X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Davutoğlu'ndan Hacıbektaş'ta Dersim mesajı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Davutoğlu'ndan Hacıbektaş'ta Dersim mesajı

  • Giriş Tarihi: 8.11.2014 13:35 Güncelleme Tarihi: 8.11.2014 16:34
Davutoğlu'ndan Hacıbektaş'ta Dersim mesajı
Davutoğlu'ndan Hacıbektaş'ta Dersim mesajı

Başbakan Davutoğlu, "Biz her Muharrem ayında Hazreti Hüseyin'i böyle anarken Hazreti Ali olmadan Alevilik konuşuluyorsa önce Alevi kardeşlerimizin dur demesi lazım" ifadelerini kullanarak Dersim'in modern bir Kerbela olduğunu söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Hacıbektaş Veli Kültür Derneği tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü'nde yaptığı konuşmasında, bu kardeşliğin hiç bir zaman bölünmeyeceğini söyledi.

Hacıbektaş Veli Kültür Merkezi'nde ilk olarak Çerağ Uyandırma töreninden sonra Hazreti Hüseyin ve Kerbela'da hayatını kaybedenler için mersiye okundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Semah ekibi tarafından yapılan gösterinin ardından konuşma yapan Başbakan Davutoğlu, 'Bu mekanlar şerleri def etme mekanlarıdır. Bizim tarihimiz bir uzun yürüyüşün tarihidir. Başbakanlık sorumluluğu ağır bir sorumluluk. Bütün emaneti gözlerim yaşararak andım zihnimde. Görev aldıktan sonra aynı sabah Hacı Baram-ı Veli'nin mezarına gittim. Ondan destur aldım. Ben buraya siyasi konuşma yapmak için değil, destur almak için geldim. Hacı Bayram-ı Veli'yi ziyaret edip çilehanesinde birkaç saat kalıp dua ettim. Bu bir ikrar vermektir. Alevi Bektaşı Veli geleneği bunun ne olduğunu bilir. Hazreti Mevlana'nın huzuruna da gittim' diyerek şu şekilde konuştu:

'Ahi Evran'ın mekanına gittim. Hacı Bektaşı Veli'nin bir diğer kardeşine. Oraya edep ile gidilir. Biz her yere edep ile geliriz kibir ile değil. Bize bunu Hacıbektaşı Veli'nin geleneği öğretti.

Malatya'ya gittiğimde Seyyid Battalgazi'ye gittim. Seyyid Burhanettin Veli'yi ziyaret ettim. Buraya gelirken Emirsultan'dan izin alarak geldim ve selamını getirdim Hacıbektaşı Veli'ye. Hepsi aynı kaynaktan beslenen Hoca Ahmet Yesevi'nin üzerinde duracağım. Bu kardeşlik bu topraklarda hiçbir zaman bölünmez.

Hiçbir gelenek diğerine bir şey empoze etmez. Her gelenek kendi içinde güzeldir. Kimse kimseye bir şey empoze etmek zorunda değil. Alevi Bektaşi geleneğinin temel ilkelerine baktığımızda, her birimiz bu geleneğin parçasıyız.

Alevi Sünni ayrımı olabilir mi? Nasıl olur ki Hazreti Hasan ve Hüseyin'e hürmet etmekle birlikte İslama aykırı olarak düşünülebilsin. Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin rehberdir, 12 imam rehberdir ve Hazreti Peygamberin ruhunu taşırlar, emanetini taşırlar. Kim ki ehlibeyt'e hürmetsizlik eder bizden değildir".

Hacıbektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan da, 'Bizler bu ülkenin bir gerçeğiyiz, bizler mazlumuz. Bu güne kadar inkar ve asimilasyon politikaları ile yok edilmeye çalıştık. Hep var olduk ve olmaya devam edeceğiz. Tanrı ile insanı iç içe kabul ettik. İnsanları dinine, diline, ırkına göre ayırmadık. Bizler gittiğimiz yere sevgiyi ve dostluğu taşıdık.Yıllardır Alevi Bektaşi inancındaki arkadaşlarımız yanlış anlaşıldı. Bu cehaleti fırsat bilen karanlık güçler, Alevi insanına derin yaralar açtı. Yakın zamana kadar Sivas'ta, Maraş'ta bir çok Kerbelalar yaşattı.

Alevi toplumunun ve inancının sorunları, bu ülkenin meclisi ve hükümeti tarafından çözülmeli. Çözülmesini istemeyen ve Alevi sorunları üzerinden nemalananlara dur demek için Alevilerin sorunları bir an önce çözülmeli' diye konuştu.


'DERSİM MODERN BİR KERBELA'YDI'


Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Biz Hüseyni bir yoldayız. Mazlum gördüğümüzde onu bağrımıza basmadan gözümüze uyku girmez. O emanetten sapmak ihtimali varsa Allah bize o anı yaşamayı haram eylesin. Bizim için Ehliyet'e saygı budur. Bizim bu değerlere sahip çıkmamız insan olmamızdan kaynaklanıyor. Ortak geleneği benimsememizden geliyor. Bu ortak gelenekten bir an saparsak vay halimize, vah halimize. Biz her Muharrem ayında Hazreti Hüseyin'i böyle anarken Hazreti Ali olmadan Alevilik konuşuluyorsa önce Alevi kardeşlerimizin dur demesi lazım. Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin'i anmadan Aleviliğe sahip çıktıklarını söyleyenler ikrarını bozmuş olurlar. Hacıbektaş Veli Horasan erenlerindendir. Horasan erenleri bir ruhun tarih içindeki yürüyüşüdür. 2 yıl önce Hoca Ahmet Yesevi'nin huzuruna vardığımda çilehanesine girdim ve tefekkür ettim. Oraya huşu ile varılır. Üzerinizde size edilen emanetler o makamlara hürmetle kazanılır. Düşündüm, nasıl bir ruhani yürüyüş ki, her biri gittikleri yerde aynı mesajları verdiler. Horasan erenlerinin geleneği Anadolu'da başlı başına bir geleneğin, kültürün oluşmasına zemin hazırladı. 13. Yüzyılı anlamayan Osmanlı'yı ve Cumhuriyeti anlayamaz. Müslüman-Hristiyan, Alevi Sünni ayrımı yapmadan herkesin ortak kültür içinde yaşadığı bir zamandır. Biz onlara çok şey borçluyuz. Hangi meşrepten olursa olsun Horasan erenlerini yad etmeden geçemeyiz. Babam Ahmed-i Sani derdi bana. Hoca Ahmet Yesevi'nin adının Ahmed-i Sani olduğunu öğrenince Anadolu'da insanların ona benzesin diye bu ismi koyduklarını öğrendim. Bizim meselemiz bütün bu geleneğe sahip çıkmaktır. İhtilaflar acılar yaşanmışsa bunu tümü ile kökten halletmenin, bütün vatandaşların eşit olduğu bir ülke inşa etmenin yolunda omuz omuza çalışmamız lazım. Biz aşık olmaya geldik, biz bu geleneğin tümüne aşık olduk. Allah Aşık olmayı herkese nasip etsin. Kim ki Alevi Bektaşı geleneğini Hazreti Ali'den ayırmaya kalkar, o an işte en büyük zaafın içindedir. Bu irfanı anlamakla bu yolu bir şekilde 21. yüzyıla taşımakla yükümlüyüz. 21. yüzyılın Hacıbektaş-ı Veli'ye çok ihtiyacı var. Eline silah geçirenin Vandalizm ile başkasına hükmetmeye çalıştığı bir yerde, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışılan yerde, din adıyla işlenen cinayetlerde ister İŞID ister ESAD modeliyle hepsi Hazreti Hüseyin'in büyük davasının karşısında yer alıyor. Biz o nedenle mazlumun yolunda olmaya ahdetmişiz. Bütün bu gelenek bizim. Hepsinden ilham alıyoruz. Bu ortak paydadan bu güne gelirken çok büyük acıların şu veya bu şekilde devam ettiğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Bir misafiriniz olarak söylüyorum, Biz hem köklü bir geleneğin takipçileriyiz, hem de modern evrensel insan haklarına dayalı çağdaş bir devletin insanlarıyız" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çağdaşlaşmayı tek tip toplum inşa etmek olarak görenler yavaş yavaş bu çoğulculuğu yok etmeye başladılar. Tek tipçi yaklaşımlar bizde etnik temelde bazı vatandaşlarımızı ayrımcı politikalarla birbirinden ayırmaya çalıştılar. Yanlış uygulamalar kadar, sanki bu tek tipçilik uygulamaların getirdiği yıkımları karşı taraf yapmış gibi karış taraf yapmış gibi yapmak da yanlıştır. Irkçılık Türk ırkçılığı da olsa yanlış Kürt ırkçılığı olsa da yanlıştır. Dersim olayı, 15 yıl içinde bu devletin Başbakanı Dersim dolayısıyla bütün bu milletten özür diledi. Cumhuriyet tarihinde kimse o döneme ait yanlışları kimse söylememişti. Akademisyenlerin bile o dönemi nasıl korku ile anlattıklarını ben bilirim. Şimdi samimiyet ve açıklık vaktidir. Şimdi o dönemin tek parti temsilcileri de özür dilemeli. O gün modern Kerbela'ydı. Bir tek canın tek bir tüyü zarar görecekse bizim için her makam ve her mevki boştur. Aşık Mahsuni yaşıyor olsaydı o dönem Başbakanımızın özür dilemesine bir şiir ile cevap verirdi. Bütün Alevi dostlarımız da o dergahın gönüllü yolcuları olsunlar."

'BİR ÖTELEME VARSA ÖNCE BEN MÜDAHALE EDECEĞİM'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 4. Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü'nde yaptığı konuşmasında, 'Eğer herhangi bir din bu derslerle tahkir ediliyorsa, kötüleniyorsa bu dersleri kaldıralım. O anda nefret kültürü doğar. Ben istiyorum ki her Sünni Alevi Bektaşi okusun. Bunu da açık yüreklilikle tartışalım' dedi.

Başbakan Davutoğlu, "Farklı inançlara sahip olan herkese saygı duymamız gerekir. Ben başbakanlık görevini alırken, köken itibari ile pirlerden gelen bir Sünni bir aileden geliyorum. Ama başbakanlık yaparken Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıyım. Tüm vatandaşlarımıza ayrım yapmadan hareket etmek zorundayım. Politika belirlerken, hükmederken, konuşurken kendi etnik kimliğini ve mezhebini unutarak hareket etmeli. Bizim geleneğimiz birçok farklı kültürün iç içe yaşadığı gelenektir.

Modern toplumda da biz sadece vatandaşlarımızı hiçbir ayrımı görmeden hareket ederiz. Hacıbektaş'ta bunun garantisini veririz. Bir yerde huzursuzluk mu var, biri tehdit altında mı o gece benim gözüme uyku girmemesi lazım. Benim için nasılsa bütün yöneticilerimiz için de aynıdır.
Beraber çözeceğimiz sorunlar varsa beraber çözeceğiz. Hiçbir problemin üstünü örtmeyeceğiz. Alevi dostlarımıza bütün alevi geleneklerini yazılı kültürü arttırıp yeni nesile tanıtmak lazım. Alevilik bu toprağın asli unsurudur. Tanıtmak lazım ki başkaları bu geleneğin üzerinden Ali'siz, Hüseyin'siz bazı çizgilere kaymasınlar.

Eğer herhangi bir din bu derslerle tahkir ediliyorsa, kötüleniyorsa bu dersleri kaldıralım. O anda nefret kültürü doğar. Ben istiyorum ki her Sünni Alevi Bektaşı okusun. Bunu da açık yüreklilikle tartışalım. Tabuları yıkalım zihnimizde. Aleviliğin bütün temel kavramlarını anlamaya gayret ettim. O kavramlar hepimizin kavramları. Ama bir tahkir varsa öteleme varsa önce ben bundan sorumlu kardeşiniz olarak söylüyorum. Önce ben müdahale edeceğim.

AİHM'in aldığı kararlar olmasa da herhangi bir kurum, başka bir mezhebi tahkir ediyorsa büyük bir cürüm işlemiştir. Bizim AİHM'den karar almaya ihtiyacımız yok. Burada bunları konuşmaya hazırız. Din Kültürü dersine 103 sayfalık Alevi konusu eklendi. Yanlışsa değiştirelim. Eksikse tamamlayalım. Karşıtlık cahillik ile başlıyor. Kategorize etmek cehaletin en kaba halidir.

O Acı hatıralar yüreğimizi yakıyor. Onun için Madımak otelini kamulaştırdık. Daha da yaşayan bir müze haline getirebiliriz. Ne alevi ne Sünni asırlarca bir arada yaşadılar. Acıları yaşatan bir şey olmaksızın neler yapmamız gerektiğini konuşalım."