X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan TÜBİTAK ödül töreninde konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan ödül töreninde konuştu

  • Giriş Tarihi: 24.12.2014 13:51 Güncelleme Tarihi: 24.12.2014 16:54
Erdoğan TÜBİTAK ödül töreninde konuştu
Erdoğan TÜBİTAK ödül töreninde konuştu

Teşvik Ödülleri töreninde konuşan , üniversitelerdeki sıkıntılara dikkatler çekerek 'Artık 1940'lardan çıkmamız lazım' dedi.

Yunus Emre Arvas / Sabah.com.tr

, Ankara'da tarafından düzenlenen ödül töreninde konuştu, önemli açıklamalar yaptı. Beyin göçüne dikkat çeken Erdoğan, 'Bilimi devletin, yargının, siyasetin baskısından olduğu kadar mahalle baskısından da uzak tutmalıyız ve bilimi özgür bir zemine oturtmalıyız' dedi. Üniversitelerdeki bir diğer sorunun yaşlı rektörler ve profesörlerin olduğu ve eski zihniyetten kurtulunulması gerektiğini vurgulayan Erdoğan 'Elbette onlara saygı duyacağız görüşlerini alacağız ama komple eğitim sistemini zehirlemelerine izin vermeyeceğiz' dedi.

BİLİMİ ÖZGÜR ZEMİNE OTURTMALIYIZ

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü;

Erdoğan 'Biz, öğrenci değil talebede derdik. İlmi isteyen gönüllü olarak meşakkate katlanacak kişiler ancak talebe olabiliyordu. Eğitimde yoksa zorla öğretelim diye bir gaye böyle bir amaç yoktu. Bizim medeniyet tarihimizdeki ilim merkezlerine baktığınızda İlim için gerekli o şartların oluşturulduğunu ve çok hassas bir şekilde korunduğunu görürsünüz. Bütün tarihi ilim şehirleri kendni alimmlerini yetiştirmekle kalmamış dönemlerinin alimlerini şehirlerine cezbetmiş çekmiştir. Peki bu cazibeyi nasıl oluşturuyor. Alimlerin, bilim insanlarının özgür şekilde çalışmalarını temin edecek iklimi tesis ediyorlar, maddi kaygıları ortadan kaldırıyorlar. Tesis derseniz, medrese kütüphane hepsini temin ediyorlar. Bugün dünyadaki pek çok ülkenin beyinleri kendi ülkelerini bırakıp batıya akın ediyor orada da aradıklarını buluyorlarsa bu buradaki iklimin kaybolmasındandır. Bilim insanı özgür değilse, emniyette hissetmiyorsa. Bilim insanı bilimden ziyade maişetini dert ediyorsa tarihte hep olduğu gibi kalkar daha uygun şartlara göç eder. Bizim işte bu iklimi yeniden oluşturmamız yeniden inşaa etmemiz gerekiyor. Bilimi devletin siyasetin yargının müdahalesinden olduğu kadar mahalle baskısından da kurtarıp daha özgür bir zemine oturtmak zorundayız. Başbakanlık yaptığım süreçte bunun kararlı mücadelesini verdik. Yeterli mi değil eksiklerimiz var bunları da aşmaya çalışıyoruz çalışacağız.

1940'LARDAN KURTULMAMIZ LAZIM

1402 Sıkıyönetim kanunua bir ek yaptılar 5 bin kamu çalışanının işine son verdiler sokağa terkettiler. Bunların hepsi yetişmiş profesör doçentlerdi. Malesef 10 yıllarca bunlar yaşandı. Üniversite bilim, fikir, eğitim dar bir çerçeve içine alınmak istendi. Üniversitelerimizde 1940'ların dünyasında yaşayan ve oralara takılıp kalan akademisyenler var. Elbette bir numune olarak onların fikirlerine saygı duyacağız ama onların bütün bir eğitim sistemini bilim dünyasını karartmasına zehirlemesine müsade etmemeliyiz. Bizim bilim insanlarımız yurt dışına gitmeye gerek duymayacak ülkelerinde gerekli atmosferi duyacaklar.

TÜBİTAK'ın yaptığı ARGE çalışmalarına ve katedilen mesafeye de dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Göreve geldiğimizde bu rakam yüzde 0,5 oranındaydı hedefimizi yüzde 2'ye çıkarttık. Şuanda hedefimize henüz ulaşamadık ama özel sektörün de bu işe girmiş olması ve kısa zamanda yüzde 1'e gelmemiz hamdolsun güzel bir gelişmedir' dedi.

ÖZEL SEKTÖR DE BU İŞE GİRDİ


Özel sektörün de ARGE çalışmalarına girdiğine mutlu olduğunu ifade eden Erdoğan şöyle konuştu; 2002 Sonunda göreve geldiğimizde bizim en fazla önem verdiğimiz öncelik verdiğimiz konu eğitim öğretim olmuştur. Bunun yanında üniversite dedik o zaman 75 üniversite vardı şuanda 176 üniversitemiz var. Olmayan ilimiz de yok şuanda. Iğdır'daki genç mali imkansızlıklar nedeniyle acaba ben üniversite okuyabilecek miyim diye d üşünmeyecek. O gidemeyebilir, ama biz yönetim olarak biz ne yaptık Üniversiteyi onun ayağına götürdük. Biz bilim dedik, inovasyon, markalaşmaya büyük yatırımlar yaptık. Yani, 0,50'de olan ARGE çalışmalarına hedef koyduk ve yüzde 2 olacak dedik. Neyin yüzde 2'sini GSMH'ya oranı. Bunu teşvik edip rekabet alanı oluşturacağız dedik. Hamdolsun hedefi yakalamadık ama güzel gelişmeler oldu. Bu arada birşey oldu. Şimdi özel sektör de bu alanda adımlar atmaya başladı. Özel sektör büyük önem vermeye başladı. Özel sektör daha önce hep hazıra yükleniyordu şimdi kendileri yapıyorlar.

Ödül töreninde paralel yapıya ilişkin de açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bilime teşvik etmesini beklediğimiz TÜBİTAK'ı gizli bir yapılanma sardı hakim oldu ve başka gayelere hizmet etmeye başladı. Kriptolu telefon yaptık diyerek Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay Başkanı ve bakanları dinleyip bilgileri başka ülkelere servis ettiler. Bu vatana, insanlığa ve bilime ihanettir' dedi.

GİZLİ YAPI BÜNYEYİ SARDI

Erdoğan 'Hedefimiz kaliteyi yükseltmek, bilimin desteklenmesi ve teşvik edilmesiydi. Ne oldu, bir gizli yapı gizlice bünyeyi sardı, hakim oldu ve başka gayelere hizmet etmeye başladı. Bilim teşvik etmesini beklediğimiz TÜBİTAK, kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay Başkanı'nı dinlemek gibi haince planların zemini oldu. Kriptolu telefon ürettik diyorlar bunu üst düzey yetkililere veriyorlar ve sonra ellerindeki şifrelerle bunları dinleyip başka ülkelere servis ediyorlar. Burada kendi vatanına ihanet, ahlaksızlık değil bilime ihanettir. Kendilerine verilen imkanları insanların yararı için kullanmak yerine vatana ihanet için kullanan kişi bilim camiasının yüz karasından başka birşey değildir' dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü;

TÜBİTAK'I HEDEF OLARAK GÖRÜYORUM

Bilgiyi ülkemiz için tüm insanlarımız için yönetim aracı olarak kullanma noktasında TÜBİTAK'ı hedef olarak görüyor, oradan elde edilecek hasılanın da çok büyük bir kaynak olacağını vurgulamak istiyorum. Türkiye, paralel yapı ile olan mücadelesini de kazanmıştır, Allah'ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi önümüzde engeldi ve bu açığa çıktı. Bunun açığa çıkmasıyla eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır. Bize düşen ne ise onu layıkıyla yerine getirmeye devam edeceğiz. 77 Milyonun sanal gündemlerle değil asli işiyle uğraşması için daha çok çalışacağız. Çözüm süreci ile mutlak bir ortamı tesis ederek daha ileri demokratik standartlara yoğunlaşacağız. Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak ümitvarım. 12 Yıl içinde açılan 265 bin dersliğin Osmanlı'nın son dönemleri hariç 79 yılda açılan dersliklerin 3/2'si olduğunu gururla söyleyebiliriz. Şimdi hedef 30 öğrenci sayısını yakalamak. 30'un üzerinde sınıflarımızın kalmaması lazım.

TAKLİT EDEN GERİDE KALIR

Artık öğretmen sayısında da ekonomik gücü yakalayıp burada da geldiğimiz noktayı yakalamak ve yeni öğretmenler atayabilmek. Bazıları bize yok mu diyorlar da bu hakkı kazanan herkese öğretmenlik hakkı olmayacaktır. Bütçe neye müsade ediyorsa ne kadar ihtiyaç varsa o kapsamda olacaktır. Cumhuriyet tarihinde hiç bir d önemde olmayan bütçeyi Milli Eğitim'e ayırdık ve hiç olmayan atamaları da şimdiye kadar hep Milli Eğitim'de yaptık. Öncelikli mesele bu. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Gözleri parıldayan bir nesil geliyor bunu görüyoruz. Bizim sahip olamadığımız atmosfere sahip bir nesil geliyor. Bu nesle güveniyorum. Takip eden, taklit eden geride kalır. Takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var bir an önce. Bunu sağlayacak potansiyelimiz de var. Genç yaşta profesör doçent olmuş hocalarımız var.

SANAYİDE DEVRİM YAPTIK

Savunma sanayinde sessiz bir devrim yaptık. İthal eden, taklit eden, montaj yapan bir ülkeden tasarlayan üreten bir ülke konumuna geldik. Kendi tankımızı, milli piyade tüfeğimizi, helikopterimizi tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna yükseldik. En son Gebze'deki merkezleri ziyaret ettik hem de Türksat 6/A uydumuzun imza törenine katıldık. Artık kendi uydularını üretebilen bir ülke konumuna yükseldik.

KENDİSİ OLAMAYAN BİR TOPLUM BAŞKASI OLUR

Amerika kıtasına Colomb'dan önce müslümanlar ulaşmıştı dediğimde birileri kıyametler kopardılar. Halbuki eserler ortada. Bu ülkenin gençleri hala bu mesele karşısında okumak yerine araştırmak yerine kompleks içinde alay ediyorlar. Bizlere malesef yalan söyleyen bir tarih öğrettiler bunun sıkıntılarını yaşadık yaşıyoruz. Bize miras kalan ecdadımızdan kalan özgüvendir. Bize miras kalan taklit etmek değil bu toprakların bereketinin gereğini yapmaktır. Kendisi olamayan bir toplum başkası olur. Kendi değerlerine sahip çıkamayan bir toplum esir olur, takipçi olur, taklitçi olur' dedi.

TÜBİTAK'A TEŞEKKÜR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının sonunda organizasyonu düzenleyen TÜBİTAK'a teşekkür ederken de şöyle konuştu; Şahsen yeni Türkiye ile birlikte bu yeni umut verici sürecin başladığına inanıyorum. İnşallah müdahaleden arınmış bir bilim kendi mecrasını bulacak ve oraya hızlıca akacaktır. Özgüvenimize güç kattığınız için sizleri bir kez daha kutluyor ve tebrik ediyorum. TÜBİTAK'a da bu ödüller için teşekkür ediyor, başarılar diliyor hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.