X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kripto hırsızlığının faturası çok ağır oldu!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kripto hırsızlığının faturası çok ağır oldu!

  • Giriş Tarihi: 18.12.2014 09:49 Güncelleme Tarihi: 18.12.2014 12:41
Kripto hırsızlığının faturası çok ağır oldu!
Kripto hırsızlığının faturası çok ağır oldu!

TÜBİTAK’ın kriptolu telefon sistemini kuran , yasa dışı dinlemelerin Türkiye'ye büyük hasar verdiğini, yabancı bir ülke, Türkiye’nin önde gelen kurumuna nükleer bomba atsa, ancak bu hasarı verebileceğini söyledi.

TÜBİTAK'ın kriptolu telefon sistemini kuran , yasa dışı dinlemelerle ilgili ilk kez konuştu: Metin, "Kripto hırsızlığının Türkiye'ye faturası çok ağır oldu. Yabancı bir ülke, Türkiye'nin önde gelen kurumuna nükleer bomba atsa, ancak bu hasarı verebilirdi" dedi.

Devletin zirvesi tarafından çok gizli görüşmeler için kullanılan kriptolu telefonlar dinlenmeden önce İstanbul Askeri Casusluk Davası'yla TÜBİTAK görevlileri hapse atıldı. Bilim adamlarından boşalan yerlere paralel yapı kendi adamlarını yerleştirdi ve hayati öneme sahip telefonlar dinlendi. Sonrasında, İstanbul Askeri Casusluk Davası'nın, Kriptolu telefonları dinlemek için de kurgulandığı ortaya çıktı. Kriptolu telefonları dinlemek isteyen paralel yapının kumpas kurduğu eski TÜBİTAK'ın Milcep Kriptolu Telefon Sistemi Proje Yöneticisi Merdan Metin, suskunluğunu bozdu.

SIZDIRDIKLARI KURUMU ELE GEÇİRDİLER


Kriptolu telefon sistemini kuran isim olan Metin, "Saygın, sözü dinlenir, etki alanı ve kaynak imkanı geniş bir devlet kurumu olan TÜBİTAK, ülkedeki iktidar odakları tarafından ele geçirilmesi gereken hedeflerden biri olarak görülür. Eğer Türkiye'de birileri devletin seçim yoluyla gelmiş iktidarına paralel bir iktidar odağı haline gelmeyi hedefliyorsa mutlaka TÜBİTAK'ı ele geçirmek için de bir strateji geliştirmesi gerekiyordu. Bunun için kurumun içine sızarak her kademeyi ele geçirmek gerekirdi" dedi.

YA İSTİFA EDECEKSİN YA DA...


Bu süreçte kendisinin tutuklandığını anlatan Merdan, şunları kaydetti: "Paralel yapı diğer yüzlerce TÜBİTAK görevlisine de önemli bir mesaj verdi. Ya kurumu terk edecekler ya da onların da başına benzeri iftiralar gelecekti. Paralel yapının etkisiyle atanan ilk yönetici TÜBİTAK-BİLGEM'e geldiğinde o zamanki müdürüne, 'Tayinini çıkarttıklarımız istenmiyor demektir. İstifa edip gitsinler yoksa polis eşliğinde gitmek zorunda kalırlar' demişti. Bu dönemde TÜBİTAK'tan yüzlerce kişi tasfiye edildi."

GİZLİ BELGELER ÇALINDI


"Kriptolu telefonların dinlenmesi, ortaya saçılan gizli ve daha yukarı gizlilik dereceli bilgilerin sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor" diyen Metin şöyle devam etti: "Ancak bir de olayların görünmeyen yüzü var. Dava sonrası oluşturulan kadrolaşma sayesinde TÜBİTAK'tan çalınan başka bilgiler ve kriptolu sistemler, telefonlar dinlenerek elde edilen ve ülke güvenliğini ilgilendiren farklı bilgiler de olabilir. Ve zamanı gelince bunları da ifşa edebilir ya da daha vahimi başka ülke ya da kişilerle paylaşabilirler."

VERDİKLERİ HASAR ÇOK BÜYÜK


20-25 yıllık bilgi birikimin ve yetişmiş eleman potansiyelinin bu dava ile darmadağın olduğunu belirten Metin, sözlerini şöyle tamamladı: "Yabancı bir ülke elektronik istihbarat, bilişim harbi ve kriptoloji gibi konularda ülkenin önde gelen bu kurumuna nükleer bomba atsa ancak bu hasarı verebilirdi. Sanırım bu tasvirim, sizlere anlatmak istediklerimi özetliyor. Belgelerin ortaya saçılması ve kriptolu telefonların dinlenmesinden sonra kurumun ürettiği tüm kripto algoritmalarının, sistemlerin, cihazların başka ülkeler tarafından bilinmediğinin garantisini artık kimse veremez. Havuza bir damla zehir düşmüştür, yıllar içinde edinilen saygınlık ve itibar yok edilmiştir."


SABAH UYANDIM ' CASASSUN' DEDİLER

TÜBİTAK'ın Milcep Kriptolu Telefon Sistemi Proje Yöneticisi olan Merdan Metin, diğer onlarca isim gibi bir sabah "ürkütücü" bir casusluk çetesi üyesi olarak uyandı. Gizli bilgi ve belgeleri bu çeteye sızdırdığı iddiasıyla kritik görevinden alındı. Tutuklandı, 1 yıl hapis yattı. Sonrasında yurt dışına çıktı. Kabus dolu günler yaşayan Metin, "25.Ekim 2010 tarihine kadar sabah işe akşam eve, normal bir hayatı olan sıradan bir vatandaşken, o günün sabahına vatanına ihanet eden fuhuş ve casusluk şebekesinin bir elamanı olarak uyandım. 14 ay en ağır suçların infazı için kurulmuş olan F tipi cezaevinde yatırıldım. Ailem, çocuklarım, hayatım perişan oldu. Bu derece haksız hırpalanma ve linç girişimine rağmen ülkeme küsmüş değilim. " dedi.

Yeni Şafak/Cihat Arpacık

Kriptolu ihanet deşifre oldu-Tıklayın

TİB hem Erdoğan'ı hem de Fidan'ı dinledi!-Tıklayın