X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Beşir Atalay: Bu kadar cehalet olamaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

: Bu kadar cehalet olamaz

  • Giriş Tarihi: 10.12.2014 10:12 Güncelleme Tarihi: 10.12.2014 13:04
Beşir Atalay: Bu kadar cehalet olamaz
Beşir Atalay: Bu kadar cehalet olamaz

sözcüsü , gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü düzenlediği basın toplantısında, 'Osmanlıca' tartışmalarına değindi ve Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi.

AK Parti sözcüsü Beşir Atalay düzenlediği basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Demritaş'ın açıklamalarını kabul edilemez olarak değerlendiren Atalay bu tavrın siyasi olmadığını sadece eski alışkanlıklardan kaynaklandığını belirtti. İşte Atalay'ın açıklamalarından satır başları..."En önemli konumuz kongrelerimiz ve bu kongrelerde teşkilatlarımızla buluşmalarımız. Partimizin ikinci konusu seçime hazırlık. 7 Haziran 2012'de önemli bir genel seçim var. Bütün partiler seçime dönük çalışmalar içindeler. Strateji ekibimizi kurduk yoğun şekilde çalışıyoruz.Genel başkan değişimi oldu. Genel Başkanımızın konumlandırılması, yeni kampanya çalışmaları, müzik… hepsi devam ediyor. Bu çalışmalar benim koordinasyonunda yürüyor. Bu seçime daha erken şekilde hazırlanmaya başlamış olduk. Bu seçim kampanyamızda Türkiye'yi demokrasi şölenine çevirecek bir seçim kampanyası olacak. Seçimi erken olması gibi şeyler konuşuldu, partimizin öyle bir tutumu yok.

BÜTÇE BUGÜN MECLİS'TE

Bugün TBMM'de önemli bir gün. Bütçe görüşmeleri bugün başlıyor. Bütün partilerin genel başkanlarının önemli konuşmaları olacağına inanıyorum. Başbakanımızın önemli bir konuşması olacak. 22 Aralık'a kadar Meclis bütçe görüşmelerini yürütecek. 2015 bütçesi önemli bir dönemeç Ak Parti hükümetlerinin 13. Bütçesi. İlke defa bir parti yönetimine 13, bütçeyi Meclis'e sunmak nasip oluyor.

"DEMİRTAŞ'IN TUTUMU KABUL EDİLEMEZ"

Gündemdeki önemli konulardan bir tanesi Çözüm süreci. Parti ve hükümet olarak önümüzdeki en önemli proje olarak bunu değerlendirdik. Bu milletimizin büyük umut bağladığı bir proje. Türkiye'nin geleceği için de bu projenin başarıya ulaşması çok önemli.
Hükümetimiz bütün sorumluluklarını yetire getiriyor. 6-7 Ekim şanssız olaylarından sonra görüşmelerin tekrar başlaması da bizim için önemli. Biz bu görüşmelerin verimli şekilde yürümesini istiyoruz. Kamu düzeni hassasiyetimizin altını çizdik.

Bu konuda hükümetimiz önemli tedbirler alıyor. Bu konuda çözüm süreci, yol haritası ve bunu gidişatı ile ilgili net bir politika ve tutum içindeyiz. Bulanık bir şey yok. Hedef ülkemizin her köşesinde şiddet olmasın, her konu siyaset ile tartışılıp görüşülsün. Bununla ilgili HDP aş başkanı Demirtaş'ın çok tepki çeken de bir açıklaması oldu. Meclis'e gelecek olan güvenlik reform paketi ile ilgili bir açıklama.
Bu kabul edilemez. Demokrasilerde bu süreçler bellidir. HDP TBMM'de grubu olan bir partidir. Bir yasa bir tasarı geliyorsa Meclis'e, muhalefetini yapar ve mücadelesini orada verir. Yasalarda bu imkanlar çok fazladır. Bunun yerine parlamentoyu bırakıp milleti sokağa çağırmak kabul edilemez. Bu siyasi tutum değildir. Eski alışkanlıklardır.

Bu kendilerinin hem siyaset yapmaya çalışan hem de bir türlü sokaktan şiddetten vazgeçmeyen tutumlarıdır. Herkesi daha demokrat bir tavra davet ediyoruz

"BU KADAR CEHALET OLAMAZ"

Eğitim şuraları çok katılımlı şuralardır. Yasa gereği yapılır. Eğitimin bütün paydaşları buraya katılır. Ülke için çok önemlidir. Eğitimin bütün konuları tartışılır. Yine yanı şekilde Milli Eğitim Bakanlığı bu şurayı topladı. 200 kadar tavsiye kararı alındı. Psikolojik koşullar var, okul çevresi, öğretmenleri özlük hakları… Her konu var. Orada en aykırı görüşmeler bile gündeme gelir. Her katılıcı teklifler verebilir. Bu bir zenginliktir.
CHP 200 kadar tavsiye kararı ile ilgilenmedi. 2 konu ilgilerini çekti. 1-Osmalnıca zorunlu olsun mu olmasın mı 2- Din eğitimi ile ilgili tavsiye kararları. Başka birçok karar var ama onların gündemine bile girmedi. CHP bu kararları hepsi uygulanacakmış gibi tutum içinde. Bir tane orada tavsiye kararı var. İmam hatip liselerinde Osmanlıca mecburu olsun düz liselerde ise seçmeli olsun kararı var. Bunu ortaçağa dönüş olarak yorumluyorlar. Başka ülkede bırakın bu insanların muhalefet partisi lideri olmasını sokağa bile çıkamazlar. Aydın olamazlar. Bu kadar cehalet olmaz. Bundan utanıyorum ben. Siyasette böyle bir temsili insan kabullenemiyor. Ortaçağ Avrupa'ya mahsustur.

"ÇOK SIĞ TARTIŞMALAR"

Osmanlıcanın Türkçe olduğunu da bilmezler. Sadece farklı alfabeyle yazılan Türkçedir. Bütün klasiklerimiz Osmanlıcadır. Kendimizi sadece cumhuriyet dönemi yazılmış eserlerle mi temsil ediyoruz. Şuanda bütün okunması tavsiye edilen eserler Osmanlıcadır. Çevrisi yapılmıştır, Bütün tarihimiz bizim Osmanlıcadır. 1. Meclis'in tutanakları Osmanlıcadır. Bu bir kültür meselesi, medeniyet bakış meselesidir.Şu günlerde bu konularda yazan bazı yazarları da okuyunca hayret ediyorum. Aydın kesimdeki o sesleri. Gözlüyoruz CHP'yi. Ana muhalefet iktidar yarısıdır. CHP'nin tarihimizle toplumsal değerlerimizle milli değerlerimizle barışıyor diyorsunuz ama sonra genleri ortaya çıkıyor. Onların kodları bu, değişmiyor. Tarihimizle kültürümüzle barışmaları da mümkün olmuyor. Bunları çok sığ buluyorum. Türkiye gibi bir ülkeye yakışmaz diyorum. Halbuki bilseler kuşaklar artık çok değişiyor. İnsanlar birkaç dil biliyor. Hele kendi kaynaklarını okumak için. Bir dil değil bu bir okumadır. Ben kendi çabamla fakülteyi bitirdikten sonra öğrenmişimdir. Bunun sıkıntısı çeken çok insan biliyorum ben. Yabancı dili öğrenen bin insan kendi klasiklerini okuyacak bir alfabeyi neden öğrenmesin ki. Siyasetin gündeminde olması bile vahim bir tablo.

DIŞ POLİTİKA

Geçen haftalar yoğun hareketlilikle geçti. Türkiye çok önemli misafirler ağırladı, çok önemli toplantılara katıldı. Başbakanımız Avustralya'da G-20 toplantısına katıldı ve G-20 dönem başkanlığını alarak döndü. Önümüzdeki yıl çok sayıda toplantı yapılacak. Kasım ayında da büyük zirve Türkiye'de toplanacak. G-20 dünya ekonomik zenginliğinin yüzde 80'ini temsil ediyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin 10 bakanla geldi. Adeta iki bakanlar kurulu toplantısı gibi bütün iş birliği alanları değerlendirilmiş oluyor. Daha sonra Başbakanımız yine büyük bir heyetle Yunanistan'a gitti. Adeta iki hükümetin toplantısıydı. Bütün konular orada ele alınmış olmuş. İngiltere'nin Başbakanı Türkiye'deydi. Başbakanımız Polonya'yı ziyaret etti. Büyük bir ülkenin yürüyüşünü bu dış politikada görüyoruz. Yeni bir yıl geliyor. Hem seçimli bir yıl. Türkiye ve milletimiz için hayırlı olsun

"CHP PARALELE YAPININ SÖZCÜLÜĞÜNÜ YAPIYOR"

Gündeme alayım mı diye düşündüm ama ben cevap vermeye bile gerek görmedim. Paralel yapı CHP'yi bir dosya götürüyor. CHP'nin sözcüsü paralel yapının sözcülüğünü, adete papağanlığını yapıyor. Geçen Aralık'tan beri CHP paralel yapının sözcülüğünü yapıyor. Yazık diyorum bu sözcüğe. Paralel yapıdan CHP'ye bir dosya gitti. Bu bir boş dosya. CHP'nin klasiğidir bu. Özellikle Kılıçdaroğlu'nun. Bir eline bir dosya sıkıştırır, çok anlamaz da. Hemen basının karşısına geçer açıklar. Sonra o dosyanın içinin boş olduğu açıklamalarla ortaya çıkar. Kılıçdaroğlu'nun 'Ortaçağ' benzetmesine ilişkin konuşan Atalay, "Bu açıklamalar başka ülkede yapılsa sokağa çıkamazlar. Bu kadar cehalet olmaz. Bu ülkenin mensubu olarak utanıyorum. Siyaset kesiminde böyle bir temsili kabul edemiyorum. Neresinden baksanız cehalet." dedi

"ASIL TELAŞLARI KPSS"

Bu dosyayı verenlerin esas korkusu KPSS yolsuzlukları ile ilgili yargıda davalar var. Bunlardan biri sona gidiyor. Esas telaşları buradan gelecek sonuçlardır. Korkunun da ecele faydası yok. Onlar ortaya çıkacak. ÖSYM gerekli açıklamayı yaptı, sistem nasıl yürüyor. Kurumlar talep ediyor onların istedikleri makine ortamında bulunup gönderiliyor. KPSS sistemi Türkiye'de çok iyi yürüyor.

Benim bildiğim kadarıyla bir rakamı personelden almadım ama bizim dönemimizde yaklaşık 600 binin üzerinde sadece memur ataması yapılmıştır. Bunların hepsi KPSS sistemi ile atanır. Vatandaş evvelden öğretmen ataması için nereden torpil bulacağım diye uğraşırdı. Bunları hepsi bitti. Artık hepsi elektronik ortamda gerçekleştiriliyor. 85 kişi birilerinin şeyi ile atanmış gibi… Bir vekilimiz diyor ki benim kardeşim yok. Kardeşinin bir kuruma girdiği söyleniyor ben ailemin tek çocuğuyum diyor. Yalanlarla ilgili bir dosya. Kamuoyuna bunu liste diye veriyorsunuz, yayınlanıyor. Biz 12 yıllık bir iktidarız…

Milletvekillerine verilmiş bir hak var. 3 eleman. Bunların hiçbiri KPSS ile alınmaz. Onlar kendi danışmanlarını KPSS ile mi aldı. Bunlar sadece milletin siyaset kurumuna güvenini sarsar. Esas olan liyakattir. O işi iyi yapıp yapmamasıdır. Sanki burada hukuka aykırı bir iş yapılmış gibi. Kendi onuruna düşkünsen başkasının da onuru ile oynamayacaksın. Önce araştıracaksın. Onlar için önemli değil. Kişilerle ilgili konuşurken o zarafeti düşünmek gerekir. Sayın sözcüye de yakıştıramıyorum.