X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sanatçılara çağrı: Cesur olun!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sanatçılara çağrı: Cesur olun!

  • Giriş Tarihi: 7.12.2014
Sanatçılara çağrı: Cesur olun!
Sanatçılara çağrı: Cesur olun!

Cumhurbaşkanı, Yavuz Bingöl'e yönelik lince varan tepkilere sert çıktı: Her sanatçı sizin gibi düşünmeye mecbur mu? Sanatçılar cesur olun, mahalle baskısına boyun eğmeyin

İstanbul Çırağan Sarayı'nda dün yapılan Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) 9. Olağan Genel Kurulu'na katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Yalova'daki ağaç katliamından, Yavuz Bingöl'ün maruz kaldığı mahalle baskısına kadar gündeme dair çarpıcı mesajlar verdi. İşte Erdoğan'ın sözlerinden satır başları:

HANİ FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ:
On yıllar boyunca fikir-ifade özgürlüğü dediler. "Mahalle baskısı"ndan şikâyet ettiler. Parmaklarını sallayarak, kibir içinde, kendilerini "özgürlükçü" bizi de "özgürlük karşıtı" olarak lanse ettiler. İşte şu anda, kimin nerede durduğu ortaya çıkıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu'nda, çok değerli sanatçımız Yavuz Bingöl'le, Yemen Türküsü'nü birlikte söyledik. Aman Allah'ım! O sanatçımıza söylemediklerini bırakmadılar. Çözüm Süreci Toplantısı'na katıldığı için yapmadıklarını bırakmadılar. Türkiye'nin bu büyük sanatçısını linç etmek için, ellerindeki her vasıtayı kullanıyorlar. Niye? Sen nasıl olur da Cumhurbaşkanı ile aynı fotoğraf karesine girersin? Hani siz sanata değer veriyordunuz? Bütün sanatçılar sizin gibi düşünmeye mecbur mu?

Davutoğlu Van'da konuştu

SANATÇILARA ÇAĞRI:
Bütün sanatçılarımıza açık açık sesleniyorum. Mahalle baskısına, dayatmalara, tekellerin tuzaklarına karşı cesur olun! Hiçbir sanatçımızın linç edilmesine, dışlanmasına asla izin vermeyecek; hakkın, hakikatin ve onların yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz.

DOĞAN MEDYASI'NA:
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü alan değerli yazarımız Alev Alatlı'ya da bunu yaptılar. Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alanlara da... Ahmet Kaya'nın, bu ülkeden mahzun ayrılışıyla yüreğimiz yandı. Çatallarla, porselen tabaklarla neler yaptıklarını, nasıl oödül töreninden kovduklarını hatırlayın. Ertesi gün de gazetelerinin köşesinde hakarete varan yazılar yazanlar, şimdiyse ben yazmadım diye manevra yapan, maalesef ruh kökü sakat tipler. Bakıyorsunuz, beni, Başbakanımla karşı karşıya getirecek. Buna benzer yazılar yazıyorlar. Biraz terbiyeli ol, adap bil. Eğer biz o yolsuzlukların içinde buralara gelseydik, senin ve patronunun bu ülkedeki yolsuzluklarını meydana çıkaramazdık. Bu ülkede, özellikle petrol şirketlerini, hangi bankaları nasıl soymak suretiyle sahibi olduklarını herkes biliyor. Çünkü bunlar hükümetleri istedikleri gibi gazetelerinden yönettiler. Ama bizi yönetemedikleri için saldırıyorlar.



GEZİ OLAYLARI:
Gezi olayları bastırılmamış, sokaklar şiddete teslim olmuş olsaydı acaba Türkiye bugün nerede olurdu? Bu soruyu sormazlar. Bu sorunun cevabını vermezler. Ama Mısır'da, Ukrayna'da cevabı verildi. Bunların demokrasiyle alakaları yok.

NEREDE O TENCERE TAVACILAR:
Yalova'da 250'yi aşkın ağaç kesildi. Kadıköy'de başlayıp Taksim Meydanı'na gelen zat, oradaki 12 ağacın yeri değiştirildi kesilmedi. Ama Yalova'dakiler kesildi. Nerede o çevreciler? Neredesiniz tencere tavacılar? ODTÜ'nün, Eymir Gölü'nde restoran yapmak için kestikleri ağaç değil mi? Bakırköy Belediyesi'nin kestikleri ağaç değil mi?

YAVUZ BİNGÖL'E MEDYADA BÜYÜK DESTEK - TIKLAYIN

MEDYA ÜZERİNDE TEHDİT:
17 ve 25 Aralık operasyonları, eğer gayesine ulaşmış olsaydı, Türkiye bugün nerede olurdu? Türkiye'de, muhalefet ve medyanın üzerinde çok ciddi bir şantaj baskısı var. Kiminin üzerinde terörün tehdidi var; kimilerinin üzerinde de, kasetlerin, telefon kayıtlarının...

CEMAAT YALANI ALÇAKÇA:
Ulusal güvenliğimizi tehdit eden, vatanına ihanet içinde olan her yapı, MGK'da ele alınır ve onun gözünün yaşına bakılmaz. Paralel Yapı böyle bir yapıdır. MGK'da bu kararı aldık. Hükümetimiz de bu tavsiye kararına uyarak, Bakanlar Kurulu kararını çıkarmıştır. Bütün cemaatlerin, vakıf ve derneklerin hedef alınacağına dair iddia da alçakça bir yalandan başka hiçbir şey değildir.

DARBE HEVESİ:
17 ve 25 Aralık darbe girişimi, milletimizin iradesine sahip çıkması sayesinde, boşa çıkmıştır. Ancak, 17 ve 25 Aralık darbe girişiminde başarısız olanların, bu heveslerinden vazgeçmedikleri de ortadadır. Bakın, Kobani bahanesiyle yapılan 6-7 Ekim olayları, ulusal ve uluslararası medyadaki kampanyalar, yine en son seçim sistemini etkilemeye dönük olarak, milli iradeye, TBMM'nin iradesine yönelik girişimler, bu mahiyette girişimlerdir.

POLİSE PARALEL CEZA:
İşte Ferguson olayları, işte Arizona'daki olaylar. Burada polisimiz kalkıp da vatandaşı mı öldürdü? Polis öldürülürken kendini savunmayacak mı? Savunurken orada bir olay oluyor, paralel yargı da 8 yıl veriyor.

ALIŞILMIŞ CUMHURBAŞKANI DEĞİLİM:
Çıkmışlar şimdi "Barajlar kalksın" diyorlar. Onu da teklif ettik. "5'e indirelim, sıfırlayalım" dedik. Yanaşmadılar. Türkiye'de yalanı en güzel, en başarılı kim söyler diye sordukları zaman vereceğimiz cevap, ana muhalefet partisinin başındaki. Bakıyorsunuz malzeme yok, malzeme olmadığı zaman Cumhurbaşkanı'yla uğraşıyor. Bazıları diyor ki, Cumhurbaşkanı bunlara cevap verir mi? Ben alışılmış Cumhurbaşkanı değilim, olmadım, olmayacağım.

'ANCAK KASETLE PARTİNİN BAŞINDA KALABİLİR'
Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'na da sert tepki gösterdi: "Bir engelli evladımız, kardeşimiz, şahsımla alakalı zihinsel özürlü değil mi diye soru soruyor. Onun da verdiği cevap ne? Şahsımla alakalı, Cumhurbaşkanı'nın zihinsel engelli olduğunu söylemek adeta bir lütuftur diyor, o akılsızdır diyor. Bunu söyleyen ana muhalefetin başı. Böyle bir siyasetçi olabilir mi? Hem o engelli evlatlarımıza, hakaret ediyor hem bize. Ancak ve ancak kaset ve şantaj, böyle birini öyle bir partinin başında tutabilir.