X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER IŞİD, Esad yönetiminin eseridir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

IŞİD, Esad yönetiminin eseridir

  • Giriş Tarihi: 8.10.2014

Tam 100 yıl önce Orta Doğu sınırları İngilizler tarafından, tamamen kendi çıkarları doğrultusunda çizildi. Bugün bu sınırlar ortadan kalkıyor. Fakat ortaya terör örgütleri çıktı. Batı bu gelişmeleri kendi çıkarları doğrultusunda IŞİD denilen terör örgütünü etkisiz hale getirmek istiyor. Bugün İŞİD gibi bir terör grubunun ortaya çıkmasının tek sebebi Esad yönetimi olduğu ne yazık ki gözden kaçıyor. Batı, dün olduğu gibi palyatif önerilerle bölgede istikararı sağlayamaz. İŞİD'e karşı yapılacak planlamada mutlaka Esad yönetimi operasyonların içinde olması gerekiyor. Öte yandan bugün Kobani'de yaşananların PYD yönetiminin stratejik hatası olduğu da akıllardan çıkarılmamalı.

Eğer Orta Doğu'da yarın barış ve huzur ortamı planlanıyorsa bu ançak bölgede güç olan Türkiye ile 100 yıldır bölgede gadre uğrayan Kürt halklarının ittifakı ile sağlanabilecektir. Ne batı ne de Esat benzeri baas yönetimleri bölgede kaostan başka bir şeye neden olmayacaktır. Olan bölge halklarına olacaktır.

AK Parti Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu ile gelişmeleri konuştuk.


298 oyla tezkere TBMM'den geçti. Tezkerenin geçmesi ne anlama geliyor?

Irak'ta, Suriye'de yanı başımızda çok ciddi gelişmeler var. IŞİD diye dünyanın en vahşi terrör örgütü Müslümanları, Arapları, Kürtleri katlediyor ve tüm bu olup bitenler değişimin tehdit unsurudur. Türkiye buna hazırlıklı olmak zorundadır. Bu tezkere bu amaçla çıkarılmıştır. Yanıbaşımızda olanlara kimse kayıtsız kalamaz, hazırlıksız olamaz. Böyle bir tezkerenin bir tercih oluşması halinde ulusal güvenliğimize bir saldırı veya tehdit oluşması halinde hükümetin kullanabileceği bir tezkeredir.

BARIŞ SÜRECİ TEHDİT EDİLİYOR

20 aydan beri Barış Süreci konuşuluyor. Peki bu durumda Barış Süreci tehlikeye girer mi?

Öcalan olsun gerek Kandil'den yapılan açıklamalar var; barış süreci tehlikeye girer diye. Hem içeride hem dışarıda Kobani konusunda çok ciddi bir hassasiyet var. Sıkıntı yaratacağı kesin ama bu Türkiye'nin suçu, kabahati değil. Kobani'de yaşananlar Türkiye ile ilgili bir şey değil ama Türkiye'nin yapacağı şey güvenli bölge oluşturmasıyla ilgili bir teklif. Bu teklifte aynı zamanda Kobani'yi korumaya yönelik oradaki Türkmenleri, Kürtleri, Arapları korumaya yönelik bir tedbirdir. Onun dışında Cumhurbaşkanının açıklaması ''Kobani çözüm sürecinden ayrı düşünülemez'' veya Başbakanın Demirtaş ile yaptığı görüşmede ''Kobani'nin düşmesi istemeyiz'' şeklindeki ifadelerde var. Ama tamamen Türkiye'nin dışındaki bir takım gelişmeler bunlar. Oradaki Kürtlere zarar gelmesi bütün Kürtleri tedirgin ediyor ve üzer. Kuşkusuz çözüm süreci bir şekilde zarar görür diye düşünüyoruz ama zarar görmemesi için de bizler elimizden geleni yapacağız.

#Sayfa#


PYD-ESAD İTTİFAKI HATALIYDI

PYD'nin daha önceki Şam ile olan diyologları tartışma konusu. PYD özeleştiri tatışma yapıyor mu sizce?

Yapmıyor ama yapmalıdır. Ne kadar derseniz diyin netice itibariyle Kürt bölgelerinden Esad yönetimi çekildi. Hiçbir şekilde rejimle bir çatışma yaşanmadı. Rejim bu bölgeleri bırakıp geri çekildi. Burada tabii rejim kendince ve Türkiye'ye zarar verme açısından yaptı. Ancak gelinen noktada orada güvensiz bölgede IŞİD gibi çok tehlikeli bir örgütün yehdidi altına girdi. Yani oradaki insanların güvenliğini sağlamakla ilgili Türkiye'nin çok ciddi çabaları olacak bundan sonra.

IŞİD'in ortaya çıkmış olması Şam yönetiminin dünya kamuoyundan meşru olmaya çalıştığı anlamına gelebilir mi?

Hiçbir şekilde meşruiyet kazandırmaz. Çünkü Suriye'deki kaosla yaşanan iç savaşın sebebi bizati Esad yönetiminin kendisidir. Esad yönetimi eğer demokratik bir rejim oluşturabilseydi ve bugün bu iç savaşı veren bütün kesimler kendilerini bu demokratik sisitem içinde ifade edebilselerdi, silaha sarılmazlardı. Bugün bu iç savaş yaşanmazdı. IŞİD varsa Esad var olduğu için vardır. IŞİD anlayışı orada imkan bulabilmişse, güçlenmişse Esad rejimin orada bizatihi meydan verdiği bir durumdur.

ÖZGÜR SURİYE ORDUSU DESTEKLENMELİ
Batı açısından değerlendirirsek, Batı Esad yönetimine "Özgür Suriye Ordusu'na" ciddi olarak destek vermiş olsaydı IŞİD bugün bu kadar güçlü kuvvetli olabilir miydi?


Tabii ki olamazdı. Batı bu konuda baştan beri iki yüzlü ve yanlış politika izledi. Batı her ne kadar Esad rejiminden hazzetmese de Esad'ın yerine koyacağı rejimi, alternatifi hazırlamamıştı. Halbuki kendi doğal seçimine gelişebilecek bir demokratik hareket Batı'nın tasnif ettiği bir şey değildi. Yani Batı'nın korkusu orada İHVAN hareketinin Mısır'da olduğu gibi iş başına gelmesiydi. Kendi iradesiyle iktidarın başına gelmiş bir iktidar Batı'nın çok işine gelmedi. İHVAN'a razı olmayanlar bugün En Nusr ile El Kaide IŞİD ile karşı karşıya kaldılar. Onun için alalacele bir şekilde ya Özgür Suriye ordusu Suriye ulusal konseyi desteklenmeli, silahlandırmalı, acele bir şekilde orada yeni bir yapı oluşturmalıdır.

#Sayfa#


100 YIL SONRA SINIRLAR YENİDEN ÇİZİLECEK

Irak Kürdistan ile Türkiye arasında çok ciddi bir sıcak ilişkiler oluştu. Öncesi çok gerilimliydi. Suriye'deki Kürt gruplarla birlikte Türkiye yeni baştan yüzyıl öncesinden çizilen bu topraktaki sınırlardan sonra bugün çok ciddi tartışılıyor. Kürtlerin bir araya gelip Türkiye ile birlikte yeni durumu tartışabileceği bir ortam olabilir mi?

Olmalı. Çünkü bu sınırların emparyalistlerin çizdiği doğal olmayan sınırlı olduğunu herkes tarafından biliniyor. Birileri oturmuş bütün bu ortadoğu'yu dizayn etmiş, pay etmişler. Suriye'de, Irak'taki ve buradaki Kürtlerin akrabası, soydaşı olan insanlar yaşıyor ve orada büyük zulümler altında kaldılar yüz yıl boyunca. Özellikle Suriye'de ve Irak'ta. Şimdi yeni oluşan durum çerçevesinde Türkiye konuyu yeniden değerlendirmeli ve kendi içinde yürüttüğü çözüm sürecinin bir parçası olarak da Suriye'yi görmeli. Yeniden bir ittifak Türklerin ve Kürtlerin birlikte ittifakı ve geleceği aramalı. Eşitlik temelinde doğru temelde yeni bir ittifak hem Kürtler açısından hem Türkler açısından çok daha doğru sonuçlar doğuracaktır.

Türkiye'nin Batı ile müttefikliği devam ediyor ama yapılan planada eleştirileri var. Şam yönetimi olduğu sürece IŞİD ile mücadele etmek o kadar kolay olmayacak diyebilir miyiz? IŞİD ile birlikte Şam yönetimine yönelik birlikte hareket edilip onlara karşı bir operasyon yapılabilir mi?

Burada kendi halkını katletmiş bir dikdatör var. Sırf iktidarda kalabilmek adına bütün bir ülkesini yakıp yıkmış yerle bir etmiş, 250 bin civarında insanının ölmesine sebep olmuş, varil bombalarıyla çoluk çocuğun üzerine sivil halkın üzerine ateş yağdırmış bir dikdatörün bu saatten sonra hiçbir şey olmamış gibi Batı'nın da desteğiyle otoritesini yeniden sağlaması daha büyük bir acıların yaşanmasına sebep olacaktır. Yani beş milyonun üzerinde insan göç etmiş, yerinden yurdundan olmuş. Bütün bir ülke yerle bir olmuş. Yani bundan sonar böyle bir rejimin ayakta kalması mümkün olabilir mi? Bütün bu radikal grupların ortaya çıkmasının sebebi de Suriye demokratik rejimin içinde kendilerine yer bulamadıklarından dolayı isyandır ve onun bize ulaştığı sonuçlardır. O yüzden yani Esad rejimiyle geleceği düşünmek doğru olmaz.

Havadan bombardırmanla IŞİD'in gerileyebileceğini düşünüyor musunuz?

Hayır… Belki koalisyon güçleri IŞİD'in elindeki tank, top ve ağır silahları havadan bombardımanla bertaraf edebilir ama IŞİD'in yok edilmesinin asıl yolu ve yöntemi Suriye'deki muhalefeti bir araya getirip silah olarakta onları desteklemekle olabilir. Yani Suriye iç dinamikleriyle bunu yapacak ama dışarıdan yardım alarak bunu yapmalı.

BÖLGENİN GELECEĞİ TÜRK- KÜRT İTTİFAKINDA

175 bine yakın Suriyeli Kürt vatandaşları Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldılar IŞİD zulmünde dolayı. Burada hem akrabaları var hem hükümetin desteği var. Bu barış sürecine bu anlamda bir katkı olabilir mi?

Tabii ki orada zor durumda kalan Kürtlere, Araplara, Türkmenlere Türkiye kucak açmıştır, açmak zorundadır. Öbür tarafındakilerin tamamı bu tarafın akrabası ve soydaşıdır. Türkiye kendine sığınan insanlara kucak açmak zorundadır. Bu insanlara her türlü destek verilmelidir. İleriye dönük de kendi topraklarına dönebilmeleri ve orada istikrarlı bir yaşam sürebilmek için de koşulları Türkiye tarafından sağlanmalıdır