X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Ekrem Dumanlı ikiyüzlü davranıyor’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

‘Ekrem Dumanlı ikiyüzlü davranıyor’

  • Giriş Tarihi: 22.12.2014
‘Ekrem Dumanlı ikiyüzlü davranıyor’
‘Ekrem Dumanlı ikiyüzlü davranıyor’

2010 yılında Tahşiye kumpası ile tutuklanarak aylarca cezaevinde tutulan Risale-i Nur hareketinin önemli isimlerinden Bünyamin Ateş, Paralel yapının içyüzünü SABAH’a anlattı.

Bünyamin Ateş Türkiye'deki Nurcu grupların yakından tanıdığı bir isim. Sürekli sarı basın kartı sahibi olan Bünyamin Ateş, bir dönem kitapları ve köşe yazıları ile Risale-i Nur camiası içinde etkili isimlerden biri oldu. 1992 yılında ana akım Nurculukta yaşanan bölünme ile kendini biraz geriye çeken Ateş, Nurculuk hareketinden hiç kopmadı. Küçük bir Nurcu grup olan Molla Muhammed çevresi ile yoluna devam eden Bünyamin Ateş Tahşiyeciler operasyonu ile hayatı bir anda değişti. Bünyamin Ateş yakından tanıdığı Paralel yapının içyüzünü ve Tahşiyeciler kumpasını SABAH'a anlattı

EL-KAİDECİ DEĞİL RİSALE-İ NUR TALEBESİYİZ

-Yeni Asya Gazetesi çevresinden koparak Molla Muhammed Hoca'ya yakınlaşma sürecinden biraz bahseder misiniz?

13 yaşından bu yana Risale-i Nur gruplarının içinde yer aldım. Bölünmeler sırasında hep hak tarafında yer aldım. Yeni Asya Gazetesi'nde çalışırken bir grubun yanında olmamamız gerektiğini düşünüyordum. Hak neredeyse onu savunalım dedim.1992'de Yeni Asya'dan ayrıldım.

Ayrılık sebebinizin o dönemde ana akım Nurculuğun Demirel'i desteklemesi miydi?

Evet. Bizim sevdiğimiz var biz onu destekleyeceğiz dediler ve bizde bir grup arkadaş ile ayrıldık. Şu anda Yeni Asya grubunun Gülen hareketini desteklemesini bir akıl durması olarak görüyorum. Hiçbir sebebini anlayamıyorum. O dik duruş nasıl oldu, nereye gitti ben hayretler içerisindeyim.

-Mehmet Doğan ile yani Molla Muhammed ile nasıl tanıştınız?

Biz herkesi kucaklayan bir noktaya gelmiştik. Tam böyle bir dönemde 1993 yılında Allah bizim karşımıza Molla Muhammed Hoca'yı çıkardı. Biz bir grup kafadardık. Önde 5 kişi duruyorduk ama arkada 100 kişiye yakın bir gruptuk.

ŞİDDETLE HİÇBİR İLGİMİZ YOK

-Bazı gazetelerde şiddet yanlısı bir grup olarak gösteriliyorsunuz. Silahlı mücadele konusunda ne düşünüyor?

Molla Muhammet Hoca "Bizim yerli yabancı, silahlı silahsız hiçbir örgütle alakamız yoktur" derdi. Şiddeti tamamen reddederdi.

-Fethullah Gülen ve Molla Muhammed farklılıklar olsa da aynı dini gelenekten geliyor. Peki hangi konularda farklı düşünüyor?

Bir taraf bozguncu, bir taraf ıslahçı, asla birbiri ile kıyaslamam. Dinler arası diyalog konusunda Molla Muhammed Hoca'nın sözlerinden rahatsızdı. O grup bırakın dinler arası diyaloğu Yahudilerin, Hristiyanların cennete gideceğini söylüyordu. Papa'nın önünde eğildi, orada ölmek istediğini söyledi, yanında gidenler elini öptü. Zekât konusunu ucuz bir sermaye haline getirdiler. Kurbanı da suistimal ettiler.

#Sayfa#

GÜLEN'İ SİLAHLA DEĞİL İLİMLE BİTİRDİK

Sonra neler yaşandı?

Molla Muhammed bir seri kitap hazırladı ve yayınladı. Biz Dinler arası Diyalog olmaz dediğimiz için bunu kültürlerarası diyalog, medeniyetler arası diyalog şeklinde değiştirdiler. Bundan çok rahatsız oldular. Elimizde silah yoktu ama ilmen bitirdik onları.

-Gülen, öfke dolu "Tahşiyeciler" vaazını bu kitaplar nedeniyle mi yaptı?

Bizim çıkardığımız kitaplar Gülen'i öfkelendirdi. Bölgede insanların akıllarını karıştırmıştı çünkü. Bir örgüt lideri gibi talimat vererek hayatının en büyük hatasını yaptı. Bu talimatı Zaman Gazetesi tarafından hemen yerine getirildi. Bilgisayar tuşları silahların namlusu gibi bizi gösteriyordu.

STV AÇIK KIŞKIRTMA YAPTI

-Samanyolu TV nasıl devreye girdi?

Yukarıdan emir geldikten çok az bir zaman sonra Zaman'da yazılar çıktı. Hemen ardından Tek Türkiye dizisinin 64. Bölümünde bizim yayınevinden ve yayınevinin markalarından bahsediliyordu. Hidayet Karaca bilmiyormuş, peki biz neden aylarca hapis yattık o zaman. Hidayet Karaca bilmiyorsa bir bilen var, bir "Gülen" var demek ki. "Hep bizim evimizden mi bombalar çıkacak, biraz da onların evinden çıksın" deniliyor bu dizide. Bundan daha aşikâr kışkırtma olabilir mi?

ZAMAN BİLGİSAYARIN TUŞLARINI SİLAH GİBİ KULLANDI

-Ekrem Dumanlı "gazete haberi suç olur mu" diyor. Sizce haklı mı?

122 kişi gözaltına alındı. Bir kısmı 8 ay, bir kısmı 17 ay, bir kısmı 20 ay hapis yattı. Biz bu çıkan haberlerden dolayı hapis yattık. Madem bu haberler önemsiz girsin Ekrem Dumanlı da yatsın 20 ay. Ne var bunda, niye bağırıyor? Madem Hidayet Karaca'nın yerinde olmak istiyor, bizim tattıklarımızı Ekrem Dumanlı da tatsın. İkiyüzlü davranıyor. Tuşları tetik gibi kullanıyor.

-Silahlı terör örgütü suçlamasını da ağır bulanlar var. Sizce de ağır bir suçlama mı?

Evet, silahlı örgüt değiliz diyorlar. Bunlar silahlı örgütün ta kendisi. Benim kapıma paralel yapının polisleri tabanca ile gelmeseydi ben teslim olur muydum? Evet, kendilerinin silahı yok ama bunlar devletin silahını kullanarak bize bunları yaptılar.

#Sayfa#

İMZASIZ İHBAR MEKTUBUNU KENDİLERİ YAZDI

-İmzasız mektupları kim gönderdi?

İmzasız mektuplar o kumpasın bir parçasıydı. Polislerin, savcıların elini güçlendirmek için gönderilen imzasız mektupların hepsini onlar yazdılar. Mektuplar "Müdürüm" diye başlıyor. Allah işte böyle ayaklarına dolaştırdı. Şimdi o mektuplar kayıp.

-Ev aramalarında ele geçirilen el bombalarının hikayesi nedir?


Kriminal raporlar o bombaların polisler tarafından konulduğunu ortaya koyuyor.

Arama kamera kaydına alınmıyor. Aramada ne kapıcı var ne apartman yöneticisi. Bombaları bulup ortalığa serdikten sonra yöneticiyi çağırıyorlar ve kamera kayıta geçiyor. Polislerin sorgusu da çelişkilerle dolu. Bombaları buldukları yerle ilgili farklı ifade veriyorlar. Arama sırasında yönetici yanlarında olmadığı halde yanımızdaydı diyorlar.

BİZİ SAHİPSİZ GÖRÜP AMATÖRCE İFTİRA ATTILAR

-Sorguda size ne soruldu?

Sorgulama sırasında oradaki iddialardan sorular sorulacağını düşünüyorduk. Savcı ve hakim tek bir soru sormadı. Her şey belliydi, soru sorma gereği bile duymadı. Bu paralel yapının kumpası o kadar belliydi ki. Bunu yaparken hiç gizleme gereği bile duymadılar

-Bu yapının kumpaslarda çok profesyonelce çalıştığını biliyoruz. Bu operasyonda neden bu kadar açık verdiler?

Çok acemice ve aptalca bir tuzak kurdular. Bizi hiç önemsemediler. Nasıl olsa sahip çıkan olmaz diyerek acemice izler bıraktılar. O kadar kendinden eminlerdi ki arkada iz bırakmaktan hiç çekinmediler.

YILAN ERDOĞAN'I ISIRARAK EN BÜYÜK HATAYI YAPTI

-Size atılan iftiranın bir gün ortaya çıkacağını düşünüyor muydunuz?

Bu insanların feryadı arştan duyuldu ve arşın sahibi bu grubu dağıttı. O yılan geldi Tayyip Bey'i ısırdı. Recep Tayyip Erdoğan isimli bir delikanlı çıktı bunlara karşı durdu. Eğer bu duruş olmasaydı ne bu iktidar olacaktı ne de özgürlük ortamı olacaktı. Arkalarındaki güç öyle bir teminat vermiş ki, Hükümet üyeleri istifa edecek, Bilal Erdoğan gözaltına alınacak, Erdoğan da pes edip teslim olacak diye düşündüler. Ama Allah tuzaklarını başlarına geçirdi.

-Tahşiyeciler operasyonu üzerinden medya yöneticilerinin gözaltına alınmasını basına yönelik bir baskı olarak görüyor musunuz?

Bunun fikir özgürlüğü ile basın özgürlüğü ile alakası yok. Açın gazeteleri bakın herkes istediği eleştiriyi yapabiliyor. Bu kumpası ortaya çıkarmak neden basın özgürlüğüne müdahale olsun.

#Sayfa#


YALANLA DİĞER CEMAATLERİ DE KIŞKIRTMAYI ÇALIŞIYORLAR

-Bütün cemaatler bitirilecek gibi bir propaganda yapılıyor. Böyle bir siyasi ortam var mı Türkiye'de?

"Bütün cemaatler hedefte" demek ajitasyondur. Kendilerine taraftar, destekçi toplamaya çalışıyorlar. Ancak hangi cemaat bu ülkeyi ele geçirmeye çalışıyorsa onunla mücadele edilsin. Herkes işini bilsin. Siyaset yapmak isteyen cemaat siyasete girsin.

-Geçmişte bu yapının kurduğu kumpastan şikayetçi olanlar size yapılınca Paralel yapının yanında yer aldı. Bu bir çelişki değil mi?

Bu paralel örgüt solculara kumpas kurunca hepsi ayağa kalkıyor, Nurcu bir gruba kumpas kurunca hepsi paralelcilerin yanında yer alıyor. Bu ikiyüzlülüktür. Batı'daki insan hakları kuruluşları da riyakârdır. Ben de gazeteciyim ve sürekli basın kartı sahibiyim. Kılıçdaroğlu "Mazlumun adresi sorulmaz" diyerek cemaati desteklemiş. Ey Kılıçdaroğlu biz mazlum değil miydik? Ekrem Dumanlı asla basın özgürlüğünden bahsetmesin.

İFTİRALARLA CEZAEVİNE ATTIKLARI BİRÇOK MÜSLÜMAN VAR

-Şu anda cezaevinde bu yapının kurduğu kumpas nedeniyle yatan Müslüman gruplar var mıdır?

Bundan hiç şüphem yok. Şu anda hapishanelerde birçok insan El-Kaideci diye hapiste yatıyor. Cezaevi koğuşlarında ezanlar yükseliyor. Hiçbirinin sahibi olmadığı için kendisini ifade edemiyor. Gözüne birini kestiriyorlar. İstediklerini alamayınca bu suç üretme fabrikası devreye giriyor ve operasyonu başlatıyorlar.

SOKAĞA ÇIKMAK CESARET İSTER

-Müslümanları ilgilendiren birçok meselede "sokak çözüm yeri değildir" diyen bu grup şimdi sokakta. Artık bu hareketi sürekli sokak eylemlerinde mi göreceğiz?

Sokak cesaret işidir. Sokağa çıkacak yürekleri olacağını sanmıyorum. O ayrı bir şeydir. Bunlar sıkıştığı zaman bülbül gibi öter. Can tatlıdır. Bu sokağa çıkmalar falan bunların işi değil. Bağırmalar çağırmalar bir ezilmişliğin, çaresizliğin tepkisidir. Devlet devletse kendini korur ve gereğini yapar. Biz emniyete alındığımız zaman hiçbir yakınımız emniyete gelemedi. Sokakta bağıracaklarına zulmettikleri insanların tekrar gönülleri kazanmaya çalışsınlar.

İsa Tatlıcan - Sabah.com.tr