X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AYM'den önemli karar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AYM'den önemli karar

  • Giriş Tarihi: 1.10.2014 15:35 Güncelleme Tarihi: 1.10.2014 15:37

Anayasa Mahkemesi, oğlunun terör örgütünce kaçırılıp öldürülmesi nedeniyle köyünü terk eden ancak yaşadığı köy tamamen boşaltılmadığı için terör ve terörle mücadeleden doğan zararlarının karşılanması talebi reddedilen kişinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Batman'da oğlunun terör örgütünce kaçırılıp öldürülmesinin ardından yaşadığı köyden ayrılmak zorunda kalan Mesude Y, terör ve terörle mücadeleden doğan zararlarının karşılanması talebiyle Valiliğe başvurdu.

İnşaat bilirkişisi başvurucunun 15 bin 781 lira, ziraat bilirkişisi 22 bin 364 lira zararı olduğunu belirten rapor hazırladı.

Zarar tespit komisyonu ise Sason ilçesi Erdemli köyünün boşalmadığı, kişiye yönelik tehdit ve saldırı olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.

Karar üzerine açılan davaya bakan Batman İdare Mahkemesi de köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmadığı, başvurucuya yönelik terör tehtidi ya da saldırısı olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Danıştay 15. Dairesinin de temyiz talebini ve buna ilişkin karar düzelme talebini reddetmesi üzerine davacı, ibraz ettiği belgelerin mahkemece değerlendirmeye alınmadığı, oğlunun terör örgütünce kaçırılıp öldürülmesine karşın bu durumunun dikkate alınmadan karar verildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Kararda, terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan zarara ilişkin başvurularda zararın giderilmesi konusundaki takdirin mahkemelere ait olduğu ancak derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda farklı bir değerlendirme yapılmasının gerekebileceği anlatıldı.

Başvurucunun, oğlunun terör örgütünce kaçırılarak öldürülmesinden sonra ayrıldığının anlaşıldığı belirtilen kararda, buna rağmen talebin 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için yerleşim yerini terör nedeniyle köyün tamamen boşaltılıp boşaltılmadığı yönünde inceleme yapılarak sonuca ulaşılmasının, Kanun'un amacına uygun olmadığı ifade edildi.

Kararda, "Oğlu terör örgütü mensuplarınca öldürülen başvurucunun yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla terk ettiği dosya kapsamındaki belgelerden açıkça anlaşılmasına rağmen aksi yönde karar verilmesi nedeniyle yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir" denildi.

İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına, tazminat taleplerinin ise reddine karar verildi.

MAKUL SÜREDE YARGILANMA HAKKI

Öte yandan Yüksek Mahkeme, çalıştığı bankada mudilerin bilgisi ve rızası olmadan hesaplarından tahsil işlemleri yaptığı, bir müşteri adına haberi olmadan kredi kullanıp kapattığı gerekçesiyle işten çıkarılan kişinin, açtığı davanın 3,5 yılda tamamlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

İşe iade davası reddedilen, bu hüküm Yargıtayca da onanan başvurucuya davası 3,5 yılda karara bağlandığı için 3 bin lira tazminat ödenmesine karar verildi.

Yüksek mahkeme, ayrıca, bir konut projesi kapsamında aldığı konut için avans olarak ödediği ancak taksit ödemelerinden düşülmeyen tutarın tahsili amacıyla açtığı dava, 5 yıllık sürecin ardından reddedilen kişinin de makul sürede yargılanma hakkı ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Bu kişiyle ilgili de yeniden yargılama yapılması kararlaştırıldı.