X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER CHP yine kaybedecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

CHP yine kaybedecek

  • Giriş Tarihi: 8.9.2014

Evet başlığa göre önümüzdeki yaz yapılacak olan seçimleri CHP yine kaybedecek. Çok iddialı bir cümle değil bu. Bunun böyle olacağına CHP'lilerin tamamı inandığı gibi lideri Kemal Kılıçdaroğlu da önümüzdeki seçimleri kazanamayacağını biliyor. Daha ileri tarih için söylersek CHP daha sonraki yıllarda yapılacak olan seçimleri de kaybedecek. Çünkü bugüne kadar uyguladığı politikalar ile seçim kazanamadı benzer politikaları uygulayıp farklı bir sonuç elde edemeyecektir…

Cumhuriyet Halk Partisi hafta sonu bir tane daha kurultay yaptı. Olağanüstü kurultayın nedeni Kemal Kılıçdaroğlu'nun üst üste kaybettiği 5. seçim nedeniyle gerçekleşti. 30 Mart seçimlerini Fethullah Gülen Örgütü ile yaptığı açık ittifaka rağmen kaybeden CHP, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de geniş bir ittifaka rağmen ilk turda Recep Tayyip Erdoğan'ın net bir şekilde kazanması nedeniyle Kılıçdaroğlu olağanüstü kurultaya gitmek zorunda kaldı.

CHP örgütü son 15-20 yıllık siyasi karşıtlığını Fethullah Gülen Örgütüne karşı yapmıştı. Ta ki; 17 Aralık operasyonlarına kadar. İki karşıt hatta düşman iki örgüt açık ve net bir ittifak yaparak seçime gittiler. Gülen aleni olarak CHP için oy istedi, CHP'ye oy verilmesi gerektiğini vaaz etti. Ve sonuç CHP açısından bir önceki seçim sonuçlarının aynısı oldu; AK Parti seçimi ezici bir farkla kazanırken, CHP ezici bir sonuçla da 2002 yılından itibaren 8. seçimi kaybetti.

Sadece 5 ay sonra Cumhuriyet tarihinin ilk halkoyu ile seçilen Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkanlık koltuğunda girdiği 5. seçimi de açık ara kaybederek, Erdoğan bir kez daha zaferini ilan etti.

Son iki seçimde çok net bir şekilde CHP sağa açılım yaptı. Fethullah Gülen Örgütü ile girdiği ittifakın yanı sıra eski ülkücü Mansur Yavaş'ı Ankara'dan belediye başkanlığı için aday gösterdi. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday göstermesi sağa ciddi bir açılımdı. Her ikisinde de yapılan açılım parti tabanından destek almadığı gibi toplumdan da destek almadı. Seçmen eskimiş sağ açılımları hiç benimsemedi.

Hafta sonu yapılan seçimlerde de görüldü ki; CHP'nin sağ sevdası devam etti. Fazilet Partisi eski milletvekili yeminli Erdoğan düşmanı Mehmet Bekaroğlu'nu PM'ne aldı. Delegenin oy vermeyeceğini anlayan Kılıçdaroğlu erkek kotasından Bekaroğlu'nu ancak zorunlu seçtirebildi. Bekaroğlu'nda ısrar etmesinin nedeni önümüzdeki dönemde Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan karşıtlığı hatta düşmanlığı politikasını devam ettirecek olması. Bekaroğlu'nun siyaseten Erdoğan düşmanlığından başka bir özelliği ne yazık ki yok…

CHP iktidar olmak istiyorsa önce demokrasiye inanması gerekiyor. Demokrat bir parti olması gerekiyor. Partinin logosuna yeni yazmakla yeni bir parti olmuyor. Onun için hemen sıralanacak özeleştiri kamuoyuna deklare etmesi gerekiyor.

Birincisi; Kemalizm 20. Yüzyılın otoriter bir siyasi uygulamasıydı. Dün hata olduğu gibi bugün de Kemalizm kabul edilemez.

İki; tek parti uygulamaları nedeniyle gadre uğramış bütün toplum kesimlerinin yaşadığı acıları paylaşıyoruz ve ailelerinden özür diliyoruz.

Üç; Dersim katliamından dolayı Dersimli Alevilerden özür dileriz…

Dört; Kürtlere karşı Atatürk milliyetçiliği söylemiyle bakmaktan vaz geçip sürecin bir adım önüne geçerek anadilde eğitim hakkını, yerinden yönetimi sahiplenmeli.

Beş; tepeden inmeci modernleşmeyi kabul edemeyiz demeli…

Bunları yapmak için eski sağcı politikacılara da hiç ihtiyacı yok. Tabi ki siyasal söylem çok önemli ama en önemlilerinden bir tanesi de ekonomidir. İnsan hayatını ekonomi belirliyor. Bugün mevcut ekonomiden daha iyi olacağını insanlara anlatmanız ve ikna etmeniz gerekiyor. Hırsızlık, otoriterlik diyerek halk size oy vermez. 2002 yılında kişi başına düşen gelir 2.500 dolar idi, bugün kişi başına gelir ortalama olarak 10 bin dolara çıktı. 3 yıl içerisinde 15 bin dolara şu politikaları izleyerek çıkaracağımıza halkı inandırmamız gerekiyor. Halk hayatını Kılıçdaroğlu gibi ''Ekmeleddin İhsanoğlu'nu'' aday yaparak riske alması gibi riske atmaz. Vatandaşlar AK Parti'nin alternatifini iktidar yapmak istiyorsa mevcut ekonomik gelirin en azından daha iyisini sağlayacağına inanması gerekir. Yoksa o hırsız, bu jeep'e biniyor, bu çaldı demeyle, üçüncü dünyacılık yaparak insanlar oy tercihi ne yazık ki yapmıyor. Hatta özellikle negatif siyaset yapanlara hiç oy vermiyor. Bu sadece Türkiye toplumu için de geçerli değil batı toplumları da ekonomiyi kim daha yukarıya çıkarır diye oy veriyor.

Önce geçmişe beyaz sayfa açmak gerekiyor. Bu yeterli değil tabi ki; demokrasiyi açık net bir şekilde talep etmesi gerekiyor. Atatürkçülük, Atatürk ilkeleri, klasik laiklik uygulamaları, devrimcilik ( Devrimcilik ile demokrasi bir arada olmaz. Demokrasiye inanan devrimciliği savunmaz) gibi eski Türkiye'nin söylemlerini bir kenara koyması gerekiyor. Kendisine batılı ülkelerden bir siyasal partiyi örnek alması işi kolaylaştıracaktır. Mesela Alman Sosyal Demokrat Partiyi örnek alsa acaba orada Otto von Bismarck'ın ilkeleri, Bismarck milliyetçiliği gibi ilkellikler görür mü?

CHP muhafazakar siyaset karşısına Sosyal Demokrasi ile çıkarsa şansı olacaktır. Muhafazakar siyasetin en güçlü olduğu bir evrede onu taklit ederek başarılı olamaz. Aslı varken taklidine insanlar neden inansın ki? Demokrasiyi herkes için ister, talep ederse ve ikna ederse başarılı olacaktır. Türkiye toplumunun büyük bir çoğunluğu muhafazakar kesimden oluşur. Bugüne kadar muhafazakar kesim tek parti uygulamaları nedeniyle CHP'ye oy vermemiştir. Vermeyi de düşünmemektedir. Fakat Türkiye'den çalışmak için Avrupa'ya giden klasik hacı amcalar oy hakkını elde ettiklerinde o ülkenin muhafazkar partilerine oy vermiyor aksine sosyal demokrat ya da sol partilerine oy veriyorlar. Bu bile CHP için bir örnektir. Takkeli hacı amca CHP deyince irkilirken Alman SDP'ye nasıl gönül rahatlığı ile oy verebiliyor?