X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhuriyet’in restorasyonu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhuriyet’in restorasyonu

  • Giriş Tarihi: 31.10.2014
Cumhuriyet’in restorasyonu
Cumhuriyet’in restorasyonu

Cumhuriyet'in 91. Yıldönümü kutlamaları iki gün önce yapıldı. Bundan 10-15 yıl öncesine göre daha sade bir kutlama yapıldı. Cumhuriyet kutlamaları toplumu adam etme üzerine kurgulanmış, ''emredici'', ''modern'', ''çağdaş'', ''laiklik'' gibi kavramların topluma dayatılması olarak planlanmış olsa da, ''gerici'', ''yobaz'', ''bölünme-parçalanma'' gibi tehditler ile de yeni bir ulus imarı amaçlanıyordu.

91 yıllık süre içinde yeni bir insan tipolojisi de oluşturuldu. ''Kemalist, laik, çağdaş, gericiliğe karşı, bölünme riskini içinde hep taze tutan, yabancı düşmanlığını hep besleyen, ülkede Türk'ten başka bir kimliğe, inanca hayat hakkı tanımayan, alt gelir gruplarını ötekileştiren, ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan küçük bir kesim de olsa ''yeni ulus'' tipi çok başarılı bir şekilde oluşturuldu.

TOPLUMSUZ DEVLETİN PARTİSİ

'' Sonsuz hürriyetin teminatı Cumhuriyetimizin 91. Yılını kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Cumhuriyet bayramımız tüm ulusumuza kutlu olsun'' CHP'li bir belediye.

Bu bayram kutlama mesajı CHP'li bir belediyeden geldi. Bu mesajda ''hürriyetin teminatı'' vurgusu özellikle ön plana çıkıyor.

Cumhuriyet eşittir hürriyet olarak algılanıyor. İşin gerçeği ne yazık ki öyle değil. Türkiye'deki Cumhuriyet uygulaması tam aksine hürriyeti neredeyse yasaklayan, ceberrut, halkına asla güvenmeyen, toplumdan ziyade devleti önceleyen, küçük bir azınlıkta olsa makbul vatandaşlardan oluşan, gerici, bölücü tehdidinin her an yaşatıldığı, ''Türk'' kimliği dışında dinsel, kimliksel, kültürel hiçbir topluluğu kabullenmeyen bir yapıdır. Cumhuriyet'in özellikle tek parti döneminde ise özgürlükten bahsetmenin neredeyse imkansız olduğu bir dönemdir. CHP'li belediyenin mesajındaki ''hürriyetin teminatından'' asla bahsedilemeyecek bir dönemdir. CHP ve özellikle güvenlik bürokrasisi için ise ''Tek Parti Dönemi'' kutsal, mükemmel, özlemle anılan dönem olarak görmektedir. Dindarlıktan, Kürtlerden, azınlıklardan, farklı kültürel gruplardan bahsetmek neredeyse bölücülükle eş değer tutulan bir dönemdir. Tek kimlik vardır o da ''Türktü''. Fakat Türk olmak ta sizi kurtarmıyordu. Dindar, tarihi ve geleneklerine bağlı ''Türk'' de makbul bir Türk değildi. İnşa edilmeye çalışılan Türk; katı laik, hatta inanç ile arasına net tavır koyan, çağdaş, batılı, modern ve üst gelir grubuna ait olan, Kürtlerden ve azınlık sözcüklerinden asla bahsetmeyen, Atatürk'ü ''ulu önder'' sıfatıyla anan Türk'ten bahsedilmekte idi. Yakın zamana kadar güvenlik bürokrasisi ve bugün halen CHP bunun siyasi taşıyıcısı olarak 91. yılına gelindi.

YURTTAŞIN TUHAF RUH HALİ

''Yanlış anlaşılmasın ama bu vahim kazalar hep Cumhuriyet bayramı öncesine denk geliyor. Zaten kutlamaları iptal etmek için bahane arıyorlardı'' Nil Gün / Sosyal Medya kullanıcısı.

Nil Gün isimli sosyal medya kullanıcısı bir vatandaş da, cumhuriyetle ilgili yazdığı mesajında Maden kazası nedeniyle iptal edilen ''resmi bayram kutlamalarına'' yönelik, kutlamaların iptal edilmesinin ''Cumhuriyet, Atatürk karşıtlığından geldiğini'' ima ediyor. Hatta daha ileri giderek bir endişesini de dile getiriyor; ''bu vahim kazalar hep cumhuriyet bayramı öncesine geliyor'' diye kendince bir tehditten, gizli bir plandan bahsediyor. Cumhuriyet karşıtlığının o denli fazla olduğu imasında bulunan sosyal medya kullanıcısı ''iptal etmek için bahane arıyorlar'' sözünü de eksik etmiyor.

CUMHURİYET'İN RESTORASYONU

Cumhuriyet bugün kötü bir şey değildir. Fakat cumhuriyet her şey hatta demokratik, hukuk, özgürlük anlamına da gelmemektedir. Cumhuriyeti kabul etmek ya da kurmakla demokrasi olmuyor. İran İslam Cumhuriyeti, Suudi Arabistan, Rusya hatta Türk Cumhuriyetleri… Öte yandan bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, mesela İngiltere'de cumhuriyet olmamasına rağmen, monarşi geleneği devam ettiren ama demokrasinin beşiği sayılan bir ülkelerdir.

AK Parti 2002 yılında iktidara geldikten sonra çok hızlı demokratikleşme hamleleri yaptı. 150 yıl kadar geriye gidilen Kürt kimliğinden kaynaklanan sorunun çözümü için çok büyük düzenlemeler yaptı. Özgürlüklerin önünü açtı. Sakıncalı, makbul olmayan vatandaş olarak görülen dindar kesimlerin kamusal alanda görev alması, bürokrasi içinde çalışabilmelerinin önü açıldı. Hatta son hafta da bir Ermeni kimliğine sahip Gazeteci- Yazar Etyen Mahçupyan Başbakanlık Başdanışmanı olarak da atandı. Bunların herhangi birinin kısa süre öncesine kadar düşünmek, gündeme dahi getirmek imkansızdı.

AK Parti iktidar döneminde cumhuriyetin 80 yılda yapamadığı, yapmayı istemediği demokratikleşmeyi büyük bir azimle yapmaya çalışıyor. Yılların biriktirdiği Kürt Sorununu çözmek için büyük bir hamle yaptı. Bugün Barış Sürecinin başarıya ulaşmasının sancıları yaşanıyor.
Türkiye toplumunun büyük bir kesimini oluşturan dindarların kamusal hayatta ve bürokraside görev almaları bu dönemde sağlandı. 80 yılda yapılamayan, başarılamayan ekonomik başarı bugün sağlandı. Yollar köprüler, konutlar yapıldı. Alt gelir grubu ile üst gelir grubu arasındaki makas 80 yıldan beri ilk kez alt gelir grubunun lehine dönmeye başladı. Dindarlık ve modernite denklemi dünyaya örnek olarak oluşturuldu. Bu gün Türkiye, bölgesinde siyasi ve sosyal bir aktör haline geldi. Enerji hatlarının Doğu'dan Batı pazarına akışı Türkiye üzerinden gerçekleşmektedir.
Neredeyse cumhuriyet yönetim tarzı olan her 10 yılda demokrasinin askıya alınması, darbe yapılması, asker- sivil ilişkilerin normalleşme evresine girildi. Askeri vesayet geriletildi. Her darbe döneminde halka eziyet eden, hapseden, işkence eden Jandarma Teşkilatı askeriyeden alındı ve İç İşleri Bakanlığı'na bağlandı. Artık bir dilekçe ile isimler değiştirime imkanı veriliyor. Toplum üzerinde demoklesin kılıcı gibi duran bürokrasi halkına hizmet etmeye başladı.

Cumhuriyet'in demokratikleşme süreci ne yazık ki bitmedi. Atılacak çok daha ciddi adımlar var. Kimlik, din-devlet, asker-sivil ilişkilerinde atılacak çok daha adımlar var. Bu temel sorunların çözümü ancak yeni demokratik ve sivil bir anayasa ile mümkün olabilecek.

ESKİ REJİM BEKÇİLERİ

Fakat işler hiç de planlandığı gibi hızlıca gitmiyor. Özellikle son dönemde eski rejim elitleri değişimi geriye dönüştürmek, en azından durdurmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bazen iç dinamikler, bazen dış dinamikler bazen de ( son günlerde olduğu gibi) iç ve dış dinamiklerin ittifakı ile çarkı geriye dönüştürmek istiyorlar. 27 Nisan, Gezi Kalkışımı ( başlangıçta sivil bir hareket olsa da sonrasında iktidar operasyonuna dönüşmüştür ), 17- 25 Aralık operasyonları ve son olarak da 6-7-8 Ekim Sokak Kalkışımı değişimi durdurmak üzere ciddi operasyonlar olarak görülüyor. Değişim toplumsal dinamiklere dayandığı sürece, arkada geniş halk kitleleri var oldukça tarife dışı engeller ancak değişimi yavaşlatacaktır. Değişim kendi yatağında ilerleyecektir.