X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Davutoğlu'ndan kritik açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Davutoğlu'ndan kritik açıklamalar

  • Giriş Tarihi: 20.11.2014 00:16 Güncelleme Tarihi: 20.11.2014 00:19
Davutoğlu'ndan kritik açıklamalar
Davutoğlu'ndan kritik açıklamalar

Başbakan Ahmet Davutoğlu, canlı yayında gündeme ilişkin sorulara cevap verdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk ekonomisinin son yıllarda elde ettiği büyümeye işaret ederek, "(Daha önce de Türkiye böyle büyüyordu) diyenler için söylüyorum: 90'lı yıllarda dünya ekonomisinin büyüme hızına baksınlar, Türkiye'nin büyüme hızına baksınlar. Yani dünya ekonomisi büyürken 90'lı yıllarda Türkiye çok az büyüdü. Dünya ekonomisi daralırken bizim iktidarımız döneminde büyümeye istikrarlı büyümeye devam etti" dedi.

Davutoğlu, TRT ortak yayınında soruları yanıtladı.

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundan Davutoğlu, çözüm sürecine ilişkin "Ne olursa olsun çözüm sürecini başarıya ulaştırmaya kararlıyız. Süreçle ilgili çok ciddi mesafeler alınmıştır. Gelinen noktada daha olumlu bir yerdeyiz. Umarım bir daha kimse 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi çözüm sürecini sınamaya kalkmaz" dedi.

"Çözüm sürecindeki olumlu havayı sürdürmek herkesin görevi" diye Davutoğlu, "1 Ekim'de zihnimizde net bir takvim vardı. Bunlardan sonra bir sıralama konuşabiliriz. Biz demokratik adımları atarken kimseye sormuyoruz" ifadelerini kullandı.

BEDELLİ ASKERLİK

Davutoğlu, bedelli askerlik ile ilgili soruya ise "Belli yaşı geçmiş kişiler artık orduda aktif bir şekilde değerlendirilemeyecekse, bu birikmenin de önünde geçmek lazım. Ama öbür tarafta da bölgemizdeki şartlar malum. Tezkere tam biz bu konuları konuşurken 6-7 Ekim olayları yaşandı. Irak'ta ve Suriye'de çok riskli bir atmosfere girildi. Bu karar alırken bütün bu riskli atmosferi de değerlendirmemiz lazım. Önümüzü daha rahat görebileceğimiz bir tabloda bunu değerlendirebiliriz. Böyle bir beklentiyi hemen yarın olabilecek gibi gündemde tutmanın da kimseye bir faydası yok. Sukunetle herkesin önümüzdeki gelişmelere bakması lazım" şeklinde yanıt verdi.

"ÇÖZÜM SÜRECİNDE NİHAİ HEDEF SİLAHLARIN BIRAKILMASIDIR"

Süreçte gelinmesi gereken yer her talebin yerine gelmesi, şiddet ve silah dili kullanılmaması. Kimsenin tekrar silah dili kullanmaması lazım. Çözüm sürecinde nihai hedef silahların bırakılmasıdır. Kamu düzeni üzerinde herhangi bir ipotek kabul etmeyiz.

"AK PARTİ OLARAK KÜRTLERİ DAHA ÇOK TEMSİL EDİYORUZ"


Kürtleri temsil hakkını kimse HDP'ye vermiş değil. Biz AK Parti olarak Kürtleri daha çok temsil ediyoruz.

Seçim çalışmalarını Hakkari'den başlatacağım.

"HDP'NİN ÖZELEŞTİRİ YAPMASINI İSTİYORUZ"


Herkes her türlü siyasi görüşünü ifade eder, silaha başvurursa bu suçtur. Demirtaş ile görüşmemde "cumhurbaşkanı adayı olmanızdan memnun oldum" dedim. Türkiye'nin geneline hitap edeceğini söylüyordu. Cumhurbaşkanı olsaydı 6-7 Ekim'de nasıl bir tavır alıcaktı? Özeleştiri yapmalarını istiyoruz. Biz de yapıyoruz.

G-20 Zirvesiyle ilgili değerlendirmesi sorulan Davutoğlu, zirvenin, uluslararası ekonomik politiğin son derece kritik kavşağında yapıldığını söyledi.

G-20'nin, özellikle 2008 krizinden sonra zirve düzeyinde toplanmaya başlanmasıyla sadece maliye ve ekonomi bakanları düzeyinde değil, dünya gündeminin bütün küresel ekonomi konularının değerlendirildiği, 1 yıllık perspektifle yeni hedeflerin ortaya konduğu bir platform oluğunu dile getiren Davutoğlu, birkaç açıdan bu toplantının önem taşıdığını vurguladı.

Bu oluşumun, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve daha sonra G-8 adını alan yapıdaki üyeler gibi, dar ve temsil kabiliyeti zayıf bir topluluk olmadığına dikkati çeken Davutoğlu, temsil kabiliyetinin geniş olduğunu, hem gelişmiş ve gelişmekte olan hem de dinamik ekonomileri barındırdığını anımsattı.

G-20'nin "hiçbir ekonominin ihmal edilmemesi gerektiği varsayımı" üzerine kurulduğunu, 2008 krizi sonrası önemli rol oynadığını, farklı ülkelerin bir araya gelerek dünya ekonomisinin nasıl canladırılması gerektiği konusunda fikir alışverişinde bulunduğunu ve yapısal reformların önünü açtığını anlatan Davutoğlu, söz konusu krizin küresel ekonomileri etkisi altına aldığını, Avrupa'da arka arkaya 3 resesyon sarkacının gündeme geldiğini belirtti.

Japonya'da negatif büyümelere gidildiği bir dönemde 20 ülkenin bir araya gelerek bir perspektif çizmesinin önemli olduğunu kaydeden Davutoğlu, daha önce ortaya konulan 2017'ye kadar dünya ekonomisinin ortalama yüzde 2 büyümesi hedefinin hala gerçekleşemediğini, böyle bir ortamda G-20'nin toplandığını anımsattı.

Rusya ile yaşanan kriz ve bu ülkenin karşı karşıya kaldığı yaptırımların etkisi bulunduğunu, diğer taraftan petrol fiyatlarındaki düşmenin Türkiye gibi bazı ekonomiler için iyi işaretler verdiğini, Rusya gibi bazı ekonomiler için ise alarm sinyalleri anlamına geldiğini kaydeden Davutoğlu, çıkarları farklı alanlarda çelişen ülkelerin, ortak küresel ekonomik politika geliştirme noktasında aralarındaki tutum farklılıklarını gidermeye çalıştıklarını söyledi.

-Durgunluktan çıkılması

Liberal ekonomiler arasında da görüş ayrılığı bulunduğunu, 20 ülke liderinin katıldığı ilk oturumda en fazla üzerinde durulan konunun hangi yapısal reformlarla durgunluktan çıkılabileceği üzerine olduğunu belirten Davutoğlu, petrol alıcı ve satıcıları, üreticileri ve tüketicileri ayrımı dışında, Batı bloku içindeki bir başka ayrımın başını ABD'nin çektiği, "dünya piyasasının talep artışı yönünde gelişmesini" öngörenler ile başını Almanya'nın çektiği "antienflasyonist politikalarla talebi değil enflasyonu kontrol alında tutalım" diyenler arasında yaşandığını ifade etti.

Bunların 20 liderin katıldığı kapalı oturumda tartışıldığını anlatan Davutoğlu, "Bizim açımızdan bu görüş ayrılıklarının giderilmesi önemli çünkü biz, AB pazarının daralmasını istemeyiz. Dış talebin artması Türkiye için olumlu bir haberdir, talep düşmesi bizim ihracatımızı da olumsuz etkileyecek. Sıkı politikalar, Avrupa içinde özellikle Avrupa piyasasının daralmasına yol açacak politikalar da negatif etki yapacak unsurlar içeriyor" diye konuştu.

Zirvede çok canlı, açık sözlü tartışmalar yaşandığını bildiren Davutoğlu, "Bizim oradaki yaklaşımımız bu iki tutumun uzlaştırılabileceği yönünde. Yani antienflasyonist politikaların mutlaka talep daralmasına yol açmaması gerektiği ve yapısal reformlarla talebin artırılması ve reel sektörün önünün açılması ve aynı zamanda enflasyonun da kontrol altında tutulabilmesi dengesinin nasıl bulunabileceği yönündeydi" dedi.

-"Türkiye, başarı hikayesi"

"Türkiye'nin kendi özgün deneyimlerinden yola çıkarak alternatif politika önerisi olup olmadığı, Türkiye'nin bundan sonraki rolünün değerlendirilip değerlendirilmediği" sorulan Davutoğlu, ilk oturumda Meksika ve Türkiye'nin takdimlerinin dikkati çektiğini, her iki ülkenin de zirve öncesi belirli konularda yapısal dönüşüm programları ilan ettiğini anımsattı.

"Dolayısıyla o oturumda Türkiye, bir başarı hikayesi şeklinde aslında ele alındı. Ben yaptığım sunuşta da daha önce zaten bu iki kanat tartışmışlardı, benim söz almamla birlikte bu iki kanadın aslında uzlaşması gerektiği tezini ben işledim" diyen Davutoğlu, Almanya'nın durağan ekonomilerin maliyetini ödememek için Avrupa içinde antienflasyonist sıkı para politikasına yöneldiğini, ABD'nin de öteki taraftan dünyayı resesyondan çıkarmak için öncülük ettiğini, ABD ve İngiltere ekonomilerinin performanslarının iyi olduğunu dile getirdi.

Böyle bir kutuplaşmaya gidilmemesi gerektiği üzerinde durduğunu bildiren Davutoğlu , "Bütün dünyada antienflasyonist politikalar ve sıkı para politikaları takip edilirse dünya ekonomisinin büyüme şansı kalmaz çünkü o andan itibaren talep daralması icap eder. Talep daraldığı yerde de arza yansır ve bunun doğurduğu bir sarkaçla zaten Avrupa son 6-7 yıl içinde üç kere resesyon kıskacı içine girdi bir daha girmesi durumunda çok sıkıntı yaşar" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, öte yandan dünya ekonomilerinin enflasyon olgusunu gözardı etmesi durumunda ise enflasyon yönünde tırmanma olacağını, Türkiye'nin kontrol altında tutmaya çalıştığı enflasyon oranlarını zorlayabileceğini dile getirerek, "Benim orada üzerinde durduğum, Türkiye'nin tezi olarak üzerinde durduğum husus şuydu, bunun ikisini uzlaştırması gereken yer reel sektör reformları, yani yapısal reformlarla arzın da aynı oranda artabileceği, dolayısıyla enflasyon baskısının olmadığı, talep ile arzın daha üst bir dengede buluşması gerektiği" şeklinde konuştu.

Talep ve arzın bir dengede buluştuğunu, onu daha üst bir dengeye çıkarmak gerektiğini ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin 2014 yılı için üzerinde durduğu üç saç ayağından bahsettiğini söyledi.

Bunlardan birinin demokrasiye dayalı siyasi istikrar olduğunu, Türkiye'de bunun uzun yıllardır başarılabildiğini vurgulayan Davutoğlu, bu sayede kriz karşısında süratle tepki verilebildiğini, krizin yönetilebildiğini, kısa dönemli iktidarların bunu yapamadığını, Avrupa'da bir dönemi tamamlayabilen hükümet sayısının az olduğunu söyledi.

Makroekonomik istikrarın da önemine işaret eden Davutoğlu, üçüncü unsurun ise yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesi olduğunu söyledi.

Bunun üçü 12 yıldır devam ettiği için Türk ekonomisinin küresel daralmaya rağmen ortalama yüzde 5-5,5 oranında büyüme sağlayabildiğini vurgulayan Davutoğlu, "Daha önce de Türkiye böyle büyüyordu diyenler için söylüyorum, 90'lı yıllarda dünya ekonomisinin büyüme hızına baksınlar, Türkiye'nin büyüme hızına baksınlar. Yani dünya ekonomisi büyürken 90'lı yıllarda Türkiye çok az büyüdü. Dünya ekonomisi daralırken bizim iktidarımız döneminde büyümeye istikralı büyümeye devam etti" diye konuştu.