Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cemil Çiçek: Buna hakkım da yok yetkim de

Giriş Tarihi: 27.11.2014 13:37
Cemil Çiçek: Buna hakkım da yok yetkim de

, 4 eski bakanla ilgili yolsuzluk iddialarını araştıran soruşturma komisyonuna getirilen yayın yasağına ilişkin, ''Kesinlikle benim böyle bir başvurum olmadı. Başvuruya hakkım da yetkim de yok'' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, canlı yayında gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Meclis Başkanı Çiçek, 4 eski bakanla ilgili iddiaları araştıran soruşturma komisyonuna yayın yasağı getirilmesi için başvuru yaptığı iddiasına tepki gösterdi.

Yasağa ilişkin başvuruyu kendisinin yapmadığını belirten Çiçek, ''Kesinlikle benim böyle bir başvurum olmadı ve başvuruya hakkım da yetkim de yok'' dedi.

Anadolu Ajansı'nı da eleştiren Meclis Başkanı, ''Haberi Anadolu Ajansı vermiş. Kaynağa güvenmiyorsak o zaman o kaynaktan gelen haberle ilgili biraz daha düşünüp o işleri yapmak gerekir. Anadolu Ajansı'nın da bu tür sakat yanlış eksik bilgiye dayalı haber yayınlaması da eleştiriyorum. Sayın genel müdürü aradım gerekli işlemleri yapmasını söyledim bunlarla ilgili'' diye konuştu.

En sıcak konu dört eski bakanla ilgili kurulan komisyonun haberlerine getirilen yayın yasağı. Bu konuda ana muhalefet liderinden eleştiri aldınız ve yanıtladınız. Bunu tekrar değerlendirir misiniz?

Evvela kesinlikle benim böyle bir başvurum olmadı ve başvuruya hakkım da yetkim de yok. Siyaseten tartışılan konunun başka boyutları varsa bunu ortaya koyup ondan sonra bu işleri tartışmak bizi daha doğru yere götürür. Ortaya bir haber çıkıyor bunun arkasında önünde ne var haber doğru mu yanlış mı araştırmadan hemen siluete ateş ediliyor. Ve çok ağır ifadelerde bulunuluyor. Meclis başkanını hırsızlığı yolsuzluğu himaye etmek gibi son derece ayıp bir üslupla bizi suçlamaya çalışıyorlar. Bunu ana muhalefet partisi lideri yapıyorsa bu daha ayıp bir şey. Aramızda bir hukuk var. Bu işi yapıp yapmadığımı sorma imkanı olabilir, o partinin içinde çok değerli hukukçular var, komisyonda olanlar var bunlara sorabilir.

Ondan sonra bir değerlendirme yapması gerekirken meclis başkanının bu yaptığı doğru değildir filan dese yine bir dereceye kadar. Eğer bu haber doğruysa diye bir cümle kullansa onu da anlayışla karşılarım. Ama doğrudan beni zan altında bırakan açıklama yapıyor. Bunu doğru bulmadığımı ifade etmek isterim. Meclis başkanlığının onurunu itibarını korumak en evvel meclis başkanının görevi olduğu kadar bu parlamentoda görev yapan benden sonra görev ve sorumluluk onlara düşüyor.

Sanki olay gerçek meclis başkanı böylesine akıl almaz bir iş yapmış oluyor ve onun üzerine de ne varsa hemen makineli tüfek ateşine tutuluyoruz biz. O açıklamayla kalıyor ondan sonra da yazılan yazılar bizi işin merkezine oturtarak meclis başkanının böyle bir müracaatı var olduğu kabul edilerek değerlendirmeler yapılıyor. Haberi Anadolu Ajansı vermiş. Kaynağa güvenmiyorsak o zaman o kaynaktan gelen haberle ilgili biraz daha düşünüp o işleri yapmak gerekir. Anadolu Ajansı'nın da bu tür sakat yanlış eksik bilgiye dayalı haber yayınlaması da eleştiriyorum. Sayın genel müdürü aradım gerekli işlemleri yapmasını söyledim bunlarla ilgili.

Karar burada gayet açık. TBMM Başkanlığı 9/8 esas numaralı meclis soruşturması komisyonunun filanca tarih sayılı yazıları ve ekinde bulunan kanıt niteliğindeki belgelerle diyor. Dolayısıyla müracaatı yapan meclis başkanlığı değil soruşturma komisyonudur. Soruşturma komisyonu nasıl bir şey? Bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan birisi Sayın Metin Feyzioğlu'nun yazdığı bir kitap. Meclis soruşturması bir siyasi denetim aracı değil adli denetim aracıdır. Çünkü meclis soruşturması açılmasıyla birlikte ceza muhakemesinin soruşturma evresine başlanmış olunmaktadır.

Şu anda meclis soruşturması meclisin bir yasama faaliyeti değil, anayasa madde100'ün verdiği yetkiye dayanarak yürüttüğü adli bir faaliyettir. Evvela adli bir faaliyet olarak görerek ona göre değerlendirme yapması gerekir herkesin. Madem meclis soruşturmasını konuşuyoruz o zaman bununla ilgili konuşan iş ve işlem yapan kim varsa bir ceza muhakemesi faaliyeti icra ettiğine her zaman dikkat edilmelidir. Meclis iç tüzüğüne geliyoruz 110.madde. Komisyon çalışmaları gizlidir diyor. Eğer bunların hiç birine uymayacaksak herkes her bildiğini söyleyecekse o zaman gece yarılarına kadar çalışmanın anlamı yok. bu kurallar doğrudur yanlıştır bunları değiştirmek bizim görevimizdir. Artık günümüz dünyasında hiçbir şey gizli kalmaz her şey açıkta yapılması lazım diyebiliriz.

O zaman ceza muhakemesi kanunun 157.maddesi soruşturmanın gizliliği başlığı var. Peki bu gizlilik ihlal edilirse ne olur? Ceza kanunu 285 gizliliğin ihlali. Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi diye başlayan madde. Yürürlükte olan kurallara uygun hareket etmeye hepimiz mecburuz. Bir kişi işlemi yaparken kendisinin yetki hududu içinde bu işlemleri yapması lazım. Meclis soruşturmasında da yetkili olan ne başkanlıktır, ne başkanlık divanıdır yegane yetkili meclis soruşturma komisyonudur. 4 ay çalışacaklar bir rapor hazırlayacaklar genel kurula gelecek. Ondan sonra yetki genel kuruldadır. Peki niye aleni yapılmıyor gizli yapılıyor? İki tane benim inandığım sebebi var.

Birisi delillerin ortadan kaldırılmasını önlemek içindir. İkincisi insan onurunu korumaktır. Hüküm kesinleşinceye kadar herkes masumdur. Daha işin başında insanları suçludur hırsızdır, ahlaksızdır, katildir diye hüküm verecekseniz o zaman yargılamanın bir anlamı kalmaz. Geçmişte çok defa ben bunları söyledim. Meclis başkanlığı olarak biz soruşturma komisyonunun hiçbir işine karışamayız. Karıştığımız taktirde yargısal bir işleme yetkimiz olmadığı halde müdahale etmiş oluruz. İç tüzük diyor ki; komisyon çalışmaları gizlidir, bu komisyona kendi üyeleri dışındaki milletvekilleri katılamazlar. Benim yetkim belli başvurmadığım ortada sanki ben başvurdum kıyamet kopuyor.

Ana muhalefet sözcüsü imzası var dedi sizin için.

Hayır. İşte yanlışlık burada yalan demeye utanıyorum ben. Komisyonlar müstakil çalışıyor yazışmaları doğrudan yapar. Gelen yazılarda doğrudan komisyona gider gizli olduğu için. Komisyon üyeleri dışında kimse bu soruşturmanın içeriğini bilmemesi gerekiyor. Şayet meclis başkanlığı bu işe aracı olacaksa o zaman gizlilik ihlal edilmiş olur. Bunları bizim bilmemiz isteniyorsa o zaman bu hükümlerin değiştirilmesi gerekir. Meclis başkanı olarak benim bunu da bir işlemim yoktur.

Kanaatiniz görüşünüz nedir yayın yasağı konusunda, olmalı mı?

Ben bu özel olayla ilgili bir şey konuşmam. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki diyelim ki bir grubun istemediği yönde bir karar çıktı, o zaman meclis başkanı işe müdahale etti derler. Veya tersi bir durum oldu yine iş hiç yetkisi alakası olmayan yerlerde kalır. Geçmişte devam eden davalarla ilgili ben bir açıklama yapmadım. İlgili makamlar yapacak denetimi de kendi içindedir bunun. Yanlış uygulamaların itiraz mercileri bellidir. Her şeyin kararını biz vereceksek siyasetçiler verecekse o zaman niye buralara bütçe ayırıyoruz. Bir Balyoz soruşturması bir Ergenekon soruşturması var hala devam ediyor. Ne tartışmalar yapıldı kanallarda ne noktaya geldik. Hiç olmazsa ben her önüme gelen konuda konuşmayayım her mikrofon uzatıldığında konuşmayayım. Bu soruşturmalar bir şekilde bitecek bir rapor verecek bize. Elbette bu işlerin daha sonra bir değerlendirmesi yapılacaktır. O zaman benimde hakkım var. Ama şimdi bir konuşma hakkım yok benim. Şu ana kadar 100'ün üzerinde komisyon kuruldu ve hepsi yazışmalarını kararlarını kendi yaptı kendi aldı.

Araştırma komisyonu ile soruşturma komisyonu arasındaki fark yeterince anlaşılmamış olabilir mi?

Bu türlü bir yanlışlık olabilir. Meclis araştırması bir yasama faaliyetidir. Meclis o konunun araştırılmasını araştırmasını yapar. Orada gizlilik olmaz vesaire olmaz o bir yasama faaliyetidir. Ama meclis soruşturması bir yargısal faaliyettir. Meclis araştırmalarında gizlilik yoktur ama meclis soruşturması kanun gereği gizlidir. Komisyon ben bu işi açıktan yapacağım diyorsa o zaman kanun hükmüne aykırı hareket etmiş olur.

Bu komisyonda meclis başkanı olarak eski bir adalet bakanı olarak kamuoyunda tamam bu komisyon görevini yapmıştır algısının oluşması için ne olmalı?

Bu komisyon bir rapor hazırlayacak ve o genel kurulda tartışılacak. Orada bu iş enine boyuna tartışılacağı için kamuoyu bu konuda ne düşünüyor önemli. Açık olacak ama oylaması gizli olacak. O kadar önemli bir konu ki soruşturmanın sonucunda varılacak karar partiler etki etmesin kişi kendi vicdanı ile baş başa kalarak karar versin diye böyle bir yöntem getirildi. Çıkacak sonuca göre eğer yüce divanda yargılanması yönünde bir karar çıkacaksa aksine karar verilmediği sürece anayasa mahkemesinde yargılama açık yapılacak. Onun için bu toplumun önünden kaçırılan bir şey olmaz.

Takipsizlik kararı var ama Meclis'te ayrı bir mahkeme var çelişki değil mi?

İstanbul'daki takipsizliğe de itiraz var galiba kesinleşmedi. Yargılama süreci şu an takipsizlik kararı verilen konuda da devam ediyor. O yazılanların dışında benim bildiğim bir şey yok zaten. Basın ne yazdıysa o kadar biliyoruz. Basının her zaman doğru yazmadığını en azından eksik yazdığını bu konuda gördük. Son derece yanlış ve muhabirlik açısından da son derece tedbirsiz ve ayıpça bir iş yapıldı.

Gündemdeki tartışmalardan biri Alevi açılımı, Dersim konusu, özür meselesi bu konu parlamentoda ele alınmalı mı?

Her şey mecliste konuşulmalı. Milleti, toplumu ilgilendiren ne varsa bunların hepsi parlamentoda konuşulmalı. Ama bu konuşmanın metodunu, yöntemini iyi belirleyerek yapılması gerekir. Her aklımıza geleni konuşabiliriz, her önem verdiğimiz konuyu konuşabiliriz ama onu usulünce hangi yöntemlerle konuşacağız. Meclis araştırmaları bunun içindir, kanun üzerinde görüşmeler yapılması bunun içindir, suç teşkil eden bir husus varsa meclis soruşturması bunun içindir. Meclisin bir çok imkanı var.

Dersim için bir araştırma komisyonu oluşturulmalı mı sizce?

En az 20 milletvekili bunda bir fayda görmüyorsa böyle bir meclis araştırması isteyebilir. Yine o sayıda ve daha yukarı milletvekili genel görüşme yapılmasını isteyebilir. Belki doğrudan bir genel görüşme olarak veya meclis araştırması olarak bu konuşulmuyor olabilir ama gündemdeki konular konuşulurken söz alan arkadaşlar o konuyu bir şekilde konuşuyor. Belki derli toplu konuşmak bir sonuca bağlamak açısından faydalı olabilir. Siyaset nezaket içinde yapılabilse belki her şeyi konuşabiliriz.

Neden böyle bir hava var bu siteminizi neye bağlıyorsunuz?

2011'den beri bu böyle siyaset sert geçiyor. Salı günü grup toplantılarını alın üslubun sertliğine bir bakın. Bu toplumu olumsuz etkiliyor. Teker teker milletvekillerimizle konuştuğumuz zaman üslubundan yapılış tarzından şikayetçi. Yapılan grup toplantıları siyasi partilerimizin grup iç yönetmeliklerine aykırıdır. Bunu yazdım ben ve söyledim. Bugünkü siyasi gerginlikte bu Salı günkü toplantıların çok büyük önemi var. Artık miting meydanına döndü sloganlar atılmaya başlandı. Aslında bu grup toplantılarına milletvekillerinin ve parti üst düzey yöneticileri dışında kimse giremez.

Bu AK Parti'nin grup yönetmeliğinde de böyle Cumhuriyet Halk Partisi'nde de böyle diğerlerinde de böyle. Bu ayılan kişilerin dışında bir başkası gelecekse orada hitap edecekse grup genel kurulundan onay alması gerekiyor. Milletvekilleri oturacak yer bulamıyor toplantılarda. Biz şimdi Salı günleri 12 buçuktan 2 buçuğa kadar daracık bir alanda 12 bin 13 bin kişiye disiplini sağlamak filan canımız çıkıyor. Meclis başkanı olarak tedbir alın diyorlar polis mi dizelim?

Bu anlaşılması çok zor bir şey mi ki biz bunu polis tedbiriyle bu gerçeği kavrayacağız. Şu Salı günleri grup toplantılarına milletvekilleri ve parti üst düzey yöneticileri dışında kimse gelmese anında 2.vitese düşeriz. Dar anlamda parlamentolar yasama ve denetim faaliyetinin merkezidir. Siyasi parti faaliyetleri için partilerimizin bir sürü imkanları var. Ama son senelerde artık içinden çıkılmaz hala geldi.

Çözüm sürecinde parlamentonun pozisyonunu nasıl buluyorsunuz?

Siyasi partiler arasında bir diyalog olabilseydi bu söylediğimiz konuları biraz daha gerçekçi bir zemine oturtma imkanımız vardı. Şimdi ben bakıyorum siyasi partilerimizin arasında geçmişte olmadığı kadar bir mesafe var. Eskiden hiç olmazsa siyasi parti genel başkanlarının bir cumhurbaşkanının başkanlığında konuşuyor olması bunun kurumsallaşması bile sorun çözmek açısından çok güzeldi. Bu dönem böyle bir imkan kesinlikle olmadı. Sayın cumhurbaşkanlarının davetine kimse gitmedi. Parti başkanlarımızın kendilerinin karşılıklı ziyaretleri olmadı. Sadece bayramlarda bir temsil var alt düzeyde. Mesela bir parti genel başkanının eşini yanına alıp başka bir parti genel başkanının evine çay içmeye gitse kıyamet mi kopar? Zararı yok benim evime gelsinler. O yapmasa bile bu akşam size çay içmeye geliyoruz dese ne olur bundan ne çıkar? Aynı şeyi yabancı ülke devlet adamlarıyla yapıyoruz. Çok mu uçuk laf ettim bilmiyorum. Kaç defa sayın Baykal'ın evine gittik 2002'de eski cumhurbaşkanımızla, hüsnü kabul gösterdi. Eğer bugün Türkiye o gün Avrupa Birliği'nden müzakere tarihini aldıysa iki parti arasındaki bahar havasıdır insani ilişkidir. Dolayısıyla bu ilişkileri böyle götürebilsek bugün tartıştığımız konuların önemli bir kısmını ne tartışırız ne de sorun yaparız. Benim hesabıma ne düşüyorsa herkes bana yüklesin sorumluluk olarak. Sayın genel başkanlar çat kapı isterse bana gelsinler ister kendi aralarında bir çay içsinler insani ilişki kursunlar.

3 dönem kuralının içinde bir milletvekilisiniz demek ki 2015 seçimlerinde aday olamayacaksınız. Siyasi projeksiyonunuz ne öngörüyorsunuz?

Bu Türk siyasetinin bir kuralı değil AK Parti bakımından doğru bulduğum bir kural. Siyaseti parlamentoda yapmamış oluruz sadece. Yeter bu kadar zamandır yapıyoruz demeyeceksek diğer alanlarında çalışırız siyasetin. Türkiye'de tecrübenin müşterisi yok. Belli görevlere gelenler belli süre sonra her şeyi bildikleri kanaatinde olur. Bu tecrübeleri iyi değerlendirmediğimiz sürece aynı hatalara her defasında düşmeye devam ederiz.

Kaynak: NTV
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Cemil Çiçek: Buna hakkım da yok yetkim de
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz