politikaları ve başlatılan çalışmaları kararlılıkla uygulamaya devam edecekleri, önümüzdeki dönemde kadınların karar alma mekanizmalarındaki etkinliğini artıracakları kaydedildi.

Korunmaya muhtaç çocuklara yönelik yapılan hizmetleri daha da artıracaklarını ve kalitesini daha da yükseltecekleri belirtilen 62. Hükümet Programı'nda, bu çocuklara yönelik eğitim, bakım ve sağlık hizmetlerini yaygınlaştıracaklarını ve fırsat eşitliğini güçlendirdikleri ifade edildi. 2014 yılı sonuna kadar yurtlarda 385 bin yatak kapasitesine ulaşılacağı bildirildi.

"Her alanda gerekli tedbirleri alacağız"


2002 yılında 74 olan gençlik merkezi sayısını 2014 yılında 182'ye çıkardıkları vurgulanan programda, bu sayının artırılacağı belirtildi. Üniversiteler ve meslek kuruluşları ile işbirliği içinde gençler için iş kurma ve geliştirme merkezleri kuracakları ifade edilen programda, gençler yönelik hedefler şöyle sıralandı:

"Gençlerimizi toplumun değerlerine yabancılaşmadan, bilgi ve tecrübe ile donatarak meslek sahibi ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak yetişmeleri için eğitimden istihdama kadar her alanda gerekli tedbirleri alacağız. Eğitim çağındaki gençlerimize, çalışan gençlerimize ve bilhassa eğitim ve istihdam dışında kalmış, herhangi bir kurumsal desteğe uzak olan gençlerimize yönelik sanat ve spor olanaklarını artırma, uygun şekilde rehberlik yapma ve kendilerine olan güvenlerini artırma yönünde her türlü hizmetlerimizi güçlendirecek ve gençlerimize sahip çıkacağız.

Bağımlılık yapan alışkanlıkları özendirici yayınlar ile medyada yer alan olumsuz rol modellerin ön plana çıkmasını önleyeceğiz. Ayrıca, toplumun bütün kesimlerini kapsayacak sağlıklı yaşam programlarımızı hayata geçireceğiz. Yeni dönemde madde bağımlısı, eğitimini tamamlayamamış ve uygun şekilde istihdam olanaklarına erişememiş bir tek gencimizin kalmaması nihai hedefimizdir. Sporu sadece boş zamanları değerlendirme aracı olarak değil, aynı zamanda sosyalleşmenin ve sağlıklı bir toplum olmanın da önemli bir aracı olarak görmekteyiz.

Hükümet olarak hedefimiz, sağlıklı ve hareketli bir yaşamın gereği olarak toplumda spor yapma kültürünün yerleştirilmesi, spor hizmetlerinin kalitesi ve çeşitliliği artırılarak sporun geniş kitlelere yaygınlaştırılmasıdır. Her alanda olduğu gibi, spor alanında da her geçen gün dünyadaki etkinliğimizi artırıyoruz. Bu çerçevede, uluslararası şampiyonalara ve üniversite oyunlarına başarılı bir şekilde ev sahipliği yaptık. Bundan sonra da bu tür organizasyonlara ülkemizin ev sahipliği yapması için her türlü girişimi yürüteceğiz.

Spor eğitimini okul öncesine yaygınlaştıracak ve çocuklarımızın eğitim alırken farklı spor branşlarıyla uğraşmasını sağlayacağız. 4-8 yaş arası çocukları yetenek taramasından geçirerek uygun spor dalarına yönlendireceğiz.

Sporda şiddetin ve etik olmayan davranışların azaltılması için gerekli önlemleri alacağız ve kararlılıkla uygulayacağız. Başarılı sporculara sağlanan burs imkanlarını daha da artıracağız."

Önümüzdeki dönemde başta kadim şehirler olmak üzere tüm mekanlardaki yapılaşma politikalarının, dikey değil yatay bir yapılaşma olacağı belirtildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sunduğu 62. Hükümet Programında, uzun yıllardır göç, gecekondulaşma, çarpık yapılaşma, kaynak yetersizliği, hukuki sorunlar nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayan kentleri yaşanabilir ve marka şehirler haline getirileceği kaydedildi.

Önümüzdeki dönemde başta kadim şehirler olmak üzere tüm mekanlardaki politikalarının, dikey değil yatay bir yapılaşma olacağı belirtildi.

Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik olarak, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi çalışmalarına hız verileceğini kaydedilen programda, "En temel e-Devlet projelerinden birisi olan Tapu Kadastro Bilgi Sistemi Projesi'ni (TAKBİS) tamamladık. Türkiye'nin her yerinden başka yerlerde bulunan gayrimenkullere ait sorgulamalar ile tapu kaydı alınması işlemleri kolaylıkla yapılabilmektedir. Vatandaşların tapu işlemlerini e-Devlet kapısı üzerinden yapabilmesi için çalışmalara hız verilecektir" denildi.

Kentsel dönüşümün kurumsal ve yasal yapısını tanımlayarak yeni bir dönem başlatıldığını belirtilen programda, kentsel dönüşüm kapsamında 6,5 milyon birim konutun 2023 yılına kadar dönüştürülmesi hedefi doğrultusunda çalışmalara devam edileceği açıklandı.

"Kırsal dönüşüm çalışmalarını başlatacağız"

Türkiye'yi demokraside, hukukta, ekonomide, dış politikada dünyanın en önde gelen ülkelerinden birisi haline getirmek anlamına gelen 2023 vizyonunun, yerel yönetimler için de geçerli olduğuna işaret edilen programda, "Önümüzdeki dönemde şehirlerimizin ve insanlarımızın sorunlarını çözmeye kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Büyük projelerimizi sürdüreceğiz, yeni projelere başlayacağız. Bunun yanında, katılımcı, vizyoner, girişimci belediyecilik anlayışını daha da güçlü hale getireceğiz. Bizim hedefimiz öncelikle insan dostu şehir anlayışımızı hakim kılmaktır. Kimlikli ve kişilikli şehirler oluşturarak medeni yetimizin şehir tasavvurunu ihya etmektir. Bunu yaparken en modern, en ileri tekniklerden, yöntemlerden de yararlanacağız" ifadelerine yer verildi.

Hükümet Programında şunlar kaydedildi:

"Yeni Türkiye yolunda şehirlerin alt ve üst yapıları kadar, insan boyutuna daha çok ağırlık verecek, şehrin ruha, ruhun da şehre yansıyacağı projeleri hayata geçireceğiz. Biz, sadece bugünün şehirlerine, bugünün insanına, bugünün Türkiye'sine karşı sorumlu değiliz. Bizler, bugünden yarını inşa etmenin, yarını imar etmenin sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz.

2023 yolunda hedefimiz, şehirlerimizi insan dostu, çevre dostu, estetik, katılımcı ve müreffeh marka şehirler haline getirmektir.

Bu doğrultuda, imar mevzuatını günün ihtiyaçlarına uygun olaak revize edeceğiz. Kentsel tasarım ilkelerini ve uygulamalarını; engelli, yaşlı, hareket kısıdılığı olanlar gibi özel ilgi bekleyen kesimlerin hizmetlere erişimini kolaylaştırmak üzere geliştireceğiz.

Şehirlerde kamu arazilerinin imarlı yapılaşma, ekonomik kalkınma, ortak sosyo-kültürel fayda temelinde daha aktif kullanımını sağlayacağız.

Çevreye ilişkin düzenlemeler, işlemler ve denetimleri politika ve plan kararlarına uyumlu bir şekilde yürütecek, koruma-kullanma dengesini en iyi şekilde gözeteceğiz.

Ülkemizin en büyük ağaçlandırma seferberliğini başlattık. Şehirlerimizin daha yeşil mekanlar haline gelmesi için politikalar geliştirmeye devam edeceğiz. Her ilde en az bir şehir ormanı oluşturulması projesi, her ilimizin ve ilçemizin en azından bir meydanının olması gibi şehirlerin canlılığını artıran projeleri hayata geçireceğiz.

Çarpık kentleşmeyi düzeltmek ve deprem gibi afetlere karşı hazırlıklı olabilmek için kentsel dönüşüm çalışmalarına devam edilecek ve bu süreç yerel yönetimler ve özel sektör ile sağlıklı bir şekilde yönetilerek, alt ve orta gelir grubunun konut ihtiyacının karşılanmasına öncelik verilecektir. Dönüşüm ve yenileme projeleriyle tarihi veya geleneksel kent merkezlerini, özgün kimliğini koruyarak yeniden canlandıracağız.

Yürütülmekte olan kentsel dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, yöresel dokuyu ve kimliği de yansıtan kırsal dönüşüm çalışmalarını başlatacağız.

Toplu konut uygulamalarımızın kapsamını genişleteceğiz. TOKİ'nin öncelikle nüfus artışının hızlı ve konut fiyatlarının yüksek olduğu şehirlerde ve alt ve orta gelir grubunun temel konut ihtiyacına yoğunlaşmasını temin edeceğiz. Kalkınmada öncelikli bölgelerde sosyal konut üretimine ağırlık vereceğiz."

"HES'te çevre duyarlılığı en üst düzeyde hayata geçirilecek"

Programda, SUKAP projesiyle, şebekeli içme ve kullanma suyundan yararlanan belediye nüfusu oranının yüzde 100'e çıkarılacağı, içme ve kullanma suyunun, yeterli miktarda ve uygun standartlarda temin edilmesinin sağlanacağı belirtildi.

Şehirlerde toplu taşıma altyapısının geliştirilmeye devam edileceği, yoğun hatlarda raylı sistemlerin hızla tamamlanacağı ve şehiriçi-şehirlerarası bütünleşmenin sağlanacağı ifade edildi.

Programda, çevreci bir ulaşım anlayışıyla, başta kentler olmak üzere yolcu ve yük trafiğinin yoğunlaştığı alanlarda gürültü kirliliği dahil olmak üzere kirliliğin azaltılmasına özel önem verileceği, başta karayolu olmak üzere tüm ulaşım türlerinde sera gazı emisyonlarına yönelik çalışmalara öncelik verileceği ve gerekli takip sisteminin kurulacağı bildirildi.

Büyükşehirlerde akıllı sistemlerle desteklenen bütünleşik toplu taşıma sistemlerinin hayata geçirileceği, elektrikli demiryolu hatlarının yaygınlaştırarak sera gazı emisyonlarının azaltılacağı belirtilen programda, şu ifadelere yer verildi:

"Atık yönetimi hizmetlerinin desteklenmesine devam edeceğiz. Atık yönetiminin, geri dönüşüm yoluyla hem enerji üretimini, hem de istihdamı artırıcı bir yatırım alanı olmasını sağlayacağız.

Küçük hidroelektrik santrallere (HES) ilişkin olarak çevre duyarlılığını en üst düzeyde hayata geçirecek, bu amaçla gerekli düzenlemeleri hızlı bir şekilde yaparak etkili bir şekilde uygulayacağız.

Su kaynaklarımızın daha etkin yönetimi ve korunması için havza esaslı su yönetimine geçiyoruz.

Havza bazında entegre atıksu ve su yönetimi sistemi oluşturma çalışmalarına hız vereceğiz.

Ormancılıkta 2023 hedefimiz orman alanlarını ülke yüzölçümünün yüzde 30'una denk gelen 23,3 milyon hektara yükseltmektir. Bu amaçla, 2015 yılında orman varlığını 22 milyon hektara yükselteceğiz"

"Standart tip ve kalitede afet ve acil durum yönetim merkezleri"

Programda, afet ve acil durumlara ilişkin hizmetlerin ve kurumlararası iş birliğinin yerelde tek merkezden etkin bir şekilde yürütülmesi ihtiyacına yönelik olarak her ilde standart tip ve kalitede afet ve acil durum yönetim merkezleri kurulacağı belirtildi.

Hükümet Programında, "Ülkemizin her yerine en geç 1,5 saat içerisinde ulaşabilmek için havadan arama-kurtarma kapasitesini geliştiriyoruz. Metanında kesintisiz iletişimi sağlamak amacıyla Kesintisiz ve Güvenli Haberleşme sistemini kuruyoruz. Bu kapsamda 4 ilde pilot çalışmamızı yılsonuna kadar tamamlayıp, 2017 yılı sonu na kadar da tüm illerimize yaygınlaştırıyor olacağız. Doğal afet sigorta sisteminin yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilecektir. Altyapı tesislerinin afetl daha dayanıklı olarak inşa edilmesi sağlanacak ve inşaatların denetimi bağımsız, ehil ve yetkili kişi ve kurumlar aracılığıyla güçlendirilecektir. Bu çerçevede, yapı denetimi mevzuatı yeniden düzenlenecektir" ifadelerine yer verildi.

"Cumhuriyet tarihimizin en büyük kırsal altyapı hamlesini başlattık"

Programda, kalkınma ajanslarının kaynaklarının ve imkanlarının artırılacağı, ajansların, halkın sosyal ve ekonomik kalkınma girişimlerinin her yönden karşılık bulduğu öncü ve destekleyici kuruluşlar olma işlevinin pekiştirileceği kaydedildi.

Bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin güçlendirileceği kaydedilen programda, "Bütün bölgelerimizde özel sektörün gelişmesi için, kredi garanti sistemi, girişim sermayesi, mesleki yatırımcılar gibi yeni mali araçları ve sistemleri bölgesel farklılıklara ve öncelikiere göre faaliyet gösterebilecek yetkinliğe ve esnekliğe sahip bir şekilde yerel düzeyde yaygınlaştıracağız. KOBİ ağırlıklı bölgesel kümelenmeleri destekleyerek imalat sanayiinin ülke öncelikleri çerçevesindeki gelişim ve dönüşümünü hızlandıracağız. Ana-yan sanayi bağlantılarını güçlendirerek, Ar-Ge ve yenilik kültürünü tabana yayarak, yenilikçi girişimciler ve işletmeler için yerelde çalışan destek modellerini tesis edeceğiz" denildi.

Programda, şunlar kaydedildi:

"Kalkınma ajansları koordinasyonunda hazırlanan 2014-2023 dönemini kapsayan 26 bölge planını ilan edecek ve uygulamaya başlayacağız.

Hükümetimiz diğer ülkelerle sınırları, ülkelerarası işbirliğinin yaygınlaşacağı, entegrasyonun güçleneceği alanlar olarak görmektedir. Bölgesel kalkınma çalışmalarını, özellikle sınır bölgelerinde, komşu ülkelerle işbirliği içinde faaliyetler yaparak destekleyeceğiz. Sadece kara sınırını değil, adalar başta olmak üzere denizlerdeki sınırları da ekonomik refah ve sosyal etkileşim için potansiyel işbirliği alanları olarak geliştirmeye gayret edeceğiz.

Kırsal kalkınma konusunda da uzun soluklu bir dönüşüm süreci başlattık. Bunu yaparken kırsal alanda mahrumiyet duygusunu ortadan kaldırma, dünyayla irtibatı güçlendirme, ilave gelir kaynaklarını artırarak refah düzeyini yükseltme vizyonuyla hareket ettik.

Bu amaçla, bu dönemde ilk defa bir Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi ve Kırsal Kalkınma Planı hazırladık ve Kırsal Kalkınma Ajansını kurduk. KÖYDES Programını hayata geçirerek Cumhuriyet tarihimizin en büyük kırsal altyapı hamlesini başlattık.

Önümüzdeki dönemde de kentler ve kırsal alanlar arasındaki gelir ve refah farkını dengelemek için özel gayret sarf edeceğiz."

"Yeni Türkiye idealini gerçekleştireceğiz"

62. Hükümet Programının sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

"Eşsiz bir coğrafyada, köklü bir tarih ve medeniyet birikimine sahip, 21. yüzyıla iddialı hedeflerle girmiş büyük bir milletin vekilieri olarak ne kadar gurur duysak azdır. Bu aziz millete hizmet etmek, Meclisimizin güvenini boşa çıkarmamak için gece gündüz çalışacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Ülkemiz 2023 yolunda, Yeni Türkiye kavramı ile ifade ettiğimiz ikinci atılım dönemine girmiştir. Yine ezber bozacağız ve değişimden korkmadan ülkemizin ihtiyaç duyduğu reformları birer birer hayata geçireceğiz.

Geçmişte nasıl başardıysak, gelecekte de hedeflerimizi titizlikle takip edecek ve Allah'ın izniyle gerçekleştireceğiz. Daha özgür ve müreffeh, daha adil ve itibarlı Yeni Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz.

Hükümet programımıza samimi bir şekilde bağlı kalırken, genel perspektifimizi kaybetmeden, dünyanın ve ülkemizin gelişen gündemi içinde gerekli esnekliği de göstereceğiz.

Başta muhalefet partilerimiz olmak üzere, sivil toplum kuru luşları ve ilgili tüm tarafların görüş ve önerilerine, yapıcı eleştirilerine kulak verecek, çalışmalarımızı diyalog ve işbirliği içinde yürüteceğiz.

Başarı, hepimize ait olacak, tüm tarafların katkısıyla milletimizin başarısı haline gelecektir. Her zaman olduğu gibi toplumumuzu oluşturan tüm kesimleri kucaklayan bir anlayış içinde çalışmalarını yürütecek olan Hükümetimiz, aziz milletimizden ve Yüce Meclis'ten bir kez daha güven ve destek beklemektedir.

Yeni Türkiye hedefine yorulmadan, bıkmadan, yılmadan ilerleyeceğiz. Milletimiz ile, hangi siyasi görüşten, hangi sosyal, dini, etnik kimlikten gelirse gelsin bütün vatandaşlarımızla birlikte, omuz omuza yeni Türkiye idealini gerçekleştireceğiz.

Yeni Türkiye, büyümüş, kalkınmış ve güçlü Türkiye'dir. Yeni Türkiye, tüm farklılıkları ve renkleriyle, toplumun bütününü kucaklayacaktır. Yeni Türkiye, toplumsal refah, büyük ekonomi, siyasi istikrar ve ileri demokrasi üzerinde yükselecektir. Yeni Türkiye, her insanının vatandaşı olmakla gurur duyacağı bir dünya devleti olacaktır.

Yeni Türkiye, bilgisi, üretimi ve yönetimi ile lider bir Türkiye olacaktır. Yeni Türkiye, eğitimden kültüre, enerjiden ulaşıma, sağlıktan çevreye her alanda artık dünyaya yeni aşamalar, yeni standartlar getiren bir ülke olacaktır. Yeni Türkiye, sanayiden spora, bilimden ihracata kadar dünya markası olan bir Türkiye olacaktır. Yeni Türkiye, fınansta, sağlıkta, eğitimde, kültürde dünyanın en önemli cazibe merkezlerinden biri olacaktır. Yeni Türkiye; bütün farklılıkları ile birbirini seven, birbirine kenetlenmiş, kendine güvenen, özgür, sorumlu ve erdemli insanları yeniden dünyanın medeniyet merkezi olan bir Türkiye olacaktır. Yeni Türkiye, büyük ve öncü bir ülke olacaktır."