X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sare Davutoğlu ve Emine Erdoğan şizofreniye dikkat çekti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sare Davutoğlu ve Emine Erdoğan şizofreniye dikkat çekti

  • Giriş Tarihi: 6.12.2014 17:21 Güncelleme Tarihi: 6.12.2014 18:04
Sare Davutoğlu ve Emine Erdoğan şizofreniye dikkat çekti
Sare Davutoğlu ve Emine Erdoğan şizofreniye dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu, şizofreni hastalığına dikkat çektiler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu, şizofreni hastalığına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen 'Şizofreni ile Birlikte Yaşamak İçin Elimi Tutar mısın?' konulu sempozyuma katıldı.

SEMPOZYUMA YOĞUN KATILIM OLDU


Kadın Sağlıkçıları Dayanışma Derneği (KASAD-D) ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu İstanbul Anadolu Kuzey Hastaneler Birliği'nin işbirliğiyle Harbiye Cemal Reşit Rey Salonu'nda düzenlenen sempozyuma Emine Erdoğan ve Sare Davutoğlu'nun yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile eşi Eda Kılıç, başka psikoloji, ruh ve sinir hastalıkları alanında uzman hekim ile hasta ve yakınları katıldı.

EMİNE ERDOĞAN'IN SEMPOZYUM KONUŞMASI:

ŞİZOFRENE DİKKAT ÇEKİLMELİ


Şizofreni hakkında aile ve toplumun eğitilmesi projesi olan 'Elimi Tutar mısın?' konulu sempozyum Toplum, Ruh Sağlığı Merkezi'nden sağlık hizmeti alanlara yönelik olarak hazırlanan kısa film gösterimiyle başladı. Sempozyumda bir konuşma yapan Emine Erdoğan, katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sempozyumun önemine dikkat çekti. Erdoğan, şizofreni hastalığının gündeme taşınması ve toplumsal bir farkındalık oluşturulmasının dikkate değer bir çaba olduğunu vurguladı.




"TOPLUM TEMELLİ BİR YAKLAŞIM ÇOK DAHA DOĞRU"


Ruhi hastalıkların toplumdan tecrit yoluyla değil onları hayatın içine davet ederek tedavi etmenin insani bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Şizofreni gibi ruhsal rahatsızlıklara duçar olan bireyler, sadece bir hastalığın yükünü taşımıyorlar, aynı zamanda sosyal ve mesleki yaşamlarında başka zorluklarla da karşılaşıyor, mensup oldukları ailenin diğer bireylerinin yaşamını da etkiliyorlar. En önemlisi toplum tarafından damgalanarak sosyal hayattan tecrit ediliyorlar. Aile bireylerinin hastalık hakkındaki bilgisizliği ve çaresizliği de sorunu daha çok büyütüyor. Bu nedenle hastalığı bireysel bir durum olarak etiketleyip hastayı tek başına bir ruh hastalıkları hastanesine yatırmakla sorun çözülmüyor. Hastane temelli bir yaklaşım yerine toplum temelli bir yaklaşım çok daha doğru görünüyor" diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı'nın ruh sağlığı eylem planına da değinen Emine Erdoğan, Toplum, Ruh Sağlığı Merkezleri ile hem şizofreni hastalarına hem de ailelerine çok yönlü destek verildiğini belirtti.

"RUHİ HASTALIKLARI BİREYSEL BİR MESELE OLARAK GÖRMEDİK"


Erdoğan, ruhsal hastalıkları olan kişilerin tedavilerine geçmişte de büyük önem verildiğinin altını çizerek şöyle konuştu:

"Medeniyetimiz ruhi hastalıkları hiçbir zaman sadece bireysel bir mesele olarak görmemiştir. Bu hastalıklara yakalanan kişileri toplumdan tecrit etmemiş onları toplum içinde rehabilite etme yoluna gitmiştir. Ecdadımızın bu konuda oldukça duyarlı olduklarını görüyoruz. Ruhi hastalıkları olan kişilerin tedavilerine önem verilerek hastanelerde türlü tedavi metodları geliştirmiştir. Müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkisi çok erken dönemlerde fark edilmiş ve ruhi hastalıkların tedavisinde çok etkin şekilde kullanılmıştır. İbni Sina'nın 'Kitab-ül Şifa' adlı eserinde ifade edildiği gibi tedavinin en iyi ve etkili yollarından hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla ilgili cesaret vermek hastanın çevresini sevimli hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek, sevdiği insanlarla bir araya getirmektir. Görüldüğü gibi tamamen toplum merkezli bu bakış açısında daha 11'inci yüzyılda musikinin önemini vurgulamaktadır."

Emine Erdoğan, insanın mükemmel işleyen bir bedene sahip olduğunu belirterek, sağlıklı bir ruh ve beden dengesinin kurulmasının insanların en büyük sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, sempozyumun şizofreni hastalığına ve toplumun bu hastalıkla mücadele edenlere bakışında farkındalık yaratacağına olan inancını dile getirerek, "Bu sempozyum inşallah toplumda yeni bir bilinç inşa vesile olur" temennisinde bulundu.

SARE DAVUTOĞLU: "SAĞLIK POLİTİKALARI BİR ÜLKENİN EN ÖNEMLİ GELİŞMİŞLİK GÖSTERGELERİNDEN BİRİ"


KASAD-D'nin kurucuları arasında yer alan ve Onursal Başkanlığı'nı yürüten Sare Davutoğlu ise konuşmasında son 12 yılda sağlık alanındaki politikalara değindi. Sağlık politikalarının bir ülkenin en önemli gelişmişlik göstergelerinden biri olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Son 12 yılda çok önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu gelişmelerle kazanılan en önemli gelişim devletin vatandaşlarına bir lütuf olarak değil, tabii bir hakkı olarak sunuluyor olmasıdır. Bütün hedeflerimizin temelinde insana hizmet fikri olmalıdır. bizler her insanı ayrı ayrı değerlendiren, ihtiyaçlarını, dikkate alan bir sağlık sistemi ve duyarlılığı geliştirmeliyiz" diye konuştu.

'ELİMİ TUTAR MISIN?' PROJESİNE KATKI SAĞLAMAK MEMNUNİYET VERİCİ


Konuşmasında Hastaların sadece fiziksel sorunlarını değil ruhsal sorunlarını da anlamalıyız" diyen Davutoğlu, "Hastaların hem iç dünyasını hem de çevrelerini düşünmeliyiz. Şizofreni ve benzer ruhsal rahatsızlıklar konusunda vatandaşlarımız sadece resmi sağlık politikası ile değil sivil toplum kuruluşları ve medya aracılığıyla aydınlatılmalıdır. Bu konuda çok mesafe alsak bile yapacak çok işimiz olduğunun da farkındayız. KASAD-D'nin en önemli amaçlarından birisi her zaman her koşulda sağlıklı yaşamak için toplumsal bilincin gelişmesine katkı sağlamaktır. Sağlıklı toplum, sağlıklı bireylerin sağlığını bir şekilde yitirmiş bireylerle uyum ve dayanışması ile oluşur. Hükümetimizin sağlık politikalarını, sivil toplumun böyle projelerle takviye etmesi son derece anlamlı ve değerlidir. Bu projelerden derneğimizin 'Elimi Tutar mısın?' projesine katkı sağlamaktan dolayı çok memnuniyet duyduk" ifadelerini kullandı.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI KILIÇ, AİLENİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ


Sempozyumda bir konuşma yapan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay kılıç ise ruhsal hastalıklarının tedavisinde ailenin önemine vurgu yaptı. Kılıç, "Biz hükümet çalışmalarında ama aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en üst makamında da bütün vatandaşlarıyla çok yakından ilgilenen ve bundan dolayı da gece gündüz emek sarf eden bir yönetim ile çok şanslı bir konumdayız. Burada şu çok önemli, ailenizin yerini hiç kimse tutamaz. En iyi doktorda olsa, en iyi hekimde olsa, en iyi sağlık çalışanı da olsa ailenin yerini hiç bir şey tutamaz. Evladınızın, eşinizin, kardeşinizin ve size gösterecek sevgisi olan herkesin, yakın çevrenizin yerini hiç kimse tutamaz" dedi.

Konuşmaların ardından sempozyumda Toplum, Ruh Sağlığı Merkezi'nden sağlık hizmeti alanların yaptığı üç tablo Emine Erdoğan, Sare Davutoğlu ve Akif Çağatay Kılıç'a hediye edildi. Öte yandan sempozyum çerçevesinde Emine Erdoğan ve Sare Davutoğlu, Mehmet Lütfü Şen'in küratörlüğünü üstlendiği 'Sesleniş, Su ve Ateş ve Toprak' konuşu serginin açılışı yaptı.