X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yazarlar büyük tuzağa dikkat çekti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yazarlar büyük tuzağa dikkat çekti

  • Giriş Tarihi: 5.1.2015 13:25 Güncelleme Tarihi: 5.1.2015 13:58
Yazarlar büyük tuzağa dikkat çekti
Yazarlar büyük tuzağa dikkat çekti

Türkiye, dört eski bakan hakkında TBMM'de kurulan Soruşturma Komisyonu'na kilitlendi. Komisyon, bugün saat 14.00'de eski bakanlar Egemen Bağış, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ve Zafer Çağlayan hakkındaki suçlamalara ilişkin son kararını verecek. Türkiye'nin önde gelen gazetelerinde yazan gazeteciler ise dört eski bakanın Yüce Divan'a gönderilmesini '17-25 Aralık darbe girişimi'nin devamı olduğu görüşündeler. İşte kalemlerin 'yüce divan' yazılarından önemli alıntılar.

Mehmet Barlas / Sabah

Darbe girişiminin devamına bel bağladılar

Tayyip Erdoğan ilk kez halkın oyu ile seçilen Cumhurbaşkanımız...
Seçilmesini iç ve dış dünyanın önde gelen isimleri çeşitli şekillerde kutladılar.
Peki, şimdiye kadar onu kutlamayan Türk devlet yetkilisi var mı dersiniz? Mesela Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'tan bu konuda ses çıkmadı...
Ve şimdi bazıları ve özellikle "Pensilvanya Örgütü"ne şu ya da bu şekilde bağlı olanlar, dört eski bakanı Haşim Kılıç'ın başkanı olacağı Yüce Divan'a göndermeyi planlamıyorlar mı?

Böylece bu örgütün planladığı "17 - 25 Aralık darbe girişimi"nin, Yüce Divan tarafından canlandırılıp devam ettirilmesine bel bağladıkları apaçık görünmüyor mu?
#Sayfa#
Fahrettin Altun / Sabah

Yolsuzluğun Aşırı- Politikleşmesi

AK Parti de iktidara geldiği günden itibaren, "yolsuzluk ithamları" ile karşı karşıya kaldı. Yolsuzluk yaptıkları yargı önünde kesinleşen kişileri ihraç etti. Ne var ki, 17 Aralık 2013'ten bu yana maruz kaldığı cinsten "yolsuzluk" ithamları ile hiçbir zaman karşılaşmadı.
İhtamlar her ne kadar niceliksel olarak küçülse de (milyar dolardan, 100 milyon avroya, oradan bir saate), giderek daha şiddetli bir biçimde dillendirildi. Bunun nedeni, 17 Aralık operasyonunu gerçekleştiren Örgütün söylemlerini bütün muhalefet partilerinin satın almasıydı. Yolsuzluk, Türkiye tarihinde ilk defa 17 Aralık müdahalesiyle birlikte "aşırı-politik" bir içerik kazandı. 17 Aralık sonrasında yeni bir siyasal vasat oluştu. Pozisyon, strateji, eylem ve taktiklerin yeniden tanımlandığı bir vasat.
Bugün "4 eski bakan Yüce Divan'a gitsin, AK Parti, yolsuzluk iddialarından temizlensin" sözü, mahiyet itibariyle "yolsuzluğun karşısındayım" sözü kadar apolitiktir.
Ne var ki, bu sözün muhtevası, bir başka siyasete teslim olmak, aşırı-politiklik çukuruna düşmek anlamına gelir. Siyaseten doğrucu bir pozisyona itilip, kendi yararına ve zararına olanı hesap etme kabiliyetinden mahrum bırakılmak demektir bu.
17 Aralık müdahalesi bütün çıplaklığıyla karşımızdayken ve Yüce Divan süreci apaçık bir siyasi tezgah iken esas olan, siyasete sahip çıkmaktır.
#Sayfa#
Cengiz Özdemir / Akşam

Bu sorumluluk asla üstlenilemez

17-25 Aralık darbe girişimiyle birlikte kamuoyu önünde ağır ithamlara maruz kalarak, bakanlık görevlerinden ayrılmanın ötesinde, bedel ödemek zorunda kalan isimlerin Yüce Divan'a gönderilme ihtimali yeni bir tehdit ve tehlike dalgasını beraberinde getirmektedir.
Türkiye siyasal atmosferi Yüce Divan'a gidecek bir kişinin sırf oraya gidiyor olmakla bile, masumiyet karinesinin yok sayılarak, suçlu ilan edilmesine imkan sağlayacak bir olağanüstülüğe teslim olmuş durumdadır.
Böylesi anormal bir süreçten geçilirken, "yargılama, yüzleşme, aklanma" oyunu ile darbe heveslilerine, seçilmiş iradeyle sandıkta başa çıkamayan yerli ve yabancı güç merkezlerine, Türkiye'ye zarar verebilmek konusunda, yeni bir motivasyon kaynağı oluşturulmamalıdır.

Türkiye'nin milletiyle bütünleşmiş bir siyasi iradenin koruması altında sürdürdüğü demokratikleşme ve kalkınma sürecini "yolsuzlukla mücadele" illüzyonu ile buradan açılacak bir gedikle riske etmenin sorumluluğu asla üstlenilemez.
#Sayfa#
Cem Küçük / Yenişafak

Bu ülkede her darbe yargıç eliyle meşrulaştırıldı

Savcılar 17 ve 25 Aralık'la ilgili takipsizlik kararı verdiler. Dört bakan hakkında fezleke ise Meclis'te ve yarın Yüce Divan'a gidip gitmeme meselesi oylanacak. Normalde bakanlar hakkında iddia varsa Yüce Divan'a elbette giderler. Mahkemenin vereceği karara saygı duyulur. Türkiye yargı ve emniyet üzerinden bir darbe tehdidi yaşadı. Bu tehdit bertaraf edildi. Ancak Anayasa Mahkemesi şu anda güvenilir bir kurum değil…

…Kimse bu söylediğimi hafife almasın. Bu ülkede her darbe yargıçlar eliyle meşrulaştırıldı. Yargıç dediğiniz adamlar Türkiye'de başbakan idam ettiler. Henüz bir normalleşme sağlanamadığı için dört bakanın Yüce Divan'a gönderilmesi doğru olmaz.

Ahmet Kekeç / Star

Ne işleri var Yüce Divan'da?

Ben AK Parti yetkilisi olsaydım, "Ne işleri var Anayasa Mahkemesi'nde?" derdim.
Çünkü aldığı kararlarla kendisini siyasileştiren ve "siyasi hasım" rolü oynamaya teşne bir mahkemeden söz ediyoruz...

Niye gitsinler ki Yüce Divan'a?
#Sayfa#
Mustafa KARTOĞLU / Star

Yüce Divan dediğiniz yer Anayasa Mahkemesi!

17 Aralık operasyonuyla ilgili kurulan TBMM Soruşturma Komisyonu, 4 eski bakan hakkındaki kararını bugün verecek.
Komisyon ya "Yüce Divan'a gitmelerine gerek yok" diyecek.
Ya da "Gitmeliler"...
Komisyon 'savcılık' hükmünde.
Kararı da 'iddianame' olacak.
Bu iddianame TBMM Genel Kurulu'na gelecek...
Komisyonun kararı ne olursa olsun nihai kararı Genel Kurul, yani milletvekilleri verecek.

Karar da 'siyasi' olacak.

Hilal Kaplan / Yenişafak

Yüce Divan'mış

Yürütmenin meşruiyetinin birincil şartı sandık, yargının meşruiyetinin birincil şartıysa bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır. Demokrasinin bu iki asgari şartını tesis edemedikten sonra 'Yüce Divan'da aklansınlar' argümanı abestir.
#Sayfa#
Nuh ALBAYRAK / Star

Yüce Divan mı, 'yüce kapan' mı?

...Gelinen noktada gerçekten 'yolsuzluk' olarak nitelendirilecek herhangi bir fiilin işlenip ilenmediğinin artık hiçbir önemi yok. Bu yüzden de bugün bu konuya odaklanmak sadece darbe trenine kömür atmak anlamına gelir. Bu, yeni bir durumdur ve Türk siyasi hayatında bugüne kadar yaşanan bütün "Aklanıp gelme" hikayelerini geçersiz kılmaktadır.

Durum böyle olunca bazı AK Partililer'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başlattığı siyasi harekete yolsuzluğun 'y'sini bile yakıştıramadığı için dört eski bakanlarının yargıda aklanarak hem kendilerini hem de partilerini bu ağır yükten kurtarmaları gerektiğini düşünmeleri de önünde herkesin saygıyla eğilmesi gereken asil bir duruş olmakla birlikte, bunun; söylem olarak cazibesinden başka hiçbir anlamı yok. Tam aksine, konunun sadece Yüce Divan'a aktarılmasını bekleyen, davanın sonucunu bile beklemeden bunu seçim öncesi bir 'yüce kapan' gibi kullanıp AK Parti'yi avlamaya çalışanların ekmeğine yağ sürecektir.

Salih TUNA / Yenişafak

Önce öl sonra öde

17 Aralık yargı darbesi teşebbüsü döneminde, "bırakalım yargı kararını versin" diyenlerin tavrı bana İsmet Özel'in "Üç Frenk Havası" şiirindeki "Önce Öl / Sonra Öde..." sözünü çağrıştırmıştı.
Muhteremlerin "Yüce Divan" dolayımında Anayasa Mahkemesi konusundaki tavırları da maalesef bundan pek farklı değil.
#Sayfa#
Melih ALTINOK / Türkiye

Yüce Divan'dan sonra ne gelecek?

Meclis Soruşturma Komisyonu, eski bakanlardan Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan'ın Yüce Divan'a gidip gitmemesiyle ilgili kararını 5 Ocak'ta verecek. Eğer komisyondan "evet" kararı çıkarsa, konu Genel Kurul'da görüşülecek. Buradaki oylamanın sonucuna göre de Anayasa Mahkemesi'nin "Yüce Divan" sıfatıyla devreye girip girmeyeceği belli olacak.

Hükümetle sandıkta hesaplaşmayı göze alamayıp, iktidarı, sokak kabadayılığından uluslararası müdahaleye kadar ne kadar gayrimeşru yöntem varsa onunla ele geçirmeye çalışanların tavrı malum. Dün askerden, muhtıralardan, AK Parti'nin kapatılmasından medet umdukları gibi, bugün de elleri yolsuzluk susturucusu takılmış yargı darbesi silahının kabzasında.

Ersoy Dede / Yeni Akit

Darbeciler Kazanmasın

...Komisyonda, her bakan hakkında ayrı ayrı oylama yapılacak. Oylamadan Yüce Divan'a sevk kararı çıkarsa, bu defa son sözü TBMM Genel Kurulu söyleyecek.. Buradan da salt çoğunlukla sevk kararı çıkması halinde ilgili bakan ya da bakanlara Yüce Divan yolu açılacak. Sahiden de bu darbe girişimini tertipleyen örgütün 'kurban' olarak seçtiği dört isim, üzerlerine atılı iftira nedeniyle sanki suçluymuş gibi Yüce Divan'a gönderilirse bu sivil siyaset tarihine kara bir leke olarak geçecektir.. Bu kadar açık ve net.
#Sayfa#
Yıldıray OĞUR: Türkiye
Kimsenin atıfetini istemiyorum

Eğer Anayasa Mahkemesi'ndeki değişimin zamanlamasıyla, Yüce Divan'a gönderme zamanlaması arasında bir ara formül bulabilirse hem AK Parti kamuoyu karşısında rahatlar hem de bakanların gerçekten adil yargılama yapacak bir heyetin önünde kendilerini savunmalarına fırsat verilmiş olur. Hem AK Parti hem de bu dört bakan bu yükten kurtulur.
Aslında daha şık olanı, Yüce Divan'ın başında isterse Fethullah Gülen'in kendisi otursun bakanların çıkıp şunu açıkça diyebilmesiydi:
"Kimsenin atıfetini istemiyorum."

Murat Kelkitlioğlu / Güneş

Hedef Erdoğan'ı yargılamak


Pensilvanya liderliğindeki kirli ittifakın yeni oluşturduğu senaryo bir süredir gündemde.
17-25 Aralık darbe girişimini itibarsızlaştırarak, unutulmayacak bu tarihi yolsuzluk operasyonu kılıfına sokmak için büyük bir uğraş veriliyor. Giderek büyüyen ve kritik bir rol üstlenen Halk Bankası'nı ve imza atılan büyük projeleri kullanarak 4 eski bakanı Yüce Divan'da yargılamak için elde ne varsa kullanılıyor.
Kısacası, 'paralel örgüt'ün unsurlarının Çağlayan Adliyesi önünde bildiri dağıtarak başlattığı darbe girişimini Meclis'e taşımak gayreti içindeler...

…Hatta daha ileri giderek söylüyorum; ipe sapa gelmeyen bu yolsuzluk iddialarını gerekçe göstererek ileri bir tarihte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yüce Divan'da yargılanmasını sağlamak gerçek hedefleri.