X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mavi Marmara Davası'nda 7. duruşma
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mavi Marmara Davası'nda 7. duruşma

  • Giriş Tarihi: 9.12.2014 16:14 Güncelleme Tarihi: 9.12.2014 17:24
Mavi Marmara Davası'nda 7. duruşma
Mavi Marmara Davası'nda 7. duruşma

İsrail'in yargılandığı tarihi Mavi Marmara Davası sırasında basın mensuplarına açıklama yapan Avukat Cihat Gökdemir, mahkemede ifade veren Filistinli bir yaralının Bülent Yıldırım'a benzediği için vurulduğunu savunarak, "Kendisi İbranice bildiği için İsrailli askerlerin 'lideri vurduk' dediğini duymuş" ifadesini kullandı.

Mavi Marmara Davası'nın 7. duruşması İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada müştekiler, avukatlar ve dinleyiciler salonda hazır bulunurken, adliye önünde İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım ve Mavi Marmara Davası avukatı Cihat Gökdemir basın açıklaması yaptı.

"LİDERİ VURDUK"

Mavi Marmara Davası Avukatı Cihat Gökdemir, Mavi Marmara'da 500'den fazla yolcu bulunduğuna dikkat çekerek, "Bunların bir kısmı daha önceki duruşmalarda, celselerde dinlendi. Bu celsede yurt dışından gelen yabancı mağdurlar ve yurt içinde bir kısım mağdur dinlenmeye, şikayetleri alınmaya devam ediliyor. Az önce, saldırıların en yoğun olduğu üst katta yaralanan Filistin asıllı İngiliz vatandaşı İhsan Şabluk'un ifadesi alınıyordu. Kendisi İbranice de bildiği için İsrailli askerler kendi aralarında vurduklarında, 'lideri vurduk' dediklerini söyledi. İsrail askerlerinin kendisini İHH Başkanı Bülent Yıldırım'a benzettiği için ateş ettiler ve kasten vurdular" şeklinde konuştu

Avukat Gökdemir, mahkemeden Adalet Bakanlığına gönderilen yakalama kararının tenkit edilmesini, sonucun yeniden sorulmasını talep ettiklerini söyledi.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ise "Mescidi Aksa'nın yıkılması emrini veren, yerleşimcilere hak tanıyan, Kur'an-i Kerimi yerlere atan, askerlere emir veren Natenyahu ve kabinesidir Mavi Marmaraya saldırtan. Türkiye büyük bir başarı elde etti. Tazminat, azı çoğu da önemli değil. O da güzel. Ama bu yola çıkarken biz abluka kaldırılacak diye çıktık. Bütün dünya bize hak verdi" ifadelerini kullandı.

Mahkemeleri çok önemsediklerini belirten Yıldırım, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Bu mahkemelerde ne ortaya çıkacak biliyor musunuz? Dünya Siyonizm'inin askeri ve istihbarat kanadı ortaya çıkacak. O nedenle mahkemelerin bitmesini istiyorlar. Nasıl ortaya çıkacak? Biz şimdi bu davaları devam ettireceğiz. Dünyanın her tarafında bu davalar devam edecek. O zaman Mavi Marmara ve filoya saldıran bütün askerler, Mavi Marmara'ya saldırıdan askerlerden sonra gelip bizi tutuklayan, bize işkence eden, sonra bizi sorgulayan, sonra sorgulama sırasında tercümanlık yapan bu adamların hepsi bir bir ortaya çıkacak"

Dünyanın farklı ülkelerinden İsrail'e gelip askerliğini yaptıktan sonra ajanlık yapmak üzere vatandaşı oldukları ülkelerine dönenlerin olduğunu iddia eden Yıldırım, "Başka kimlikler taşıyorlar. İşte mahkeme bunları ortaya çıkaracak. Öyle ya bugüne kadar hiç bunlar ortaya çıkmadı. İşte Filistinli kardeşimizi şehit edenler, hep Kanada'dan, Finlandiya'dan bilmem neredendi, değil mi? İşte sistem bu. İsrail her tarafta askerlerini, ajanlarını barındırıyor. Ve gemiye de bunlar saldırdı. Türkiye'den gidip gemiye saldıranlar var. Bunlar da ortaya çıkacak. Bu nedenle ne yapıyorlar? Bu mahkeme bitsin diyorlar. Baskı yapıyorlar. Bu mahkemeler bitmeyecek" şeklinde konuştu.

MAVİ MARMARA 7. DURUŞMASI YAPILDI

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, öğleden sonra da mağdur ve müştekilerin ifadeleri alındı.

İfadesine devam eden avukat Gülden Sönmez, saldırının başlangıcında gerçek mermiler ve plastik mermilerle ateş edildiğini söyledi.

Askerlerden birinin cebinden bir liste çıktığını kaydeden Sönmez, "Bu listede Bülent Yıldırım, Ahmet Emin Dağ ve Salah gibi isimler vardı. Bülent Yıldırım ve Raid Salah'ın öldürülmesi için uğraştılar. Saldırıda şehit olan Cengiz Akyüz'ü bize göstererek, 'Bu, Bülent Yıldırım mı?' diye sordular. Cengiz Akyüz iki ölümcül kurşunla vuruldu" dedi.

Gülden Sönmez, gemideki doktorların, yaralılara müdahale sırasında askerler tarafından engellenmeye çalışıldığını ifade etti.

Çadırda sorguları devam ederken tercümanların Türkiye'den geldiklerini söylediklerini ve bunu ifade ederken hiçbir tereddüt duymadıklarını aktaran Sönmez, "Cezaevinde bir tanesiyle tartıştım. 'Biz de Türkiye'den geliyoruz, sana kucak açmış bir ülkenin müntesiplerine neden böyle davranıyorsun?' demem üzerine bana, 'Siz benim için böyle bir değer ifade etmiyorsunuz' dedi. Elçilikten birini defalarca istedik. İlk etapta yabancı ülkelerin elçileri geldi. İkinci günün sonunda Türk Elçiliğinden biri geldi" ifadelerini kullandı.

Duruşmada mağdur sıfatıyla ifade veren Kanadalı Kevin Nash de İsrail askerleri ile yaşanan arbede sırasında bir askerin üzerinden listeler çıktığını dile getirerek, "Askerlerin üzerinden iki tane liste çıktı. Biri gemiyi tarif ediyordu, diğeri ise ölüm listesiydi" diye konuştu.

Mahkeme heyeti, ifadelerin tamamlanmasının ardından mağdur ve müşteki avukatlarının taleplerini alarak, duruşmaya ara verdi.

ARA KARAR

Aradan sonra taleplere ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların üzerlerine atılı suç nedeniyle önceki duruşmada verilen yokluklarındaki tutuklama kararı sebeplerinde herhangi bir gelişme ve değişme olmadığından bu hallerinin devamını kararlaştırdı.

Heyet, sanıklar hakkında gıyabi tutuklama kararı verilerek kırmızı bülten kararı çıkarıldığı ve gereği için ilgili kurumlara gönderildiğinden sonucunun beklenilmesine hükmetti.

Olayın meydana geliş şekli ve birbirini doğrulayan mağdur beyanları karşısında isimleri verilen Rafael Sadi ve Muhammed Bin Taci'nin tanık ve mağdur sıfatıyla dinlenilmeleri talebinin, dosya kapsamı gözetildiğinde esasa dair etki yaratmayacağından reddine karar verildi.

DURUŞMA 11 MART 2015'E ERTELENDİ

Mahkeme heyeti, Dışişleri Bakanlığı'na müzekkere yazılarak, olay tarihinde mağdurların İsrailli yetkililerce karaya çıkarıldıkları andan itibaren bulundukları hal üzerine her ne şekilde olursa olsun mağdurlar ile temasa geçen, bulundukları yere giden görevlilerin isimlerinin bildirilmesinin istenmesini kararlaştırarak, duruşmayı 11 Mart 2015'e ertelediKlerini söyledi.