X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Demokrasi tarihinin en kara günü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Demokrasi tarihinin en kara günü

  • Giriş Tarihi: 17.9.2014 16:35 Güncelleme Tarihi: 17.9.2014 16:36

Türkiye demokrasi tarihinin en acı günlerinden biri olan, 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes'in idam edilmesinin üzerinden 53 yıl geçti.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üç açık müdahalesinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile "milli iradeye" vurulan bu darbe, hala hafızalardaki yerini korurken, Menderes ve idam edilen bakanlarının itibarları ise ancak 11 Nisan 1990'da TBMM tarafından kabul edilen kanunla iade edilebildi.

Aydınlı bir çiftçi ailenin çocuğu dünyaya gelen Menderes, siyasete 1930'da, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize ederek başladı.

Partinin kendini feshetmesinden sonra CHP'ye geçen Menderes, 1931 seçimlerinde Aydın milletvekili seçildi.

İsmet İnönü ile "Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu" görüşmeleri sırasında ayrı düşünen Menderes, parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP'den ihraç edildi.

Menderes, CHP'den birlikte ihraç edildikleri arkadaşları Celal Bayar, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile 7 Aralık 1945'te Demokrat Parti'yi (DP) kurdu.

1950 yılında seçimlerden önce Seçim Kanunu değiştirilerek, yargı güvencesi ve "gizli oy - açık tasnif" sistemi getirildi.

14 Mayıs 1950'deki seçimlerde DP büyük bir başarıya imza atarak yüzde 52,7 oyla 420 milletvekili çıkardı. CHP ise yüzde 39,4 oy ile sadece 63 milletvekili çıkarabildi.

TBMM başkanlığına Refik Koraltan, cumhurbaşkanlığına DP Genel Başkanı Celal Bayar seçilirken, yeni hükümet ise Adnan Menderes başbakanlığında kurularak 22 Mayıs'ta göreve başladı. Köprülü bu kabinede dışişleri bakanı oldu.

Atatürk'ün resmi yeniden paralara basılmaya başlandı

Adnan Menderes'in 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler oldu.

Birinci Menderes Hükümeti'nin ilk icraatı "fazla masraf olduğu" gerekçesiyle devlete ait otomobilleri satmak oldu. Menderes döneminde, paralara mevcut cumhurbaşkanının resminin basılması uygulamasını kaldırıldı. Bu uygulama ile ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün resimleri tekrar paralara basılmaya başlandı.

Menderes hükümeti bir başka önemli icraata daha imza attı. Yeni uygulama ile o döneme kadar Türkçe okunan ezanın Arapça okunması serbest bırakıldı. DP Hükümeti görevde henüz ikinci haftasını tamamlamıştı ki 6 Haziran 1950'de, askeri darbe planladıkları gerekçesiyle başta Genelkurmay Başkanı Abdurrahman Nafiz Gürman ve bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re'sen emekliye sevk etti.

GSMH yılda yüzde 9 büyüdü

1950-1954 yıllarında Türkiye, ekonomide kalkınma dönemine girdi. 1951'de Kore'ye asker gönderen Türkiye, 1952'de NATO'ya tam üye olarak kabul edildi. Ayrıca serbest piyasa ekonomisine geçişe hız kazandırıldı. Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi. Yabancı sermayeyi teşvik yasası çıkarıldı. Gelen krediler özellikle tarım alanında kullanmaya başlandı. Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı. Marshall Planı'nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu. Bu dönemde Türkiye'nin gayri safi milli hasılası yılda ortalama yüzde 9 oranında büyüdü.

Menderes başkanlığındaki DP, 2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan seçimlerde de büyük bir zafer kazandı. Oyların yüzde 57,6'sını alarak iktidarını tek başına devam ettirdi. Bu, Türkiye tarihinde demokratik bir seçimde bir siyasi parti tarafından ulaşılan en yüksek orandı ve bir daha da bu orana ulaşılamadı.

1955'ten itibaren başlayan dünya genelindeki ekonomik durağanlık ve aynı dönemdeki Kıbrıs görüşmeleri sonrasındaki 6-7 Eylül Olayları, sıkıntılı bir süreç yaşanmasına neden oldu.

Kıbrıs konusunda Londra'da ikinci tur görüşmeler yapılırken 6 Eylül 1955 gecesi İstanbul'da bazı gazetelerin, Selanik'te Atatürk'ün evine bomba atıldığını yazması üzerine azınlıkların hedef alındığı olaylar çıktı. Ağırlıklı olarak Rumlara karşı yönelen olaylarda çok sayıda kilise, dükkan ve otel saldırıya uğradı. Bir papaz da olaylar sırasında hayatını kaybetti.

6-7 Eylül Olayları sonrasında bazı milletvekillerinin, ceza yasasına ispat hakkı getirilmesini istemesi kargaşaya yol açtı. Hükümetin karşı çıktığı yasa tasarısının kabulü için çalışan 9 milletvekili DP'den ihraç edildi. Bunun üzerine 10 milletvekili de DP'den istifa etti. 15 Ekim 1955'te DP büyük kongresi yapıldı ve Menderes tekrar genel başkan seçildi.

27 Ekim 1957 seçimlerinde DP yüzde 48 oy alarak 424 milletvekili çıkardı. CHP'nin milletvekili ise 186 oldu.

Düşen uçaktan yara almadan kurtuldu

Kıbrıs konusunda 11 Şubat 1959'da imzalanan Londra ve Zürih anlaşmaları ile bağımsızlık, iki toplumun ortaklığı, toplumsal alanda otonomi ve çözümün Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından garanti edilmesi ilkelerine dayandırıldı. Bu da Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmen 16 Ağustos 1960'ta kurulmasını sağlayan sürecin en önemli adımı oldu. Bu süreçte Başbakan Menderes'in yanı sıra Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu etkin rol üstlendi.

17 Şubat 1959'da Kıbrıs konusunda Yunanistan'la imzalanan ikili antlaşmanın ardından üçlü görüşmeler için İngiltere'ye giden Menderes'in uçağın Londra Gatwick Havalimanı yakınlarında alçalırken düşüp parçalandı. Menderes kazadan yara almadan kurtulurken kaza, muhalefetle iktidar temsilcileri arasında kısa süreli bir yumuşamaya yol açtı.

Darbe dönemi

1955'ten sonraki ekonomik daralma ve siyasette yaşanan kamplaşma gerekçeleri 27 Mayıs askeri darbesinin alt yapısını oluşturdu.

27 Mayıs 1960 sabaha karşı saat 4'te radyoda Kurmay Albay Alparslan Türkeş TSK olarak yönetime el koyduklarını belirtti ve askeri darbenin sebeplerini bir radyo bildirisi ile halka duyurdu. Menderes ise 27 Mayıs 1960 günü Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü. Daha sonra da ve diğer tutuklu DP üyeleri ile Yassıada'da hapsedildi.

Darbeci subaylar ise Cemal Gürsel başkanlığında kurulan Milli Birlik Komitesi ve kurucu meclis ile beraber ülke yönetimini devraldı. Menderes ve diğer DP üyeleri ise bulundukları Yassıada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılanmaya başladı. Yapılan oturumlar her gece radyoda Yassıada Saati programında halka duyuruluyordu. 9 Temmuz 1961 tarihinde Anayasa Komisyonu'nun hazırladığı yeni anayasa için yapılan halk oylaması ile yüzde 61,7 oy oranı ile kabul edilerek yürürlüğe girdi.

13 davadan yargılandı

27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı'nda 13 davadan yargılanan Menderes, Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu. Mahkeme, 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda aralarında Menderes'in de 14 kişinin idamına, 31 kişinin de ömür boyu hapse mahkum edilmesine karar verdi. Geri kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi.

Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Cel'l Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi.

Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildi.

Menderes ise 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden "sağlam" raporu alınmasının ardından, İmralı Adası'na götürüldü

İlk durak, komutanın odası oldu. İdam kararı yüzüne okundu. Menderes'in dilinden "Allah milletimize zeval vermesin" cümlesi döküldü. İdam sehpasına gitmeden önce din görevlisi ile birkaç dakika konuştu. Ardından beyaz gömlek giydirildi.

İdam sehpasına çıkarıldıktan sonra ailesine ve milletine son sözleri ise şunlar oldu:

"Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum..."

Menderes, saat 13.21'de İmralı Adası'nda idam edildi.

TBMM, 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes, Polatkan ve Zorlu'ya itibarlarını iade etti.

ADNAN MENDERES KABRİ BAŞINDA ANILDI

Adnan Menderes, vefatının 53'üncü yılında kabri başında anıldı. Anma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'de AK Parti hükümetiyle birlikte darbe döneminin kapandığını, darbecilerin yargılandığını belirterek, '53 yıl önce yapılan zulümlerden dolayı özür diliyoruz' dedi.
27 Mayıs darbesi nedeniyle 17 Eylül 1961 de idam edilen dönemin eski başbakanı Adnan Menderes ölümünün 53'üncü yılında kabri başında anıldı. Topkapı'da bulunan Anıtmezar'da düzenlenen anma törenine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Adnan Menderes'in gelini Ümran Menderes ve çok sayıda kişi katıldı. Tören, Kur'an-ı kerim tilavetiyle başladı.

'MİLLETİNE HİZMETTEN BAŞKA BİR SUÇU OLMAYAN ÜÇ SİYASETÇİ ŞEHİT EDİLMİŞTİ"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, törende yaptığı konuşmada, aradan 53 yıl geçtiğini belirterek "Uydurma bir Yüksek Adalet Divanı denilen bir mahkemede yargılanıp, idama mahkum edilen ve cezaları infaz edilen üç şehidimizin ölüm yıldönümünde buluştuk. Aradan 53 yıl geçti. Onları hiç eskimeyen, yıpranmayan bir takdirle, şükran ve minnet duygularımızla tekrar hatırlıyoruz. Allah onları cennetlerine koysun. Sevenleriyle cennetinde buluştursun. Milletine hizmetten başka hiçbir suçu olmayan bu üç siyasetçi şehit edilmişti. Onların şehadetine hepimiz inanıyoruz' dedi.

'HALKINI ÇOK SEVİYORDU'
27 Mayıs döneminde ortaokul öğrencisi olduğunu hatırlatan Bülent Arınç, yaşadığı o dönemi şöyle anlattı: 'Hafızamdaki hatıralardan birisi milletin ona duyduğu sevgi ve itibardı. Halkını çok seviyordu. Yüzü gülen bir adamdı.'
Adnan Menderes'in yargılanma sürecinin insan haklarına aykırı olduğunun altını çizen Bülent Arınç, 'Siyasete ilgi duymamın sebeplerinden bir tanesi de bu olabilir' diye konuştu.

'YAPILAN ZULÜMLERDEN DOLAYI ÖZÜR DİLİYORUZ'
27 Mayıs'tan sonra da darbelerin yaşandığını hatırlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Siz her şeyi berbat ediyorsunuz. Biz bu ülkeyi sizden daha iyi yönetiriz iddiasında dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde silahlı bir kuvvetler böyle bir düşünceyi ifade edemez. Ama Türkiye böyle oldu.'
AK Parti hükümetiyle darbecilerin yargılandığını belirten Arınç, '53 yıl önce yapılan zulümlerden dolayı özür diliyoruz. Onlar cesurdular. İdam sehpasına giderken bile milletine selam gönderdiler. Darbe dönemi kapandı, artık demokrasi dönemi var. Tadını çıkaralım' diye konuştu.

'BU DESTAN BİTMEZ'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu da şiirle başladığı konuşmasında, 'Bu destan bitmez. Bu destanın öznesi olan Menderes'i anlatmaya kelimeler yetmez. Bu destanı millet 53 senedir kutsal bir emanet gibi taşıyor ve nesilden nesile aktarıyor. Gencecik insanlar Menderes deyince heyecanlanıyor. Bu milletin adamı bütün hatırasıyla, manasıyla yaşıyor. Menderes ölmediği gibi tam yarım asırdır kendinden sonraki siyasi hayatı belirlemiş, kendinden sonra millete hizmet edecek olanları, siyasi yol haritasını belirlemiş, bu aziz millete emanet emiştir. Arkasında silinmez kodlar bırakmıştır' dedi.

Menderes'in idamının cinayet olduğunu ifade eden Süleyman Soylu, Menderes'i asan zihniyete halkın sandıkta cevap verdiğini söyledi.

'SEÇİMLE GELENE NEDENSE SABIR GÖSTEREMİYORUZ'

Adnan Menderes'in gelini Ümran Menderes de yaptığı duygusal konuşmada şunları söyledi; 'Bu gün demokrasi şehitlerimizin aramızdan ayrılışlarının 53'üncü yıldönümünde onları rahmet ve minnetle anıyoruz. Onların ülkemize hizmetten başka amaçları yoktu. Bu son onlara nasıl reva görüldü, anlaşılır gibi değil. Aslında iktidara geldikleri gün görevlerine son verilmesi düşünülmüş. Bu durumda halkına güvenemeyen devlet fotoğrafı görüyoruz. Düzmece mahkemeler tarafından, kanunsuzluğa ve hukuksuzluğa kurban edildiler. O gün bugündür, Türkiye üzerine oynanan oyunlar bitmedi, bitirilemedi. Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı. Güzel ülkemizin tarihinde kara bir leke olarak yer almasaydı. Seçimle gelenin seçimle gitmesine her nedense sabır gösteremiyoruz. Darbeler, ülkeleri her zaman geriye götürmüştür.'
Konuşmaların ardından Bülent Arınç ve beraberindekiler anıta çelenk koydu.

BAYINDIR; 'ÇANKAYA'YA ÇIKACAKTI, DARAĞACINA ÇIKARDILAR'

Adnan Menderes Demokrasi Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şerif Bayındır, Adnan Menderes'in Türk milletinin gönüllerindeki 4. Cumhurbaşkanı olduğunu belirtti.

Adnan Menderes'in idam edilişinin yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Ahmet Şerif Bayındır, 'İtilip kakılmış milyonların gür sesi olarak 1946'da 'Yeter söz Milletindir' diyerek yola çıkan Merhum Menderes 1950'de yılların tek parti zihniyetini tarihe gömerek gümbür gümbür iktidara gelmiş, on yılda yeniden Büyük Türkiye'ye doğru ilerlerken siyasi hayatımızın Kerbela'sı olan lanetli 27 Mayıs darbesiyle yolu kesilmiştir. 27 Mayıs, Milletimizle Menderes arasındaki sevgiden çıldıran vesayetçi jakoben zümrenin iki sevgiliyi birbirinden ayırma operasyonudur. İşin garip tarafı bu operasyonu yapanların da sonrasında ne yapacaklarını bilmemeleridir. 27 Mayıs'ın Cunta Lideri İsmet Paşa'ya koşarak 'Paşam emirleriniz bizim için peygamber buyruğudur' diyebilmiştir. Paşa da sorulduğunda 'Darbenin ne içindeyim ne dışındayım' diyebilmiştir. Tarihimize kara bir leke olarak geçen bu darbe ile önce hukuk katledilmiştir. Çünkü ortada ne bir suç ne bir ceza ne de cezayı verecek merci vardır. Ortada sadece 'Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor' diyen düzmece bir mahkeme ile işlenen birçok siyasi cinayet vardır' diye konuştu.

'Adnan Menderes Aziz Milletimizin gönüllerindeki 4. Cumhurbaşkanımızdır' diyen Bayındır, sözlerini şöyle tamamladı: 'Kim ne derse desin O bizim ebedi Başvekil ve ebedi Cumhur Reis'imizdir. 17 Eylül 1960'da Menderes'in boynuna geçirilen yağlı ilmek aslında Milletimize, O'nun iradesine, milli, manevi değerlerine, geleceğiyle ilgili ümitlerine, birliğine, beraberliğine ve demokrasiye geçirilmiştir. 17 Eylül Adnan Menderes isminde bayraklaşan demokrasimizin matem günüdür. Toprağa düşen cemrelerimizi sonsuz bir acı ve özlemle, Cenab-ı Hakk'tan rahmet niyazıyla Fatiha, Yasin, ve Hatm-i Şerif'lerle bir kere daha anıyoruz. Darağacına yürürken 'Devletim ve Milletime ebedi saadetler dilerim, kimseye dargın değilim' deyip ölümü korkutan yiğitliğiyle Zeybeğim bu Millet Seni ebediyen sevecek ve aziz hatıranı yaşatacaktı'