X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kekeç'ten Aydın Doğan'a
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kekeç'ten Aydın Doğan'a

  • Giriş Tarihi: 5.12.2014 21:31 Güncelleme Tarihi: 5.12.2014 21:50
Kekeç'ten Aydın Doğan'a
Kekeç'ten Aydın Doğan'a

Star yazarı Ahmet Kekeç bugünkü yazısında, Ahmet Hakan'ın Yavuz Bingöl için başlattığı linç kampanyasına değindi.

Düpedüz astılar adamcağızı. Perişan ettiler... Sövülmedik tarafını bırakmadılar...

Ne yandaşlığı kaldı, ne yalakalığı, ne de hainliği...

Bir dolu da sinkaflı küfür tabii...

Birtakım kuruluşlar "kınama bildirileri" yayınladı... CHP'nin Halk TV'si "Yavuz Bingöl'ü Lanetleme" özel programları yaptı.
Gezi'nin çapulcu takımı sosyal medyadan veryansın edip durdu... Cüneyt'i konuştu, Mehmet'i konuştu, Ahmet'i konuştu, Nuran'ı ko
nuştu...

İsmi "Cüneyt" olan bir televizyon programcısı, utanmadan, işin aslı nedir öğrenme zahmetine girmeden, "Sen ne ara bu kadar
gaddar oldun?" gibilerden, kendisini "takdir makamı"nda gören bir açıklama bile yaptı. (Sen ne ara bu kadar pişkin oldun Cüneyt?
İş gereği Londra'da bulunduğun halde, hiç sıkılmadan bunu "sürgün" diye yutturdun. Hâlâ insan içine çıkıp konuşabiliyorsun.)

Bir vakitler bir generalin basın danışmanlığını yapmış bir hanım yazar, hanımefendiliğine (ve akademik kişiliğine) yakış
mayacak bir nezahetsizlik içinde, "Yavuz Bingöl para için her şeyi yapar" demeye getiren bir yazı yazdı... Bu hanımın, "Para
yı veren Ahmet'i alır" diyen Fatih Altaylı'dan farkı nedir? "Kadın" olması mı?

Hasılı, gelen vurdu, giden vurdu.

MESELE NE BİLİYOR MUSUNUZ?

Mesele, Yavuz Bingöl'ün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın etkinliklerinde boy göstermiş olması ve "Nazım'ın vatandaşlığa alınma
sı solcu arkadaşlarımızı niçin mutsuz etti?" demesi... Oysa küfretmeliydi. "Tayyip, senin mezarına işesinler" demeliydi. Üçüncü
Köprü'ye olmadık isimler takmalıydı. Her adımda nefret kusmalıydı.

Bir de, söylemediği bir söz üzerinden vurdular adamı. Güya Yavuz Bingöl, "Berkin'in annesinin hedef gösterilmesinin sebebi,
Erdoğan'ın annesine küfredilmesiydi" demiş.

Kaç gündür bu sözü döndürüp duruyorlar, "Şerefsiz Yavuz" ithamlarına malzeme yapıyorlar.

Bingöl, durumun nezaketi üzerine, bir açıklama yaptı ve "Ben öyle demek istemedim. Benimle röportaj yapan Ahmet Hakan
Coşkun sözlerimi eksik aktarmış. Bu şekilde anlaşıldıysam yine de herkesten özür dilerim" dedi.

Röportajı yapan şahıs (yani Ahmet Hakan Coşkun), anında kafa çıkardı ve Bingöl'ü tekzip etti: "Yarın röportajın ham halini ya
yınlıyorum."

Okuduk...

RÖPORTAJIN HAM HALİNİ OKUDUK

Gördük ki, Yavuz Bingöl'e yönelik "linç kampanyası"nda tetiği çeken kişi, Ahmet Hakan Coşkun'muş.

Bundan sonrasını "Gazeteciler" sitesi yazarlarından Adnan Benk Okan'dan okuyalım... Bakalım, Yavuz Bingöl'ü zor durum
da bırakmak cehdiyle, röportajın ham halini yayınlama yiğitliğini gösteren Ahmet Hakan Coşkun kendi kendini nasıl tekzip et
miş, daha doğrusu kendi kendini nasıl rezil etmiş!

Buyrun:

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun, tek suçu, Erdoğan'la yakınlaşmak olan Yavuz Bingöl'le bir söyleşi yapıyor... Sonra da o söy
leşiyi işine geldiği gibi kırpıyor... Ortaya öyle bir cümle çıkıyor ki; sanırsınız Yavuz, Berkin Elvan'ın annesini yuhalatan Erdoğan'a hak
veriyor...

Oysa yok böyle bir şey...

Olmadığını, söyleşinin ses kaydından anlıyoruz.

Eleman (Ahmet Hakan Coşkun'un ismini "eleman" olarak ben kodladım) soruyor: "Erdoğan duygularını karıştırdığı için mi
böyle oluyor?"

Eleman, konunun buraya nasıl geldiğini, bu soruyu neden sorduğunu asla belirtmiyor okurlarına... Yavuz ise cevap vermeden ön
ce belli ki düşünmek için kendine zaman ayırmaya çabalıyor... Konuşmasına çekingen bir üslûpla başlıyor... Adeta, "acaba yanlış an
laşılır mıyım?" diye korkarak... Ve devamında şunları söylüyor: "Şimdi efendim yani... Nasıl söyleyim sana üstad... Şöyle söyleyeyim:
Mesela Tayyip Bey'in ölmüş anasına küfür edildiği zaman, ertesi gün o zaman Berkin Elvan'ın annesini yuhalattığı zaman... İşte o za
man sonuç ne? (...) Gezi'nin ilk bir haftası benim için önemliydi, ondan sonra başka bir noktaya gitti, yani işte ne bileyim biliyor
sun işte o köprünün adını değiştirmek bilmem ne... Bunlar şimdi sol değerlere inanan insanların söyleyeceği cümleler mi? Ya
da ölmüş bir annenin peşinden edilen küfür ne kadar yakışabilir? Ne kadar ayıp bir şey! Hiç farkı kalmıyor ki işin... O zaman o
da öyle yapıyor. Peki tamam... Güzel... Ben de yani o yüzden saf tutmak istemiyorum. O kadar kötü bir noktaya gitti ki iş..."

Efendim...

Ortada "yuhalatılan iki anne" var...

Bu annelerden biri yaşamıyor, diğeri hayatta... Annelerden ölmüş olanın oğlu "Cumhurbaşkanı..." Annelerden yaşayanın oğlunu
ise devletin polisi öldürmüş...

Pekiii... Eleman, Yavuz Bingöl'e ne soruyor? Tapeden aynen alıntılıyorum; buyurun okuyun lütfen: "Erdoğan duygularını karıştır
dığı için mi böyle oluyor?"

Bingöl'ün bu soruya verdiği uzun cevabı az önce okudunuz...

İyi ama... Eleman, Hürriyet'teki köşesinde Bingöl'ün cevabını az önce okuduğunuz şekilde vermiyor ki...

O kadarla kalsa iyi... Asıl sorusu olan "Erdoğan duygularını karıştırdığı için mi böyle oluyor?" sualinin yerinde de şu
soru yer alıyor gazetedeki köşesinde: "Berkin Elvan'ın annesinin meydanlarda yuhalatılması... Buna ne diyorsunuz?"

Ey güzel insanlar! Allah aşkınıza söyler misiniz bana, Ahmet Hakan Coşkun'un asıl sorusu ile köşesine taşıdığı sorusu "aynı" mı
dır?

Elbette alâkası bile yok...

Peki neden?

Eleman niçin sormadığı soruyu sormuş gibi taşıyor köşesine?

Neden Yavuz Bingöl'ün başka bir soruya verdiği cevabın içinden sadece "Berkin" ile ilgili olan kısmı paylaşıyor okurla
rıyla?

Evet, neden?

Eleman, deşifreyi kısaltabilir. Kabul... Orada bir sıkıntı yok... Ama cevabı verilen sorunun yerine, sormadığı bir soruyu ko
yamaz...

Koyarsa, bu gazetecilik ilke ve ahlâkına sığmaz!