X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan KADEM zirvesinde konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
kapat

Erdoğan KADEM zirvesinde konuştu

  • Giriş Tarihi: 24.11.2014 11:28 Güncelleme Tarihi: 24.11.2014 12:09
Erdoğan KADEM zirvesinde konuştu
Erdoğan KADEM zirvesinde konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nde katılımcılara seslendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte katıldığı ve İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'ne katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından önemli başlıklar;

Yaklaşık 1,5 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen ses getiren uyaran ve uyandıran çok sayıda faaliyete başarıyla imza attı. KADEM mevcut diğer STK'lara nazaran alternatif fikirleri ile duruşu ile farkını net bir şekilde ortaya koydu. Bu fikrini masada ortaya koymak başka birşey hizmetle ortaya koymak başka birşey bir de toplum içerisinde gerilimler meydana getirmek suriteyile sesimi duyurabilir miyim demek başka birşey. Aslolan önce dinlemek sonra da dinletebilmek. KADEM çok yeni bir dernek olmasına rağmen kısa zamanda iyi bir konuma yükseldi. Kadın sorunlarının hep ulusal hem uluslararası düzeyde altını çiziyorum adalet kavramı ile birlikte ele almasını şahsen çok önemsediğimi ifade etmekte fayda var. Modern dünyada insana ve insanlığa ilişkin her meselenin ele alındığını biliyoruz ama sorunlara karşı bütüncül acil bir yaklaşım ortaya konamadığını üzülerek müşahade ediyoruz.

DÜNYANIN TEK HASSASİYETİ PETROL

Şuanda dünyada özellikle çevre konusunda atılan adımlar ve demokraside çok ileriyiz diyen ülkelerde aynı hassasiyetin olmadığını görüyoruz. Demokrasi ihlali veya insan hakları ihlalini çok büyük mesele haline getirenlerin başka ülkedeki demokrasi katliamına insan katliamlarını gözlerini kapattıklarını görüyoruz. Yine fok balıklarının avlanmasını küresel konu haline getirenlerin Filistin'de Gazze'de binlerce kadının çocuğğun katledilmesine en küçük bir tepki göstermediğini görüyoruz. Şuanda Suriye'de 300 bini aşkın insan öldürüldü. Hala dünyanın sesi yok. Kendileri ile hep görüşüyorum. Ama söylediklerim ile kalıyorum. En ufak bir hassasiyetleri yok. Tek hassasiyetleri var o da PETROL. Kucağında yavrusu ile ölen dün bir misafirim vardı çocuğunun sniperlarla nasıl öldürüldüğünü anlatıyor o anne yanımızda orada eşimle birlikte dinledik evimde o tabloyu bize sergiledi. Ben şimdi uluslararası bir mahkemeye gidebilecek miyim diyor ülkemde dava açamıyorum diyor çünkü durum daha kötü olabilir diyorlar. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Onlarca yüzlerce binlerce örneği var bunun. Bütün bu çifte standartlar aslında karşı karşıya kaldığımız sorunların çözümünde en büyük eksiğin adalet duygusunun olduğunu gösteriyor. Hani bizim Gencebay'ımız varya diyor ya 'Batsın bu dünya' evet batsın bu dünya. Çünkü adalet yok. Eğer sorunlarda bile ayrımcılık yapılıyorsa orada adalet duygusundan söz edilemez. Adaletin devreye girmediği hiç bir mesele hakkaniyetli olarak çözüme kavuşturulamaz.

SİZ MEŞRU GÖRSENİZ DE BİZ GÖRMEYECEĞİZ

Bana X ülkenin lideri ile barışır mısınız dediler hayır demem. Onu kabul bile edemem dedim. Zira zalimin zulmüne rıza zulümdür dedim. Onun için buna rıza gösteremem ve kendisini kabul edemem dedim. Ama şöyle oluyor böyle oluyor deniyor. Beni ne öylesi ne böylesi ilgilendiriyor. Günde 3 bin insanın öldürüldüğü yakın siyasi tarihte görülmüş hiçbir ülke yok. İşte Mısır bunu yaşadı. Mısır'da bunu hiç bir lider kendinden önce böyle bir uygulama yapmadı. Bir günde bu kadar insan öldü. Oyları ile iktidara gelmiş bir insanı devirdiler. Demokratız diyen ülkelerin sesi çıktı mı ne yapıyorsun dediler mi ve hala bakıyorsunuz başgöz ediyorlar. Hala meşruiyet kavgasını sürdürüyorlar. Siz meşru görseniz de biz meşru görmeyeceğiz. Farkımız bu. Kendi halkın için bağımsızlık hakkını savunurken başka ülkelerdeki mazlum halkların haklarını görmezden gelirsen dürüst olamazsın adaletli olamazsın. Saraybosna'da kadınlar ölürken susarsan, Mısır'da insanlar ölürken tepkisiz kalırsan haktan adaletten bahsedemezsin.

IRKÇILIĞIN ÇÖZÜMÜ ADALETTİR

Bunu açıklamak zorundayım. Bugün bizim küresel sorunların hemen her birinde asıl ihtiyacımız olan adalettir. Adalet mülkün temelidir. Bu çok önemlidir. Irkçılığın çözümü adalettir. Beyaz adam ile siyah adam arasındaki ayrımcılığı kaldırmanın yegane yolu adalettir. Antisemitizmin çözümü adalettir. İşsizliğin azaltılmasında savaşların son bulmasında ihtiyaç olan yegane duygu adalettir. Aynı şekilde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü de yegane başvurulacak yol adalettir. Adalet bambaşka birşeydir. Hukuk ve yasalar başkadır. Eşitlik başkadır. Bazıları hukuk ile yasayı karıştırıyor. Ya hukuk başka birşey yasa başka birşeydir. Ben hukuk arıyorum yasa benim için önemli değil. Hakkımı arıyorum, adil yöneticiler adil yargıçlar arıyorum. Bunlar olduğu zaman o ülkede huzuru bulursunuz. Yoksa bulamazsınız. İstediğiniz kadar Cumhurbaşkanı olun Başbakan olun. Eğer adil yargıçlar yoksa durumunuz felakettir. Elbette eşitlik olacak haklar hukukla korunacak eğer yasa hukuka uygunsa değerlidir. Eğer yasa hukuka uygun değilse hiçbir değeri yoktur. Eşitlik olsa bile yasa eğer hukuka uygun d eğilse adalet yoksa sorunlara gerçek çözümler üretilemez haklar sahiplerine teslim edilemez. Hukuk şimdi onu düzenli adil biryasa olarak tanımlayalım otorite tarafından yapılır hukuka uygun olarak. Ama adalet hakikat duygusundan yola çıkar ve gerçek vicdanlar tarafından yapılırsa netice alırız. Karşı karşıya kaldığımız her meseleyi adalet ve vicdan terazisinde tartmak zorundayız. Eşitlik kavramını hukuk kavramını adaletin ve vicdanın üzerine inşaa etmek zorundayız.

YARGIÇLAR İHANETİ VATANİYE YAPARSA NE OLUR?

Bizim köklü devlet geleneğimizi özetleyen bir ilkemiz var. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osmangazi'ye hocası Şeyh Edebali nasihat ediyor ve diyor ki 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'. Bizim devlet anlayışımızda bu temel ilke vardır. İnsanın yaşaması adaletle mümkün olur. Devlet yasalar yapıp millete bunu dayatırsa oradan hukuk değil zulüm doğar. Örnek olsun diye veriyorum. Belki buradaki misafirler bilmeyebilir ama ülkem insanları bilir. Biz meşhur Galataport'un ihalesini yaptık. Kazananı belli herşeyi belli. İhaleden sonra 2 yıl geçti şimdi yargı karar veriyor yürütmeyi durdurma. Böyle bir anlayış olabilir mi? İhale bitmiş herşey bitmiş iki yıl sonra karar veriyorsunuz. Bu yatırımcı herşeyini yapmış milyonlarca dolar harcamış bu yatırımcı bu ülkede bu ülkenin yönetimlerine güvenipte bundan sonra yatırım yapabilir mi? Ben bu yargıya ülkemde nasıl güveneceğim inanacağım? Cumhurbaşkanı ihaneti vataniye içinde olursa suçludur peki yargıç ihaneti vataniye olursa ne olur? Bakın iki yıl geçiyor sonra bu kararı veriyorsunuz. Bu vatanperverlik midir? Bunu konuşmak zorundayız dertleşmek zorundayız. Böyle sürdüğü zaman biz ülkemizi ayağa kaldıramayız uçuramayız. Muassır medeniyetler seviyesine yoksa rahat rahat çıkarız. 1 Milyar dolarlık birproje sen geliyorsun bunu ne kadar rahat engelleyebiliyorsun.

Yasalar ne kadar kötü olursa olsun eğer adil bir sultanın elinde ise oradan güzel neticeler d oğar. Yasalar ne kadar güzel olursa olsun eğer zalim bir sultanın elinde ise oradan zulüm doğar mesele bu. Burada da aynen bunu görüyoruz. Bir zamanlarda bir yargıç söylemişti ya vicdanı ile cüzdanı arasında diye. burada da herhalde böyle birşey var. Her türlü meselede en başta dikkate almamız gereken kavram adalettir.

İnsana adalet nazarı ile bakmak, insanı sadece ve sadece insanı can olarak görmemizi sağlar. İnsanı sadece can olarak görebilirsek insanı yaradılmışların en şereflisi olarak görebilirsek bu adaleti vicdanlarımıza yerleştirebilirsek bütün ayrımları ortadan kaldırmış oluruz. O zaman siyah beyaz diye ayrım olmaz sadece Can olur. O zaman alevi sünni ayrımı olmaz sadece can olur.

KADIN VE ERKEK EŞİTLİĞİ FITRATA TERS

Kadınların ihtiyacı olan şey nedir? Şimdi burada bazen erkek kadın eşitliği diyorlar. Kadın kadına eşitlik doğru olandır erkek erkeğe eşitlik doğru olandır. Ancak kadının adalet karşısındaki eşitliği aslolandır. Onun yerine gelmesi lazım. Kadınların isteği eşitlikten ziyade eşdeğer olabilmektir yani adalettir. Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fıtrata terstir. Bünyeleri farklıdır. İş hayatında hamile bir kadını erkek ile aynı şartlara tabi tutamazsınız. Kadınları erkeklerin yaptığı her işte çalıştıramazsınız. Eline ver kazmayı küreği çalışsın. Olmaz böyle birşey onun narin yapısına bir defa ters düşer. Anadolu'&da bu yapılmadı mı? Sırtına yüklediler küfeleri ne çekti o analarımız kamburları çıktı. Hala böyle mi devam etsin? Erkek de kahvede pişbirik oynasın zar atsın. İşte onun için eşitlikten ziyade eşdeğer kavramını yani adalet kavramını bu mesele en önemli kriter referans görmek zorundayız. Bizim dinimiz kadına bir makam vermiş. Ne makamı annelik makamı. Ve bizim dinimiz anneye bir makam daha vermiş nedir o cenneti ayakları altına sermiş. Bakın babanın ayağı altına değil annenin ayağı altına koymuş. Dolayısıyla annenin ayağı altı öpülür. Ben annemin ayaklarının altını öperdim anam nazlanırdı. Çekme anacım derdim burada cennetin kokusu var derdim o da ağlardı. Anne başka birşey. Makamların ulaşılamazıdır en yükseğidir.

KADIN CİNAYETLERİ


Bunu feministlere anlatamazsın mesela onlar anneliği kabul etmiyorlar çünkü. Biz anlayanlar yeter bize diyoruz onlarla yola devam ederiz diyoruz. Kadın cinayetleri oluyor. Bir müslüman olarak konuşuyorum. Bizim dinimiz islam silm kelimesinden t ürüyor. Ne demek barış. Biz barış dininin mensuplarıyız. Bizim dinimizde kadına bu şekilde bir zulmü asla yapamazsın, şiddet uygulayamazsın hatta evlatları için kesin hüküm nedir yanınızda yaşlanırlarsa annenize babanıza öf bile demeyin diyor. Çekeceksin nazını ana bu. Bizim değer ölçülerimiz bu kadar hassas.

BİZE SIĞINANLARI BOMBALARIN ALTINA BIRAKAMAYIZ


Türkiye son yıllarda hem bölgesel sorunlara hem küresel sorunlara farklı bakış açılarını yansıtmaya ve bakış açılarını da savunmaya başladı. Bizim çok ciddi bir avantajımız var. Doğudan gelen ama yönü batıya olan bir ülkeyiz. 2 Milyona yakın mülteci var şuanda bizde. Batıda ne kadar var 130 bin kişi. bizim şuana kadar buna yaptığımız harcama 4,5 milyar doları buldu bize gelen yardım 200 milyon dolarcık. Biz bu süreci devam ettiriyoruz ettireceğiz. Batı neden hassas değil? Onlar sadece bu işin lafını yapıyor. Biz diyoruz ki biz açık kapı politikası ile bize sığınan tüm oradaki mağdur insanlara kapımızı açacağız. İçerde de bizi eleştirenler var. Biz, sığınan insanları bombaların altına terk edemeyiz. Ölümle başbaşa bırakamayız. Biz birikimini batı ile kucaklaştırabilen bir milletiz. Türkiye son yıllarda özgüvenini tekrar kazanmaya özgüveni ile sorunlara özgün çözümler üretmeye başladı. Bir yandan güçlü ve güçlenen bir ekonomiye sahibiz bir yandan da standartları her gün iyileşen bir demokrasiye sahibiz. Birlikte yaşama kültürünü her geçen gün güçlendiren bir siyasi yapıya sahibiz. Artık küresel sorunlara da adil çözümler sunabilen bir ülkeyiz. Biz ezberlerin üzerine gitmeye önyargılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların hak mücadelesinde de Türkiye'nin yeni açılımlar yapması hayati derecede önem arz ediyor. Onun için kademe çok farklı bir görev üstelenceksiniz yılmayacaksınız ve inanıyorum ki sonunda maksuda ulaşacaksınız. Bugün bir çok gelişmiş ülkede kadınların belli kavramlara hapsolduğunu görüyoruz.

KADEM'E ÇOK FARKLI BİR GÖREV DÜŞÜYOR

Türkiye farklı bakış açısı ile vicdan adalet duygularını da işin içine katarak farklı bir eylem katarak gündeme gelebilir. KADEM benzeri STK'lar ile yapacakları cesur çalışmalarla Türkiye'de kadınların maruz kaldıkları sorunların üzerine giderek bir yandan da küresel kadın hareketinin çerçevesini oluşturabilirler. Bunu gördükçe de umudum artıyor. Filistinli kadınların maruz kaldığı insanlık dışı durumları dile getirmek küresel ölçekte farklı bir duruş demektir. Benim özel bir ricam var bu duruş asla sarsılmamalıdır. Bu tavır asla geri adım atmamalıdır. Yapılan eleştiriler KADEM'in duruşunu bozmamalıdır. Sizler cesur olacaksınız hani adam ol diyorsunuz ya. Sizler özgüven sahibi olacaksınız. Sizler kadınların adına söyleyecek sözünüz olduğunu hiç unutmayacaksınız. Batıdaki kadına da doğudaki kadınada söz söyleyecek birikime inanın sizler sahipsiniz. Aynı anda bir meta olarak medyada istismar olarak kullanılan kadının da Filistin'de Kudüs'te zulüm gören kadının hakkını dile getirecek olan da inanın sizlersiniz. Sizler sadece Türkiye'nin kadınları değil bölgenin kadınları için umutsunuz, adalet ışığısınız. KADEM'in ve STK'ların yapacağı her çalışma siyaset ve idarenin de ilgi alanına girecektir. 1994 Yılında İBB Başkanlığı'na hazırlanırken hanım kardeşlerimi siyasete teşvik edici oldum. O seçimlerde beni yalnız bırakmadılar ve kapı kapı dolaştılar. 13 Yıllık siyasi parti Genel Başkanlığı sürecinde Başbakanlık sürecimde kadınların siyasi alanda da varlık göstermesi için mücadele verdim. Bunu tüm hanım kardeşlerim iyi bilir. Bu mücadelenin Türkiye'yi 1994 yılına göre çok farklı bir yere taşıdığını görüyorum bugün ve buna inanıyorum.

KADINLAR İÇİN TARİHİ ADIMLAR ATTIK


Cumhuriyet tarihinde bizim kadınlar adına yaptığımız değişikliği hiç bir iktidar yapmamıştır bunu referanduma getirdik ve orada da halkımız yüzde 58 destekledi ve biz de o yasaları çıkardık. Milletveki, Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyelikleri konusunda teşvik edici olduk. Çalışma hayatında tarihi reformlar yaptık. Özgüvenleri yükselen cesaretlerini sergileyebilen Türkiyeli kadınların gittikçe yaygınlaşan hak ve adalet mücadelesini daha ileri taşıyabileceğine inanıyorum. Bundan sonra da teşvik edici olmayı sürdüreceğiz. Ben sözlerime son verirken KADEM'e teşekkür ediyorum böyle bir zirveyi hazırladıkları için. Katılan katkı veren yurt içi ve yurt dışındaki tüm herkese teşekkür ediyor hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Sabah.com.tr